AramaArama
Gıda Hattı

Çiftçi girdi fiyatlarındaki artıştan şikayetçi!

2 Ağustos 2021, 14:34
Paylaş
Çiftçi girdi fiyatlarındaki artıştan şikayetçi!
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, orman yangınlarından etkilenen bölgelerdeki çiftçilerin ihtiyaçları için ziraat odalarının seferber olduğunu kaydetti.

Girdilerdeki fiyat artışlarının rekor seviyeleri gördüğünü bildiren TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, son dönemde sıklaşan elektrik kesintilerinin üretimi de kesintiye uğratacağı uyarısında bulundu. Bayraktar, orman yangınlarından etkilenen bölgelerdeki çiftçilerin temel ihtiyaçları ile özellikle hayvanları için gerekli yem, saman ve ot gibi ihtiyaçlarının karşılanması için ziraat odalarının seferber olduğunu da kaydetti.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Temmuz ayı üretici market fiyatları, kuraklık ve girdi fiyatları ile orman yangınlarına ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Ziraat Odaları, yangından etkilenen çiftçilere yardıma koştu!

“Son günlerde birbiri ardına çıkan yangınlarda ciğerlerimiz yandı” diyen Bayraktar, afet bölgesi ilan edilen bölgelerde verilecek desteklerle yaraların en kısa sürede sarılacağını vurguladı.

Türkiye'nin dört bir yanındaki Ziraat Odalarının da, yangından etkilenen bölgelerdeki Ziraat Odaları vasıtasıyla, afetten zarar gören çiftçilerin acil ihtiyaçlarını gidermek üzere seferber olduklarını belirten Bayraktar, “Çiftçilerimizin temel ihtiyaçları ile birlikte özellikle hayvancılık yapan çiftçilerimizin hayvanları için gerekli olan yem saman ve ot gibi ihtiyaçlarını da karşılıyorlar” dedi.

Üretici ile market arasındaki fiyat farkı 4 kata yaklaştı

Temmuz ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının 4 kata yaklaştığını açıklayan TZOB Başkanı, “Patlıcan 3,6 kat, salatalık 3,2 kat, kabak 3,1 kat, nohut ve maydanoz 3 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Temmuz ayında markette 26, üreticide 17 üründe fiyat artışı; markette 9, üreticide 9 üründe fiyat düşüşü; markette ve üreticide 7 üründe fiyat değişmedi. Fiyatı en fazla artan ürün markette karpuz, üreticide kuru soğan; fiyatı en fazla düşen ürün markette çilek ve üreticide patates oldu” bilgisini paylaştı.

Kuraklık tehdidi

Ülkemizi etkisi altına alan kuraklığın 2021 yılında gündemin birinci maddesi olduğuna dikkat çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

“Neredeyse bütün ülkeyi etkisi altına alan kuraklıkla beraber birçok ilimizde görülen don, dolu, fırtına, sel, heyelan, tropikal rüzgâr gibi sıra dışı meteorolojik olayların tarımsal üretimde meydana getirdiği ürün kayıpları tahminlerin oldukça üstünde seyretmektedir. Tarımsal ürün kaybının gıda sektörünün tedarik zincirinde oluşturduğu aksaklıklar ise hızlı fiyat artışlarına neden olmakta, böylece fırsatçılara da gün doğmaktadır.

Ülkemizdeki kuraklığın tarımsal üretimi ne denli olumsuz etkilediğini en yakından müşahede eden toplum kesimi üreticilerimizdir. Gıda arzımızın yegâne güvencesi olan üreticilerin sesine mutlaka kulak verilmesi gerekir.

Yayınladığımız raporlardaki öngörülerimizin maalesef tamamı doğru çıktı.”

“Ciddi önlemler alınmazsa kuraklığın etkileri yıllarca sürer”

Dünyada ve ülkemizde kuraklık riskine karşı bilimsel, ciddi ve kalıcı önlemleri şimdiden almazsak ve yeterli üretimi sağlayamazsak kısa zamanda gıda güvencesinden de bahsedemez bir duruma geleceğimizi kaydeden TZOB Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üretici ülkelerden ucuz buğday, et, süt ve diğer ürünleri temin etme imkânımız bir süre sonra ya kalmayacak ya da yüksek maliyetlere almak zorunda kalacağız. Bu ülkelerden alım yaptığımızda sadece ürün ithalatı yapmış olmayacağız, ‘gıda enflasyonu’ da ithal etmiş olacağız. Gerçekleşme ihtimali çok fazla olan bu durum, ülkemizdeki birçok insanımızın gıdaya ulaşamaması demektir. Kaldı ki, paramız olsa da bazı ürünlerin ithalatı maalesef mümkün olmayacaktır.

Gündemin ilk sırasına oturan kuraklık bize asla unutmamamız gereken bir gerçeği öğretti; ‘Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz’.

Devam eden pandemi riski sürecine bir de kuraklık riskini eklediğimizde; gelecek yıllarda gıda riskinin çok daha büyük boyutlarda olacağını söyleyebiliriz. Gerekli tedbirleri zamanında almayan ülkeleri önümüzde yıllarda zor günler bekliyor.

“Kıtlık” uyarısı

Ülkemizde daha önceki yıllarda duyduğumuz “kıtlık” ve “erzak karnesi” gibi kelimeleri kesinlikle unutmamalıyız ve kuraklık yüzünden bunlarla karşılaşmamak için en köklü tedbirleri almakta da asla gecikmemeliyiz.

Pandemi sürecini yaşamaya başladığımız 2020 yılından bu yana, gıda güvenliği endişesi, iklim değişikliği gibi nedenlerle ithalatçı ülkelerin fazla alım yapmaları, ihracatçı ülkelerin ise ihracatlarını kısıtlamaları, durdurmaları veya stoklarını artırmak istemeleri gibi nedenlerle talep yönünde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu durum dünya fiyatlarında yukarı yönlü bir hareketlenmeye sebep olmuş, olmaya da devam etmektedir.

Diğer yandan buğday, kırmızı mercimek, ayçiçeği, soya, mısır gibi ithal etmek zorunda kaldığımız birçok ürün dikkate alındığında uluslararası piyasalarda yaşanan fiyat hareketlerinin ülkemiz piyasalarını doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Buna kurdaki olası hareketlenme de eklenince ithal ettiğimiz ürünlerin maliyetleri tüketici fiyatlarını artıracaktır ve yüksek gıda enflasyonu riski devam edecektir.

Şurası da bir gerçektir ki, artan fiyatlardan çoğu zaman yararlanamayan üreticiler aşırı fiyat dalgalanmalarından da olumsuz etkilenecektir. Kuraklığın giderek büyük kayıplara neden olduğu tarımsal üretimde ülkemizin kendi potansiyeline odaklanarak kuraklık riskini avantaja dönüştürme imkânı vardır.”

“Tarım ürünleri ithalatı, üretimin desteklenmesinden daha pahalıya geliyor”

“Tarafsız ve uzman bir kuruluş tarafından ülkesel ölçekte yapılacak olan bir çalışmayla tarım ürünleri ithalatına harcanan parayla tarımsal üretimimizi daha fazla desteklemenin sağlayacağı üretim artışının kazancı karşılaştırıldığında, elde edilecek sonuçlar tarım ürünleri tedarikinde izlenmesi gereken yolu gösterecektir” bilgisini paylaşan Bayraktar, “Önemli olanın yabancı ülkelerin üreticileri ile ithalatçı tüccarların gözetilmesi değil, ülkemizin fedakâr üreticilerinin gerçekten desteklenmesidir” diyerek, şunları söyledi:

“Üreticilerimiz kazanırsa, ülkemiz kazanır ve toplumumuz makul fiyatlarla satılan gıda ürünlerine her zaman kolayca erişebilir. Kuraklıktan fazlasıyla olumsuz etkilenen tarımsal üretimin daha çok desteklenmesinden sağlanacak ülkesel kazanç, ithalata dayalı tedarikten sağlanacak olan ve belli bir kesime yönelik kazançtan daha hakkaniyetli olacaktır. Kuraklık riskinin neredeyse kesintisiz bir doğal afete dönüştüğüne dair bütün işaretleri aldığımız bir dönemde tarımsal üretimi artırmak için acil olarak tedbirler almalıyız.”

“Kredi borçlarının yapılandırılması sahadaki gerçeklerle örtüşmeli”

Tarımsal üretim için kullanılan kredi borçlarını, kuraklıktan dolayı mahsul alamadıkları için ödeyemeyen üreticilerin de mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar,  “Kuraklıktan dolayı zaten önemli verim kayıpları nedeniyle büyük zararlarla sezonu sonlandırmış olan üreticilerimize bu mevzuat ile sağlanan borç yapılandırmasına yönelik sağlanan ‘kolaylıklar’ maalesef yeterince yardımcı olmamaktadır. Dolayısıyla, bu kararın yeniden düzenlenmesi ve kuraklıktan etkilenen üreticilerimize yardımcı olacak finansal kolaylıklar yapılarak bir süre de olsa sıkıntılarının giderilmesi sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Girdilerdeki fiyat artışları rekor seviyeleri gördü”

Üreticileri en çok zorlayan konuların başında gelen girdi fiyatlarına ilişkin, “Büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz mazot, gübre, tohum, yem hammaddesi ve bitki koruma ürünleri fiyatları dünya fiyatları ve döviz kurlarının artmasıyla rekor seviyelere yükseldi” diyen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Girdi kullanımında düşüşe sebep olacak bu durum tarımsal üretimde azalmayı beraberinde getirecek, ülkemiz gıda güvencesini olumsuz etkileyecektir. Son bir yılda, üretici maliyetlerinde önemli ağırlığı olan üre gübresi yüzde 123, DAP gübresi yüzde 158, bazı tarımsal ilaçlar yüzde 75, besi yemi yüzde 60, süt yemi yüzde 63, elektrik fiyatları ise yüzde 56 artmıştır.

Üreticileri üretime küstürmemek için tarımsal girdi fiyatlarını düşürecek tedbirler alınması, devletimizin yapması gereken en önemli konuların başında gelmektedir.

Gübrede verilen destekleri artırarak mazotta olduğu gibi gübre fiyatının yüzde 50’si destek olarak verilmeli, destek verilmeyen karma yem ve bitki koruma ürünlerine destek getirilmeli, tarımsal sulamada kullanılan elektrikte vergi ve fonlar kaldırılmalı fiyatta düşüş sağlanmalıdır.”

“Elektrik kesintisi üretimi kesintiye uğratır”

Son günlerde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gündeme gelen elektrik kesintisi uygulamasına da değinen Bayraktar, “Elektrik kesintileri bölgedeki üreticilerimizi zor durumda bırakmıştır. Karşılaşılan bu yanlış uygulamayla ilgili olarak Şanlıurfa Ziraat Odaları Başkanları ortak bir basın açıklamasıyla mağduriyetlerini kamuoyuna duyurdular. Çiftçilerimizin sağlıklı elektrik alacakları şekilde ekim planlamalarını yaptıklarını belirtilerek, elektrik kurumunun bu kesintilere derhal son vermesi ve çiftçilerimize sağlıklı elektrik vermesi gerektiği vurgulanmıştır. Aksi halde üreticilerimizin zarar edeceği ifade edilmiştir” dedi.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.