Gıda Hattı

Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe: "Kilo sorunu genellikle ya anneden ya sevgiliden"

27 Nisan 2021, 10:55
Paylaş
Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe: "Kilo sorunu genellikle ya anneden ya sevgiliden"

Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, kilo sorununun psikolojik kökenlerinden bahsetti, “Birçok sebepte anne çıkıyor. Annenin davranışları, yaptığı yemekler, zorla yedirmesi ya da cümleleri…Ya da ilk sevgili, kocası” dedi.

Diken.com.tr’den Şule Türker, Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe ile bir söyleşi yaptı. Aktepe, söyleşinin ilk bölümünde kilo sorununun psikolojik kökenlerinden bahsetti…

Kilo almanın sürpriz nedenleri nedir? – Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe

 

Aslında Ramazan’da nasıl beslenmeli diye konuşmak için aramıştım diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe’yi. Ama konu kiloya gelince, Adana’da geçen çocukluk yıllarından itibaren kendi kilo verme serüvenini de barındıran kitabı ‘Aşk Tadında Diyet’ten de haliyle bahsettik.

Ergenlik döneminde yaşadığı kiloyla ilgili travmaları, bunların meslek seçimine etkisini, hamileliğinde ve sonrasında aldığı 20 kiloya rağmen nasıl kendisini normal hissettiğini ve ‘Adanalı gelin gibi’ dolaştığını tüm içtenliğiyle anlatan Aktepe, bu yaşanmışlıkları dolayısıyla danışanlarıyla rahatlıkla empati kurabildiğini söyledi.

Aktepe, Hacettepe Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun. Mezuniyet tezi ‘Tip-1 diyabetli çocuklarda sosyo-ekonomik seviyenin beslenmeye etkisi’ üzerine.

Aktepe’ye göre kilo/beslenme bozukluğu sorununun altta yatan sebebi genelde anne, ilk sevgili ya da eş…

Hem keyifli hem bilgilendirici bir sohbet oldu… Buyursunlar…

‘Aşk Tadında Diyet’in diğer diyet kitaplarından farkı ne?

Diğer diyet kitaplarından farklı olmasına özen gösterdim, içinde yer alanların ekonomik, pratik tarifler olmasına özen gösterdim. Tabii ekonomik derken bu glutensiz grubu kapsamıyor. Zira glutensiz beslenmek Türkiye’de gerçekten ekonomik olarak biraz maliyetli bir durum. Bu tarz beslenenler rakamları biliyordur. Onun dışındakilerin kolay, her yerde bulunabilecek, marketinizden, bakkalınızdan gidip alabileceğiniz malzemeler olmasına özen gösterdim.

Bir diğer farklılığı aklınıza takılan bütün soruları cevapladım. Yürürken, yatarken, yemek yaparken, spor yaparken, tuvalette, alışverişte, mayo bikini giymeye çalışırken, davete giderken ve daha birçok konuda ne yapmanız gerektiğiyle ilgili endişeliyseniz veya aklınıza takılan sorular bunlar, zaten diğerleri her yerde cevaplarını bulabilecekleriniz. İnsanların buna ihtiyacı olduğunu düşündüm.

Sizin hikayeniz de kitapta yer alıyor…

Evet, kitap dört bölümden oluşuyor. Birinci bölümde de benim hikayem var. İkinci bölümde sorular ve cevaplar var. Bu bölüm demin dediğim gibi diğer kitaplardan farklılık taşıyor, zira bu kadar çok soruya cevap, en azından benim incelediğim hiçbir kitapta yok. Üçüncü bölümde diyet modelleri var, akla gelen soruların detaylı anlatımı. Dördüncü bölümde de örnek menüler ve tarifler bulunuyor.

Samimiyetle aktardığınız hikayeniz ilgi çekici. Biraz bahsedelim mi?

Ben 20 kilo verdim. Ama bunun başlangıç aşaması var. Çocukluktan itibaren, eskiyi de hatırlatmak istedim. Kitabı okurken yüzlerde gülümseme de olsun istedim. Bu benim için gerçekten önemli, çünkü çok acıklı hikayeler var ortalıkta. Filmler, diziler, kitaplar her şey acıklı… Biraz komik bir anlatım olsun istedim. Zaten böyle olunca akılda da daha çok kalıyor. Dolayısıyla epey keyifli anıları paylaşarak,  nasıl farkına varmadan 20 kilo aldım, kendimi normal hissettim, sonra nasıl karar verdim, tüm bunları yazdım.

‘Boyun bir karış asla kilo almamalısın!‘

Anladığım kadarıyla hikayeniz çocukluğunuza dayanıyor?

Aslında kilolu bir çocuk değildim. Belli dönemlerde ‘balık etli’ diyebiliriz, zayıf olduğum dönemler de vardı. Doğum sürecine kadar 5 kilo fazlası olan dönemler geçirdim çoğunlukla.

Fakat neden kendimi hep kiloyla ilgili sınanmış hissediyordum? Çevrenin baskısı. Çevre, kendisinin olmak istediği bedeni, benim olmam gerekli olarak görüyordu. Kendilerinin kilosuna hiç bakmadan ben 1-2 kilo aldığımda, “Zaten boyun kısa, bir karış, daha uzun olsa manken olurdun, yüzün güzel, vücudun asla kilo almamalı, bak kilo aldın” dediler. Hep böyle büyüdüm ben. Ve ben kendimi kilolu görmeye başladım; “Benim kilom var, acilen zayıflamam lazım.” Ergenlik dönemimde limon yemeler vs bilinçsiz yapılan ne varsa hepsini yaptım. Kilo vermek için her tip modeli uyguladım.

‘Hayvan gibisin’

Lisedeyim dershaneye gidiyorum. Üzerimde dar bir kot pantolon ve incecik bir kazak var. Kısacık saçlarım ve numaralı gözlüğümle erkek çocuğu gibiyim… Kaldırımda yürürken karşıdan benimle yaşıt bir çocuğun geldiğini görüyorum. Nasıl da yakışıklı, kaslı. Gözlerimi alamıyorum adeta. Bakakalıyorum yanaklarım al al oluyor. Yakışıklı genç yanımdan geçerken bana eğilip, “Hayvan gibisin” diyor. Kalbim duracak gibi nefes alamıyorum… Köşeyi döner dönmez gözyaşlarım yüzümden döküldü döküldü döküldü. Kazağım ıslandı. Ve ben bir daha hiç aynaya bakmadım. Ne de olsa nasıl göründüğümü duymuştum. Bu olay, bu kitabı yazana kadar da hiç gün yüzüne çıkmadı.

‘‘Hayvan gibisin’ cümlesinin üstünden fazla geçmemişti ki ben neredeyse ders çalışmayı bıraktım ve ölüm diyetine başladım. Gün boyu zır aç geziyorum. Yürüyorum. Sabah aç karnına yemeklerden önce ve sonra, aralarda sürekli limon yiyorum. Birilerinden “Limon zayıflatır” diye duydum tam gaz uyguluyorum. Tam bir buçuk ay geçti, yeni ben yeni bir beden. Öyle hızlı kilo verdim ki ayakta duramıyorum. Nefes alış hızım değişti. Rengim yediğim limonlar gibi. Mide rahatsızlığım azdı. Ama olsun artık hayvan gibi değilim!”

Mesleğinizi seçmenizde bu ‘gençlik travması’nın etkisi oldu mu?

Tam da bu nedenle bu mesleği seçtim. Ben 88 yılında girdim üniversiteye, o dönemde doğru düzgün diyetisyenlik bilinmiyordu bile. Lisede çok başarılıydım, aldığım notlar çok iyiydi. “Diyetisyen olacağım” dediğimde ablam, “Ne münasebet, bu notlarla neden bunu yazıyorsun?” diye tepki gösterdi. Diyorum ki “Kendimi zayıflatırım, bıktım sürekli kilo alıp vermekten, insanların beni konuşmak yerine oramı buramı konuşmasından…”

Kilo bayağı bir travma olmuş sizde…

Tabii ki tabii ki. Zaten ben psiko diyet ağırlıklı çalışıyorum, sebebi bu.

Psiko diyet nedir?

Ben psikolog değilim, dolayısıyla tamamıyla psiko diyet uygulayamam. Ama benim aldığım çok fazla eğitim var. İnsan davranışları, karakter özellikleri, koçluk v.s.  Ama daha da önemlisi kendi yaşadığım duygu durum bozukluğunu biliyorum. Aşama aşama altta yatan sebebi bulmak gerekli. Tabii ki bir psikolog, psikiyatrist gibi deşemem ama ben yürüyüşünden, odama girip oturuşuna kadar, ne olduğunu anlarım. Bana sorduğu sorudan, vücut dilinden, sürekli telefon açıp, mesaj atmasından veya ikinci gelişte ne olduğuna kadar hepsi hepsi bellidir.

‘Çoğunlukla sebep anne çıkıyor‘

Altta yatan sebep neler olabiliyor?

Birçok sebepte anne çıkıyor. Annenin davranışları, yaptığı yemekler, zorla yedirmesi ya da cümleleri ki ben de bunları yaşadım. Ya da ilk sevgili, kocası. Hepsi bir travma oluyor, ettiği bir cümle. Aslında karşı taraf incitmek için söylemiyor ama kilosu olan insanlar çok inciniyor.

Anladığım kadarıyla geçmişi sizin gibi olan danışanlarınıza sadece ‘diyet listesi’ vermiyor, ruhlarını da iyileştiriyorsunuz…

Bir kere ben kendim kilo verdiğim ve bunları yaşadığım için çok büyük bir güven var, o güvenle birlikte zaten ben aşama aşama biliyorum ki ne hisseder, ne yapar, nerede daha çok yeme atakları olur. Bunların dışında bakıyorum eğer sıkıntı yaşayacaksa bir psikolog ya da psikiyatriste gitmesi gerekiyorsa onlara da yönlendiriyorum.

Bir insanın gelip “Bir kibrit kutusu peynir, beş zeytin, bir dilim ekmek” yazan bir listeyi alıp gitmeye ihtiyacı yok. Bunu bizim siteyi de açsa rahatlıkla bulabilir. İnsanlar sohbet etmek, güvenmek ve bu programların sürdürülebilir olmasını istiyor. Kilo bir şekilde veriliyor ama bunun sürdürebilmesi çok önemli. Bunun için de uygulanabilir program olmalı; ekonomik olmalı, her zaman gittiği marketten temin edebilmeli, çok pratik tarif olmalı ve sevdiği besinleri içermeli.

Sürdürülebilir olmazsa verilen kilo bir süre sonra geri alınıyor…

Daha fazlasıyla alınıyor ki bu çok tehlikeli. Yoyo diyetlerin kardiyak ölüm riskini artırma oranı 3,5 kat fazla. Kilo alıp vermektense sabit kilosunda kalsın çok daha sağlıklı.

Çok şükür şimdiye kadar gelen hiç kimse “Of çılgın kilolar aldım” diyerek geri dönmedi.  Nedir, birkaç kilo alır, zaten öyle sistem oturmuştur ki onları da tekrar verir. O ay koruma programı da katıldıysa –ki bunun için ısrar ederim- sonra da zaten artık kilo almaz, çünkü beyni de bedeni de yeni kilosuna adapte olmuştur. Artı eksi 1-2 kilo ile hayatlarını sürdürmeye başlarlar.

Koruma programı nedir?

Kiloyu veriyor, giderken diyoruz ki, “Ayda bir koruma programına dahil olun.” Bir ay sonra bana geleceğini, egzersizini yapması gerektiğini hatırlatıyoruz, iletişim kesilmiyor, yani bu program işin içinde tutuyor, kaçamaklar ekleniyor. Kendini çok mutlu hissediyor. Hem benimle hem programdan ayrılmış gibi, ikisinin arasında bir durum.

Yani bir süre daha bağınızı devam ettiriyorsunuz?

Tabii tabi. Zaten bu çok hoşlarına gidiyor. Ne benimle ne bensiz gibi bir durum var. Sonra kilolarını koruduklarını da her ay geldiklerinde görüyorlar. Zaten beden alışıyor o kiloya.

‘İki sene Adanalı gelin gibi dolaştım‘

Siz kilo vermeye nasıl ne zaman başladınız?

Ben doğumdan sonra iki yıl daha o kiloyla devam ettim. Ama öncesinde de çok zayıf değilmişim onu fark ettim. Doğum yaptım, iki sene falan tam böyle ‘Adanalı gelin’ gibi dolaşmışım. Ben Adanalı’yım. Her yerimde altınlar, saçım başım yapılı, incecik kaş… O zamanki fotoğraflarımı görenler ben olduğuma inanmıyor…

Ben kendimi o kadar normal görüyorum ki o dönemde, hiç kilolu değilim yani, herkes anormal, onlar çok zayıf. Öyle bir psikoloji…

Sonra, 2009’da bir anda dedim ki “Tamam bitti.” Enteresan bir şekilde, bir yemek masasından kalktım, “Ben gidiyorum işim var” dedim. Bir anda egzersiz için spor salonuna yazıldım, kendime programlar yazdım. Bacaklarım çok şekilsiz olmuştu, mezoterapi vs. uygulamalarından faydalandım. Ve çok güzel kilo vermeye başladım.

Yani öyle bir anda mı oldu kilo vermeye karar vermeniz?

Farkındalık. Bir gün öncesinde kendimi çok normal görürken, o gün bir anda aynada gerçek Neslihan’ı gördüm. Onu gördüğümde de zaten vazgeçtim. “Artık bitmeli” dedim. Bir anda da vermedim 20 kiloyu. 72 idim, 67’ye düştüm, sonra 62’ye geldi, iki üç ay es veriyordum, sonra 58, sonra 55, 55’te bir süre kaldım, sonra 52 oldum.

“Adanalı gelin gibi dolaştım” dediğiniz süreçte diyetisyenlik yapıyor muydunuz?

Hayır, bir ilaç firmasındaydım.

Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesi Aktepe şu sıralar yeni kitap hazırlıyor.

Kilo verdikten sonra mı başladınız?

58’e düştüğümde, “Artık diyetisyenlik yapacağım” dedim. Sonra tam başladım, 55’e düştüm. Televizyonlara falan çıkmaya başladım. O süreçte televizyonların ‘acımasızlığını’ fark ettim, çünkü bir beden büyük gösteriyor. O nedenle biraz daha kilo verdim, 52’ye indim, o da benim için çok iyi oldu, isabet oldu.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.