AramaArama
Gıda Hattı

Deniz hayvanı Mersin Balığı nedir? Mersin Balığı yetiştiriciliği nasıl yapılır?

8 Eylül 2021, 15:49
Paylaş
Deniz hayvanı Mersin Balığı nedir? Mersin Balığı yetiştiriciliği nasıl yapılır?
Deniz hayvanı Mersin Balığı nedir? Mersin Balığı yetiştiriciliği nasıl yapılır? Su ürünleri arasında bulunan Mersin Balığı ile ilgili araştırmalar internet üzerinden yapılıyor. Peki deniz hayvanı Mersin Balığı nedir? Mersin Balığı yetiştiriciliği nasıl yapılır?

Deniz hayvanı Mersin Balığı nedir? Mersin Balığı yetiştiriciliği nasıl yapılır? Su ürünleri arasında bulunan Mersin Balığı ile ilgili araştırmalar internet üzerinden yapılıyor. Peki deniz hayvanı Mersin Balığı nedir? Mersin Balığı yetiştiriciliği nasıl yapılır?

Mersin balıkları havyarları sebebiyle ünlüdür ve iri yapılı olduklarından et bakımından da kıymetli bir balıktır. İran'da hazar denizinden yakalanan balıklardan elde edilen mersin balığı havyarının çok büyük bir değeri vardır. Bu sebeple avcılığı her zaman gelir getiren bir balık olmuştur.

Kuzey yarım küresinde mutedil iklime sahip az derin denizler ile bu denizlere bağlı akarsularda yaşamakta olan balıklardır. Mersin balıklarının Asya Avrupa ve ABD'de yaşamakta olan 26 türü olduğu bildirilmektedir.

Mersin balıkları Asipenser familyasına dahildirler. Asipenser türlerinden 6 tanesi ülkemiz sularında var olmamakla birlikte bilinçsiz avcılıklar sebebiyle hemen hemen yok olma durumundadırlar. Bu türler Karadeniz'de Yeşilırmak, Kızılırmak ve batıda Sakaıya Nehri'nde yaşamaktadırlar.

MERSİN BALIKLARINI GENEL BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Mersin balıkları anodram balıklar grubundandır. Az tuzlu denizler, tuzlu okyanus sularından milli nehirlere, serin göllere ve ırmaklara kadar, çok değişik su koşullarına girebilmekte ve adapte olabilmektedirler.

Mersin balıklarında vücut köpek balığına benzemektedir. Mersin balıkları hayatlarının çok büyük bir kısmını denizlerde geçirirler. Denizde cinsi olgunluğa eren mersin balıkları, kışı genelde denizin az derinlikteki sahillerinde geçirdikten sonra, ilkbahar başlarında Şubat-Mart aylarından itibaren nehirlere girerek, Eylül'e kadar yumurtlamak üzere kaynaklara doğru ilerlerler. Nehirlere erken girenler mayıs ayı içinde yumurta bırakarak tekrar denize dönerler. Geç olarak, yani Haziran-Te mm uz aylarından itibaren nehirlere girenler ise o yıl yumurtlamayıp, gelecek senenin ilkbaharında yumurtlarlar.

Yumurtlama nehirlerin 2- 10 m. Derinliklerinde, hızlı akıntılı, tabanı çakıllı olan yerlerde, 12- 17°C' lerde olur. Türlere göre çapı 2-4 mm ., rengi koyu-griden siyaha kadar değişen, yapışkan yumurtalar tabandaki çakıl ve taşlara tutunurlar. Su sıcaklığı ve türlere göre değişmek üzere, 3- 10 gün içinde (yaklaşık 90 gün derece), 9 milimetre. Boyundaki larvalar çıkarlar. 13u larvalar , ilk bakışta kurbağa larvalarını andırırlar. Su sıcaklığına bağlı şekilde, 5-6 günde besin keselerini absorbe eden yavrular zooplanktonlarla beslenmeye başlarlar. Daha sonra sinek larvaları, kurtlar ve yumuşakçalarla beslenirler. Haziran sonu te mm uz ortalarında 10-15 cm. Boya ulaşırlar. Bu devreden itibaren denize göç etmeye başlarlar. Bazıları en çok 2 yıl kadar tatlı sularda kaldıktan sonra denize göç ederler. Denizlerde hızlı biçimde büyüyen bu balıklar cinsi olgunluğa kadar denizde kalırlar. Bu süre türlere göre değişmektedir. Örneğin; A. Sturio 1. De erkekler 7-9 yaşında ve 110-150 cm. Boy; dişiler 8-14 yaşında ve 120-180 cm. Boyda bu olgunluğa erişirler. Buna rağmen denizlere gitmeyen, akarsu ve göllerde yaşamakta olan, çok az miktarı denizlerin az tuzlu bölgelerine inebilen ve tatlı su mersini olarak bilinen mersin türü de mevcuttur (Örneğin; A. Rutbenus 1. Gibi).

Mersin balıkları uzun ömürlü balıklardır. Ortalama olarak 30-40 yaş, bazı kaynaklara göre 100 yaşına kadar yaşamaktadır. Fakat mersin türlerinin bir çoğu her sene yumurta vermemektedir. Ayrıca bu uzun ömür boyunca devamlı döl verip vermedikleri de bilinmemektedir.

Mersin balıkları ekonomik balıklar içinde en büyük balıklardan bir tanesidir. Bazı çeşitlerde uzunluk 4 m.Ye ve ağırlık 1.0-1.5 tona kadar yükselmektedir.

Mersin balıklarının beslenmelerinde sinek larvaları, kurtlar, çeşitli yumuşakçalar ve kabuklular ağırlık kazanır. Bu yiyecekleri genelde uzun burnu ile yumuşak tabanları karıştırarak ortaya çıkartır ve hortum şeklindeki ağzı ile emer şekilde alırlar. Büyük mersin balıkları bu yiyeceklere ilaveten bazı balık çeşitlerini de yerler. Burada hamsi ve ringa balıkları ön sırada gelmektedir.

Karadeniz ve Hazar'da senelik üretimi 15-16 000 ton dolayında olan mersin balıklarının genelde yumurtlama sezonunda yakalanmaları, çok yüksek fiyatlarla pazar bulması, akarsuların giderek kirlenmesi, akarsular üstünde baraj ve bendlerin yapılması ve uygun balık geçit yollarının bırakılmaması neslini bir hayli azaltmıştır.

Türkiye'nin havyar üretimi 1930'Iarda 6-10 ton iken çağımızda önemsenmeyecek rakamlara düşmüştür.

Dünyada 26 türü olduğu belirtilen mersin balıklarının Türkiye sularında yalnızca 6 türü yaşamaktadır. Bunlar: Mersin Morinası, Kolan Balığı, Çoka Balığı, Şip Balığı, Karaca Balık ve Mersin Balığıdır.

MERSİN MORİNASI: Büyük mersin balığı olarak da isimlendirilen mersin morinası (Huso hoşu, LINNAEUS 1758) Acipenseridae familyasına mensup olup, bu familyanın Huso cinsindendir. Karadeniz'de bulunan ve Türkiye deniz balıkları içerisinde en büyük balığı oluşturan mersin morinası 3-4 metre boy ve 1300-1600 kg. Ağırlığa kadar ulaşmaktadır

KOLAN BALIĞI: Diğer bir adı "Alman Mersini" olan Kolan Balığı CAcipen-ser sturio LIN- NAEUS 1758) Acipenceridae familyasının Aci- penser türüne mensup olup, yurdumuzda ekseriya Karadeniz sahili dahil olmak üzere, nadiren Marmara ve Ege sahillerinde de rastlanır. Çok lezzetli eti olan bu balığın maksimum uzunluğu 5-6 metreye ve ağırlığı 400 kg'a kadar ulaşır ise de, yakalananların çoğunda boy 2-3 metre, ağırlık ise 35-50 kg. dolayındadır

ÇOKA BALIĞI: Acipenseridae familyasının Acipenser cirısine mensup olan Çoka Balığı (Acipenser ruthenus, LI NAEUS 1758) "Çığa Balığı" olarak da isimlendirilmektedir. Eti çok lezzetli olan ve yumurtalarından en lezzetli havyar yapılan bu balık, maksimum 16 kg. Ağırlık ve 100 cm. Boya kadar ulaşmaktadır

ŞİP BALIĞI: Acipenseridae familyasının Aciperıser türüne mensup olan Şip Balığı ıAcipenser nudiventris, LOVENTZKY 1828) Türkiye'de Karadeniz'de bulunan bir balıktır. Maksimum ağırlığı 130 kg., maksimum boyu 200 cm.Ye ulaşan bu balığın, yakalananlarda ağırlık genelde 70-80 kg, boy ise 100-150 cm. dolayındadır.

KARACA BALIK: Karaca Balık (Acipenser güldenstaedti, BRANDT 1833) Acipenseridae familyasının Acipenser türüne aittir. Karadeniz'de bulunan bu balık maksimum 80-100 kg. Ağırlığa ve 2 metrenin üstündeki boya ulaşmaktadır. Yakalananlarda ekseriya boy 1 metre dolayında ve ağırlık 15-30 kg. Kadar olmaktadır.

MERSİN BALIĞI: Mersin Balığı ıAcipenser stellatus, PALLAS 177D Acipenseridae familyasının Acipenser türüne mensuptur. Maksimum ağırlığı 40-50 kg. Ve uzunluğu 2 metrenin üzerine çıkmakta ise de, yakalananlarda genelde ağırlık 15-20 kg. Ve uzunluk 100-130 cm. dolayındadır.

MERSİN BALIKLARLNIN YETİŞTİRİCİLİK TEKNİĞİ

Mersin yetiştiriciliği genelde stok takviyesi amacı ile yapılabilmektedir. Bu üreticilik tekniği en ileri şekilde Rusya'da ve son senelerde da İran'da gelişmiştir.

Yapay üretimine ilk kez 1868 senesinde başlanmıştır. Üretimin kolay olmasına karşın döllenme, yumurtaların yapışkan özelliği sebebiyle güç olmaktadır. Bu sorun 1914 senesinde çözümlenmiştir.

Buna rağmen üreticilikte iki ana sorun; Yeterli sayıda üretime uygun ergin dişi bulmak ve yumurtadan çıkan yavruların stok takviyesi yapılabilecek seviyeye ulaştırılıncaya kadar bakıını ve beslenmesidir.

Yetiştiricilikte, mersin türleri arasında önemli farklılıklar yoktur. Yetiştiricilik tekniğinde çeşitli aşamalar vardır.

ANAÇ BALIKLARIN YAKALANMASI: Anaç balıklar, doğal sulardan ya da mersin yetiştirilen işletmelerden yakalanarak itinayla üretim tesislerine getirilirler. Bu damızlıklar dikkatli bir şekilde, burda akarsu biçiminde dar ve uzun olarak yapılmış, kanal tipindeki ön yumurtalama havuzlarına yerleştirilirler. Bu havuzlar, ekseriya 5-10 m. Genişliğinde, 200-300 ın. Uzunluğunda, 1.5-3.0 ın. Derinliğindedirler. Balıklar, bu havuzlarda erkek ve dişiler ayrı ayrı stoklanmak sureti ile ve hormon enjeksiyonu yapılarak yumurta ve spermaların olgunlaştırılması için bekletilirler.

BALIKLARIN OLGUNLAŞTIRILMASI: Balıklarda cinsi olgunlaşmayı hızlandırmak için hipofiz enjeksiyonu yapılır. Hipofiz, yumurtlama olgunluğu yaklaşınca enjekte edilir. Bu yöntem 1937'den bu yana uygulanabilmektedir.

Hipofizler,'en iyi.Olarak nisan ve mayıs aylarında elde edilir. Balıklar bu safhada en aktif durumdadırlar. Yazın hormon muhteviyatı çok az ve alınması da uygun değildir. Eylül Ayında tekrar faydalı duruma gelirler.

Uygun görülen erkek ve dişi balıklara hipofiz eriyiği enjekte edilir. Hipofiz enjeksiyonu yapılmış balıkların olgunlaşması için optimal sıcaklıklar türlere göre değişir.

Huso huso 9-12°C'de
Acipenser sturio 12-16°C'de
Acipenser stellatus 16-22°C'de
Havuz mersini 14°C'de olgunlaşırlar.

HİPOFİZ ALINMASI: Hipofiz, yemeklik amacıyla pazara gönderilecek balıklardan alınır. Balık, sırtı yukarı gelecek şekilde yere konur. Kafası, iki gözü arasının 1-2 cm. Gerisinden dikine, içi boş bir matkapla delinir ve hipofiz, kıkırdak dokusunun içerisinde matkabın açtığı boşluk yerinden alınır. Çok keskin bir neşterle kıkırdak yapıda hipofiz, dışını saran zar zedelenmeden çıkarılır. Çıkarılan hipofiz yağlarından arınması için asetona konur ve kurutulur. Kurutulmuş olan bu hipofiz, cam tüplerde buzdolabında muhafaza edilir.

HİPOFİZ HORMONUNUN HAZIRLANMASI: Cam tüplerde muhafaza edilen hipofiz alınır ve havanda un haline gelinceye kadar dövülür. Toz haline gelmiş olan hipofiz % 0.65'lik fizyolojik tuz eriyiği ile muamele edilerek enjeksiyon için hazırlanır. Enjeksiyon sıvısının miktarı, balıkların büyüklüğüne bağlıdır.

ENJEKSİYONUN YAPILMASI: Enjeksiyon sırt kaslarından tatbik edilmektedir. Genel olarak balığın sırtındaki 3. Ile 4. Sırt plakalarının arasından, sağ ya da sol yanından, meyilli olarak vurulur.

YUMURTALARIN ALINMASI: Şayet balıklar enjeksiyondan sonra bütünüyle olgunluğa erişmişlerse, daire şeklindeki havuzların içerisinde yüzeye yakın yüzmeye ve havuzun duvarlarına sürtünmeye başlarlar. Hareketleri bir hayli yavaştır. Bu devrenin başlangıcından 6-10 saat sonra yumurta alımına başlanır. Mersin balıklarında yumurta alımı sağım ve kesim (operasyon) dahil olmak üzere iki şekilde olur.

Sağım, daha çok küçük formdaki balıklara uygulanırken, kesim yöntemi daha çok büyük boylu çeşitlerde yapılabilmektedir.

SAĞIM: Olgunlaşan yumurtaların sağılması için dişi balıklar bayıltılırlar. Sağım, balık solungaçları ile bir çengele asılarak yapılır. Solungaçlar dolayında kanama var ise, balığın başından aşağı su dökülerek yıkanır. Sağım gerçekleştirilirken, cinsiyet deliğine kan sızmasını önlemek ve yumurta artıklarını temizlemek amacı ile tampon uygulanır. Ayrıca, dişi balık sağım yerine götürülürken cinsiyet deliğinden" olgunlaşan yumurtaların dökülmesini engellemek için bu deliğe tampon konabilir.

Sağım işlemi, karına hafifçe bastırılarak yapılır. Yumurtaların çıkacağı cinsiyet deliğine yakın, temiz bir çinko kap tutulur. Yumurtalar, bu kapta toplanırlar.

KESİM YÖNTEMİ: Tesirsiz hale getirilmiş olan dişi balık havuzdan alınarak operasyon odasına getirilir. Balık solungaçlarından baş yukarı gelecek şekilde güçlü bir iple askıya alınır. Şayet kanama var ise, balık başından aşağı su dökülerek yıkanır. Öte yandan, balığın kanayan solungaçlarının civarına peçe te bağlanır.Böylece akan kanın yumurtalar üzerine akması önlenmiş olur. Yumurtaların alınması için balık, ikiye ayrılacak şekilde, anüsünden boğazına kadar dikkatli bir şekilde kesilir ve vücut boşluğu açılır. Dışarıya fışkıran yumurtalar, temiz bir küvet içerisine alınır. Yumurtalar burdan alınarak seyrek gözlü bir tülbent içerisine konur. Tülbent alttan oğularak yumurtalar yıkanır, yapışkan sular akar ve
yapışkanlık önlenmiş olur. Bu işlemden sonra yumurtalar plastik kaplara konur ve ağırlıkları saptanır.

Elde edilen yumurta miktarı; balıkların büyüklüğüne, türlerine ve yaşadıkları ortam şartlarına göre değişmek üzere birkaç milyona kadar ulaşır. Fakat, bazı yumurtaların tam olgunlaşamaması, bazılarının da kırık ve bozuk oluşu sebebiyle, yüzbinlerce yumurta veren bir dişiden (bazı türler 2.5 milyona kadar yumurta verir) dölle me işinde kullanılmaya uygun özellikte fakat 100.000-300.000 adet yumurta elde etmek mümkündür. Başka bir ifadeyle elde edilen yumurta miktarı, dişi balığın ağırlığının % 'IO'unu bulabilir. Mesela, 2.25m. Uzunluğunda, 130 kg. Ağırlığındaki bir Huso Huso'dan 12-13 kg. Yumurta alınabilir.

Yumurtalar alındıktan sonra olgunlaşma derecesi, mikroskopta incelenebilir. Hayvanlar öldürülmeden önce "Biyopsi Yöntemiyle araştırma amacı ile bir miktar örnek yumurtanın alınarak incelenmesi yapılabilir.

SPERMALARIN ALINMASI: Sperma alımı için birkaç erkek hayvandan yararlanılır. Bir erkek genelde, en çok üç defa kullanılır. Her sperma alımı arasında da 3 gün ara bulunmalıdır.

Spermalann alınması için bayıltılırlar. Bazı yerlerde bu bayıltma balığın başına vurularak yapılır. Sperma alımı; birkaç yöntemle yapılabilir. Ya dişilerde olduğu gibi, karına hafifçe bastırmak sureti ile sağılarak spermalar alınır ya da balığın baş ve kuyruğundan tutulur. Diz yardımı ile balık bükülerek, sperrnalar cinsiyet deliğinden boşalır. Bunlar kuru ve temiz cam ya da alüminyum bir kap içerisine alınır ve ağzı kapatılır.

Bu iki yöntem daha çok küçük cüsseli balıklara uygulanabilmektedir. Huso huso gibi büyük balıklarda ise, spermalar özel bir enjektör aletiyle alınırlar. Bunun için balık, havuzun sığ yerinde sırta doğru yan olarak yatırılır ve spermalar enjektörlerle çekilir.

Elde edilen spermaların kalitesi, değişik yöntemler ile ölçülmektedir. Eskiden pH değerinin tesbiti yapılırdı. PH genel itibari ile 7.3-9.0 arasında değişir. Örneğin; Huso huso ve Acipenser sturio ve Acipenser stellatus türlerinde pH 8.0 'dir. Bundan başka, sperma konsatrasyonu 1/100 oranında seyreltildikten sonra delikli bir cam levhada tetkik edilerek sayısı tesbit edilebilir. Sulandırıldıktan sonra, spermaların canlılığı direk olarak doğruya mikroskopta incelenir. Canlılık müddeti, bütün mersin türlerinde bir hayli uzun olup 40 dak. Veveyaha fazladır. Spermalar, çok düşük sıcaklıklarda (-SOCC gibi) dondurulduktan sonra,' ileride çeşitli maksatlar için kullanılmak üzere, aktivitesini kaybetmeden uzun süre muhafaza edilebilir.

YAPAY DÖLLEME: Yumurtaların döllenmesi için her ihtimale karşı bir veveyaha fazla parti yumurta, her zaman 2-3 erkekten alınan spermaların karışımı ile döllenir.

Gerekli sperma miktarı, 1/200 oranında suyla seyreltilir ve bir küvetin içerisinde bulunan yumurtaların üzerine dökülür. Yumurtalar biraz daha sulandırılarak 3-5 dak. Müddetle elle karıştırılır. Böylece spermaların, bütün yumurtaları dölleyebilmesine çalışılır.

Döllenmeden sonra, yumurtalarda yapışma özelliği belirir. Bu durum, yumurta ölümlerine sebebiyet verir. Bunu önleyebilmek için karıştırma işlemini müteakip yumurtalar dikkatli bir biçimde yıkanmalıdır. Yıkama işlemi, işletmelere göre değişik şekilde yapılabilmektedir.

Bazı işletmelerde, basınçlı hava sirkülasyonu ile çalışan yıkama makinası kullanılır. Bunun için, 1 kg. Yumurtaya 0.5 lt. Hesabıyla sulu nehir çamuru ilave edilir. Yıkama işlemi 1 saat kadar sürer.

Bazı işletmelerde ise, yıkamada kullanılacak suya % 10 oranında killi toprak ya da kalker tozu ilave edilir. Bu suyla yumurtalar, 20-30 dak. Süreyle yıkanırlar. Sonra, yumurtalar musluk suyunun altında çamurdan arınır, çamur üstten suyla birlikte akar, yumurtalar ise küvetin dibinde çökelir. Bu muameleden geçirilmiş yumurtalar ne birbirine, ne de bulundukları kabın dibine yapışmazlar. Elde edilen döllenmiş yumurtalar, tekrar gözden geçirilir. Arada. Bozuk, kırık veya döllenmemiş yumurtaların olup olmadığı araştırılır, var ise ayıklanır. Bilahare yumurtalar kuluçka makinasına yerleştirilir. Suda şişmiş olan yumurtaların çapı balıkların büyüklüğüne ve
cinsine bağlıdır. Bu büyüklük; Acipenser ruthenus'ta 1.7-3.0 milimetre.;Acipenser stellatus'ta 3.0-3.7 milimetre.;Acipenser sturio'da 3.7-4.5 milimetre. Ve Huso huso'da 4.5 milimetre.'dir.

KULUÇKA DÖNEMİ: Mersin balıkları yumurtaları için, çeşitli kuluçkalık tipleri kullanılıyor. Genel olarak alabalıklar için kullanılacak olan kuluçkalıklara benzemektedir. Kullanılan eleklerin boyutları genelde; 60x40x25cm. ya da 75x65x40cm. Ebatlarındadır.

Bazı modellerin dipleri delikli olup bir hayli basit durumdadır. Bazılarının ise dip ve yan duvarları delikli veya ince elek telinden yapılmıştır. Diğer geliştirilmiş modeller, kolay bir çıkış tablası yerleştirilmiş, üstü kapaklı, bir hayli büyük, gerçek inkubatörlerdir. Bu inkubatörlerle inkubasyon direk olarak doğruya nehir suyunda ya da akıntılı suda yapılır.

Bir başka tip kuluçkalık, Rusya'da ve İran'da kullanılacak olan Jusenko tipi kuluçka makinasıdır. Aletin kuluçkalık kısmı madenidir ve çekmeceler halindedir. Bu çekmeeelere ebatları 50x60x20 cm. Olan bölmeler (tablalar) yerleştirilmiştir. Kuluçkalıktaki su seviyesi 15 crn'dir. Yumurtalar bu tablalara yerleştirilirler. Her bölmeye konan yumurta miktarı 2-3 kg'dır.

Kuluçkalıklar içerisinden sürekli olarak akması gerekli olan su (30-70 ml/sn.) ana havuzlardan filtre merkezine geçer. Buradan da mikroplardan arınmak için, ultraviole ışınlarından geçerek sterilize olur ve kuluçka süresini geciktirecek bir derecede ise, su sabit ısıtıcılardan geçtikten sonra kuluçkalığa gönderilir.

Su yumurtaların üzerinden geçtikten sonra altta bir kapta toplanır. Limit bir ağırlığa erişince bulunduğu kabı dengede tutan kaldıracı yukarıya kaldırır. Kabın dengesi bozulur ve içerisindeki su kanala dökülür, kaldıraç, tekrar önceki halini alır. İşte bu kaldıraca bağlı olan sürgü kolu, bir yatak içerisinde ileri-geri hareketlerle, bölmelerdeki yumurtaların yerlerinin değiştirilmesini , dolayısı ile havalanmasını sağlar. Direkt ışıkyumurtaların üzerine gelmemelidir.

Yumurtalarda mantarlaşmayı (Saprolegnia) engellemek için kuluçkahanelerde malachit yeşili, formalin ya da potasyum permankanat kullanılıyor. Bunun konsantrasyonu 1/200.000 dil'. Tercihen malachit yeşili kullanılır. Bu ilaçlama işlemi günde 30 dak. Süreyle tatbik edilmelidir.

Kuluçka müddeti sıcaklığa bağlıdır. Bu süre genelde 5-10 gün arasında değiştiği gibi; 5- g°C'de takriben 12 gün 12-16°C'de takriben 7 gün 17 -18°C'de takriben 5 gün'dür. Kuluçka müddeti, hiç bir zaman 90 gün/de receden az ya da çok fazla olmamalıdır. Yani 15°C sıcaklıkta 6 gündür.

YAVRULARIN BAKIMI ve BESLENMESİ: Larvalar yumurtadan çıktıktan sonra çok hareketlidirler ve tipik renk dereceleri gösterirler. Sırt kısımlar siyaha kaçan kurşuni renkte, yumurta keseleri ise, beyazımsı renktedir. Kuluçka dönemi sonunda kayıp, genel itibari ile % 20-30 civarındadır. Yumurtadan çıkan larvalar, gergin bir tülbent kepçe ile alınır ve su dolu bir küvette toplanırlar. Daha sonra bu yavrular, belirli bir zaman bakım ve beslemeye alındıkları yuvarlak beton havuzlara ya da dikdörtgen büyük toprak havuzlara taşınırlar.

Yumurtadan çıkan yavrular keseli durumdadırlar. İlk günlerde besinlerini bu keseden karşılarlar. Besin kesesi adı verilen bu kesenin absorbe edilmesi 5-10 gün içerisinde olur. Yavrular, keseli dönemlerinden sonra, ileride çok daha iyi gelişmelerini sağlamak amacı ile en az 2-3, en fazla 4-6 hafta daha beslenip, ondan sonra stok takviyesi amacı ile su kaynaklarına yerleştirilirler.

YAVRULARIN 2-3 HAFTA BÜYÜTÜLMESİ:

Bu devre kısa olup 20 günden fazla sürmez. Yavrular, 2.5-3.0 m. çapındaki yuvarlak beton havuzlara yerleştirilirler. Bu havuzlar, birbiri içerisinde iki havuzdan ibaret olup dıştakinin çapı 3 m. Içtekinin çapı 2.5 m. Dir. Su seviyesi 15-20 cm., kullanılacak olan hacim 0.4 m3ltür. Yavrular, içteki havuzlara konur. Kullanılan su dıştaki havuzdan akar. Havuzlardaki yavru balık yoğunluğu tarı önemli miktarda azaltılır. Yavrulara besin kesesinin büyük bir bölümü çekilene kadar dışarıdan hiç yem verilmez (takriben 3-5 gün). Bundan sonra özel havuzlarda yetiştirilen planktonlada beslenirler, daha sonra Artemia spp. Tubifex spp. (küçük su kurtçukları), solucanlar ve v.S. Ile beslenirler. Kurtçuklar ve solucanlar ince ince kıyılarak verilir. Yemleme takriben 3 hafta devam eder ve günde 3 defa yapılır.

YAVRULARIN 4-6 HAFTA BÜYÜTÜLMESİ:

Bu yetiştincilik biçiminde kullanılacak olan havuzların alanı genelde 1-3 ha., derinlikleri ise 1-2 m. Arasında değişir. Bu havuz yetiştiriciliğinde genç mersin balıkları gübrelenmiş havuzlara konulur ve yemleri kendilerinin bulmasına zorlanırlar. Bu suretle, doğal şartlara intibak ederler.

Mersin yavruları yumuıtadan çıktıktan sonra hemen havuzlara alınmazlar. Önce aktif olarak besin alıncaya kadar (besin kesesinin absorbsiyonuna kadar) havuzun bir kenarında inşa edilmiş olan bir tesiste asılı vaziyette bulunan
tülbent kafes sandıklara alınırlar. Sandıkların boyutları; 2.0x1.5 m., derinliği 0.5 m.Tdir ve üzeri kafes telli kapaklarla kapatılır. Kafesler ayrıca güçlü güneş ışığına karşı karnışlarla örtülür. Her kafestekı yavru balık miktarı 20.000-25.000 adettir.

Şayet yavrular, kafeslere alınmadan dikdörtgen havuzlara alınacaklarsa, yuvarlak beton havuzlarda 2-3 hafta bakım ve beslenmeye alınmalı, ondan sonra havuza yerleştirilmelidir. Yumurtadan çıktıktan sonra direk şekilde yerleştirilirlerse, fazla miktarda kayıplar meydana gelir. Zira, yumurtadan çıkan larvalarda besin alımı 2-3 gün sonra başlar. Bu sebeple yavrular, beton havuzlarda bakım ve beslemeye alınmamışlarsa, yumurtadan çıkar çıkmaz önce 8-10 gün kadar kafes sandıklarda bulundurulmalı, ondan sonra havuza yerleştirilmelidir. Larvaların gelişmesi, bütün mersin türlerinde aynıdır. Baş, yumurtadan yeni çıkanlarda aşağıya eğiktir, ağız henüz teşekkül etmemiştir. Solungaç yaprakçıkları da eksik ya da yoktur. Yüzgeç yerleri belirgin değildir. İlk 2 gün içerisinde baş ve besin kesesi iyice belirginleşir. Bundan sonra ağız yerinde bir yarık oluşur. Daha sonra solungaçlar teşekkül eder. Muhtemelen göğüs yüzgeçleri yumurtadan çıkışta mevcut iken, karın yüzgeçleri daha geç teşekkül eder. Besin kesesi ağır ağır küçülür, önce yumurta benzeri oval bir biçim alır ve 5-10 gün içerisinde bütünüyle absorbe edilir.

Genç mersinler, yumurtadan çıktıktan sonraki ilk günlerde uygun olmayan çevre şartlarına karşı çok mukavemetlidirler. Buna karşılık, dışarıdan besin almaya geçiş döneminde bir hayli hassastırlar. Bu sebeple yavrular, yumurtadan çıktıktan sonraki ilk günlerde besince zenginleştirilmiş havuzlara nakledilmelidirler. Mersin yavnılarını, bu aşamada havuzlara yerleştirme zorunluğu vardır. Bundan sonra besin almaya geçiş safhası gelir ki, bu son derece önemlidir. Bu safha, yavru mersinlerin büyüklüğüne, ilk kemik plakçıklarının teşekkülü- ne, mide ve barsak kanallarındaki doğal gıdaların mevcudiyetine bağlı şekilde tesbit edilir. Bu devre, bütün yetiştinciliğin kritik periyodudur.

Havuzlardaki balıklara iyi gelişme koşulları sağlamak ve verimi artırmak için, stoklamadan önce özenli bir biçimde gübreleme yapılmalıdır. Bu maksatla organik gübreler (sığır gübresi, yeşil gübre) ve organik olmayan gübreler (azot kaynağı olarak amonyum sülfat ve amonyum nitrat, fosfor kaynağı olarak süper fosfat) kullanılır. Bunun için daha önce havuzun suyu boşaltılır ve havuz toprağı kurutulur. Toprak, bir traktörle sürülerek havalandırılır. Havuzu bitkisel organizmalarla zenginleştirmek için yeşil bitkiler hasat edilir, hafifçe kurutulur, demetler halinde bağlanır ve yüzeye serpilir. Verilecek organik gübre miktarı 2-4 ton/ha' dır. Bundan sonra havuza su verilerek doldurulur. Balıklar, yerleştirilmeden 10 gün önce mineral gübreler sulu eriyik halinde karıştırılarak verilir. Sarfiyat miktarı su analizlerine ve beslemede kullanılacak hayvanların durumuna bağlı şekilde tesbit edilir. Çevrenin iklim şartlarını da göz önüne alınarak genelde hektara 200 kg. Uygulanır. Mineral gübreler genelde 2-4 parti halinde verilir. Şayet havuzlar ikinci defa kullanılacaksa 1-2 defa daha gübrelenmelidir.

Havuzların suyu, direk şekilde kanallar vasıtası ile ana depodan sağlanır. Havuz dolduktan sonra kapakları kapatılır. Ana depodan gelen suyun içerisinde mersin yavrularına zarar verebilecek çeşitli canlılar olabilir. Bu canlılar yavru mersinleri yerler ya da bünyelerinde taşıdıkları hastalık yapan parazit ve mikropları onlara bulaştırabilirler. Yavru balıkla ra yerleşen bu parazit ve mikroplar, çok miktarda gelişirler. Bunun için, yavrular havuzlara konmadan önce havuzlar CaCl'le klorIanmalıdır. Sarfiyat miktarı 200 kg/ha'dır. Tedavi neticesi dikkatle takip edilir, gerekirse ikinci bir klorlama daha yapılır.

Havuz suyu gübrelemeyle planktonik ve bentik canlılarla zenginleştirildikten sonra yavru mersinler tülbent kafes sandıklarından alınarak havuzlara yerleştirilirler. Havuzlardaki yavru balık yoğunluğu 80.000-100.000 adet/ha 'dır. Beslemede yavrularun gelişmesi, deney avlanmalarıyla, 5 günlük aralıklarla, düzenli olarak kontrol edilir. Balıkların gelişmesi de dikkatli bir biçimde takip edilir. Bu yetiştirme sisteminde yaşama oranı % 50 civarındadır.

Havuzlardan daha fazla yararlanabilmek için, olanaklar dahilinde, ard arda iki sefer ön büyütme yapılabilir. Birinci periyotta normal olarak Huso huso'nun, ikinci periyatta A.Sturio ya da A. Stellatus türlerinin bakım ve beslernesi yapılır. A. Stellatus türü nadiren üçüncü bir verim için kullanmak mümkündür. İkinci periyatta verim daha az olup % 40 civarındadır. Birinci periyatta ortalama verim 150 kg/ha üzerindedir. Normal koşullar altında birinci periyatta Huso husp'da verim 200-300 kg/ha., A. Sturio'da 100-300 kg/ha., ikinci periyotta A. Stellatus'ta 90-300 kg/ha, arasında değişir. Altı haftalık bakım ve besleme sonunda yavruların ağırlığı 2-4 g. Arasında değişir. Ölüm oranı ise % 20-30'dur.

Mersin yavruları 4-6 haftalık bakım ve beslemeden sonra tatlı sulara ya da denizle nehrin karıştığı sığ .Kısımlara bırakılırlar. Bu maksat için özel gemiler de kullanılır. Son zamanlarda genç mersinlerin denizlere uçaklarla bırakılması deneyleri yapılabilmektedir. Balıklar 50 m. Yükseklikten zarar görmeyecek bir biçimde suya bırakılabilmektedir.

MERSİ LERİN HAVUZLARDA 2 YAŞ ve DAHA FAZLA BÜYÜTÜLMELERİ

Mersin balıklarının pazarlama ağırlığı konusunda şimdiye kadar fazla bir uygulama yapılmamıştır. Bazı ülkelerde, örneğin Macaristan'da A. Ruthenus (Çoka balığı) çeşidinin yenecek büyüklüğe gelinceye kadar yetiştiriciliği yapılabilmektedir. Bu maksatla, bu türün yavruları, Tuna nehrinden yakalanır ve sazan semirtme havuzlarında uzun bir müddet bakım ve beslemeye alınır. Bu havuzlarda yavrular ı senede ı 75-325 g. Arasında ağırlıklara ulaşabilmektedirler. Tahminlere göre bu türün ı kg. Ağırlığa ulaşabilmesi için 5-6 yıl gerekiyor. Bu şekilde havuzlarda yetiştirilen bu mersin türü etinin yağlı ve lezzetli oluşu sebebiyle bir hayli ilgi görmektedir.

HAVYAR ÜRETİM TEKNİĞİ: Mersin yetiştiriciliği ya da mersin avcılığı dendiğinde, doğal olarak, akla gelen ilk, dünyaca meşhur olan havyardır. Havyar, tuzlanmış balık yumurtasına denir. İyi cins havyar, fakat kış aylarında elde edilir ve hazırlanması da bir hayli güçtür. Siyah ve kırmızı dahil olmak üzere iki cins havyar vardır. Bunlardan makbul olanı siyah havyardır. Küçük boncuklar halindeki bu havyar, kapalı kutularda muhafaza edilir. Kırmızı havyar ise genelde yassı kalıplara dökülerek balmumu içerisinde saklanır.

Havyarın alınması için işletme binasına getirilen balıklar, basınçlı suyla yıkanarak kanlı suları akıtılır, Balık, operasyon masasına konur ve anüsünden gırtlağına kadar kesilir ya da bunun tersi yapılır. Dışarı fışkıran havyar, plastik bir küvete konur. Küvetten alınan bu havyar, tel elekler üstünde elle ovalanarak yumurta kitlesinin etrafını saran zanmsı ve gereksiz kısımlarından arınır. Havyar, eleğın altındaki plastik küvet içerisine tane tane dökülür, yumurtanın yağı ve zarları elekte kalır. Taneli olan bu havyarın üzerine, içerisinde bazı kimyasal maddeler bulunan bir tuz % 4-5 oranında katılır ve karıştırılır. Bu karışımdan sonra havyar olgunlaştırılmış olup, satış için hazırlanmış kutulara basılır. Bu esnada havyanın kalite ve lezzet kontrolü yapılır, kutular kapatılır ve satış için pazara sunulur.

Hazırlanması ve taşınmasındaki güçlükler yüzünden, havyar pahalı bir yiyecektir. En iyi kalite havyar, Hazar Denizi'ndeki mersin balıklarından elde edilebilmektedir.

MERSİN YETİŞTİRİCİLİĞİ İİİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER:

Mersin balıkları, ekonomik değeri yüksek olan balıklardır. Ülkemizde çok pahalıya satılmaktadır. Fakat üzülerek belirtmek gerekir ki, mersin balıkları ülkemizde her geçen sene biraz daha azalmaktadır. Bu sebeple, mersinlerin yapay üretimi, stoklarının korunması ve arttırılması gerekiyor. Bu amaca yanıt vermek için mersin balığı üretimi, besiciliği ve korunması Türkiye'de gelecek senelerde önemli bir üreticilik kolu olabilir, olmak zorundadır. Zaman geçmeden Karadeniz bölgesinin uygun yerlerinde üretim tesisleri kurarak mersin yetiştiriciliği konusunda ciddi çalışmalara girişilmelidir. Bu çalışmalar; başlangıçta Devlet tarafından desteklenecek projelerle yapılabilir. Bu amaçla üniversitelere verilecek desteklerle bu konu da başarılı sonuçlara ulaşılması mümkündür. Yeter ki her konu da olduğu gibi konuda ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu konu da ki en önemli görev de Tarım ve Orman bakanlığına düşmektedir.(Prof. Dr. M.S. Çelikkale'den alınmıştır.)

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.