Gıda Hattı

Dert etmeyin!

24 Aralık 2020, 12:42
Paylaş
Dert etmeyin!

Dünyanın biz insanlara ihtiyacı yok ama bizim ona mutlak ihtiyacımız var. Ya bugüne kadar yaşadıklarımızdan ders alır, bilgi ve teknolojiyi doğru şekilde kullanırız ya da kendi ellerimizle kendi sonumuzu hazırlamaya devam ederiz. Herkes müsterih olsun. Dünya bizden sonra da dönmeye devam edecek.

Dert etmeyin - Dr. Erhan Ekmen - Ziraat Yüksek Mühendisi

Dünya tarihinde bazen öyle yıllar olur ki; sonraki yılların seyrini değiştirir. Aslında bu değişime neden olan şartlar uzun bir süredir oluşmaktadır. Sadece bardağı taşıran o son damlanın müthiş etkisini hissederiz. Halbuki kader ağlarını uzun süredir örmektedir ve farkında bile olmamışızdır. Bu son salgın hastalıkta da aynı şeyleri yaşadık. Aynı hataları tekrar yaptık. Her şeyi basından takip ederken ne yazık ki bazı konuları yine ıskaladık.

Virüsler, insanlar yeryüzünde yokken varlardı. Hep çevrelerindeki canlılar ile birlikte yaşadılar. Bu salgın insanların virüslerle ilk mücadelesi değil, son da olmayacak. Tarih kaybedeni ya da kazananı olmayan bu tip hastalıklarla mücadeleler ile dolu…

Senaryo, hep aynı şekilde işliyor!

Hep aynı şekilde işleyen senaryoya göre; önce uzun bir dönem hastalığın olması için uygun koşullar oluşuyor. Sonra hastalık geliyor ve panik yaşanıyor. Acil tedbirler ve yasaklar uygulanıyor. Kısa süre sonra herkes bu yeni duruma alışıyor ve gevşiyor. Daha sonra hastalık asıl etkisini bu süreçte gösteriyor ve çok daha büyük kayıplar yaşanıyor.

Peki, film burada bitiyor mu? Elbette hayır. Asıl toplu ve uzun dönemli kayıplar tarımda yaşanan sıkıntılar nedeniyle önce kendini kıtlık, sonra da açlık şeklinde gösteriyor. Geriye açlığın açısı kalıyor. Gerçekten de salgının ilk günlerinde hastalığı bile hiçe sayarak marketlere saldırdık. Bu tamamen içgüdüsel bir tepkiydi.

Felaketlerin sonucu; açlık ve kıtlık!

İnsanlığı tehdit eden tek tehlike hastalıklar değil. Deprem, volkan, fırtına, sel, çığ, yangın gibi doğal felaketler ile de karşı karşıyayız. Ama daha kötüsü savaşlar ve çevre kirliliği gibi insan eliyle yaratılan yapay felaketleri de burada saymalıyız. Hangisi olursa olsun, sonuç hiç değişmiyor. Bütün bu felaketlerin neden olduğu kayıplardan çok daha fazlasını kıtlıkla ve açlıkla yaşıyoruz. Üstelik etkilerinden uzun bir dönem boyunca kurtulamıyoruz.

Burada işin en akıl almaz tarafı ise; günümüz teknolojisi uzaya gidebilecek, atomu parçalayabilecek kadar gelişse bile; aynı senaryo değişmeden oynanmaya devam ediyor. Aklınıza gelebilecek her türlü felaket, aslında bilimsel olarak takip edilebilir birikimlerin sonucunda geliyor. Bu nedenle olumsuz etkiler, kısmen de olsa, önceden tahmin edilebilir, önlenebilir ya da etkileri azaltılabilir. Hiç olmazsa, etki anında ve sonrasında kayıpları en aza indirebilecek tedbirler alınabilir.

İnsanlığın açlık utancı!

Söylemesi bu kadar kolay bir şey, acaba niçin uygulamada kendine yer bulamaz? Cevabı kendi vicdanımızda ve aklımızda aramaya başlayabiliriz. Öncelikle insanlık onuruna yakışmayan açlık karşısında beslenmek her insanın hakkı diyoruz. Ama bugün Dünyamızda her sekiz kişiden birinin mutlak aç, dördünün de yeterli gıdaya ulaşamadığını belki de çoğumuz biliyor. Üstelik bütün Dünya nüfusuna fazlasıyla yetecek kadar tarımsal üretim yapabilmemize rağmen bu utancı yaşıyoruz.

Kendimize karşı adil ve dürüst olmadığımız bir yerde olağan olarak doğaya da saygılı değiliz. Üstelik doğaya karşı verdiğimiz tahribatla hiç kazanamayacağımız bir savaşı sürdürüyoruz. Bakın son salgında 15 gün evde oturduk, doğa hızla kendini toparladı. Düşünün bir kere; insanlar sonunda kendini yeryüzünden yok etseler, en fazla birkaç sene içinde sanki insanlar burada hiç yaşamamışçasına izimiz kalmayacak şekilde doğa normale dönecek.

Dünyanın biz insanlara ihtiyacı yok, ama bizim ona ihtiyacımız var!

Medyada bunları söyleyenleri pek duymuyoruz. Basın uzun vadeli tedbirler yerine anlık çözümlere yoğunlaşıyor. Konuyu bilmeyen ve anlayamayan haberciler, bize ne sunarsa onunla yetinmek zorundayız. Biz gerçekleri kaçırırken bardak dolmaya devam ediyor.

Dünyanın biz insanlara ihtiyacı yok ama bizim ona mutlak ihtiyacımız var. Ya bugüne kadar yaşadıklarımızdan ders alırız ve geldiğimiz bilgi ve teknolojiyi doğru şekilde kullanırız. Ya da kendi ellerimizle kendi sonumuzu hazırlamaya devam ederiz. Herkes müsterih olsun. Hiç dert etmesin. Dünya bizden sonra da dönmeye devam edecek.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.