AramaArama
Gıda Hattı

Deniz hayvanı Midye nedir? Midye yetiştiriciliği nasıl yapılır?

8 Eylül 2021, 16:19
Paylaş
Deniz hayvanı Midye nedir? Midye yetiştiriciliği nasıl yapılır?
Deniz hayvanı Midye nedir? Midye yetiştiriciliği nasıl yapılır? Su ürünleri arasında bulunan Midye ile ilgili araştırmalar internet üzerinden yapılıyor. Peki deniz hayvanı Midye nedir? Midye  yetiştiriciliği nasıl yapılır?

Deniz hayvanı Midye nedir? Midye yetiştiriciliği nasıl yapılır? Su ürünleri arasında bulunan Midye ile ilgili araştırmalar internet üzerinden yapılıyor. Peki deniz hayvanı Midye nedir? Midye  yetiştiriciliği nasıl yapılır?

Bu bölümde elden hiçbir yemleme yapılmadan üretim sağlanabilecek midye yetiştiriciliği üstünde duracağız. Midyeden ülkemizde insan gıdası olarak yararlanılması, yalnızca bazı sahil yerleşim alanlarında yaygın ise de ihraç potansiyelinin olması bu canlı üstünde önemle durmamızı gerektirmektedir. Artan hayvansal protein talebini karşılamada midye ve benzeri canlılardan en yüksek seviyede faydalanma yolarını aramanın önemli bir görev olduğu inancındayız.

Son yirmi yıl içinde dünya midye üretimi nerdeyse iki kat artmıştır. Bu artışta en önemli etken ise midye yetiştiriciliğinde ki gelişmeler olmuştur. Midye üretimi bakımından en önde gelen ülkeler sıra ile Hollanda (lOO.OOO ton), İspanya (95.400 ton), Fransa (69.000 ton), Danimarka, Federal Almanya ve Güney Kore'dir. Bu ülkelerin üretimi içinde üreticilik yoluyla sağlanan miktarlar ise bir hayli önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde ise senelik midye üretimi 1976 senesinde 100 ton civarında iken bu üretimin 2000 senesinde 5.000-6.000 ton'u aştığı söylenebilir. Günümüzde ise bu miktarın çok üstünde olduğu belirtilmekle birlikte kesin rakamlar yoktur. Halbuki üç tarafı denizler ile çevrili olan ülkemizde midye yetiştiriciliğinin yapılabileceği alanların fazla miktarda bulunduğu ve kültürün yaygın şekilde ele alınması ile başarılı neticeler alınabileceği belirtilebilir. Bu konu da kurulmuş bulunan ülkemizdeki iki işletmede yetiştirme çalışmalarının başarıyla yapılabileceği izlenmekle birlikte bazı sorunlar yetiştirme çalışmalarını aksatmıştır.

Midye yetiştiriciliğinin tam manasıyla insan eli altında yapıldığını söyleyemeyiz. Hatta genel anlamda bir yarı üreticilik olarak kabul edilebilir. Çünkü üreticilik için gereken canlılar doğadan temin edilmektedir ve yetiştiriciliğin geleceği büyük ölçekte doğaya bağlıdır. Bir yere tutunması sağlanan midyeler büyümeleri için denizlere bırakılır ve diğer pek çok üreticilikten farklı olarak elden bir yemleme yapılmaz. Midyeler denizde serbest olarak dolaşan planktonları yiyerek ete çevirirler. Bu sebeple midye yetiştiriciliğinin ele alınacağı denizlerde doğal plankton üremesi ne kadar fazla olur ise yetiştirme çalışmalarının başarı şansı da o kadar fazla olur.

Yetiştirilen Midye Türleri ve Biyolojisi

Avrupa'da midye yetiştiriciliğinin en ileri olduğu ülke İspanya'dır. Bu ülkede yetiştiriciliği ele alınan tür Mytilus edulis ‘dur. Ülkemiz de olmak üzere Akdeniz'de bulunan tür ise mytilus galloprovincialis türüdür. Ülkemizde midye yetiştiriciliği ele alındığında bu tür üstünde çalışılacağından biz burda bu tür hakkındaki biyolojik bilgilere ağırlık vererek midyelerin yapısını aydınlatmaya çalışacağız.

Bir midyeye dıştan bakıldığı zaman 4 kenar ayırt edilir. Bunlar ön kenar, arka kenar, ventral (karın) kenar ve dorsal(sırt) kenardır.,Ön kenar kısa olup, kabuklar burda birbirleriyle kenetlenir. Karın tarafında bisusip likleri bulunmaktadır. Bu iplikler midyenin bir yere tutunmasını sağlar. Karın kenarı önden arkaya doğru bir yükselme yaparak, düz bir biçimde' arkaya doğru uzanır. Arka kenar dar ya da yaygın yarım daire biçimindedir. Dorsal kenar karın kenarına oranla dahabombelidir. Kabuklar üstünde ön kenarı merkez alan küçük eliptik daireler biçiminde başlayan ve kenarlara paralel olarak yaş halkaları ya da büyüme çizgileri diyebileceğimiz izler vardır. Hayvan uygun olmayan çevre şartlarında kaldığı zaman büyüme çizgilerinde anormal bir sıklaşma, kabarma (yukarı doğru) ya da çökme (aşağı doğru) görülür.

Denizlerimizdeki M. Galloprovincialis farklı çevre şartlarında bir hayli değişik renk varyasyonları gösterebilmektedir. Bunlar genelolarak siyah, siyahımsı mavi, koyu morumsu, kahverengi ya da kahverenginin muhtelif tonlarıdır. Yalnız bu renkler hayvanın ölü ve diri olmasına göre biraz değişebilmektedir.

Midyeler üreme bakımından ayrı eşeyli canlılardır. Çok nadir olarak hermafraditolanlarının da var olduğu bildirilmektedir. Genitalorganlardaki üreme hücreleri olgunlaştıktan sonra dışarı atılırlar. Dişi ve erkekler yumurta ve spermleri dışarı saldıktan sonra döllenme olayı vuku bulur. Genelde Mayıs ve Haziran aylarında üreme olayları azalır ya da çoğunluğunda durur. SARIKAYA (978), İzmir Körfezi'nde yapmış olduğu çalışmada Eylül dışında her ay midye larvasına rastlanıldığını, üreticilik için larvaların tutulması için denizlerebırakılacak gereçlerin 12. Ve- ya 3. Ayda konulmasının en doğru olacağını kaydetmiştir.
Midye Yetiştiriciliği Nerelerde Yapılabilir
Midye yetiştiriciliği yapılmasına karar verildiğinde seçilecek yer konusunda aşağıda belirtilen hususların dikkate alınması gerekir.

A. Üretim yapılacak yerin evvela hırsızlardan korunabilecek bir yerde olması ve bu konudaki tedbirlerin daha önce düşünülmesidir. Çok sert rüzgarlara maruz kalan yerler de üreticilik için uygun değildir. Su akıntısının yeterli olduğu sakin denizlerin seçilmesi çok daha iyi olur.

B. Midye yetiştiriciliğinin planktonca zengin olan denizlerde uygulanması önde gelen prensiptir. Ancak ani plankton patlamalarının olduğu ve ara sıra çeşitli planktonların çok fazla üremesi midye yetiştiriciliğinde zararlı olabilir. Özellikle fazla dinoflagellataüremesinin olduğu zamanlarda midyelerin kendilerine çok büyük bir zarar gelmemekle birlikte, bu zamanlarda hasat edilerek mağlup olan midyelerin insan sağlığı için zararlı olabileceği saptanmıştır. Örneğin Gonyaulax sp. Türü planktonların çok kesif ürediği mevsimde hasat edilen midyeler yenildiğinde in- sanlarda hazım bozuklukları hatta felçli bir durum yaratabilen zehirlenmelerin ortaya çıkabileceği saptanmıştır.

C. Endüstriyel ve lağım artıklarının fazla olduğu denizler de midye yetiştiriciliği için uygun değildir. Özellikle midyelerin çiğ olarak tüketilme alışkanlığının var olduğu alanlarda bu tür denizlerde üretilen midyeler insan sağlığı için zararlı olabilir.

D. Bazı bölgeler deniz suyu bakımından midye yetiştiriciliği için çok elverişli olmakla birlikte, yoğun deniz trafiği sebebi ile üreticilik alanı olarak kullanılmaz. Özellikle gerekeğlence gerekse ulaşım bakımından çok hızlı gidebilen teknelerin çok kullanıldığı yerlerde kurulacak sallar hayati bakımdan çok tehlikeli olabilir. Zorunlu olan hallerde kurulacak sal sistemlerinin gece ışıklandırılması düşünülür.

E. Midye tüketiminin kolayolacağı yerler seçilmelidir. Pazarlama durumunun daha önce iyi planlanması ve düşünülmesi gerekir. Kimi ülkelerde bir ön yargı olarak insanlar midye eti yemezler. Dünyanın kimi yerlerinde de midye eti dini sebeplerle yenilmez. Bu gibi yerlerde iç tüketime yönelik bir yetiştirme düşünülemez. Bilineceği gibi Japonya deniz ürünlerinin en çok tüketildiği ve insan beslenmesinde hayvansal protein kaynağı olarak deniz canlılarının çok fazla tüketildiği bir ülkedir. Bununla birlikte bu ülkelerde midye yeme alışkanlığı yoktur. Hatta midye’ye tiksindirici ve yenilmeyecek bir canlı gözü ile bakılır. Bu gibi bir ülkede iç pazarlara dönük midye yetiştiriciliğinin ortam şartları çok iyi olmakla birlikte düşünülemeyeceği gerçeği açıktır. Bu gibi yerlerde toplumun alışkanlığını kırmak bir hayli zordur. Ülkemizde bile toplumun önemli bir kısmı yaşamı boyunca midye yememiştir ve bunlara kısa bir süre içinde midye yeme alışkanlığı kazandırmak zordur. Bu sebeple iç tüketime fazla güvenmemek, dış pazarlar konusunda da araştırma yaptıktan sonra geniş miktarda midye yetiştiriciliğine girişmek ülkemiz şartlarında çok daha uygun olacaktır. Günümüzde midye, Avrupa'da lüks sayılabilecek bir gıda değildir. İtalya, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde midye toplumun günlük olarak tüketim eğiliminde olduğu bir maddedir. Bu sebeple ülkemizde üretilebilecek midyelerin gerekli ilişkiler iyi planlandığında Avrupa'da pazarlanma olasılığı vardır.

MİDYE YETİŞTİRME YÖNTEMLERİ

Midye yetiştirme metotları genelolarak 3 sınıfa ayrılabilir. Bunlar;

1.Dipte yetiştirme,
2.Sırıklar üstünde yetiştirme,
3.Sallar ve şamandıralar üstünde yetiştirme,

Dipte yetiştirme
Bu yöntemin uygulanmış olduğu ülke genelde Hollanda'dır. Bütün midye üreticiliklerinde olduğu gibi midye yavrusu temini tamamı ile doğaya bağlıdır. Adından da anlaşılacağı gibi üreticilik deniz dibinde uygulanır. Bu tür yetiştiriciliğin ele alındığı Hollanda'da midye yetiştirilen alanlar balıkçılığa kapalı tutulur. Buralarda herhangi bir balık avcılığı yapılmasına izin verilmez. Böylece yataklar dış zararlardan korunmuş olur. Bu üreticilikte iki safha olduğu söylenebilir. Birinci safha küçük midyelerin toplandığı alanlardır. Bu alanlarda midyelerin pazarlanacak çağa kadar kalmaları istenilmez. Çünkü küçük midyelerin toplandıkları alanlarda yavrular çok sıklıkla bulunurlar ve bunlar bu biçimde bırakıldıkları takdirde iyi bir biçimde gelişemezler. Bunun için yetiştiriciler belli bir boya geldikten sonra bu yerlerden topladıkları küçük midyeleri kendileri tarafından korunan deniz yataklarına veya aynı bölgede seyrek olan yerlere yerleştirirler. Hollanda'da küçük midyelerin toplandığı alanlar devletçe korunur. Fakat senenin çok az bir dönemi için avlanmaya açık bırakılır. Bu alanlardan yavru toplayan yetiştiriciler midyelerin büyümeleri için bıraktıkları alanları sürekli kontrol altında tutarlar. Midyelerin düşmanı olan bazı canlılara karşı bu yerleri korumaya çalışırlar. Bazı yetiştiriciler midyelerin gelişmesini izleyerek daha fazla gelişme sağlama amacıyla midyelerini diğer alanlara taşırlar ve bir senede 2-3 kez yer değiştirebilirler.

Midyelerin iyi gelişebilmesi için yataklarda iyi ancak midyeleri sürüklemeyecek bir su akıntısının var olması istenir. Bu alanlarda midyeler pazarlanacak boya ulaşınca toplanırlar ve temizleme yerlerine alınarak pazarlanmadan önce iyice temizlenir ve standartlara göre belirli boylara ayrılarak pazara sevk edilirler.

Hollanda'da deniz diplerinin midye yetiştiriciliği için parsellenmesi 50 ile 200 dekar arasında değişmektedir. Bir yetiştiricinin birden çok yetiştirme alanı kiralaması mümkündür. Bu alanlara gelişmesi için bırakılacak yavru midyelerin boyları 2,5 cm. Dolaylarında olur ve üreticiler bu yavruları doğadan, söz gelimi yavru üremesi için
ayrılmış alanlardan, liman direklerinden ya da kıyılardaki kayalara tutunmuş yavrulardan temin ederler. Bir üretici kiraladığı alana yavru bırakmadan önce olabildiğince bu alanı midye yiyen zararlılardan temizlemek ister. Özellikle deniz yıldızları fazla oldukları taktirde midyeler için çok zararlıdır. Midyenin kabuğunu açan ve etini yiyerek yaşamlarını sürdüren bu zararlıdan korunmak için yetiştiriciler dikkatli olmak zorundadırlar. Küçük deniz yıldızları fakat çok küçük midyelere zararlı olabilir. Ancak büyük deniz yıldızları çoğaldığı ve yetiştirme alanında fazla zarar vermeye başladıkları hissedildiği zaman özelolarak yapılmış ucu tarak gibi olan uzun. Saplı zıpkınlar ile kayık üstünden ayna ile bakılmak suretiyle toplanırlar. Bu ayna olarak belirtilen alet 20-25 cm. çaplı, 50-60 cm. Uzunluğunda bir tarafı camlı bir malzemedir. Deniz üstünde kayıktan bu alet ile bakıldığında denizin dibini düzgün bir biçimde görmek mümkün olur. Deniz yıldızlarının toplanması amacıyla yapılan özel aletlerde Hollanda'da kullanılıyor. Deniz yıldızlarını midye yavrularının toplandığı alanlardan yavrular ile beraber getirmemeleri için toplanan midye yavruları üzerine tuz serpilir. Bu uygulamada midyeler kabuklarını kapatarak tuzun zararından kendilerini korurlar. Ancak tüm deniz yıldızı yavruları da öldürülmüş, bu şekilde midye yavruları büyümeleri için konulacak alanlara temizlenmiş olarak getirilmiş olur. Hollanda'da bu gayeyle kullanılacak tuz devletçe vergisiz olarak ucuza temin edilmektedir. Bu tuz ile muamele kabukça gelişmiş olan midyelere zarar vermemekle birlikte kabuk yapısı henüz yeni teşekkül eden yavrulara zararlı olabilir. Ancak bu pek önemli değildir. Yalnız bu midyelerin aynı gün bekletilmeden plantasyon alanına götürülmeleri ve denize bırakılmaları lazımdır. Eğer bir gece motorda bu midyeler tuzlu olarak bırakılırlar ise midyelerin çoğunluğu ölür. Genelde 10 ton yavru için 50 kg. civarında tuz kullanılır.

Sırıklar Üzerinde Yetiştirme

Genel olarak Fransa'da uygulanmakta olan bir yetiştirme yoludur. Bir İrlandalı olan Kaptan Patrick Walton tarafından ilk defa kullanıldığı yazılmaktadır. Söz konusu kişi 1235 senelerinde deniz üstünde uçan kuşları avlama amacıyla ağaç kazıklar üstünde ağ sistemi kurduğunda kullanmış olduğu kazıklar üstünde midyelerin tutunduğunu görmüş ve bu görüşten hareket ederek kazıklar üstünde midye yetiştirme çalışmalarına girerek başarıya ulaşmıştır. Fransa'nın Aiguillon Koyu'nda o günden beri uygulanmaya başlayan bu yöntem çağımızda de yürütülmektedir.

Sistemin ana temeli belirli aralıklar ile denize çakılan kazıklardır. Bu kazıklar üzerine midye yavruları bisusiplikleri ile tutunurlar. Kazıkların bulunduğu yere göre midyelerin pazarlanacak çağa kadar aynı kazık üstünde kalmaları ve büyümeleri beklenir ya da kazıklar su gel-gitolaylarının çok olduğu alanlarda suyun çekilmesinden faydalanarak başka bölgelere midyeleri ile beraber götürülerek dikilir. Yarı kontrollü bir yetiştirme olarak ele alınabilecek bu yöntemin daha başarı sağlaması için seyreltme yapılması ve seyreltme sonucu elde edilen midyelerin ziyan edilmeyerek ağ torbalar içine yerleştirilmesi yoluna gidilerek yetiştirme çalışmalarının daha karlı bir duruma getirilmesine çalışılmaktadır. Bu yöntem dipte yetiştirmeye oranla daha fazla işçilik istemektedir. Ancak özellikle Fransa'nın Aiguillon yöresinde bu yol ile yetiştirilen midyelerde et kalitesinin yüksek olması İspanya ve Hollanda orijinli ithal malı midyeler ile fiyat bakımından daha pahalı pazarlanmasını mümkün kılmaktadır. Bazı üreticiliklerde uzun dikmeler yere çakma yerine birbirlerine bir sal oluşturacak biçimde dilmeler ile bağlanmaktadır. Bu tür birbirine bağlı sırıklar sisteminin biyerden başka bir yeregötürülmesi kolayolmaktadır. Böylece bir yılda birkaç yer değiştirilmesi mümkün olmakta ve midyelerin gelişmesinde daha başarılı sonuçlara ulaşılmaktadır. Ancak son senelerde bu yöntemin uygulanmış olduğu bölgeler de dip çamurunun fazla olduğu ve bu taşıma anında çok çamur kaldırdığı gerekçesiyle taşımaktan kaçınılmaktadır. Hatta yer yer yasaklamalar konulduğu da görülmektedir.

Bu yöntemle yetiştirilen midyeler Hollanda'da olduğu gibi Mytilus edulis türü midyelerdir. Zaten Avrupa’nın tüm kuzey okyanusuna bakan sahillerde bulunan tür yalnız Mytilus edulis ‘tur. Bu yöntemin ele alındığı yörenin iklim ve çevre şartlarına kısaca değinmede yarar var. Yetiştiricilik yapılan bölgede su gel-git olayları bir hayli yüksektir. Gel-git olayının en yüksek olduğu zamanlarda suyun alçalıp yükselmesi 5 metreyi bulmakta, en az olduğu zamanlarda ise 2 m. civarında günlük su gel-gitleri olmaktadır. Bu gel-gitler sebebi ile de midyeler için gereken planktonların hareketi çok çok olmaktadır. Aiguillon'da denizin derinliği kıyıdan 10 kilometre. Uzaklıklara kadar 10 ın. Derinliğe fakat ulaşmaktadır. Yetiştiricilik yapılan yerler ise suyun çekilmesi olaylarının vuku bulduğu kıyı boyunda uygulanabilmektedir.

Bu bölgede deniz suyu sıcaklıkları yıl içerisinde 8 ile 20°C arasında değişmektedir. Ancak bazı aylarda 24°C'ye kadar ulaştığı da görülmektedir. Tuzluluk ise %0 3.2-3.5 arasında değişmektedir. Bazı senelerde ise çok aşırı yağmur yağışlarından sonra tuzluluğun sıfıra kadar düştüğü saptanmıştır.

Midyelerin tutunmaları için çakılmış bulunan kazıkların içerisini oyarak çürümelerine sebep olan kurtlarda önemli zararlılardan sayılmaktadır (Teredo navalis). Bu kurtlara karşı dayanıklı olan bazı ekvator orijinli ağaçlar var ise da pahalı gelmektedir.

Midyeler için zararlı sayılabilecek bir canlı da midyeleri öldürmemekle birlikte kabukların üzerine tutunarak temizlemede ve pazarlamada problemler yaratan kalkerimsi yapılı Balanustürleridir. Yetiştiriciler pazarlamadan önce kalkerimsi iz bırakan bu canlıları midyeler üstünden iyice temizleme zorunluğundadırlar. Eğer fazla miktarda iz bırakmış iseler tüketiciler bu tür midyeleri satın almak istemezler.

Bazı polipler (Tubularia sp.) actinia'lar da çok fazla sayıda çoğaldıklarında midye yavruları istenilen oranda kazıklara tutunamamakta bunlardan bazıları da işçilerin ciltlerinde yaralanmalara sebep olabilmektedir.

Çok küçük bir yengeç türü de iç kabuğuna yerleşerek (Pinnotheres sp.)midye tarafından toplanan gıdaların bir kısmına ortaklaşa bir parazit gibi yaşamını devam ettirmektedir. Copepodlar’dan Mytillicola intestinalis de önemli ve tehlikeli kabul gören parazitlerden bir tanesidir. Bu parazitin bol bulunduğu yerlerde midyelerde gelişme sürati bir hayli azalır. Sallar ve Şamandıralar Üzerinde Yetiştirme Genelolarak İspanya'da meydana gelmiş ve daha çok bu ülkede uygulanmakta olan bir üreticilik yoludur. Günümüzde ise bir çok ülkede uygulanmakta olan bir yöntem halini almıştır. Yetiştirmede teknolojinin gelişmesi sonucu ülkemizde de ele alınması önerilebilecek bir yöntem olarak önem kazanmaktadır.

Diğer tüm üreticiliklerde olduğu gibi midyelerin larval gelişmesi serbest olarak denizde olur ve bunların sallardan sarkıtılan materyale tutunmaları ile üreticilik başlar. Pekçok üreticiliklerde ise bu serbest olarak yüzen larvalardan taşlara tutunmuş ve belli bir boya ulaşmış olanlarının toplanması ile üreticilik ele alınır. Taşlar üzerine tutunmuş olan yavruların toplanması genelde elle yapılır. Sallardan sarkıtılan halatlar üzerine tutunan ve biraz büyüyen yavrular ise bu halatlardan alınarak biraz sonra açıklayacağımız yöntemlerle gelişmeleri için tekrar halatlar ya da ağ torbalar ile suya sarkıtılırlar.

İspanya'da midye yetiştiriciliği ilk defa Fransa'da yapılabildiği gibi kazıklar üstünde başlamıştır. Ancak bu yolla pek iyi verim alınamamıştır. Daha sonra 1946 senesinde Japonya'daki sallar üstünde sarkıtılan malzemeyle istiridye yetiştiriciliğinden esinlenerek sallar üstünde midye yetiştiriciliği çalışmalarına girişilmiştir. O senelerden itibaren süratle gelişen bu yöntem ve midye yetiştiriciliği ile beraber çağımızda 150.000 tona yaklaşan üretim düzeylerine ulaşılmıştır. Venezuella'da aynı yöntemin kullanılması üstünde de çalışmalar yapılmış ve çok olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Bu ülkede yetiştiriciliği ele alınan Perna perna türü midyelerin yetiştirilebilmesi için İspanya'dan giden teknik elemanlar yardımcı olmuşlardır. İlk kez 7x7 m, ebatlı bir sal üstünde yapılan çalışma çok olumlu sonuç vermiş ancak 120 saldan oluşan ve bambu kamışlarından yapılmış olan salların iyi dayanmaması sonucu ilk geniş çapta üretim girişimi pek başarılı olamamıştır. Ancak sonraki zamanlarda başarıya ulaşılmıştır. Yine İspanya'daki yetiştirme çalışmalarından örnek alınarak Norveç'te de midye yetiştirme çalışmalarına girişilmiştir. İlk önceleri toplama amacıyla sallara asılan materyalin zayıf olması ve ağırlaşınca kopması sonucu pek başarılı neticeler alınamamıştır. Daha sonra bazı yerlerde ilkbaharda tutunup sonbaharda 30 mm . Boya ulaşan yavruların toplanması ve bunların. Ağ torbalara konularak sallar üstünden sarkıtılması yoluyla olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Bu ülkede kullanılacak olan ağ torbalar polipropilen den yapılmıştır. Bu torbaların esneme özelliği vardır, çapı 3 cm. 'dir. Ağ gözleri ise 6,5 x 12 milimetre. Olarak yapılmıştır. Doğadan toplanan 25-30 mm . Uzunluktaki midye yavruları üst üste torba içine konulmakta ve midye büyüdükçe ağ da açıldığından bir sakınca doğmamaktadır. Burada kullanılacak olan ağ torbaları Fransa'da kazıklar üzerine midye sarmak için kullanılacak olan ağ torbalar ile karıştırmamak gerekiyor. Çünkü Fransa'da kullanılacak olan torbalara konulan midyeler zamanla kazığa tutunduklarından ağ torba zamanla çürümekte ve gelişen midyeleri tutma durumundan çıkmaktadır. Burada Norveç'te kullanılacak olan ağ torbalar ise çok sağlam ve midye büyüse bile onları taşıma mecburiyetinda olan bir ağdır. Bu yöntem ile 30 milimetre. Olarak torbalara konulan midyelerin ikinci yaz sonunda satılabilecek boy olan 50-75 mm . Boya ulaştıkları bildirilmektedir.

Sal yönteminin en başarılı olarak ele alındığı İspanya'nın Galicia bölgesi plankton bakımından çok zengin bulunur. Sal yönteminin Hollanda'da uygulanmakta olan dipte yetiştirme yöntemi ve Fransa'da uygulanmakta olan kazıklar üstünde yetiştirme yönteminden çok önemli bir avantajı bulunur. Bu iki yöntemde de üreticilik gel-git olaylarının yüksek olduğu ve günün belli bir saatinde suların çekilmesi sebebi ile midyelerin bir müddet açıkta kalma mecburiyeti vardır. Bu durumda midyeler bu süre içinde yem alamazlar. Sal yönteminde ise midyeler sürekli surette su içinde kalırlar. Bu sebeple midyelerin yaşam şartları ve yem toplama süreleri daha çok olmaktadır. Sonuçta rnidyelerin gelişmeleri daha süratli olur. Sallardan uzatılan halatların bu sebeple sık sık kontrol edilmesi gerekir. Çünkü sürekli su altında kalan ve dışarıdan gözle pek görülemeyen halatlar eğer taşıyabilecekleri yükten daha fazla ağırlığa süratli gelişme sebebi ile maruz kalırlar ise kopabilirler. Belirli bir ağırlığa ulaşan halatlar hemen alınır ve üstündeki midyeler tekrar daha uzun ve sağlam halata bağlanarak suya sarkıtılır. Eğer pazarlanacak çağa ulaşmış olanlar varsa ayrılır ve pazara sevk edilir. Bazı üretim yerlerinde üstün kalite düzeyine ulaşabilmek için pazarlanacak boya ulaşmış midyeler deniz suyunun çok temiz olduğu bölgelere alınır ve buralarda bir müddet bekletilirler. Bu süre içinde midye ortamda plankton noksanlığı sebebi ile sindirim sistemini iyice boşaltmış olur. Bu şekilde elde edilen midyeler özellikle çiğ olarak tüketilen pazarlarda yüksek fiyat bulurlar.

Sal yönteminin başarıyla uygulanmış olduğu İspanya'nın Galicia bölgesinde ortam şartları;

Deniz derinliği genelde 20 m. Dolayındadır. Orta kısımda ise kanal derinliği en derin yerde 60 m.'yeulaşmaktadır. Deniz dibi çoğu zaman çamurlu millidir. Bu durum bir nehrin getirdiği artıklardan olmaktadır. Sahil bölgeleri ise çoğu zaman granit kayalıklar ile kaplı bulunur. Hava sıcaklığı kışın 8°C yaz mevsiminde ise 20°C dolaylarındadır. Yıllık yağış 1.500 milimetre. Olup, genelde yağışlar kış aylarına rastlamaktadır. Bölgede gel-git olaylarında denizin alçalıp yükselmesi en fazla olduğu zamanlarda 3,5 m.,en az olduğu zamanlarda ise 1,1 m. Dolaylarındadır. Bu değerler bazen rüzgarında etkisiyle 0,4 m. Dolaylarında azalıp çoğalabilmektedir. Suda akıntı sürati ise çoğu zaman 50 cmlsaniye olup, zamana göre 5 ile 91 cm/saniye arasında değişmektedir. LO ile 30 m. Derinliklerde ise suyun akıntısı daha azdır ve 20 cm/saniye dolaylarındadır.

Okyanusta dalga yüksekliği genelolarak fazladır ve ara sıra 10 m.Yi bulabilir. Ancak yetiştiriciliğin ele alındığı koya gelinceye kadar dalgalar küçülmekte ve körfez içi dalga yüksekliği en kötü havalarda bile 1 m.'yi aşmamaktadır.

Deniz suyu sıcaklığı ise l30e ile 23°e arasında değişmektedir. Denizin tuzluluğu çoğu zaman %3,6'dır. Ancak yağışlara göre bu oran bazen azalmaktadır. Bölge bir hayli temiz bir suya sahiptir. Su planktonca çok zengindir. Mineral maddelerce suyun zengin olması fito ve zooplanktonların üremesi için çok faydalı bir ortam oluşturmaktadır. Fitoplankton varlığı 10-15 harvey unit/litre olduğu bildirilmektedir. Bazı bölgeler de plankton Soğunluğunun 40 h. ü/lt. Ulaştığı en yüksek olarak ise 9 h. ü/lt. Oranına ulaştığı bildirilmiştir. Bir harveyünit biriminin ölçüsü bir litre deniz suyu içerisindeki diatomda 1,30 mg. Azot miktarı ve ya bir litre su içindeki dinoflegellatlarda saptanan 2,5 mg. Azot miktarıdır. Yavru toplamada ikinci yol önceden söz konusu edildiği gibi sallardan sarkıtılan halatlar vasıtasıyla olur. Bu halatlar çeşitli materyalden yapılabilir. Halat üstünde ne kadar ipliksi bir yapı olur ise midyelerin tutunması o kadar kolayolur. Daha çok halfa otundan(Stipia sp.) yapılmış halatlar kullanılıyor. Bu halatlar salın alt kısmına sala paralel olarak gerilirler. Bu halatların uç kısımlarına bir ağırlık bağlayarak dikine konulması da yapılan uygulamalardandır. Konulan ağırlık 3 kg. Dolayındadır. Böylece akıntıda sarkıtılan halatların birbirlerine dolaşmaması ve dik durmaları sağlanmış olur. Halatların suya sarkıtılma zamanı Aralık-Ocak aylarındadır. Bu halatlara midyelerin tutunması ise Şubat-Mart aylarında olur. Buradan da anlaşılacağı gibi halatların midyelerin tutunacaklarının tahmin edildiği zamandan bir iki ay önce suya sarkıtılması gerekiyor.

Kayalık yerlere midyelerin sonbaharda ağırlıklı olarak tutundukları görülmekle birlikte sallardan sarkıtılan halatlara midyelerin sonbaharda tutunmaları her nedense az miktarda olmaktadır ve en iyi netice halatlar üstünde ilkbaharda alınmaktadır.

Yavru elde etmede üçüncü bir kaynak da salların alt kısımlarına tutunan midyeler olmaktadır. Özellikle salın tam su ile temas ettiği yerlerde fazla miktarda küçük boylu midyelerin bulunduğu görülür ve bunlar kolaylıkla elle toplanabilir.

Bazı yetiştirme yerlerinde de gelişmeleri için halatlarla denize sarkıtılan gelişkin midyeler üzerine de fazla miktarda küçük midyenin oluştuğu görülür. Bu midyeleri toplayarak diğer yeni halatlar kurarak denize sarkıtına uğraşıları verilir ise de bu zor bir işçilik gerektirdiğinden yetiştiriciler bu tür bir işlemi istemezler. Çünkü gelişmeleri için denize sarkıttıkları midyeler üstündeki küçük yavruları toplamak bir hayli zaman alıcıdır
ve zaman kaybettirir.

Toplanan Yavruların Sallara Yerleştirilmesi Sistemi

Toplanan yavruların aynı gün zaman geçirilmeden gelişmeleri için konulacak yere yerleştirilmeleri en önemli konulardan bir tanesidir.

Yavruların gelişmeleri için tutturulacakları halatlar çeşitli materyalden yapılabilir. Genel olarak kullanılacak olan halatlar halfa otundan yapılabilmektedir. Ancak bu halatların çok sağlam olmaması sebebi ile son senelerde terk edilmeye başlanılmıştır. Kullanma ömrü az olan bu halatların sağlamlaştınlması için naylon iplikler ile takviyesi ise maliyeti arttırmaktadır. Bazı yerlerde bu bitkiden yapılan halatların katrana batırıldıktan sonra kullanılması uygulanmakta ise de bu işlem bir hayli güç ve ortamı kirletici olmaktadır. Şu halatların kullanma ömrü üç yılı geçmemektedir. Son senelerde eski trol ağlarını keserek yapılan halatlar kullanılmaya başlanılmıştır, bir hayli sağlam olan bu halatların kullanılması çok olumlu netice vermekte ve bu halatlar uzun ömürlü olmaktadır. Yedi seneye kadar kullanılabilen bu tür halatlara istem çok fazla olduğundan bu işe yarayışlı eski trol bulma sıkıntısı vardır. Ülkemizde de ele alınabilecek üreticilik uğraşıları için bu kaynağın akılda tutulması faydalı olacaktır. Eski ağlardan halat yapılması için önce eski ağ uzun şeritler halinde kesilmekte sonra bunlardan dört tanesi bükülerek halat elde edilebilmektedir. Kimi yetiştiriciler eski araba lastiklerini keserek elde ettikleri uzun halat gibi malzemeleri de kullanmaktadırlar. Bu amaçla son senelerde kullanımı artan bir madde de sentetik maddelerden özel olarak yapılmış halatlardır. Bu tür materyalden yapılan halatların ilk satın alım fiyatı yüksek olmakla birlikte hem kullanışlı olmakta hem de çok uzun zaman kullanılabilmektedir. Ayrıca bu tür halatların daima her yerde temin edilebilmeleri de bir kolaylık olmaktadır

Kullanılan. Halatların uzunluğu üreticilik yapılan yere bağlı şekilde 6 ile 9 ın. Arasında olabilmektedir. Temelolarak sala bağlanan halatların hiçbir zaman deniz dibi ile temas etmemesi lazımdır. Bazı çalışmalarda bu uzunlukların iki katına yakın hal at uzunlukları ile çalışılması denenmiştir. Ancak ağırlığın çok artış göstermesi 8-10 m.'den daha uzun halatların kullanılmasını uygun kılmamaktadır. Bu halatların her iki ucuna da birer ilmek yapılır. Bir ucundan sa la bağlanan halatın diğer ucuna ağırlık konulur.

Halatların midye yerleştirilmeden önce 40 cm. Aralıklar ile hal at aralarına çubuklar konulur. Bu çubukların kalınlığı 1.5 x 1.5 cm.,uzunluğu ise 25 cm. Dolaylarındadır. Bu çubuklar çok fırtınalı havalarda halat üstünde gelişmiş olan midyelerin sallanarak kopmalarına ya da ağırlaşmaları sebebi ile birbiri üzerine bineceklerinden midyelerin aşağıya doğru kayarak ziyan olmalarını önler. Ayrıca hasat sırasında ağırlığın yaklaşık 50-60 kg.'a ulaşan bir halatı kolayca sala alınmasında bu çubukları tutarak yukarı almak çok büyük kolaylık sağlar. Midyelerin hal at üzerine tutturulmasında bir çeşit banttan yararlanılır. Bu bant özelolarak yapılır ve İspanyolca Techido da malla ismi ile piyasada satılır. Bu ince bant ile midyeler halat üzerine dolanarak tutturulur. Bu işlem için önce halat iki yer arasında yerden takriben 1,15 cm. Yükseklikte gerilir. İpin alt kısmında hareket eden biraz yüksekçe arabanın içi halata tutturulacak midye ile doldurulmuştur. İşçi bir eline bandı almıştır. Bir eliyle midyeleri arabadan ala- rak halata yanaştırır diğer eliyle de bandı döndürür. Bu işe alışmişbir işçi 6-7 dakikada bir halatı yavru midye ile donatır. Bir halata konulan yavru miktarı kullanılacak olan yavru midyelerin boyuna bağlı olmakla beraber bir metre halat uzunluğuna 1-1,5 kg. Dolaylarındadır. Halatların Sallar Üzerine Bağlanması: Midyeler halatlar üzerine tutturulduktan sonra yapılması gerekli olan en önemli iş bu halatların zarar ve ziyan verilmeden sallar üzerine asılmasıdır. Bu işlemin aynı gün yapılması en iyisidir. Midye yavruların halatlara tutturduktan sonra bu halatları bekletmek doğru değildir. İspanya'da bu halatlar 10-12 ın. Boyunda olan sandallar ile salların bulunduğu yerlere nakliye yapılır. Halatın uç kısmında yapılan bir ilmik halatın sala asılmasını sağlar. Bu ilmik halatın her iki ucunda da bulunmaktadır. Böylece gerektiğinde halat tersine de asılabilir. Böylece midyelerin dengeli bir biçimde gelişmesi sağlanabilir.

Bir sal üzerine bazen 1.000 adet halat bağlandığı olur. Ancak genelde bir sala bağlanan halat sayısı 600-700 dolayında olur. Bu amaçla kulanılan salların boyutları da genelde 18 x 18 m. ya da 20 x 20 m. Dolaylarında olmaktadır. Sallar üzerine asılan halatlar üstündeki midyelerin birbirleri ile temas etmemesi ve kötü havalarda dolanarak karışmamaları için 1 m2'ye 2 ile 3 arasında halat bağlanır. Bir sal üstünde her boy midyenin var olduğu halatlar bulundurulur. Böylece bir salın sürekli olarak verim vermesi sağlanır. Diğer bir ifadeyle salın bir köşesinde midyeler daha gelişmelerine 5-6 ay süre var iken, başka bir grubun pazarlama ağılığına ulaşmış olması istenilir. Böylece bir tarafta midyeler gelişir iken öte taraftan pazarlanacak midyeler hasat edilir. Hasat edilenlerin yerine yeni yavrulu halatlar asılır. Böylece yıl boyu saldan verim elde edilmiş olur. Özellikle aile işletmesi tipindeki sal sistemlerinde bu önemli bir konudur. Ayrıca saldaki midyelerin aynı anda pazarlanacak boya erişmesi salın ağırlaşmasına dolayısıyla batma ya da çabuk eskime durumuna gelme ihtimalini arttıracaktır. Halbuki ekonomi açısından salın uzun seneler dayanması ve kullanılması üzerine az yük binmesi ile sağlanabilecektir ya da sal tarafından taşınan yükün az olması salın ömrünü uzatacaktır

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.