AramaArama
Gıda Hattı

Deniz ürünü İstiridye nedir? İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır?

2 Eylül 2021, 16:48
Paylaş
Deniz ürünü İstiridye nedir? İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır?
Deniz ürünü İstiridye nedir? İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır? Su ürünleri arasında bulunan İstiridye ile ilgili araştırmalar internet üzerinden yapılıyor. Peki deniz ürünü İstiridye nedir? İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır?

Deniz ürünü İstiridye nedir? İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır? Su ürünleri arasında bulunan İstiridye ile ilgili araştırmalar internet üzerinden yapılıyor. Peki deniz ürünü İstiridye nedir? İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır?

İstiridye yetiştiriciliği nasıl yapılır?

İstiridye ülkemizde pek bilinmeyen ve yenilmeyen bir deniz ürünüdür. Ancak denizlerde, su ürünleri yetiştiriciliğinin Avrupa'da Romalılar zamanında istiridye yetiştiriciliği ile başladığı düşünülmektedir. Eski devirlerde çok miktarda istiridye bulunabileceği ileri sürülerek neden yetiştiriciliğe geçme mecburiyeti duyulduğu akla gelebilir. Bu soruya karşılık iki tarihi yanıt vermek mümkündür.

Bunlardan birincisi, yenilebilecek istiridye yetişen pek çok bölgede bu canlının yeterince ürememesidir. Öyle ki çağımızda bile çok iyi istiridye yetiştirme ortamına sahibi olduğu halde üretimin az olduğu bölgeler vardır. Bu gibi bölgeler de iyi bir biçimde istiridye yetiştiği bilinmesine rağmen sürekli avlama sonucu istiridyelerin azalması ve bu durumu gören insanların başka bölgeler den istiridye yavrusu getirerek büyümesi için buralara bırakmaları, istiridye yetiştiriciliğinin bir başlangıcı olarak kabul edilebilir.

İkincisi ise istiridyenin tüketiminde çeşitli yollar vardır. Bazı ülkelerde ve bölgeler de çiğ olarak, bazı yerlerde ise pişmiş olarak tüketilir. Bazı bölgeler de ise istiridye etini kapağı üstünden çiğ olarak yeme alışkanlığı vardır. Bu şekildeki bir tüketim için düzgün kabuklu doğal istiridye temini ise denizlerden güç olmaktadır. Bu zorluk amaca uygun istiridye üretmek için yetiştiriciliğin ele alınmasına da etken olmuştur.

Günümüzde istiridye dünyada en çok yetiştiriciliği yapılan su canlısı durumundadır. Örneğin Pasifik istiridyesi (Ostrea gigas) 2002 senesinde dünyadaki 4,1 000 000 ton üretim ile başta gelmektedir.

Günümüzde de istiridye üstünde pek çok ülkede geniş bir talep vardır. İstiridye etinin çok miktarda çinko içermesi ve bu sebeple afrodizi- yak etkisinin olduğunun kabul edilmesi tüketim üstünde önemli etki yapmaktadır. Bazı yerlerde yalnızca ek ya da lüks bir gıda olarak ele alınmakla birlikte, bazı bölgeler de temel gıda durumundadır. Bu sebeple pek çok yerde doğadan yeterli istiridye temin edilemeyince yetiştiriciliği yoluna gidilmiştir. Pekçok ülkede görülen kirlenme olayları da doğal stokların azalmasına neden olmuş, bu durum doğal avcılık piyasasına büyük zararlar vermiştir. Bu durumda üreticilik yöntemlerine ağırlık vermek mecburiyetinde kalınmıştır. Hatta bazı bölgeler de kirlenme yönünden istiridyelerde önemli bir ölüm olmamış ise de sağlık sebebi ile insan gıdası olarak kullanılmasından kaçınılmıştır. Örneğin ABD Birleşik Devletleriinde 1964 senesinde bu ülkenin toplam istiridye sahalarının %12 kadar, 400.000 hektarlık alan, istiridye avcılığı ve yetiştiriciliğine kirlenme sebebiyle kapatılmıştır

İSTIRİDYE'NİN BİYOLOJİSİ:

İstiridye'nin Sistematikteki Yeri: Pbylum. Mollusca.; Clasis: Biualuia; Ordo: Filibranchiata ;Familya: Ostreidae, Genus: Ostrea (Linne, 1758 );Species: Ostrea edulis, Ostrea lurida; Genus: Crassostrea (Sacco, 1897); Species: Crassostrea gi- gas, Crassostrea virginica .Crassostrea angulata olarak belirtilebilir

Ülkemiz sularını temsil eden tek tür Ostrea edulis tur. Ülkemizde; Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz'in İstanbul Boğazı ile birleştiği yerlerde görülmektedir.

İstiridye'nin Morfolojisi ve Fizyolojisi: Morfolojik olarak Ostrea edulis dairesel şekilli iki kabuktan meydana gelmiştir. Her iki kabuk dorsal kenarlarından boynuza benzeyen ligamentlerle birbirine bağlanmıştır. Ligamentin esnekliği kabukların açık durmasını sağlar. Bu hasta veya ölü istiridyenin karakteristik bir özelliğidir. Açılmış kabukların canlılığı herbiri ayrı fonksiyona sahip olan iki kısma ayrılmış adductor kası tarafından kontrol edilir. Adductor kası merkezidir ve her iki kabuğa da sıkıca yapışmış durumdadır.

Vücut kısmı adductor kas ı ile mafsal arasında uzanır. Kalp, bağırsak, böbrek, mide bu bölümdedir. Gonadlar da buradadır. Üreme zamanında gonadlar tüm yüzeyi kaplayarak krem beyaz görünüm alırlar.

Manto vücut kısmının her iki yanını kaplayan düz bir dokudur ve kabuk kenarı boyunca sabit olarak uzanır. Manto kenarlarında bulunan materyalin ilavesi sonucu kenar kısımda kabuk bir hayli gelişmiştir. İstiridye kabuklarının %95'den fazlası kalsiyum karbonattır.

İstiridye solungaçları vücudun 2/3'ünü sarar. Belli aralıklar ile birbirine bağlanmış küçük filamentlerden oluşur. Su, manto boşluğundaki su alma bölümünden filamentler üstünde bulunan kırbaç biçimindeki sayısız scilia'ların hareketiyle su tüplerine hareket eder. Bunlar yalnızca suyun hareketini sağlamaz, hemde istiridyenin besinini oluşturan küçük parçaları da sudan filtre eder. Bu süzülen su solungaç tüplerine geçer ve oradan su verme bölümüne, en sonunda manto boşluğundan dışarı atılır.

İstiridyenin sağ kabuğu düzdür ve larva metamorfoza ulaştığında kendini sol kabuk üstünde zemine tespit eder.

Uygun şartlarda istiridyeler tüm gün boyunca kabuklarını açıp su içindeki planktonları ve zerrecikler halindeki organik maddeleri hatta su içindeki mineral maddeleri bile süzerek gıda olarak kullanırlar. Böylece su içindeki organik maddeleri ete çeviren canlılar olarak önem kazanırlar. Su akıntısının esas rolü kuşkusuz ki beslenme üzerinedir. Ancak bunun beraberinde su, sindirim sisteminde ve böbreklerde oluşan atıkları uzaklaştırmaya yarar ve ayrıca canlıya 02 sağlar. İstiridyelerin filtrasyon hızını sıcaklık, suyun debisi ve partikül konsantrasyonu etki eder.

İstiridyenin Üremesi: İstiridyelerin üreme mevsimi ilkbahar sonu ile sonbahar sonu arasındadır. Her iki cinsiyetteki gonadlar pek çok hayvanda bulunan ile kıyaslandığında basit yapıya sahiptir. Sindirim sistemi üstünde yerleşmiş durumdadır.

Avrupa istiridyesi (Ostrea edulis) olgun durumda iken gonadlar 2 ya da 3 mm . Kalınlığında bir tabaka biçimindedir. Cinsiyetler arasındaki farklılık yumurta ve sperm varlığından hariç belli olmaz.

Avrupa istiridyesi (Ostrea edulis) sükseksif hermofroditizm gösterir. Seksüel olgunluğa ilk ulaştığı zaman gonad normalolarak bir erkek gibi gelişir ve sperm verir. Gonad spermi bıraktıktan sonra dişi safhasına geçer ve sperm yerine yumurta üretir. Bu düzenli bir biçimde tüm hayatı boyunca devam eder. Erkek tarafından dışarı bırakılan spermler dişi tarafından su alma kanalıyla alınarak yumurtalar dişinin palial boşluğunda kuluçkalandıktan sonra dışarıya serbest yüzen veliger larva durumunda bırakılırlar. Bu larvalar yaklaşık 125 mikron büyüklüktedir. Suda velumları sayesinde hareket ederler. Besin olarak fitoplankton tüketirler. 2-3. Haftanın sonunda pelajikte yaşamlarını sürdüren larvalar 200-260 mikron büyüklükte iken zemine inerek hayatlarının geri kalan kısmını sürdürecekleri sert bir sübstratuma kendilerini tespit ederler. Crassostrea gigasıs: ise dişi birey yumurtalarını deniz suyuna bırakır ve erkek bireyin bıraktığı spermalar ile su içerisinde döllenme olur. Yumurtalar yaklaşık 50 mikron büyüklükte olup, çok küçüktürler. Yumurtalar ovaryurnda iken armut şeklindedir. Ovaryumdan bırakılıp su ortamında döllendikten sonra spiral şekil alır. Birinci ve ikinci polar vücut görünerek yarılma devam eder. Gelişim morula, blastula ve gastrula safhalarına doğru ilerler. Veliger safhada larvanın velumu . Ortaya çıkar ve aktif hareket etmeye başlar. Daha sonra D şekilli larvaya dönüşür. Larvada umbo oluştuğunda umbo safhasındadır ve kabuk uzunluğu 0.2 mm .'ye ulaştığında ayak görülür, velum çekilir. Ayak geliştiğinde larva yapışma durumuna geçer ve kendini sert bir zemine tespit eder.

Çevre istekleri: İstiridye türlerinin çevre is- tekleri türlere bağlı farklılık gösterir. Örneğin olimpik istiridyesi C Ostrea lurida) Kuzeybatı ABD'de en yüksek fiyatla pazarlanabilen ma- halli bir türdür. Bu tür temiz suları tercih eder. Japonya'da bulunan Crassostrea rivularis bulanık ortamda bulunun üstün yaşama gücü ile tanınan ve çamu rlu zemini olan yerlerde yetiştiriciliği yapılan bir istiridye türüdür.

Deniz ürünü İstiridye nedir

İstiridyeden Larva Alım Yöntemleri

Olgun istiridyelerden yumurta ve larva elde etmek için birkaç yöntem vardır. İstiridyenin yumurta ve larvalarını ortama normal olarak kendi isteği ile bırakması haricinde yumurtlamayı uyarıcı şok metotları de uygulanır. Bu şok metotları şöyledir;

Termik Şok: Şok metotlarınin en çok kullanılanıdır. Olgun istiridyelerin ani olarak sıcak sudan soğuk suya, soğuk sudan sıcak suya bırakılması ile olur. Bu işlem birkaç defa tekrarlanır ve istiridyenin larva bırakması beklenir.

Kimyasal Şok: İstiridyelerin manto boşluğuna 2 cc, 0,5 mollük KCl solüsyonu enjekte etmek suretiyle yapılabilmektedir.
Elektrik Şoku: İstiridyelere düşük voltta elektrik verilmek suretiyle uygulanır.

Mekanik Şok: İstiridyelerin adductor kasına enjektör iğnesi ile dokunularak uyan yapılabilmektedir.

Diğer Yöntemler: Olgun istiridyelerin kapama kasları kesilerek üstündeki yumurta ya da larvalar alınabilir. Yumurtlamayı uyarmak için ortamda sperm solüsyonu verildiğinde de istiridyeler bir müddet sonra yumurta bırakmış olur.

İstiridyeler bilindiği üzere yaz aylarını üreme için kullanırlar. Kışın ise doğada üreme görülmez. Bu sebeple laboratuvarda uygun koşullar yaratılarak kışında istiridye üretimi yapılmaktadır. Bunun için doğal ortamdan alınan istiridyeler LO°C sıcaklıkta ki suya konulurlar. Ortama alışan damızlıkların tutulduğu havuzdaki su sıcaklığı tedrici olarak 18°C'ye ya da biraz daha yüksek sıcaklığa çıkartılır. Bu sıcaklıkta istiridyeler 2-4 hafta tutulur. Bu süre üretim mevsimine bağlı şekilde değişebilir. İstiridyeler cam kaplara alınarak sıcaklık 2S°C'ye çıkarılır ve yumurtlamaları sağlanır. Bu yöntem uygulanarak S günde döllenebilir yumurta ve olgun spermatazoa gelişmesi ve 7. Gün hafif yumurtlama görüldüğü bildirilmiştir.

İSTİRİDYE KÜLTÜRÜNDE TEMEL TEKNİKLER

Tarihçesi: İstiridyeler her çeşit sert zeminli denizlerde yetiş eb ilir. Eğer bulundukları bölge gıda ve diğer koşullar bakımından uygun ise kısa bir süre içinde bölgede bir çok istiridye kabuğu yığıldığı görülür. İşte bunun gibi istiridye üremesinin bol olduğu zamanlarda sert yapılı çeşitli malzemenin özellikle temizlenmiş istiridye kabuklarının bu yerlere konulması ve birkaç yıl sonra bu malzeme üstünde büyümüş istiridyelerin hasadı ile yetiştirme yoluyla üretim sağlanmış olur. 17. Asırda Japon yetiştiriciler temizlenmiş istiridye kabuğu yerine taş ve benzeri biyerden başka bir yere kolayca taşınabilen malzemeleri kullanarak üreticilik çalışmalarında bir hayli ileriye gitmişlerdir.

1673 senesinde Gorohachi Koroshira isimli bir Japon bambu kamışlarını denize dikerek ve bambu üzerine istiridye larvalarının yapışabilece ği sert yapılı malzemeler koyarak üreticilikte önemli bir aşama sağlamıştır. Böylece deniz dibinde düz bir zeminde sağlanacak üretim alanına, deniz alanını dikine de kullanma imkanı doğmuştur. Ayrıca istiridyeler deniz dibindeki zararlılarından da korunmuştur. Bu aşamadan sonra istiridyelerinde yetiştirilebileceği anlaşılmış, bu şekilde çağımızda en çok kullanılacak olan yetiştirme yöntemi olan sallar üstünden sarkıtılan halat ve ya diğer malzemeler üstünde üretim dönemi başlamıştır.

Doğadan Yavru Toplama İşlemi: İstiridye yetiştiriciliğinde ilk aşama üretimde kullanılacak yavruların teminidir. Günümüzde insan eli altında laboratuvar şartlarında larva ve yavru üretimi başarılı şekilde uygulanabilir hale gelmiş bulunur. Bunun yanında istiridye yetiştiriciliğinde çağımızda kullanılacak olan yavruların büyük bir bölümü doğadan toplanarak temin edilmektedir.

En uygun yavru toplama dönemi türlere göre değişiklik gösterir. Yumurtlama dönemine tuzluluk, sıcaklık, gel-git olayları gibi diğer faktörler de etki eder. Eğer yavru toplayacak malzemeler denize zamanından önce bırakılır ise istiridye yerine barnade gibi diğer canlılar yerleşir ve yavru toplama şansı azalabilir. Fransa'da Marbikan bölgesi, ABD Birleşik Devletleri'nde Long Island ve Japonya'da Miyogi bölgesinde çok fazla istiridye yavrusu toplanır ve en ideal yavru toplama zamanının tespitinde bölgesel su ürünleri teşkilatları yardımcı olur. Bu fotoğrafı kuruluştaki araştırıcılar yumurta miktarı, plankton durumu ve bunlara bağlı şekilde yavruların bir yere bağlanma zamanını titizlikle takip ederek üreticilere haber verirler. Böylece yavruların en yüksek oranda toplanabilecekleri günler tespit edilir. Diğer bölgeler de ise yetiştiriciler kendi önsezi ve geçmiş tecrübelerine dayanarak yavru toplama dö- nemini tespit etme yolunu izlerler, istiridye yavrusu toplanacak yerlerin seçiminde büyük önem arzeder. Özellikle bu amaca uygun bölgelerin bir hayli kısıtlı olduğu kaydedilmektedir. Bu yerleri saptayabilen ve zamanı iyi tayin edebilen toplayıcıların dış ülkelerde bu ürünlerini yetiştiricilere pazarlayarak bir hayli iyi bir gelir sağladıkları kaydedilmektedir.

Yavru toplamada kullanılacak olan materyal, toplamanın başarısında bir hayli önemli rol oynar. Bu konu da birçok malzemenin kullanıldığı görülmektedir. Bir bölgede başarılı olan malzeme ve yöntemin diğer bölgeler de başarılı olmadığı sık sık izlenen olaylardandır. Belirli bir türde başarılı olan yöntem diğer türde faydalı olmayabilir. Bu sebeple aşağıda belirtilen kısımda çeşitli çeşitlerde başarılı olan yöntemler belirtilerek konu açıklanmaya çalışılacaktır.

Toplayıcı üstündeki yavruların genelde 1- 2 cm. Oluncaya kadar bırakılması genel bir kaide dir. Toplanan yavrular toplandığı yerde pazarlanacak boya kadar büyütülebileceği gibi diğer büyütme yerlerine götürülerek de yetiştirmeye alınabilirler

Kuzey ABD-Atlantik Okyanusu Kıyıları'nda İstiridye Yetiştiriciliği

Yavru Toplama: Kuzey ABD'de istiridye yetiştiriciliği genelde deniz dibinde yapılır. Yavru toplama çalışmalarında ise sallardan bırakılan toplayıeılardan yararlanılır. Toplayıcılar istiridyelerin bolalarak bulundukları yerlere yumurtlama zamanlarında bırakılır. Bu yerler genelde özel olarak ayrılmış, planktanca zengin ve istiridye larvalarının gelişmesine uygun olarak lagün gibi deniz kısımlarıdır. Bu gibi yerlerde deniz ile lagünün bağlandığı kısım insan kontrolü altındadır. Larva üreme zamanında çıkış kısmı kont- rol altına alınır ve larvaların kaçması önlenir. Bu lagüne üreme zamanı sallardan toplayıcılar sallandırılır. Toplayıcılar genel itibari ile yaklaşık 2-25 m. Uzunlukta paslanmaz teller üzerine tutturulmuş yaşlı ve iri istiridye kabuklandır. Toplayıcılar üstünde yeterli istiridye tutunduğu gözlerıince lagün kapısı açılır ve yavrular toplayıcı üstünde gelecek bahara kadar kalırlar. Gelecek yıl burdan diğer yetiştirioilere yavrular pazarlanarak üretime geçilir. ABD Birleşik Devletleri'nde bu biçimde çalışan bir işletmede senelik 25 ile 50 000 000 arasında 9 aylık yavru pazarlandığı bildirilmektedir. ABD Birleşik Devletleri'nin Kuzey doğusunda ve Doğu Kanada'da bu biçimde istiridye larvası toplanması mümkün olamaz ve bu bölgeler de istiridye yavrusu temini önemli bir problemdir. Bu sebeple diğer bölgeler den yavru temini yollan denenmektedir. Ancak Güney ABD orijinli V. Virginica türü Kuzeydoğu ABD'nin soğuk sularında iyi bir gelişme gösterernemektedir. Kuzey ABD'nin çeşitli bölgelerinde yavru temini amacı ile çeşitli yöntemler denenmiş ve bazıları üstünde bölgesel basanlar da sağlanmıştır. Bu çalışmalarda en başarılı yöntem olarak scallop familyası istiridye kabuklarının iyi neticeler vermiş olduğu görülmüştür. Prens Edward adasında çimentodan yapılmış bazı toplayıcıların başarılı olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın hepsinde amaç istiridye yavrularının tutunabileceği uygun bir ortam yaratmaktır. Pekçok suni toplayıcılar denenmiş se de pek çoğu başarılı olamamıştır. Ancak 3 milimetre. Kalınlığındaki plastik şek-
linde ve zehirli olmayan polietilen ya da polipropilen yapıda malzemelerin başarılı neticeler vermiş olduğu görülmüştür. Ayrıca bu maddelerden yapılan toplayıcılar hafif ve taşınmaları kolay olmaktadır. Yakın senelerde Kaliforniya, Virginya ve Kanada'da Netronda yapılan plastik malzemelerin yavru toplamada başarılı şekilde kullanıldığı görülmektedir. Bu toplayıcıların önemli bir avantajı da deniz dibinde yapılan yetiştiricilikler için biyerden başka bir yere naklin kolay olmasıdır.
Laboratuvar Koşullarında İnsan Eli Altında Larva üretimi: İstiridye yetiştiriciliğinin sürekli şekilde doğadan larva ve yavru toplama yoluyla yetiştiriciliğin devam ettirilmesi mümkün değildir. Çünkü bu konu da yavru sıkıntısı vardır. Bu sebeple başarılı ve sürekli bir yetiştiricilikte yavru üretim ve temininin kolaylıkla sağlanması önemli bir konudur. Bunun sağlanması için yavru üretiminin insan eli altında yapılması en emin yoldur.

İstiridye yetiştiriciliğinde larva üretimi ilk defa 1979 senelerinde W.K. Brokks taralından ele alınmıştır. Bu araştırıcı ABD Birleşik Devletleri'nde john Hopkins Üniversitesi'nde ABDn istiridyelerinden laboratuar şartlarında yumurtadan larva üretilebileceğini ispatlamıştır. Ancak kabuklu döneme kadar ya da yetiştirmede kullanılabilecek kadar yavru üretimi fakat 1920 senesinde mümkün kılınmıştır. 1920 senesinde W.F. WeIlo tarafından ulaşılan başarılı neticeler daha sonra 1940 senesinde Milford'daki bir laboratuıarda ele alınarak daha da geliştirilmiştir. Bu geliştirilen sistemler çağımızda Wells Glancy ve Milford sistemleri olarak tanınmaktadır. Bu sistemler ABD Birleşik Devletleri'ndeki pek çok larva üretim merkezlerinde kullanılıyor.

İstiridye larvası üretimi bakımından en başarılı ülkelerden biri ABD Birleşik Devletleri olup, bu ülkede New York'ta kurulu bir üretim merkezinin Wells-Glancy sistemi kullanarak senede 100 000 000 civarında yavru üretildiği kaydedilmektedir. Wells-Glancy yöntemi dünyanın pek çok üretim merkezinde az çok bazı değişiklikler yapılarak başarılı olarak aşağıda özetlendiği gibi uygulanabilmektedir.

Üretimde kullanılacak istiridyeler yetıştırme alanlarından seçilerek ayrılırlar. Bu seçim biçimi gelişme ve boy ölçüleri göz önüne alınarak yapılır. Damızlıklar !OQC sıcaklıktaki suda tutulur. Ortama alışan damızlıkların tutulduğu havuzda su sıcaklığı tedrici olarak 18°C'ye ya da biraz daha yüksek sıcaklığa çıkartılır. Bu sıcaklıkla istiridyeler 2-4 hafta tutulur. Bu süre üretim mevsimine bağlı şekilde değişebilir. İstiridyeler cam kaplara alınır ve sıcaklık 250C"ye çıkarılarak yumurtlamaları sağlanır. Bu yöntemi uygulayarak istiridyeleri senenin herhangi bir mevsiminde yumurtlatmak mümkün olabilmektedir. İstiridye türlerine göre az çok değişmekle birlikte bir istiridye senede 2 kez ya da daha fazla yumurtlayabilir. Döllenmiş yumurtalar 250-500 lt.Tlik konik yetiştirme tanklarına alınır. Her gün tankın altındaki musluktan su alınır ve suyla gelen larvalar ince elekler ile toplanır. Su değiştirmede tank iyi- ce fırçalanır ve alkol ya da klorak ile iyice yıkanarak mikrop ve bakteri tehlikesi önlenmeye çalışılır. Elde edilen larvalar tekrar 0,3 ml.Ik bir elekten geçirilir. Bu boydan küçükleri atılır ve 0,1 milimetre.'den büyük olanları üretime alınır. Bu boyu gecenler fakat %20 dolayındadır ve %80 larva bırakılmış olur. Bu işleme özellikle iyi çalışan ciddi üretim merkezleri önem verirler. Böylece iyi gelişecek bireyler elde edilmesinin sağlandığı bildirilmekte ve ileride bu bireyler yavru verme şansına sahip olacaklarında iyi gelişen nesiller elde edilmesi hedeflenmiş olmaktadır.

Larvalar selekte edildikten sonra denizden su alınan bir tanka alınırlar. Bu tanklara denizden su alınan ve içinde plankton üretilen başka bir havuzdan besin sağlanır. Wells glancy ve Milford yönteminin uygulanmış olduğu laboratuvarrda genelde 20'şer tonluk 4 adet havuz üretim laboratuvarının üst katında bulunur. Bu havuzların üzeri sera ile kaplıdır. Böylece bol güneş ışığı alan bu havuzlarda plankton üremesi bol olarak meydana gelir. Plankton üremesi için su sıcaklığının 30°C'ye kadar yükselmesi faydalı olur. Bu tanklara alınan su bir çeşit santrifüjden geçirilir. Böylece denizden alınan suda bulunan iri plankton ve organizmalar ayıklanmış olur. Eğer su içinde yeterli alg varsa 24 saat içinde bu havuzlarda yüksek sıcaklıkta daha da fazla çoğalırlar. Böylece istiridye larvaları için gıda sağlanmış olur. Eğer alg üremesinin az olduğu görülür ise 200 lt. Kadar kültür edilmiş alg ve gübreleme yapılarak diatom üremesi hızlandırılır. Böylece denizden istenirse havuzlarda üretilen planktonların larvalara verilmesi ile yemleme sağlanmış olur. 10-15 gün sonra larvalar genelde 6 adet bulunan 1.600 lt'lik tanklardan birisine alınırlar. Bu tanklar içinde 10 kadar istiridye kabuklarından oluşan demetler bırakılır. Bu kabuklar tanklara konulmadan önce klorak ile iyice temizlenir ve dezenfekte edilirler. Bu aşamada temizliğe çok önem verilmesi gerekir. Çünkü herhangi bir bakteri enfeksiyonu tanktaki istiridye yavrularının ölmesine ya da istiridye kabukları üzerine tutunmalarına engel olabilir. Bu kabuklar tank dibine yatırılır ve 24-48 saat içinde bir- çok istiridyenin bu kabuklar üzerine tutundukları görülür

Toplanan istiridyeler 25-30 tonluk betonarme havuza alınırlar, her havuz 200 kadar üzerine istiridye yavrusu tutunmuş eski istiridye kabukları demeti konulur. Havuz sera içinde olup sıcaklığı 30°C'ye yakın tutulur. Bu havuzlarda içinde diatom üretilen havuzdan yeni su verilir. İyi gıda ve yüksek sıcaklık yavruların süratle gelişmesine neden olur. Bu tanklarda kalma süresi 4 ile 10 gün arasında değişir. Bu süre laboratuvarın yer imkanlarına göre ya da aynı havuzda yapılması planlanan gelecek yetiştirmeye göre düzenlenir.

Bu dönemde istiridye ile beraber midye, kum midyesi (akivades), tarak gibi diğer kabuklu canlıların da bu arada ürediği görülebilir. Gelecek üretim için havuzu hazırlamak ve Milford laboratuvarında üreyen yabancı canlıların öldürülmesi için düzenli olarak "viktorya mavisi B" isimli biyolojik bir boyayla havuzlar muamele edilir. Bu koruyucu ilaçlama sırasında özellikle tarak ve kum midyesi gibi canlılar kabuklarını sıkıca kapatarak ilacın etkisinden kurtulabilirler. Bunun yanında istiridye yavruları kabuklarını açmış oldukları için havuzda kalanların çoğu ölebilir. Ayrıca bu ilacın 200 ppm. 'lik çözeltisinde 15 dakika süre ile kullanılacak olan malzemeler tutulduğunda tüm yabancı ve zararlı olabilecek canlılar öldürülmüş olur.
Bu şekilde bir ip üzerine dizilmiş bulunan istiridye kabuklarına tutunmuş olan yavrular sallar üzerinden denize sarkıtılarak yerleştirilirler. Bir sala 200 kadar halat sarkıtılabilmektedir. Burada 2-3 hafta tutulan istiridyeler bu süre sonunda 1-2 cm. Boya ulaşırlar.

Bazı laboratuvarlarda yetiştiriciler ürettikleri yavruları hemen denizdeki sallara sarkıtma yerine bir müddet daha üretim yeri şartlarında tutarlar. Böylece çok daha iyi gelişmelerini sağlar. Ve diğer canlıların zararlarından korumaya çalışırlar. Yalnız yavrulara yem olabilecek yeterli diatom üretimi sağlanamaz ise gelişmede aksaklık görülebilir.

Yumurta sağlanmasından, yavrular bir tırnak büyüklüğüne ulaşana kadar 4-6 hafta geçer. Üretimhaneler de yavruların 3-4 milimetre. 'ye kadar büyütülmesi ve bu boya ulaşmasından sonra dış denize alınmaları uygun görülmekledir. ısıtma düzeni tam olan üretimhaneler yıl boyu 3-4 milimetre. Boyunda yavru üretebilmektedirler. Denizlerde su sıcaklığı lO oc ya da daha aşağı düştüğünde yavrularda gelişme olmaz. Bu sebeple sonbahar ya da kış başlangıcı döneminde üretim havuzlarından denize yavru alınmaz. Çünkü gelişmeninen kritik dönemi olan bu safhada küçük yavruların soğuk suya alışmaları sırasında büyük zayiat verilebilir. Bu sebeple üretimhaneler erken ilkbahardan yaz başlangıcına kadar yavru üreterek denizlere koyma pratiği uygulanabilmektedir. Anlaşılacağı gibi, Milford yöntemiyle Wells Glancy yöntemi birbirine benzerlik gösterirler. Yalnızca Milford yönteminde alg kültürü içerde ve saf olarak yapılır. Bu sebeple alg kültürü biraz pahalıya malolur. Ancak bu çalışmanın bazı avantajları da vardır. Çünkü yalnızca istenen diatom türleri üretilerek istiridye yavrularına verilmektedir. Wells Glancy yönteminde ise karışık diatomların denizden sağlanması sırasında istenilmeyen bazı canlıların da üretim tanklarına girmesi söz konusu olabilmektedir. Örneğin Chlorella formu su içerisinde toksik maddeler bırakır ve bu maddeler istiridye yavrularına zarar verebilmektedir. Ancak tek yönlü diatom üreterek larva yetiştirmenin tartışmalı tarafları da vardır. Şöyle ki istiridye yavrularının beslenmesi hakkında her ne kadar bazı bilgilerimiz olmasına karşın tam değildir, eksiktir. Bu sebeple tek yönlü diatom ile beslemenin tam manası ile uygun olduğunu söylemek zordur.

Diatom üretiminin kontrol altında olmasının avantaj olarak belirleyebilecek bir yönü, su hacminde daha fazla yavru yetiştirilmesini mümkün kılmasıdır. Çünkü Wells Glancy yönteminde ani olarak görülen alg üremesi görülebildiği gibigüneş ışığında alg üremesinin kısıtlı olduğu dönemlerde görülür. Milford yönteminde ise belirli yavru miktarına göre belirli oranda yemleme yapmak mümkün olur. Son senelerde her iki yöntemin yararlarından yararlanarak daha başarılı yetiştiriciliklere gidilmiştir. Şöyle ki Wells Glancy yönteminin uygulanmış olduğu işletmelerde Milford yönteminden esinlenerek tek yönlü diatom kültürü yapılmakta ve burdan gerektiğinde tek yönlü ek takviye yapılarak yavru üretimi daha emin olarak yürütülmektedir. Diatom kültürünün yapıldığı odalarda oda sıcaklığı sabit tutulmakta (20-22oC) ve oda floresan lambalar ile aydınlatılmaktadır. Burada kullanılacak olan deniz suyu önce ince filtre ya da kum filtresinden geçirilmekte ve su ultraviyole ışınlarına tabi tutularak içinde bulunabilecek her çeşit canlı organizma yok edilmekledir. Daha sonra bu su gübrelenmekte
ve istenilen diatom aşılanarak diatom üretimi temin edilmektedir. Bu amaçla üretimi yapılan flagellatalar. Lsochrysis golbonaı. Monochrysis lutheri ve Rhodomonas sp. Olarak sayılabilir.

Dipte Yetiştirme

İstiridyenin doğal ortamlarda yaşadığı yerler incelenir ise genelde sert zeminli alanlar olduğu görülür. Bu sebeple dipte yetiştiricilikte sert zeminli uygun deniz alanları bulma yetiştiriciliğin başarısı için en önemli unsurdur. Su hareketlerinin bol olduğu yerler daha uygundur, Çünkü sürekli su hareketi bol yem bulmada faydalı olacaktır. Dipte yetiştirme 1 m. Ile 12 m. Denlilikteki zeminlerde yapılabilir. Bir bölgeye istiridye yavruları yetiştirme için konukluğunda üretim alanındaki zararlı canlıları kontrol ederek uzaklaştırmak, çamur birikme konularında dikkatli olmak gerekir. Gerektiğinde seyreltme yapılır ve gelişme iyi görülmüyor ise başka bir yerenakletme durumu da ele alınabilir. Başarılı üreticiler gelişine periyodunda en az iki kez istiridyeleri elden geçirir, sınıflandım ve seyreltirler. Yetiştirme alanlarında genelde 3-4 milimetre. Boydaki yavrulardan hektara 7.000 tane civarında yavru bırakılır. Bu durumda m2'ye 0,7 lt. civarında yavru bırakılır. 1. Yıl sonunda bu yavrular 70.000 litreye ulaşırlar ve 5 hektarlık bir yere ihtiyaç duyarlar. 2. Yıl sonunda ise 140 m'ye ulaşırlar ve bu dönemde 10 hektarlık bir alana dağıtılmış olmaları gerekir.

Doğu ABD Birleşik Devletleri'nde istiridye üretimi halen eski yönlemler ile yürütülmekte ve yavrular doğadan toplanarak sağlanmakladır. Bu üretimde bile yetiştirmenin başarı sağlaması için 1 kez yer değiştirmenin uygulanmış olduğu kaydedilmektedir.

Dipte yetiştirmede kum birikmesi özellikle küçük istiridyeler için tehlikelidir. Çünkü boğulmaya ya da yem almalarını engelleyerek ölmelerine neden olabilir. Millenmeden korunmada yer seçimi önemli rol oynar. Ancak, birkaç kaç yer değiştirme ve aralıklı kontrol ile millenmenin zararları önlenebilir.

Dipte yetiştirmede diğer canlılar tarafından istiridyelere zarar verilmesi ve yenilmesi önemli bir sorun durumundadır. İngilizce'de Oyster drilla ve dilimize istiridye matkabı olarak tercüme edebileceğimiz (Urossal-pinx cinerea ve Eupleria caudata) canlı ile deniz yıldızları (Asterias forbsi) istiridyelerin kabukların delerek etlerini yerler ve kontrol altına alınmaz ise üretim alanlarında büyük zararlar verirler. İstiridye matkabı ile mücadele için sürme yolu ile bu canlının 6 cm. Toprak altına gömülmesi ile müsabakanın başarıyla yapılabildiği belirtilmektedir. Bu ve benzeri önlemler üretimi garanti altında tutar ve gerekli koruma yapılamaz ise beklenen üretimin %5O'sinin kaybedilmesi sık sık karşılaşılan olaylardandır.

Deniz yıldızlarına karşı mücadelede deniz dibini emici aletlerden yararlanılabilir. Devamlı bir kontrol ile bu konu da başarı sağlanabilir. Eski ve halen geniş şekilde kullanılacak olan bir yöntem olarak istiridye yataklarını 2-4 m. Uzunluktaki bir demir çubuğa bağlanmış ince zincirlere tutturulmuş iplik topaklar gezdirilerek deniz yıldızlarının karışık ip arasına tutunmasını sağlayarak toplamak geçerli bir yoldur.

Diğer bir etkili mücadele yöntemi sönmemiş kireç kullanmaktır. Kireç ile deniz yıldızı vücudu temas edince dış deri yaralanır ve çabuk ölüm vuku bulur. Kireç genelde 300 kg/hektar ile 500 kg/hektar arasında uygulanır. Kullanılan kirecin hayvanların vücuduna yapışabilmesi için ince toz halinde atılması gerekir. Yalnız toz halindeki kirecin deniz yıldızlarının üzerine yapışmadan sönmesini engelleme amacıyla toz kireç zemine yakın püskürtme yoluyla verilir. Yalnız bu yöntem biraz pahalı olması yanında ıstakoz gibi diğer canlılara da zarar verebilmekledir.

Deniz yıldızlarının biyolojik kontrolü üstünde de çalışmalar yapılmış ise de başarılı sonuçlara ulaşılammıştır. Bazı çalışmalarda deniz yıldızlarını toplayarak balık unu gibi protein kaynağı olarak faydalanma, bu şekilde toplama işlemini ekonomik kılma çalışmaları da yapılmıştır. Gerçekten deniz yıldızı unu balık unu kalitesine yakın olmaktadır. Ancak sanayiye yetecek miktarda toplamak mümkün olmadığından bu çalışmalar olumlu sonuç vermemiştir.

Meksika'da ve Atlantik Okyanusu kıyılarında uygulanmakta olan dipte istiridye yetiştiriciliği yukarda kısmen açıklanan ABD Birleşik Devletleri Long Island Sound'a uygulanmakta olan yetiştirmeye benzerdir. Bu üretimlerde genelde 3 senede istiridyeler pazarlanacak boya erişmektedirler. Long Island Sound'a kontrollü yetiştirmede yapılan alanlarda hektara 1.000 kg. senelik bir üretim temin edilmektedir. Bunun yanında doğal istiridye alanlarında hektara verim senelik 10-100 kg. Arasında olmaktadır. Yine de son senelerde çevre zararlılarının bilinçli kontrolü millenmeyi engelleme, zamanında seyreltme ya da aşılama ile hektara verimin senelik 5.000 kg.'a ulaştırılması konu-
sunda çalışmalar vardır.

İstiridyelerin Diğer Yöntemler İle Yetiştirilmeleri

ABD Birleşik Devletleri'nde istiridyelerin dipte yetiştirme dışında sallarda ya da diğer yöntemlerle yetiştirilmesi daha yüksek verim elde etme amacından kaynaklanır. ABD Birleşik Devletleri'nde zemin dışı ilk yetiştirme teşebbüsü 1930 senelerinde yapılmıştır. Bu ilk girişimde yavru istiridyeler kışın dipte tutulmuştur. Yaz aylarında ise sallardan sarkıtılan tepsiye benzer malzeme üstünde tutularak büyütülmüşlerdir. İlk çalışmalarda istiridyelerin deniz dibi haricinde de iyi bir biçimde, hiçbir biyolojik aksaklık görülmeden büyüdükleri izlenmiş olmakla birlikte maddi olarak pratik bulunmamıştır. Daha sonraları 1950'lerde tepsiler yerine saldan sarkıtılan ipler üstünde yetiştirilmesi denenmiş ve dipte 4-5 senede ulaşılan pazarlama boyuna 2,5 senede istiridyelerin %70'inin pazarlanabilir boya eriştikleri saptanmıştır. Bu başarı üzerine çok çeşitli sallardan sarkıtılan materyal üstünde çalışılmış ve çok olumlu sonuçlara ulaşılmıştır.

Japonya'da İstiridye Yetiştiriciliği

Japonya istiridye yetiştiriciliği bakımından dünyada en ileride bulunan ülkelerden birisidir. Bu ülkede yetiştiriciliği ele alınan 8 tür bulunur. Ancak en çok üretimi yapılan Crassostreu gigas türüdür. Bu türe Pasifik istiridyesi adı verilir ve ABD Birleşik Devletleri, Kanada, Kore ve Tayvan'da da en çok yetiştiriciliği yapılan istiridye türüdür. Bu türün yetiştiriciliğinde başarılı olunabilmesi için istenilen koşullar aşağıda özetlenmiştir.

1. Yetiştirme alanı doğalolarak aşırı rüzgar ve fırtınalara kapalı olmalı ya da bu alan ucuz olarak kurulabilecek dalgakıranlar ile fırtınalardan korunabilmelidir.

2. Su akıntısı yeterli olması ve sürekli olarak gel-git ya da akıntı etkisiyle su değişebilmelidir.

3. Tuzluluk %23-25, sıcaklık 15-30oC arası olması en uygunudur.

4. İstiridyelerin beslenip büyüyebilmeleri için deniz suyunda yeterli fitoplankton bulunmalıdır.

5. Üretim alanı endüstri ve şehir atıklarından uzak olmalı, kirlenme sorunu bulunmamalıdır. Japonya'da Sal'da İstiridye Yetiştiriciliği Japonya'da istiridye yetiştiriciliğinde üreticiler genelde yavruları Japonya'nın kuzeyinde
bulunan yavru toplayıcılardan temin ederler. Japonya'da eskiden çoğu zaman dipte yetiştirme uygulanır iken çağımızda tamamı ile salda yetiştirme yöntemine geçilmiş bulunur .

Yetiştirme için 10-12 milimetre.Tik galvanizli teller kullanılır. Bu tel üstünde 20 cm. Aralar ile üzerine istiridye yavruları tutunmuş eski istiridye kabukları dizilir. İki tutucunun arasında 20 cm. Kalması için ince bambu kamışı ya da plastik borular geçirilir. Kullanılan istiridye yavrularının boyu bu dönemde 12 mm . Kadardır. Kullanılan telin uzunluğu yetiştirme alanının derinliğine göre 10-15 m.'ye kadar olabilir.

Sallar genel itibari ile bambu kamışlarından yapılır. Bambulardan oluşan sal genel itibari ile 16x25 m. Boyutludur ve bir salda 500-600 arası tel üretim için sarkıtılır. Salların yüzmesi için bidon, betondan özel yapılmış yüzdürücüler gibi çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Son senelerde köpükten yapılmış silindirik yüzdürücülerin geniş şekilde kullanım alanına girdiği görülmektedir. İstiridyeler geliştikçe salların batmaması için yeni yüzdürücü ler ilave edilir. Köpükten yüzdü- rücülerin pek çok deniz canlısının tutunarak (özellikle barrıacle) bozmalarını engelleme amacıyla üzerleri polietilen bez ya da muşamba ile kaplanır.

Salların ıo ya da daha fazla sayısı 2-3 m. Aralıklar ile birbirine bağlanır ve bu küme iki taraftan gemici demirleri kullanılarak denize raptedilirler. Bazen 3 ile 10 ın. Aralıklar ile salların tek başına demirlendikleri de olur. Sallar suda sürekli olarak bırakılırlar. Yalnızca ilkbahar ya da yaz başlangıcında kıyıya çekilerek eskiyen yerleri tamir edilir. Bambu kamışlarından yapılan salların ömrü genelde 4-5 yıldır.

Sallarm denize yerleştirilmesi hükümetten alınan izrıe, üretime ayrılan alana, kayık ve motarların geçiş yerine, akıntılara ve diğer işletme- lerin yerleşim düzeni gibi çeşitli faktörlere bağlı şekilde düzenlenir. Japonya'da genel itibari ile istiridye üretim alanları devletçe kooperatiflere tah- sis edilir ve üreticiler yerleşim alanı için genelde bir ücret ödemezler. Yalnızca kooperatiflere belirli aidatlar ödenir ve ürünler bir çok yerde kooperatifçe pazarlanır. Yukarıda açıklanan üreticilik yöntemi daha çok Japon iç denizinde uygulanır. Kuzey Hanshu da Sendai Bölgesinde ise pirinç saplarından yapılmış düzenler içerisine istiridyeler yerleştirilerek iplere bağlanarak sallardan sarkıtılır. Ancak bu yöntem pek dayanıklı olmamaktadır.

Japon iç denizinde istiridyeler 30-60 gr.'a ulaşınca pazarlanacak ağırlığa ulaşmış demektir. Hasat Aralık ayında başlar ve ilkbahar sonuna kadar devam eder. Böylece üretime başlamadan haşata kadar geçen süre 6-8 ay gibi bir zaman olur. Yaz başlangıcında hasat edilen istiridyeler genel itibari ile konserve endüstriinde kullanılır. Çünkü bu zamanda yapılan hasatta nakliye zorluğu vardır. Sallardan ürünün %10 kadarı önümüzdeki yıl iri bireyler elde etmek içirı bırakılır. Bazı yetiştiriciler iri istiridyeleri özel sepetler içerisinde büyütürler. Bu ürünler genel itibari ile daha yüksek fiyatlarla satılır. Japonya'da eski istiridye yetiştiriciliğinde genel itibari ile istiridyeler 2 senelik iken pazarlarurlardı. Ancak 1945 ve 1950'de 2 yaşlı istiridyelerde %20 ile %100 arasında kayıplar olmuş ancak 1 yaşında olan istiridyelerde bir zayiat görülmemiştir. Bunun üzerine istiridyeler 1 senelik iken hasat edilmeye başlanılmış ve bu bir alışkanlık haline gemiştir. Günümüzde 2 senelik istiridye üretimi mümkün ise de Hiroshima Körfezi'nde üretilen istiridyelerin %70'i 1 senelik olarak hasat edilmektedir.

İpte Üretim

Bu yöntem 1947 senesinde Japonya'ya girmiş ve artarak özellikle kuzeyde yaygınlaşmaya başlamıştır. Ayrıca bu yöntemde işçilik ve malzeme giderleri daha azdır. Dalgalar ve fırtınalardan zarar görme bakımından daha mukavemetlidirler. Bunun yanında istiridye yetiştirmenin sallar üstünde mümkün olmadığı açık denizde yetiştiriciliği mümkün kılar. Japonya'da istiridye yetiştiriciliğinde üretimin artmasında bu yöntemin yaygınlaşmasının çok önemli katkıları olmuştur.

Uzun halatlar üstünde yetiştirmede iki yüzdürücü arasına gerekli olan kolonların pirinç sapından yapılmış 2.5-6 cm. Kalınlığında halatlar kullanılır. Tesisin uzunluğu 50-75 ın. Olur ve her 3-7 m.'de bir yüzdürücü (boş varil, kabuk ağaç vs.) konulur. Sarkıtılan iplerin uzunluğu derinliğe bağlı şekilde 7-10 ın. Olabilir. Üzerinde istiridye yetişen bu iplerin uç kısmı hiçbir şekilde yere değmemelidir.

Üretim ve Pazarlama: Japonya'da istiridye yetiştiriciliği bir hayli düzenli bir iş kolu halini almıştır. Üretim seneler bakımından %5-10 oranında değişiklik gösterir. Kirlenme, hastalık vb. Nedenler ile büyük üzerim alma görülmemiştir.

Üretimde görülen en büyük aksaklıklar istiridye üretim tesislerinde görülen diğer canlılardır. Bunlardan özellikle midye, barnade, turnicate, algler ve süngerlerin önemli şekilde çoğaldıkları görülür. Üretim azalmalarına sebep olan zararlı canlılar genelde bunlardır. Bu canlılar yetiştirme yerinde istiridyelerin kaplayacağı alanları kaplayarak istiridye üretiminin azlığına neden olurlar. Doğal olarak bu canlıların mevcut .Gıdaya azda olsa ortak olma durumları da vardır. Su ortamında aşırı görülecek diğer canlı üremeleri için hareketlerine de engel olarak beslenmede aksaklık yaratabilirler. İstiridyeleri sıkıştırarak boğulma ve ölmelerine neden olabilirler. Bütün bunlara ek olarak öz zararlı canlıların artış göstermesi üretim sahalarında ağırlık artmasına da neden olabilir. Hasat sırasında da aşırı kirlilik pazarlama ve temizlemede de sorunlar yaratabilir. Japonya'da istiridyenin %90'a yakını kabuksuz ya da et kısmı alınarak pazarlanır. Ancak Fransa ve A.B.D. Gibi bazı ülkelerde istiridyeler kabukları ile pazarlanır. Bu durumda kabukların temiz ve diğer canlılardan arınmış olması gerekir.

Etleri temizlenmiş olarak hazırlanan istiridyeler ya taze yemeklik olarak pazarlanır veya konserve sanayiine gönderilir. Japonya'da taze olarak yemekliğe sevk edilen istiridye etleri genel itibari ile bakterilerden temizlenmesi için ultraviyole ışınlarına tabi tutulurlar.

Japon iç denizinde istiridye yetiştiriciliğinin gelişmesinin pek çok haklı sebepleri vardır. Öncelikle iç denizlere akan pek çok akarsu vardır, Bu akarsuların iç denize kazandırdığı verimlilik ile iyi yüzeyde plankton gelişmesi olur. Bu durum istiridyelere sürekli ve düzgün bir gıda rejimi sağlar. Ilık su yıl boyu gelişme sağlar. İç denizler 10-15 ın.'ye kadar yetiştiriciliği mümkün kılan, fırtınalardan korunmuş bir çok koylara sahiptir. Bu olumlu koşullar sebebi ile Japonya'daki istiridye eti üretiminin %50-60 oranında 35.000- 45.000 ton et üretimi iç denizden sağlanır.

Japon iç denizinde iyi kurulmuş bir istiridye çiftliğinde 10-12 m. Uzunluğunda halat üstündekiistiridyelerden 6-8 aylık gelişme periyodunda 5-6 kg. Istiridye eti ya da 30-40 kg. Kabuklu istiridye üretilebilmektedir. 600 halata sahip bir saldan 4 ton et ya da 24 ton kabuklu istiridye sağlanır. Düzenli bir işletme 1 hektar deniz alanından 20 ton et ya da 120-130 ton kabuklu is- tiridye üretebilir. Hiçbir yemlerne yapılmadan dekara sağlanan 1.000-2.000 kg. Et üretimi insan gıdası olarak üstün bir değer taşır.

Japonya'da orta seviyede bir istiridye işletmesi 100-200 saldan oluşur. Bu tür bir işletme 10-12 sürekli işçi, kabuk temizlemek içerisinde 5-6 aylık hasat periyodunda 20'ye yakın geçici işçi çalıştırır. Bu tür bir işletmede sallar dışında bir-iki kayık, ayrıca işçiler ve geçici diğer işçiler için kıyıda yeterli miktarda bina yapılması gerekmek-
tedir.

Orta seviyedeki bu iş yerleri yanında tek başına çalışan üreticiler genelolarak 3-4 sal üstünde üretim yaparlar. Örneğin Hiroshima bölge- sinde bu biçimde küçük iş yerleri olarak bir birlik halinde 700 üreticinin 8.000 salı olduğu bildirilmektedir.

Bazı yetiştiriciler iş binalarına yakın istiridye yetiştirilmesine pek uygun olmasa da sığ sahil kesimlerinde birkaç sal bulundururlar. Böylece fırtınalı havalarda çalışılması güçleşen kıyıdan uzak sallar yerine ani istiridye taleplerini karşılamak üzere bu sallardan faydalanılır.

Kuzey]aponya'daki yetiştiricilikte salIar daha küçük ve sarkıtılan halatlar daha kısadır. Bu bölgedeki gelişme iç denize oranla daha geridir. Örneğin Kesennuma bölgesinde 5.000'e yakınsal bulunur. Bu sallarda üretim her salda 18 ayda fakat O,lS metrik ton'dur. Halbuki bu üretim iç denizlerde 6-8 ay 4 metrik ton dolayındadır.

Uzun halatlar üstünde yapılan yetiştirmede verim tahminleri vermek bir hayli zor bulunur. çünkü verim hattın uzunluğuna ve her hattan sarkıtılan istiridye tutucularına bağlı şekilde değişir. Örneğin; Ojika Yanmadası'nda 11 adet şamandıra ile yüzdürülen 60 ın. Boyunda ve 300 adet 7 ın. Uzunlukta hal at sarkıtılan bir işletmede 18 ayda 1,2 -ton istiridye eti (kabuksuz) elde edildiği bildirilmektedir. Kabaca bir hektara bu uzun halatlardan 40-45 adet yerleştirileceği kabul edilirse 1 hektardan yaklaşık 50 ton istiridye eti üretimi gerçekleştirilebileceği ortaya çıkar. Hele dibe indirilen halatların uzunluğu 10-15 m. 'ye uzatılabileceği düşünülür ise daha fazla üretim beklenmesi bile mümkün olabilecektir. Ülkemizde 2004 yılı itibarı ile bu konu da hiçbir çalışma olmadığı dile getirilir ise bu konu da bile ne kadar büyük potansiyelimiz olduğu açıklanmış olur. Bu sebeple ihraç imkanı çok fazla olan bu
canlı karşısında da çalışmak ve istiridye üretilebilecek alanları ortaya çıkarmak konusunda ciddi araştırmalara girmek kaçınılmaz olmaktadır.

Japonya'da üretilen istiridyelerin %90'ı mahalli olarak tüketilir. Fakat %10 kadarı kabuklu olarak pazarlanır. Özellikle hasat mevsiminin so- nuna doğru üretilen istiridyelerden %10 kadarı özellikle A.B.D.'ne dahil olmak üzere ihraç edilir.

Son senelerde Japonya'nın istiridye üretiminin pek artmadığı görülmektedir. Bunun ana nedeniyeni açılacak üretim alanlarının kısıtlı olmasıdır. Halbuki istiridye eti için pazar imkanlarının seneden yıla çoğalması bütün dünyada mümkün görülmektedir. Ancak bu günün şartlarında istiridye yetiştiriciliği yapılan ülkelerde üretimin arttırılmasında bazı kuvvetlikler görülmekte ise de istiridyenin pek tüketilmediği deniz kıyısı ülkelerde konunun ele alınmasının yeni olanaklar yaratabileceği düşünülmektedir.

Batı Japonya'da Yavru Toplama

Japonya'da çoğu zaman istiridye yetiştiricileri üretimde kullanabilecekleri istiridyeleri kendileri toplamazlar.Bunu bu işi yapan ve doğadan istiridye toplayan kişilerden sağlarlar. Ancak tuzluluğu %0 15-1S olan bölgeler de toplama işini yetiştiriciler yaparlar. Özellikle Hiroşima bölgesinde iç denizde bu şartla çok uygundur. Çünkü bu denize 7 adet akarsu akmakta ve deniz suyunun az tuzlu olmasını sağlar. Bu sebeple bu bölgeler de istiridye yavrusu fazla miktarda ürer ve bunun sonucu Hiroshima Körfezi istiridye yavrusu toplama ve pazarlama bakımından önemli bir bölge durumuna gelmiştir.

Bu bölgede yavru toplamak için eski istiridye kabukları kullanılır. İstiridye kabuklan bir tel üzerine her kabuk arasında 2,5 cm. Kalacak şekilde dizilirler. Tel üstündeki kabuklar arasında 2,5 cm. Mesafe kalması için kabuklar arasına bambu kamışı konulur. Son senelerde bambu kamışları yerine plastik boru kullanılıyor. Plastik boruların maliyeti bambu kamışından 3 kat pahalı olmakla birlikte plastik olanlar her sene defalarca kullanılabildiği için tercih edilmektedir. Böylece 1 m.'lik 1 tele 40 adet kabuk yerleştirilebilmektedir. Denize canlılar 1-2 m. Boyundaki iki bambu arasına konulan bir bambu kamışı üzerine sıralanmış tel asılmaktadır. Bu kabukların denizde su içerisinde kalan kısımlarınınyüksekliği son derece önemlidir. Çünkü bar-nade denilen başka bir kabuklu da aynı materyala tutunabilir. Bu ise üretimin az ya da kötü olmasına neden olur. Halbuki barnade ile istiridye larvalarının tutunma derinlikleri arasında az bir fark bulunmaktadır. Bu derinlik farkını yılların deneyimi ile iyi hesaplayan girişimciler iyi ve temiz ürün elde ederler.

İyi bir üretim döneminde her kabukta 200 kadar yavru toplanabilir. Bazen bu rakamın 6.000'e kadar çıktığı da görülmüştür. Ancak bunlardan fakat 50-60 tanesi 1-1,5 cm. Boya ulaşıncaya kadar yaşayabilir. Yavrular bu boya 1
ayda erişirler. Bu boydan sonra kabuklar yetiştir- me alanlarına alınır. Bu kez kabuklar aralarında 20 cm. Kalacak şekilde daha güçlü tel üzerine dizilir ve pazarlama ağırlığına ulaşmaları için daha kuvvetli bambulardan denize sarkıtılırlar.

Kuzey Japonya'da İstiridye Yavrusu Üretimi:

Japonya'da istiridye yavrusu toplanması yaygın bir iş koludur. Kuzey Japonya'da ise bu konu bir hayli gelişmiş olup, yavru toplama konusunda ihtisaslaşmış firmalar tarafından yapılabilmektedir. Yıllık üretimleri 1 milyar civarındadır. Bunun takriben yarısı ABD Birleşik Devletleri'ne ihraç edilir. ABD Birleşik Devletleri'nde istiridye yavrusu üretimi bakımından Kuzey ABD'de Pasifik kıyılarının pek uygun olmadığı inancı yaygın iken son senelerde bir hayli başarılı uygulamalar başlamıştır. Bu durumda Japon yavru üreticileri sahip oldukları önemli bir pazarı terketme tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Bunun üzerine Japonya'da üretilen C. Gigas türü yavruların diğer ülke denizlerinde yetiştirilmesi çalışmalarına girilmiştir. Örneğin Fransa, Hollanda, Avusturalya, Portekiz ve İngiltere gibi ülkelerde deneme çalışmalarına başlanılmıştır

Japonya'da ise istiridye yavrusu üretimi da- ha çok kuzeyde Horıshu'da gelişmiştir. Buralarda kış aylarında deniz suyunda tuzluluk oranı %0 15 ile %0 30 arasında yörelere göre değişir. Bu tuzluluk farklılığı gel-git olayları, yağmurlar, suyun derinliği ve diğer faktörler sebebiyledir. Bu kıyılar pek çok ada ve yarımadalar ile kaplıdır. Bunun sonucu bir çok bölgesel kısımlar oluşur. Bu bölgeler de deniz suyu sıcaklığı ilkbahar sonlarında 20°C'ye ulaşır. Yavru üremesi genelde Mayıs, Ağustos arasında olur. Bu dönemde 2 periyot olarak yavru üremesinin en yüksek noktalarda olduğu görülür. Yetiştinciler genelolarak Ağustos ayındaki üreme dönemini tercih ederler.

Çünkü bu dönemde yavru istiridyelere zarar verecek organizmalar daha az olur ve yaşama gücü yüksektir. İstiridye yavrularının özellikle dış ülkelere gönderilecek olanlarında kabuk sertliğinin yeterli olması istenir. Bu amaçla kabuk sertleşmesi için bazı işlemler yapılır. Bu işlem ile yavru istiridyenin gel-git olayları sırasında 4-5 saat karada açıkta kalması sağlanır. Bu işlemi geçiren yavruların ABD Birleşik Devletleri'ne ihracı sırasında zayiatı daha az olduğu bildirilmektedir. Kabuk sertleşmesi olarak tanımlanabilecek bu dönemi geçirmeyen yavruların gemi ile sevkinde daha fazla zayiat verildiği bilinmektedir. Şöyle ki sertleşme dönemi geçirmeyen yavruların sevkinde zayiat %80 civarında iken sertleşme işlemi geçiren yavrularda kayıp oranının %20-60'a kadar düştüğü bildirilmektedir. Yavru istiridyelerin bu muameleye tabi olmalarının yaşama gücünün neden arttırdığı halen eksiksiz olarak bilinmemektedir. Ancak istiridye yavrularının zeminde büyümeleri durumunda 3-4 saat açıkta kalmalarını sağlayarak raflara alınması ve burda gelgit olaylarında bir müddet güçlü akıntıda kalmaları kabuk yüzeylerinin sürekli temiz kalmasında etkin olarak rol oynamaktadır. Bu işlemin tam etkileri bilinmemekle birlikte Japonya'da gerek ihraç olsun, gerekse iç üretimde kullanılsın istiridye yavrularının bu işleme tabi tutulması geleneksel bir üretim çalışması olarak uygulanabilmektedir. Miami bölgesinde bu işlem bazı yerlerde 2 kademede yapılabilmektedir. Yavrular önce yatay raflara alınarak 5 milimetre. Oluncaya kadar gel-git olayına göre su yüzeyinin hemen altında tutulmaktadırlar. Daha sonra 10 milimetre.Ye ulaşınca su dışında 3-4 saat kalacak şekilde yerleştirilirler. Yavrular Eylül ayında toplama raflarından halat edilirler ve Şubat ayına kadar sertleşme rafı dediğimiz yerde kalırlar. Bu dönemde 14- 15 mm . 'ye ulaşmışlardır. Bu dönemden sonra gerek ihracata gerekse içteki yetiştiticilere pazar lanmak için hazır duruma gelmiş sayılırlar.

Japonya'da bu bölgede (Miami) senede 2 ila 2,5 milyar arası yavru yukarıdaki şekilde sağlanarak yetiştiriciliğe alınır. Ancak son senelerde bu sayıda bazı azalmalar izlenebilmektedir. Bunun en büyük sebebi olarak da kirlenme gösterilmektedir. Çünkü istiridye yavruları kirlenmeye karşı bir hayli hassastırlar.

Yavruların nakli tahta kutular içerisine konulmuş hindistan kamışı lifleri arasında olur. Taşıma sırasında günde en az 2-3 kez yavruların bulunduğu kutunun deniz suyuyla ıslatılması işlemi yapılarak zayiat oranı azaltılmaya çalışılır.

KUZEY AMERİKA'DA PASİFİK KIYILARINDA İSTİRİDYE YETİŞTİRİCİLİGİ

Yemeklik Olarak Dipte Yetiştirme C. Gigas türü istiridyeler Kuzey ABD'de Pasifik kıyılarında genelolarak dipte yetiştirilirler. Buralarda pazarlanacak boya kadar büyüme genel itibari ile 3 yıl alır. Bu 3 senelik sürede istiridyeler bir ya da iki sefer elden geçirilirler. Bazı üreticiler yavru istiridyeleri ilk kış interdal kesimde tutarlar, ikinci senede ise gel-git olaylarındaki en düşük su düzeyine göre istiridyeleri yerleştirirler.

Raflarda Yetiştirme: Pasifik kıyılarında dipte yetiştirmeden ayrı olarak sallarda ya da sallardan sarkıtılan raflar üstünde; diple irtibatlı olmadan istiridye yetiştirilmesi üstünde pek çok çalışma yapılmıştır. Neticede bu yolla müke mm el bir biçimde istiridye yetiştirilmesinin ABD Birleşik Devletleri'nin Pasifik kıyılarında uygulanabileceği saptanmıştır. 1953 senelerinde başlatılan çalışmalarla istiridyelerin iki senede pazarlanabilecek boya erişebilecekleri saptanmıştır. Ayrıca bu istiridyelerde et kalitesinin 3 senede ve dipte yetiştirilenlerinkine oranla çok daha iyi ve nitelikli bulunmuştur.

Yavru Toplanması: Bu bölgeler de yavru toplanması 2 ile 5 ın. Boyunda ve üzerirıde yavruların tutunması içirı konulan 100 kadar eski istiridye kabuğu bulunan halatlar kullanılır. Bu halatlar sallardan sarkıtılarak ya da sırıklar üzerine gerilerek denizlere yerleştirilirler. Böylece yavruların doğadan sağlanması mümkün olur.

Laboratuvarlarda yavru üretimi ilk defa ABD Birleşik Devletleri'nde ele alınmış bir konu olmasına karşın pasifik kıyılarındaki uygulama lar bir hayli geç başlamıştır. Ancak çağımızda faaliyette bulunan bir çok üretim yeri vardır.

FRANSA'DA İSTİRİDYE YETİŞTİRİCİLİGİ

Fransa'da istiridye yetiştiriciliği genelolarak dipte yetiştirme biçiminde uygulanır. Yetiştiricilerin dipte yetiştirme yöntemini daha çok tercih etmelerinin dipte yetiştirilen istiridyelerde kabuk yapısının daha düzgün olduğunun saptanmış olmasıdır. Fransa'da daha çok Ostrea edufis türü yetiştirilir. Bu istiridye genelolarak çiğ tüketilir. Bu tüketim biçiminde istiridyenin kapağı açılır açılmaz çiğ olarak yenilmesidir. Bu gibi istiridyelerde kabuğun nisbeten düz olması arzu edilir. Fransa'da Portekiz istiridyesi (Crassostrea angu- lata) tüketime arzedilmekle birlikte bu istiridye kabuk şeklinin gayri düzgün olması sebebi ile Ostrea edulis kadar tutulmaz. O. Edufis genel itibari ile Portekiz ve İspanya orijinlidir. 1968 senelerinde Fransa sahillerine gelmiş olan bu tür günümüz Fransa'sında en çok üretilen tür halini almıştır. Bu tür Fransa değil Hollanda, İspanya, İngiltere ve ABD Birleşik Devletleri'nde yetiştiriciliği yapılır.

Fransa'da iki farklı bölgede iki aynı tür yetiştirilir. Bunların yanında başka birçok türler üstünde de mahalli uygulamalar vardır. Üretimde en çok kullanılacak olan O. Edulis için üreme mahalleri bir hayli azdır. Avrupa'da nerdeyse yavru temini çoğu zaman Morbikan Körfezi'nde yapılabilmektedir. Ayrıca Brittany'nın güney kısımlarında yavru toplaması yapılır. Bu bölgede pazarlanacak çağa kadar üreticilik yaygındır. Ayrıca Fransa'nın Güney Atlantik kıyılarında istiridye yetiştiriciliği yapılmakla birlikte Brittany'nin kuzey kıyıları istiridye yetiştiriciliği için en önemli bölgedir.

Deniz istiridyesinin yavru temin edilen esas alanı Trinity bölgesinde bir yerdir. Buraları yavru üretimi için en ideal bölge kabul edilmekte olup, başka bir tür istiridyenin bu bölgelere sokulması yasaklanmış bulunur.

Yavru toplanması Morbikan Körfezi'nde Haziran'dan Ey1ül'e kadar su sıcaklığının 200C olduğu dönemlerde yapılır. Bu bölgede kurulu bir araştırma merkezi yavru üremesinin en bol olduğu günleri saptayarak üreticilere bildirir. Ayrıca barnade gibi zararlıların varlığını da bildirirler. Barnade bilindiği üzere kabuklu bir canlıdır. Eğer istiridyelerin tutunmaları için suya malzeme yerleştirildiğinde, bu malzemeler barnade gibi diğer canlıların yerleşmesi iyi olmaz. Bu istiridye yavrusu üretimini düşürecektir.

Yavru toplamak için kiremitten yapılmış yarı silindirik malzemeler kullanılır. Bu malzemeler 0,3 m. Uzunluk ve 10-12,5 cm. çapındadır. çatı kiremitine benzer bu malzemeler özel olarak yapılır. Eskiden bildiğimiz kiremitler kullanılmadan önce kireçlenir. Böylece kiremit üzerine tutunacak istiridyeler ileride kireç ile beraber kolayca ayrılabilecekler. Kiremitler 1 m. Yükseklikte 12-16 kg. Gelecek şekilde üst üste bağlanır. Bu yığın dipten 15-30 cm. Yüksekliğe tahta ayaklar üzerine oturtulur.

Kiremit toplayıcılar yerine aynı şekilde plastik malzemeden yapılan materyaller denenmiş ise de pek olumlu sonuç vermemiştir. Bu yeni materyal hafif olmakla birlikte ömrünün az olması ayrıca pahalı olmaları sebebiyle uygun bulunmamıştır.Böylece eskiden beri yavru toplamada kullanılacak olan toprak materyalin daha uzun seneler kullanılabileceği anlaşılır.

Kış yaklaşınca kiremitler sudan çıkartılır ve üstünde başparmak tırnağı boyundaki yavrular toplanır.Bazı üreticiler bu yavruları büyütmek için tekrar bulunduğu yetiştirmeye alırlar. Ancak çoğu üreticiler Britanya'nin kuzeyinde bulunan yetiştiricilere yavrularını pazarlarlar.

Britanya bölgesinde istiridye üretiminin dalga ve fırtınalardan zarar görmesi çok azdır. Çünkü bölge fırtınalara karşı nisbeten korunmuş durumdadır. Buraya akan nehirlerin de getirdiği tortu bir hayli az ve tehlikeli oranda değildir. Buralarda en büyük tehlike kış aylarının soğuk geçerek zarar vermesidir.

Portekiz istiridyesi yavru üretiminde benzer yol ile elde edilir. Ancak bu tür üstünde daha az çalışılmaktadır. Portekiz istiridyesi gel-git olaylarında daha çok güneş ve havaya maruz kalmaya mukavemetlidir. Bu sebeple daha çok kıyılarda ele alınır.

Dipte Üretim: Dipte yetiştirme genelolarak bu gayeyle hazırlanmış ve ayrılmış deniz bölgelerinde yapılır. Bu yerler genelde koylardır. Yavruların bu yerlere konumunda ilk yıl bir miktar zayiat olabilir. Üretim alanlarının zararlılardan korunması için dikkatli çalışmalar yapılır. Özellikle ilkbaharda görülen su alçalmaları sırasında zemin düzenlemesi ve çalışmaları uygulanır. İlk yetiştirme alanı olan bu yerler birkaç hektardan 8-10 hektara kadar olabilir. Bu yerlerde istiridyelerin kumla örtülmemeleri için tedbir alınır. Genç yavrular bu yerlerde 1-1,5 yaşına kadar kalırlar. Bu dönemden sonra el ile toplanırlar ve denizini daha derin bir bölgesine söz gelimi 3-10 m. Derinlikteki yerlere alınırlar. Buralarda da 2 yıl kadar kalan istiridyeler büyürler ve pazarlanacak boy ölçüsüne ulaşırlar. Bu dönemden sonra tekrar sığ yerlere alınırlar ve bu şekilde et dolgularının çoğalması amaçlanır.

Üretimde yeni tekniklerin gelişmesi sebebiyle 30 yıl kadar önce başlamıştır. Şöyleki yeni yöntemlerle derin sulardaki istiridyeleri hasat edebilecek makinaların yapılması derin suda istiridye kültürünü mümkün kılmıştır. Derin sularda istiridye üretiminin yapılabilmesi yalnızca büyük boylu istiridye yetiştirilmesinin dışında ayrıca yeni üretim alanlarının açılmasına neden olmuştur. Buda istidye üretiminin Fransa'da çoğalmasını sağlamıştır. Ancak derin sularda yetiştirilen istirid- yelerin et bağlaması ve ayrıca kapak yapılarının düzgünleşmesi için tekrar sığ suda bir müddet bırakılmaları gerektiği bildirilmektedir. Böylece görülür ki Fransa'da istiridyenin pazara sevk edilebilmesi için 4,5 yıla yakın bir zaman geçmesi bu dönemde 3 kez yer değiştirmesi gerekiyor.
Portekiz istiridyesinin üretiminde flat istiridyeye gösterilen bu işçilik pek gerekli görülmez. Yavrular eski istiridye kabukları üstünde toplandıktan sonra burda hasat vaktine kadar kalırlar. ABD'de istiridye yetiştiriciliğinde aynı yöntem uygulanır.

Portekiz'de yapılan yetiştiricilikte yukarda belirtildiği kadar yoğun bir ilgi istiridye üretiminde gösterilmez. Toplanan yavrular bir üretim sahasına bırakıldıktan sonra pazarlanacak ağırlığa kadar aynı yerde kalırlar. Bu yöntem ABD Birleşik Devletleri'nde uygulanır. Bazı yerlerde çok daha iyi gelişme ve daha fazla yaşama gücü sağlamak amacıyla 2. Yarıyılda istiridyeler seyreltilir ve yeni ağ askılar ya da tahta çerçeveler içerisinde şamandıralar ile yerle temas etmeyecek şekilde besiye alınırlar. Diple irtibatlı olmayan ve üzerlerinde mil birikmeyen istiridyelerde gelişme hızlı ve yaşama gücü yüksek olur. Bazı yerlerde özellikle dip bulanması olmayan yerlerde istiridyeler basitçe deniz dibine serilerek yetiştirilirler.

Fransa'da pazarlama döneminden önce istiridyelerin semirmesi ve pazara uygun bir durum alabilmesi için yeni bir işlem uygulanır. Bu işlem kabuk ölçüsü bakımından pazarlama ölçüsüne ulaşmış istiridyelerirı nisbeten sığ ve ılık bir kıyı alanına alınarak semirtilmeleri yolu ile olur. Bu gibi yerler genelde planktcnca zengin sığ kıyı bölgeleridir. Bu yerde, kalan istiridyelerde iç kısım dolar, et ağırlaşır, rengi istenen kremimsi bir renge ulaşır ve et lezzetleşir. Bu gibi yerler özel olarak hazırlanır. 1-2 dekar genişliğinde düzenlenirler. Bu toprak havuzların deniz ile bir kanal ile bağlantıları vardır. Bu havuzlarda üretim yapari bir firmanın bir çok havuzu bulunmaktadır. Bu havuzlar yaz mevsiminde boşaltılır. Birkaç hafta güneş altında kalırlar. Bu devre bazı yetiştiriciler gübreleme uygularlar. Daha sonra havuzlar 25 cm. Kadar suyla doldurulur ve med-cezir zamanında havuz suyu ayda 2 kez değiştirilir. Bu havuzlara istiridyeler m+de 4-5 adet dahil olmak üzere yaz sonunda stoklanır. Bu dönemde 3,5 yaş ve 40 gr. Kadar ağırlıktadırlar. Takriben 6 ay sonra istiridyeler nerdeyse iki kat ağırlığa ulaşırlar ve bu boy istiridyeler Fransa'da en pahalı olarak pazarlanan bir ürün durumundadırlar. Bazı üre- tim yerlerinde Navicula ostrearia isimli bir fitoplanktonun çok miktarda ürediği izlenir. Bu plankton istiridye etinin hafif yeşil bir renk almasına neden olur. Bu tür istiridyelerin eti çok nitelikli olarak nitelendirilir ve pahalı olarak pazarlanır. FIat oyster ile yapılan bu uygulama m2'de 4-5 birey stoklayarak yapılır iken Portekiz istiridyesi ile yapılan çalışmalarda m2'ye 12 adet birey stoklanmaktadır.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.