Diyabetik ve Fonksiyonel Gıdalar

Diyabetik gıda nedir?

Gıda alımının vücudumuzun insülin ihtiyacını etkilemesi ve insülinin kan şekerini düşürme etkisi nedeniyle diyet diyabet tedavisinde en temel unsurdur. Bu amaçla hazırlanmış özel formülasyonlu gıda ürünleri diyabetik gıdalar olarak adlandırılır. Diyet ürünler muadil ürüne göre kalorisi azaltılmış üründür,

Ancak; Diyabetik gıda şeker yerine sakarin, aspartam, asesülfam-K gibi enerji içermeyen tatlandırıcılar veya dekstroz, maltoz, mısır şurubu, fruktoz gibi enerji içeren tatlandırıcılar kullanılarak üretilen besinlerdir. Diyabetik ürünlerin özelliği içindeki şeker veya tatlandırıcıdan kaynaklanmaktadır. Birçok üründe olduğu gibi diyabetik ürünler karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral içermektedir. Diyabetik ürünler özellikle şeker hastalarının tüketimi için üretilmişlerdir ve bir uzman kontrolünde hastaların günlük diyetlerine adapte edilerek kullanılmalıdır. Şeker oranı azaltılmış diyabetik ürünler, yüksek yağ ve kalori içerebileceklerinden zayıflama diyetleri için tercih edilmemelidir. Hayatın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını uygulamanın, hareketli bir yaşam biçimi sürdürmenin, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğu asla unutulmamalıdır

Fonksiyonel gıda

“Fonksiyonel gıda” terimi besinlerin yanı sıra sağlığa bir fayda sağlayan gıdaları tanımlar. Diğer bir tanımla; vücudun temel besin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde insan fizyolojisi ve metabolik fonksiyonları üzerinde ilave faydalar sağlayan, böylelikle hastalıklardan korunmada ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşmada etkinlik gösteren gıdalar veya gıda bileşenleridir. Besleyici etkilerinin yanı sıra bir ya da daha fazla etkili bileşene bağlı olarak sağlığı koruyucu, düzeltici ve/veya hastalık riskini azaltıcı etkiye sahip olup, bu etkileri bilimsel ve klinik olarak ispatlanmış gıdalar fonksiyonel gıda olarak adlandırılır.

Gıdanın şeker içeriği kan şekeri seviyesini nasıl etkilemektedir? Şeker hastası biri olarak hangi meyvelerden kaçınmalıyım?

 Aynı miktarda karbonhidrat içeren farklı gıdalar kan şekeri seviyesinde aynı etkiyi yaratmaz. Yedikten sonra kan şekerini yükseltme özelliğine göre karbonhidrat içeren gıdaların sıralamasına Glisemik İndeks (GI) denir. Glisemik indeks 0 ila 100 arasında değişir; 100, glikoz ya da beyaz ekmek gibi gıdalara denk gelir. Aynı karbonhidrat seviyesinde GI’si yüksek gıdalar kan şekeri seviyesinde hızlı bir artışa neden olurken GI’si düşük gıdalar kan şekeri seviyesinde daha az artışlara neden olur.

GI faktörünün en önemli etkilerinden birisi de diyabet alanındadır. GI’si düşük gıdaların yüksek miktarda tüketilmesi nişasta ve şekerin daha yavaş sindirilmesine ve kan dolaşımında şekerin daha yavaş emilmesine neden olur. Genel sağlık faydaları hakkında hala yeterli uzun vadeli çalışma bulunmamasına rağmen bunlar, kan şekeri seviyesinin düzenlenmesine yardımcı olur.

Meyveler sağlık için önemli vitamin, mineral, lif ve diğer maddeler sağlamaktadır. Ayrıca birçok meyvenin yağ ve kalori miktarı düşüktür. Eğer şeker hastasıysanız kararında yemek yemeniz önemlidir. Tükettiğiniz miktara dikkat ettiğiniz sürece uzak durmanız gereken herhangi bir meyve yok. Diğerlerinden daha az Glisemik İndekse sahip sadece birkaç meyve vardır. Bazı örnekleri şu şekilde sıralayabiliriz: Glisemik İndeksi düşük meyveler (Glisemik İndeksi 55’ten az): elma/elma suları, armut, portakal, portakal suyu, üzüm, greyfurt, çilek. Orta düzeyde GI faktörüne sahip meyveler (GI 55-70): Muz, ananas, kavun.

Hangi gıdalar lif içerir?

Lifler, bitkilerin yapılarını korumalarını sağlayan maddelerdir. Selüloz, hemiselüloz, polisakkaritler, pektinler, gumlar, zamklar ve ligninler besinsel lifler arasında yer alır. Bu lifler insan vücudu tarafından sindirilemezler. Bu sebepten dolayı kalın bağırsak problemlerinin düzeltilmesinde faydalı olur. Beslenmenizde lif miktarını arttırmak içi diyetinize aşağıdaki besinleri ekleyebilirsiniz:

• Tam tahıllı gıdalar (kepekli tahıllar, tam tahıllı makarnalar, kahverengi pirinç) ve ekmek (kepekli tahıllar ile yapılanlar)
• Taze meyveler (kabuğu ve pulpu dâhil)
• Kurutulmuş veya komposto meyve (erik, kuru üzüm veya kayısı gibi)
• Kök sebzeler (havuç, turp veya patates gibi)
• Lahana gibi çiğ veya taze sebzeler,
• Brokoli, kurutulmuş fasulye ve bezelye, mısır

Konjuge linoleik asit eklenen bir ürünün stabilitesi değişir mi?

Konjuge linoleik asit (İng.: conjugated linoleic acid, CLA) doğal olarak oluşan, çoklu doymamış bir yağ asitidir. CLA aslında bir grup linoleik asit izomeridir, yani kimyasal olarak sıradan linoleik asitle aynıdır ancak atomlar farklı bir şekilde dizilmiştir. Linoleik asit insan vücudu tarafından üretilemediğinden beslenme yoluyla alınması gereken esansiyel yağ asitlerindendir. Konjuge linoleik asidin (CLA) insan sağlığı için faydalı olabileceği bildirilmiştir. Bazı hayvan deneyleri antikanserojen ve antiaterojeni özelliklerin yanında vücut yağ ve enerji metabolizması üzerinde etkileri olduğunu göstermiştir. CLA geviş getiren hayvanların (sığır, kuzu, dana) yağlarında ve süt ürünlerinde doğal olarak bulunmaktadır. CLA kimyasal yapısı nedeniyle oksidasyon işlemine veya ısıl işleme daha dayanıklıdır. CLA’nın gıda üretimi esnasındaki stabilitesi hakkında bilgi almak için Emmental peynir işlemesinin CLA içeriği ve izomer bileşimi üzerindeki etkisi bir çalışma ile değerlendirilmiştir. Peynir üretim işlemi süresince CLA içeriğinde bir değişim gözlenmemiştir. Farklı fermantasyon türlerinin (Propionibacterium spp.’in farklı türleri) kullanımı veya işleme sıcaklıklarındaki değişimler de sonuçta elde edilen peynirin CLA içeriğini değiştirmemiştir. CLA izomer bileşimi de işlemde değişime uğramamıştır. Emmental içeren sürülebilir peynir üretimi veya Emmentalin pişirilmesi veya ızgara yapılması CLA içeriğini etkilememiştir. Bu süt ürününde bulunan CLA’nın incelenen koşullarda istikrarlı olduğu görülmüştür.

İnsülin nedir?

İnsülin protein yapısında bir hormondur. Pankreastaki beta hücrelerinde yapılır. Kandaki glikoz düzeyi yükseldiği zaman pankreas otomatik olarak uyarılır ve insülin salgılar. İnsülin kandaki glikozu bağlayarak hücre zarındaki insülin reseptörlerinin yardımıyla glikozu içine alır. (Kaynak: Sağlık Bakanlığı- Beslenme Bilgi Serisi B 12)

Glisemik indeks

Karbonhidratlı bir besinin yendikten belli bir süre sonra sonunda kan şekerini yükselte bilirliğini ifade eder. Besinlerin glisemik indeksi kan şekerinin yavaş veya hızlı yükselmesini etkilemektedir. Glisemik indeks 50 gram Karbonhidrat içeren test yiyeceğinin 2 saat içerisinde oluşturduğu kan glikozu artış alanının, aynı miktarda karbonhidrat içeren referans yiyeceklerin oluşturduğu kan artış alanına kıyaslanmasıdır.

Kısaca yenildikten 2 saat sonra besinlerin gösterdikleri glikoz yanıtlarının standart olarak alınan ekmeğin gösterdiği yanıta göre % değeridir. Glisemik indeksi yüksek besin alımıyla obezite, diyabet ve bunlarla ilintili diğer kronik hastalıkların görülme sıklığı arasında paralellikler saptandığından, sağlıklı beslenmede yer alan karbonhidratlı yemeklerin glisemik indekslerinin düşük olması önerilir. ( Kaynak: Sağlık Bakanlığı- Beslenme Bilgi Serisi B 12)

Şeker hastaları kuru baklagilleri tüketebilir mi?

Kuru baklagiller glisemik endeksi düşük gıdalardandır ve şeker hastalarına tavsiye edilmektedir: bu tip karbonhidratların alınması hastaların glisemisini düzenlemesine, glisemiden ve insülin salgısının ani çıkışlarından korunmasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca glisemik endeksi düşük gıdalar hastaların açlık kan lipit seviyeleri üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

Ülkemizde diyabetli hasta sayısı?

Ülkemizde yapılan istatistiksel çalışmalar sonucu 5 milyon diyabet hastası olduğu görülmüştür. Bu rakama her yıl 180.000 kişi eklenmektedir. Diyabetli hastaların yıllık tedavi harcamaları 1,1 milyar dolardır.(Kaynak: Türkiye Diyabet Vakfı)

Diyabette Gıda seçimi ve diyet planlama nasıl olmalıdır?

Sağlığımızı koruyabilmek ve geliştirebilmek, kalp krizi gibi kronik hastalıklar, bazı kanser türleri, diyabet, felç ve osteoporoz riskini azaltmak için diyet rehberleri dikkate alınmalıdır. Bu hastalıklar ölüme ve sakatlıklara yol açmaktadır. İyi bir diyet ile obezite, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi kronik hastalıklarla ilgili temel riskler azaltılabilmektedir.

Diyabetin kontrolünde temel yapı taşlarından biri arzu edilen metabolik kontrolü sağlamak, diyabetin ileri döneminde ortaya çıkabilecek kronik komplikasyonları önlemek ve tedavi etmek, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırmak, yaşam süresini ve kalitesini yükseltmek amacıyla yürütülecek beslenme tedavisidir.

Günümüzde diyet uzmanları artık tüm diyabetli hastalara tek bir yemek planı tavsiye etmemektedir. Bunun yerine kişinin yaşam stili ve kişiye özel sağlık gerekleri göz önüne alınarak daha esnek yemek planları tavsiye etmektedirler. Diyabet hastalarının yeme düzenlerini oluşturabilmeleri için uzman bir diyetisyenden danışmanlık almaları en iyi yöntemdir.

Diyabetli bireylerin beslenme tedavileri yaşına, boyuna, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından hazırlanır.

Diyabetli bireyler yeterli ve dengeli beslenebilmeleri için enerji ve tüm besin ögelerinden önerilen miktarlarda almalıdır.

Sizin gıda seçiminiz, yaşam tarzınız, çevre koşullarınız ve aile tarihçeniz sizin sağlığınızı etkileyen temel faktörlerdir.

Herkes için özellikle diyabet hastaları için genel olarak aşağıdaki tavsiyelere uyulması önerilir. Eğer kronik diyabet hastalığı riskiniz yüksekse bunlar sizin için daha da önemli olmalıdır.

Formda kalmak için;

-İdeal kilo -Her gün fiziksel aktivite

-Sağlıklı bir temel inşa edebilmek için;

-Gıda seçimlerinde rehber gıda piramidini göz önüne almak

-Günlük olarak çeşitli tahıl ürünlerinin tüketimi

-Günlük olarak çeşitli sebze ve meyve tüketimi

-Yiyeceklerin uygun muhafaza edilmesi

Mantıklı seçim;

-Düşük Doymuş yağ, kolesterol ve ölçülü düzeyde toplam yağ içeren diyet

-Şeker alımını dengeleyecek içecek ve gıdaların seçimi -Daha az tuz kullanarak gıda hazırlamak, seçmek -Alkollü içecek alımını dengelemek

hindiba-koku lifi-1-gidahattiDiyet lifinin önemi nedir?

Diyet lifi; besinlerin sindirilmeyen, nişasta olmayan kısmıdır. 2 tip diyet lifi vardır. Suda çözünür diyet lifi; pektik ögeler, sakızlar, b-glukan, musilajlar, dirençli nişastadır. Suda çözünmez diyet lifine örnek ise selüloz, lignin ve hemisellülozdur. Suda çözünür lif grubundan; pektin elma, ayva vb. besinlerde; sakızlar reçinede; b-glukan yulaf vb. besinlerde; musilajlar bitkilerde; dirençli nişasta kuru baklagillerde bulunur. Suda çözünmez diyet liflerinden; selüloz kepekte, hemiselüloz tahıllarda ve lignin ise buğdayda bulunur.

Genelde besinler sindirim enzimleri yardımı ile parçalanırlar. Ancak diyet lifi sindirim enzimlerinden etkilenmeyerek sadece barsak içerisinde bulunan yararlı bakteriler tarafından parçalanırlar. Bu olaya kolonda fermentasyon denir. Kolonda fermentasyona uğrama yüzdesine göre diyet lifinin barsak sağlığını daha iyi koruduğu bildirilmektedir. Toplam diyet lifinin yaklaşık yarısı bağırsakta fermentasyona uğramaktadır. Çözünür lif daha çok fermente olur. Örneğin; kuru baklagiller % 100 fermente olurken kepek ve buğday % 20-80 arasında fermente olmaktadır. Bu nedenle kuru baklagillerin düzenli tüketilmesi barsak sağlığı açısından oldukça olumludur.

Diyet lifinin enerji yoğunluğu düşük olduğundan ve su çekici özelliğinden dolayı mide içeriğinin viskozitesini arttırarak midenin boşalmasını geciktirir. Mide boşalmadığı için bireyin yeme isteği azalır. Bu durumda kilo vermek isteyen bireyler için çok olumludur. Kilo vermede amaç bireyin daha uzun süre tok kalmasını sağlamaktır. Bu nedenle diyet lifi yüksek beslenme ile bol su içimi bir arada olursa daha uzun süre tok kalınacağı kesindir.

Diyet lifinin hastalıklar üzerine olan etkisi de göz ardı edilmemelidir. Diyet lifinin kolon-rektum kanserini önlemede etkileri vardır. Bu etkisini kolon bakteri florasını değiştirerek toksik metabolitlerin üretimini önleyerek ve dışkı atımını hızlandırarak bu metabolitlerin barsak hücreleriyle temas sürelerini kısaltılmasıyla sağlamaktadır.

Diyet lifi kolesterol düşürücü etkisi ile kardiyovasküler hastalıklar için de önemli etkilere sahiptir. Çözünebilir posa; bağırsaklardan safra asitlerinin emilimini engelleyerek karaciğerde kolesterol sentezi için gerekli öncü öğelerin konsantrasyonunu azaltmaktadır.

Ayrıca diyet lif içeriği yüksek olan besinlerin glisemik indeksleri düşüktür. Bu nedenle diyabet hastalığı olan bireylerin lifli besinleri düzenli olarak tüketmeleri kan şekerinin düzenlenmesi açısından oldukça yarar sağlamaktadır. Özellikle yulaflı besinler çözünür lif içeriğinden dolayı kan şekerinin denetiminde pozitif sonuçlar getirmektedir.

Diyet lifinin yetişkinler için günlük önerilen miktarı ortalama 25-30gr’dır. Bunu besinlerle karşılamak hiç de zor değildir.

Günlük diyet lifi gereksinmesini karşılamak için; 1 porsiyon yeşil yapraklı sebzeler, 1 porsiyon domates, havuç, 1 porsiyon narenciye meyveler, 1 porsiyon kuru baklagil yemekleri, 3 orta dilim ekmek (tam buğday unundan yapılmış) , 1 porsiyon bulgur veya kepekli pirinç veya tam taneli makarna tüketilebilir.

Diyet lifinin en iyi kaynakları; badem, taze ve kuru barbunya, yeşil mercimek, fırınlanmış kestane, yer fıstığı, buğday kepeği, tam buğday ekmeği, kurutulmuş domates, lahana, bamya, kabuklu fırınlanmış patates, taze soğan, asma yaprağı, taze bezelye, taze fasulye, kabuklu elma ve armut, kuru kayısı, kuru incir ve limondur.

Light / Diyet Ürünler Zayıflama Diyetlerinde Serbestçe Tüketilebilir mi?

Bir ürünün üzerindeki “light” veya “diyet” ibaresi o besinin gün içerisinde serbestçe tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Sonuçta lezzet veren birtakım öğeler (yağ, şeker, un, tuz…) mevcuttur. Unutmayınız ki bunlardan herhangi birinde yapılan bir azaltma diğerindeki artış ile kapatılmakta ve lezzet bu şekilde korunmaktadır. O nedenle besinler satın alınırken etiketleri iyi bir şekilde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir. Aksi takdirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla kilo kazanımına yol açabilir.

Diyet ve Diyabetik Ürünler Türkiye Pazarı Ne Kadar?

– Pazar büyüklüğü (2007 yılı): 90,7 milyon YTL

– Pazar büyüme oranı (2006 yılı): % 20

– Satın alan hane oranı: % 46 Kaynak: IPSOS-KMG Fonksiyonel ve Diyet Ürünler Raporu 2007

Bağlantıda Kalalım

Site İçi Arama

Sıcak Haberler