Gıda Hattı

Dünya Gıda Günü'nde 1 Milyar İnsan Aç

17 Ekim 2007, 18:41
Paylaş

Yeni bin yılın başından itibaren gittikçe artan açların sayısı bir milyara yaklaştı. Her yıl 16 Ekim tarihinde kutlanan Dünya Gıda Günü ile ilgili bir açıklama yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki -Mun , yüz milyonlarca insanın kronik açlık çektiğini söyledi.

Küresel ısınma ve hızla artan nüfus, tarımın ve gıdanın önemini kat be kat artırdı. Devletlerin uluslararası toplantılardaki “açlık ve yoksullukla mücadele” sözlerine rağmen, küresel kapitalizm yoksulluk ve açlığı küreselleştiriyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki -Mun , dünyanın gıda edinme hakkını herkes için mümkün kılacak kaynağa, bilgiye ve araca sahip olunmasına rağmen, açların sayısının her geçen gün artmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Mehmet Alkan , “açlığın, 21. yüzyılın en önemli, en temel ve en öncelikli sorunu olduğunu” bildirdi. Mehmet Alkan , 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, istatistiksel verilere göre, her yıl geri kalmış ülkelerde 15 milyon çocuğun açlıktan öldüğünü ifade etti.

Dünya nüfusunun 2004 yılı itibarıyla 6.37 milyara ulaştığını belirten Alkan , nüfusun 2025 yılında 8.47 milyara ulaşacağının ve bu nüfusun yüzde 61’inin büyük şehirlerde yaşayacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Alkan , Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO ) tahminlerine göre, 2025’te dünya gıda üretiminin yüzde 75’ten fazla artarak yaklaşık 8.4 milyar insanı besleyecek düzeye ulaşacağını ifade etti. ”Bir insanlık ayıbı” olarak değerlendirdikleri açlık sorununun 21. yüzyılın en önemli, en temel ve en öncelikli sorunu olduğunu dile getiren Alkan , “Ülkemiz nüfusunun yarısının yoksulluk sınırı altında, 10 milyondan fazla yurttaşımızın da açlık sınırı altında yaşadığı göz önüne alınırsa, açlık ve yetersiz beslenmeyi ulus olarak ne kadar derinden yaşadığımız ortaya çıkacaktır” görüşünü ifade etti. Dünyada ve Türkiye ’de bir yandan gıda üretimini artırmak, diğer yandan yoksulluğu yenmek ve bölgeler arasındaki gelir dağılımındaki dengesizlikleri yok etmenin hedeflenmesi gerektiğini belirten Alkan , “Türkiye ’de özellikle hayvansal protein açığının ulaştığı boyut dikkate alınarak ulusal hayvancılık politikası oluşturulmalıdır. İnsanlar yeterli ve dengeli beslenme konusunda eğitilmelidir” şeklinde konuştu.

Kaynaklar tahrip ediliyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB ) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar , dünya nüfusundaki hızlı artışla birlikte gıda maddelerine duyulan ihtiyaçların da arttığını, temiz su kaynaklarının giderek azaldığını, tarım yapılacak alanların daraldığını kaydederek şunları söyledi: ‘’Küresel ısınmanın önemli bir tehdit olduğu günümüz dünyasında en temel insan haklarından biri olan yeterli ve güvenli gıdaya erişim, tüm dünya ülkelerinin en önemli öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda tarım sektörünün önemi daha da artmıştır. Tarımın, insanların beslenmesi, istihdam, hammadde, toplumsal yapının ve çevrenin korunması, kaliteli üretim ile yaşam kalitesinin artırılması gibi pek çok işlevi bulunmaktadır.”

Geçen yılki Dünya Gıda Zirvesi’nde, liderlerin 2015 yılına kadar dünya üzerindeki aç insanların sayısının yarıya indirilmesi yönünde anlaşma sağladıklarını hatırlatan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB ) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı , var olan politikalarla bu sorunlara çare bulunamayacağı görüşünü belirtti.

Mehmet Soğancı , Türkiye’nin sürdürdüğü AB ve Dünya Ticaret Örgütü politikalarının tarım alanındaki olası olumsuz etkilerinin önüne geçebilmek için Türkiye ’de altyapı sorunlarının çözümü ile üretim maliyetlerinin düşürülmesi için tarım sektörüne yılda en az 10 milyar dolar kaynak transferinin zorunlu olduğunu kaydetti.

Topraklar yok ediliyor

Türkiye sanıldığı gibi toprak zengini bir ülke değil. Ülke coğrafyasının sadece üçte biri tarım arazisi. Bunun da sadece sekizde biri verimli. Yoksul ülke toprağı hızlı bir yok oluş süreci yaşıyor. Tarım arazilerinin yüzde 73’ünde erozyon var. Birim alandan Avrupa’dakinin 17 katı kadar toprak taşınıyor. Amaç dışı tarım arazisi kullanımı talana dönüşmüş durumda. Üstün verimli 1 milyon hektar arazi betonlaşmış durumda.

Önemi her geçen gün artan toprağa Türkiye ’de sahip çıkılmıyor. Toprağı, su kaynaklarını, ormanları, meraları, sulak alanları vs. doğal varlıkları bütünüyle koruyan bir yasa yok. Orman, mera, sulak alanlar ve toprakla ilgili ayrı ayrı yasal ve düzenlemeler bulunuyor.

En yenisi olan ve korumaktan uzak olduğu yönünde eleştiriler alan Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Yasası iki yıldır yürürlükte fakat uygulamada bir karşılığı bulunmuyor.

Su fakiri Türkiye tehlikenin farkında değil

Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000 - 10.000 metre küp arasında olmalı. Bu rakamın çok altında bir potansiyele sahip olan Türkiye su zengini bir ülke değil. Buna rağmen endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller ihtiva eden atık suların sadece yüzde 22’si arıtılıyor geriye kalan yüzde 78’i ise arıtılmaksızın doğrudan göl, ırmak ve denizlere veriliyor.

Dünyada ve Türkiye ’de küresel ısınmanın etkilerine dair bilimsel kanıtlar her geçen gün artıyor. Küresel ısınmanın Akdeniz ve dolayısıyla Türkiye ’deki en büyük etkilerinden biri de kurak olacak.

Kuraklığın en büyük etkilerinden biri ise su kaynakları üzerinde görülmekte. Son kırk yılda sulak alanlar, su havzaları korunmuyor. Sulak alanlar kurutuldu. Hâlâ göllerin kıyılarını doldurmak için uğraşılıyor.

Kaçak yeraltı suyu kullanımı Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri. Yerleşimlerin etrafındaki su havzaları yapılaşma, kirlenme ve su dengesi bozularak tahrip edildi. Akarsular ve göller atık su boşaltma alanı olarak kullanılıyor .

Son 40 yılda Türkiye , sulak alanlarının yüzde 50’sini kaybetti. Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.