AramaArama
Gıda Hattı

Denizlerdeki kirlilik ağır metal riskini artırıyor. Balık yerken dikkat!

9 Ağustos 2021, 15:48
Paylaş
Denizlerdeki kirlilik ağır metal riskini artırıyor. Balık yerken dikkat!
Denizlerdeki kirlilik, balıklarda cıva, kurşun, kadmiyum gibi ağır metal oranlarını tehlikeli boyutlara taşıyor.

Denizlerdeki kirlilik, balıklarda cıva, kurşun, kadmiyum gibi ağır metal oranlarını tehlikeli boyutlara taşıyor. Kanserojen özellikleri olan maddelerin vücuda fazla yüklenmemesi için balık tüketimine dikkat edilmesini öneren Prof. Dr. Deniz Ayas, “Ağır metallerin özellikle dip balıklarında, omurgasızlarda ve avcı balıklarında daha fazla olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Balıklardaki ağır metal yoğunluğu, insan sağlığı açısından alarm verir düzeye geldi.

Denizlerdeki ağır metal kirliliğinden nasibini alan balıklar, bu kirli denizlerden beslendikleri için bünyelerinde ağır metalleri biriktiriyor. Bu ağır metaller de tüketilen balıklarla insan vücuduna geçiyor. Bu ağır metallerin vücutta fazla birikmesi ise bazı sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, besleyici özelliği çok fazla olan balıkları tüketirken bilinçli olmanın önemine vurgu yaparak, kanserojen özellikleri olan bu metallerin vücuda fazla yüklenmemesi için balık tüketimine dikkat edilmesini öneriyor.

“Ağır metaller, dip balıklarında, omurgasızlarda ve avcı balıklarda daha fazla”

Yaptıkları ağır metal analizlerinin, balıklar ve omurgasızlardaki metal yükünü gözler önüne serdiğini belirten Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, “Genel olarak ağır metallerin, özellikle dip balıklarında, omurgasızlarda ve avcı balıklarında daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Barbunya, dil balığı gibi dip balıklarının; sardalya, hamsi gibi orta su balıklarına göre daha fazla metal içerdiğini tüm analizlerde görüyoruz. Lüfer gibi avcı balıklar da, beslendiği balık grubuna göre daha fazla metal içeriyor. Biz bunu besin zincirinde ‘kümülatif artma’ olarak isimlendiriyoruz. Besin zincirinde ağır metaller bir sonraki kademeye artarak gidiyor” diye konuştu.

Tüketim sıklığı önemli

Balıklarda ağır metallerin fazla olmasının insan sağlığına olumsuz etkileri bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Ayas, “Kurşun, kadmiyum, cıva gibi ağır metallerin toksik etkileri olduğu, insan metabolizmasında da kansere yatkınlık gibi bir etkisinin olduğu literatürde zaten kabul edilen bir durum. Burada tüketim sıklığı önemli; çok fazla balık tüketimi, bu metallerin insanda olumsuz etkilerine neden oluyor. Aslında balık açısından baktığımızda şöyle bir gerçek açığa çıkıyor; balıklarda bizim tükettiğimiz yer kas doku. Metallerin hedeflediği organlar ise karaciğer, böbrek, dalak, solungaç. Metaller bu dokularda birikiyor. Besin zincirinde o kadar fazla metal yükü var ki, bu balıklar depo organlar dolduğu için kaslarda da depolamaya başlıyor. Biz buradan aslında çok problematik bir durumun olduğunu görüyoruz. Kas dokuda kadmiyumun, cıvanın, kurşunun olmaması gerekiyor, çünkü depo organı değil. Ama bunların oranlarının gün geçtikçe arttığını da rahatlıkla söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

“Balıklar besleyici ancak tüketirken dikkat!”

Bu ağır metallerden kaçınmak için önerilerde bulunan Ayas, “Balıklar, besleyici yönleri de olan canlılar, çok iyi aminoasit içerikleri ve çok iyi yağ asit profilleri var ama insanlar bu konuda kendilerini korumalı, daha bilinçli davranabiliriz. Hamsi, sardalya gibi balıklar daha az ağır metal yükü içerdikleri için haftada bir kez bir porsiyon tüketilebilir; yani sıklığı daha fazla olabilir, çünkü insanın da aldığı bu metalleri atma mekanizması var. Daha riskli gruplar, yani dipten beslenen canlı gruplarında karides, kalamar, barbunya, dil balığı gibi dip balıklarını da ayda bir kez tüketmek yeterli olur diye düşünüyorum. Çünkü fazlasında daha fazla metal yüklemesiyle karşı karşıya kalır insan vücudu ve bunu detoksifi (bedenin maddeden arındırılması) etmede zorlanabilir. Eğer deniz balığı tüketiyorsak belli oranlarda tüketmekte fayda var” şeklinde konuştu.

Ağır metallerin balıkta olduğu gibi insanda da çeşitli organlarda depolandığını dile getiren Ayas, bunların başında karaciğerin geldiğini kaydederek, “Karaciğerde metaller proteinlerle bağlanırlar. Daha fazla metal aldığınızda, karaciğer bu taşıma kapasitesini aştığında metaller çeşitli dokularda negatif özellikleri açısından problem oluşturmaya başlarlar. Bunlardan en temeli de kansere yatkınlık, çünkü bu metaller potansiyel kanserojen metallerdir” dedi.

Balıklarda ağır metaller yükünün artmasının nedeni, denizlerdeki kirlilik

Balıkların bu kadar fazla ağır metal yükü almalarının ana nedeninin, insan eliyle denizlerin kirletilmesi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ayas, şunları söyledi:

“Biz çevreyi, denizi kirletiyoruz. Denizi kirlettiğimizde bu metaller önce suda bulunuyor, daha sonra deniz sedimanına (tortul kayaçlar) geçiyor. Balıklardan önce planktonlar bu metalleri hem deniz suyundan hem sedimandan alıyorlar. Bu planktonlarla beslenen balıklar metal yükleniyor. Besin zincirinde bu durum artarak yol alıyor. Burada ilk giriş tabii ki karasal, kirliliğin denize ulaşmasıyla birlikte oradaki metal yükünün arttığını görüyoruz. Son olarak müsilaj meselesinde de görmüştük; besin elementleri ya da endüstriyel proseslerden veya tarımsal faaliyetlerden çıkan metallerin denize ulaşması, müsilaj gibi problemlere neden olurken, aynı zamanda da tüm besin zincirini toksik hale getirebiliyor. Biz de artık ‘Balığı haftada bir tüketin, ayda bir tüketin’ gibi uyarılar yapmak zorunda kalıyoruz. Her zaman tüketilmesi önemli olabilecek bir ürünün, sınırlı tüketimini önermek zorunda kalıyoruz. Bu paradoksal bir durum, kirlettikçe kirlettiğini tüketiyorsun; tükettikçe de kirletiyorsun. Tükettikçe kirlettiğin şey de besin zincirinde tekrar sana taşınıyor. O yüzden aşırı tüketim ve bunun teşvik edilmesi tüm doğal kaynakların kirlenmesine neden oluyor ve buradan da insana geri dönüş olarak da bu ağır metaller ulaşabiliyor. Böyle bir paradoks içinde yaşıyoruz.”

İHA

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.