Gıda Hattı

Çölleşmeye karşı Su Yönetimi çağrısı!

26 Şubat 2022, 12:46
Paylaş
Çölleşmeye karşı Su Yönetimi çağrısı!

Türkiye arazisinin yüzde 60’ının kurak, yüzde 65’inin ise çölleşme sürecine açık olduğunu bildiren Prof. Dr. Murat Türkeş, “Çölleşme riski artıyor, su yönetimi şart” dedi.

Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ile Antalya Ticaret Borsası (ATB) işbirliğinde düzenlenen ‘Antalya Tarımında İklim Değişikliği, Kuraklık ve Su Sorunu Paneli’, ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok moderatörlüğünde; Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş ile Su Politikaları Derneği ve Hidropolitik Akademi Başkanı Dursun Yıldız’ın katılımıyla çevrimiçi yapıldı.

Tarımda kuraklık ve çölleşme uyarısı

Türkiye’nin iklim değişiminin olabileceği bir kuşakta yer aldığını belirten Prof. Dr. Türkeş, “Antalya, kuraklığa eğilimli ve hassas, şiddetli yağışların da olabileceği oynak değişken bir yağış rejiminin bulunduğu bir bölgede. Yıllık ortalama buharlaşma ise çok yüksek. Bu tarım için olumsuz bir durum” dedi.

Çölleşme sürecinin dünyanın yüzde 49’una ulaştığını, Türkiye arazisinin yüzde 60’ının kurak, yüzde 65’inin ise çölleşme sürecine açık olduğunu bildiren Türkeş, su politikalarının buna göre yürütülmesi gerektiğini söyledi. Türkeş, iklim değişikliğinin yanı sıra yanlış arazi kullanımı gibi uygulamaların riski artırdığını belirtti.

“Su zengini değiliz”

Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını, yıllık su açığı bulunan bir ülke olduğunu vurgulayan Murat Türkeş, su kullanımının doğru yönetiminin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin sıcaklık rejiminin giderek tropikleştiğini, Antalya’da ise yaz günlerinde tropikal günlerin arttığını söyleyen Türkeş, yüksek sıcaklıkla birlikte toprak neminin de azaldığına işaret etti. Türkeş, betonlaşma ve yeşil alanların azalmasının da etkisine dikkat çekerken, gece de devam eden buharlaşmanın tarım için risk oluşturduğunu ifade etti. Son dönemde yağışların artmasıyla meteorolojik kuralığın azaldığını ancak hidrolik ve tarımsal kuraklığın hala tehdit olduğunu bildiren Türkeş, “Son yağışlar önemli ama kuraklık bitti diye hareket etmek çok yanlış” dedi.

“Kuraklık kentleri de vuruyor”

Tarımdan sonra en önemli su kullanıcısının kentler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Türkeş, “Kuraklık tarımla birlikte en çok büyük kentleri vuruyor” diye konuştu. Türkeş, su tüketimi fazla olan bitki ürün deseninden kaçınılması, 10 binlerce yılın birikimi yeraltı suyunun hunharca kullanılmaması, iklim ve çevre dostu sürdürülebilir tarım, su kaynakları kullanımını politikalarının uygulanması, modern sulama yöntemlerinin teşvik edilmesini önerdi.

Su Politikaları Derneği ve Hidropolitik Akademi Başkanı Dursun Yıldız da, son 3 yıldır Türkiye’nin kuraklıkla “boğuştuğunu”, son dönemde ise karar vericileri rehavete sevk edebilecek yağış olduğunu söyledi. Barajlar bir miktar dolunca su sıkıntısı yokmuş gibi davranıldığını ifade eden Yıldız, “Türkiye’nin ciddi şekilde su sorunu var. Suyunu, enerjisini, gıdasını ve çevresini biyoçeşitliliğini planlaması, yönetmesi zorunluluğu var” şeklinde konuştu.

“Kuraklıktan en çok tarım sektörü etkilenecek”

Kuraklıktan en çok tarım sektörünün etkileneceğini belirten Yıldız, ülkede sulama altyapısının eski ve ekonomik ömrünü doldurduğunu, kanalet hatlarının arızalı olduğunu, sulama altyapısının yeniden değerlendirilip daha verimli hale getirilmesi gerektiğini anlattı.

Su yönetimi yasasının çıkmasını beklediklerini belirten Dursun Yıldız, su yönetiminin koordinasyon içerisinde yapılması gerektiğini vurguladı. Entegre havza yönetiminin önemine dikkat çeken Dursun Yıldız, ulusal su planındaki hedefler dikkate alınarak, birbirini tamamlayan uygulamalar, katılımcı, doğaya uyumlu, şeffaf, bir yönetim anlayışı ile daha fazla kaybetmeden yapılması gerektiğini ifade etti. Yıldız, “Zaman kaybetmeden Türkiye’de su yönetimi ele alınmalı. Bütün planlamalarımızı iklim değişikliğine göre organize etmeliyiz. Su yönetimi, planlaması ve uygulamasıyla dinamik olmayı gerektirir” diye konuştu.

“Büyükşehir belediyeleri hassas davranmalı”

Büyükşehirlerin, nüfusun yüzde 65’ine su ve atık su hizmeti sağladığını ve su yönetiminde büyük fonksiyona sahip olduğunu belirten Yıldız, belediyelerin ilgili birimlerinin su yönetimi konusunda daha hassas çalışması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin altın değerindeki yeraltı su kaynaklarının yüzde 85’ini tahsis ettiğini, bunun büyük bölümünün de kişisel tahsisler olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Son 15 yılda 5 milyar metreküp su kişisel tahsis yapılmış durumda” ifadelerini kullandı.

Geçmişte sınırların petrol kaynaklarına göre belirlendiğini belirten Yıldız, bugün gerek savaşların çıkması gerekse savaşın duracağı yerin belirlenmesinde su kaynaklarının bulunduğu alanların etkili olduğunu kaydetti.

İHA

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.