Gıda Hattı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan gıda krizi uyarısı!

17 Aralık 2021, 00:32
Paylaş
CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan gıda krizi uyarısı!

Türkiye’nin iyi yönetilmediğini, ciddi ekonomik sorunlar olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Eğer sorunlar böyle devam ederse ileride çok daha büyük sorunlar var. Önümüzdeki yaz bir gıda krizi ile Türkiye karşı karşıya kalırsa hiç kimsenin şaşırmaması lazım. Bu günden uyarıyoruz” dedi.

Genel Başkan Yardımcıları Faik Öztrak, Oğuz Kaan Salıcı ve Muharrem Erkek’le birlikte Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, görüşme sonrası Karamollaoğlu ile ortak basın toplantısı düzenledi, soruları yanıtladı.

“Dolarla aylık alanların listesini yayınlayabiliriz”

Kılıçdaroğlu, açıklanan asgari ücret ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin de dile getirdiği asgari ücretin dolar karşısındaki değerine ilişkin, “Sizin geçmişinizde acaba siz TL’nin olduğu bu ülkede dolarla mı bu insanları çalıştırıyordunuz? Bizim paramız Türk lirasıdır. Türk lirasını yedirmeyeceğiz” sözlerine ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:

“Aylıkları dolarla mı, alıyorlar almıyorlar mı o ayrı bir şey. Ama dolarla aylık alanlar var, onu da gayet iyi biliyoruz. Eğer Sayın Erdoğan dolarla kimler aylık alıyor diyorsa, avro ile kimler aylık alıyor diyorsa listeyi de yayınlayabiliriz, herhangi bir sorun yok orada. TÜİK’e yaptığım ziyaretin etkileri görülüyor. Asgari ücret olarak verilen rakam, eğer yılbaşını alır ve dolar kurundaki yükselmeyi görürsek aslında düşük. O tarihte 384 dolardı, yani yılbaşında 384 dolar net gelir elde ediyordu bir asgari ücretli. Eğer aynı kur 15 lira üzerinden esas alınırsa 5 bin 760 lira olması lazım. Şimdi 4 bin 250 lira net oldu. 4 bin 250 lirayı da tabi yadırgamıyoruz. 4 bin 250 lira... Eğer enflasyonu kontrol ederlerse ve fiyat artışlarını kontrol ederlerse 4 bin 250 lirayla en azından asgari ücretli kardeşlerimiz biraz nefes alarak sürdürebilirler. Bütün mesele bu enflasyonun kontrol edilip edilmemesinde yatıyor.”

Önümüzdeki yaz için gıda krizi uyarısı yaptı

CHP Lideri, AK Parti milletvekili İbrahim Aydemir’in “Ekonomik olarak sıkıntılar var, kimsenin inkar ettiği yok ama bizim yönetim tarzımızla ilgili değil” sözlerine ilişkin de şunları söyledi:

“Ekonomik sıkıntı var, yönetimimizden kaynaklanmıyor’ diye bir açıklama. Ülkeyi kim yönetiyor o zaman onu sormak lazım. Bu soruyu soran kişi ya da bu yanıtı veren kişi o zaman Sayın Erdoğan’ı yok sayıyor. O yönetmiyor ülkeyi, başka birisi yönetiyor algısını mı acaba pekiştirmek istiyor? Yani Erdoğan’ın hiçbir kabahati, hiçbir günahı yok mudur demek istiyor?

İşin özü şu: Türkiye iyi yönetilmiyor. İşin özü şu: Türk lirası pul oldu. İşin özü şu: İşsizlik var. İşin özü şu: Türkiye’de ciddi ekonomik sorunlar var. İşin özü şu: Bu sorunların ivedilikle çözülmesi lazım. Eğer sorunlar böyle devam ederse ilerde çok daha büyük sorunlar çıkar. Ben yine birkaç yerde ifade etmiştim; Türkiye, önümüzdeki yaz bir gıda kriziyle karşı karşıya kalırsa hiç kimsenin şaşırmaması lazım. Dolayısıyla bütün bunların hepsi için bugünden biz uyarıyoruz. Uyarma görevi bizim görevimiz, biz bugünden söylüyoruz, nelerin yapılması gerektiğini de söylüyoruz. Yani kuru kuru bir eleştiri değil, eleştiriyi yapıyoruz ama nasıl çözülmesi gerektiğini de söylüyoruz.”

“Asgari ücreti Cumhurbaşkanı açıklıyor”

SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Aynı kanaatleri paylaşıyoruz zaten. Burada ‘iktidar tenkit edilmesin’ demeyi biraz garipsedim. Bu rakamı kim açıklıyor, 4 bin 250’yi? Doğrudan doğruya Cumhurbaşkanının kendisi açıklıyor. Aslında geçmişte Cumhurbaşkanları, Başbakanlar asgari ücreti açıklamazlardı; komisyon toplanır, komisyon başkanları açıklama yapar, mesele biterdi. Şimdi bizzat Cumhurbaşkanı kendisi açıklama ihtiyacını duyuyor ve burada da önem verdiği husus nispet. Yani "eski 2 bin 850 liraya göre biz bunu 4 bin 250 liraya çıkardık, büyük bir artış meydana geldi, bununla da aslında övünülmesi icap eder" manasında ben bunu anlıyorum. Ama doları, avroyu veya enflasyon rakamlarını dikkate alarak bunun gündelik geçimini bir vatandaşın sağlayıp sağlayamayacağına göre değerlendirmek icap eder. Eğer fiyatlar bu rakamların üstüne çıkmışsa 4 bin 250 lira hakikaten iyi bir rakam, fena bir rakam değil. Ama o zaman vatandaş geçinemiyorsa 4 bin 250 değil 5 bin 250 olmasının da farkı olmaz. Mühim olanı bu asgari ücretle 4 kişilik bir ailenin kendi ihtiyacını karşılayabilmesidir.

“Asgari ücret açlık sınırının altında olamaz”

Bizim ısrarla söylediğimiz bir konu var, ondan sonra bunu biraz daha farklı bir şekilde ifade etmeye çalıştık. Asgari ücret açlık sınırında olamaz, açlık sınırının altında hiç olamaz. Yani iktidar kendi insanına, üstelik de çalışan insanına, sen çalışacaksın ama aldığın ücretle kusura bakma karnını bile doyuramayacaksın diyemez, dememeli. Kaç olursa olsun, ben rakamın üzerinde durmuyorum. Peki ne olacak? Geçinebileceği kadar bir ücret olacak. Onun için de enflasyonun yüksek olduğu bir dönemde rakamların üzerine odaklanmak doğru bir yaklaşım olmuyor. Bundan dolayı ister istemez insanlar dünyada geçerli bir para birimi için ya avroyu, ya doları kullanıyorlar.

“Dolar ekonomide önemli bir yer işgal ediyor”

Ben doları kullanmak istemem, niye dolardan bahsederek bu konuyu gündeme getiriyim ki. Ama ister istemez biz dolarla ticaret yapıyoruz, dış ticaretimizi. Dolarla dışarıdan aldığımız malın karşılığını dolarla ödüyoruz. İhracat yaptığımız zaman da o malın karşılığındaki bedeli yine dolarla veya ona muadil bir parayla ödüyoruz. O halde dolar bizim ülkemizde önemli, ekonomide önemli bir yer işgal ediyor. Bizim dış borcumuz var, Türk lirasıyla ödemiyoruz ki dolarla ödüyoruz onu veya avroyla ödüyoruz. Alacağımızı da gene dolarla alıyoruz. Onun için geçmişte Sayın Cumhurbaşkanımızın damadı aynı şeyi söylemişti "sen dolarla mı maaş alıyorsun" diye. Keşke. Adam onu diyemedi tabii birden bire kafası karıştı herhalde. Yani yoksa insan der ki, keşke öyle olsaydı yani dolarla maaş mı alıyorsun sorusunun karşılığı.

Onun için yani bu mukayeseler ister istemez yapılıyor ve yapılmaya devam edecek. Eğer açlık sınırının altında kaldıysa bu yapılan zam, zam değildir. Enflasyonun altında kaydıysa zam değil, artıştır diyebiliriz. Zaten artış olmuş ama o günkü dolar kurundan ölçüldüğünde geriye gitmiş, öyle gözüküyor. İnşallah bundan sonraki enflasyon rakamları biraz daha yavaş artar da asgari ücretle çalışan vatandaşımızın zararı daha az olur.”

Merkez Bankası’nın faiz indirimi

İki lider, Merkez Bankası’nın 100 baz puan faiz indirimine ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptılar?

Kılıçdaroğlu: Dolar kaç lira oldu? 15 lirayı aştı. Doları yedirmeyiz diyen kimdi? Az önce Sayın Erdoğan, "Türk lirasını yedirmeyiz" demişti değil mi? Ne oldu? Daha söylediği söz Türkiye’nin bütün tarafına yayılmadan Türk lirası değer kaybetmeye başladı. Devleti yöneten kişinin söylediği sözlerinin tutarlı olması lazım. "Türk lirasını yedirmeyiz." Türk lirası eriyor. Nasıl yedirmiyoruz, nasıl oluyor bu işler? Faizi indiriyorum diyorsunuz ama öbür taraftan devlet borçlanırken daha yüksek faiz ödüyor. "Efendim Türk lirasını yedirmeyiz" diyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolar üzerinden borçlanıyorsunuz. Hani milli paraydı bu? Niye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolar üzerinden borçlanıyorsun, avro üzerinden borçlanıyorsun?

“Hiç kimsenin faizi inmedi”

Bir insanın söylediğinde tutarlılık olur. Ben tutarlıyım der. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından Türk lirasıyla borçlanırım ben dersiniz. Eğer Türk lirasıyla borç alamıyorsa o zaman iktidarla vatandaşlar arasında ciddi bir güvensizlik var demektir. Vatandaş diyor ki, kusura bakma ben sana güvenmiyorum. Faizi indiriyorum diyor değil mi? 1 puan daha indirdiler, 100 baz puan daha indirdiler. Kimin faizi indi? Çiftçinin faizi indi mi? Hayır. Esnafın? Hayır. Kredi kartı kullananın? Hayır. Hiç kimsenin faizi inmedi. Devletin faizi indi mi? O da inmedi. Borçlandı, daha yüksek faizle borçlandı. Peki kimin faizini indirdiniz siz? Ve Türk lirasını neden bu perişan hale getirdiniz? Devlet yönetilmiyor, yönetilmediğini onlar da biliyorlar, sokaktaki vatandaş da biliyor. Ama inşallah çözeceğiz.”

“Bir kesim bayağı bir rant devşiriyor”

Karamollaoğlu: Merkez Bankası hangi kıstaslara göre puanları indiriyor ve çıkarıyor hiçbir bilgim yok. Şimdiye kadar uzmanlarında bu konuda bilgisinin olduğu kanaatinde değilim. Yalnız dikkat çeken bir husus var. Merkez Bankasından borçlanma imkanı olanlar borçlanıyor yüzde 15’le. Şimdi 100 puan daha indi, ondan sonra gidiyor cari faizle yüzde 22,5’la -şimdi 23’e mi çıkar onu bilmem- onunla kendisi başkalarına satıyor. Arada akıl almaz bir fark var. Bu doğrudan doğruya arada rantiye diye tabir ettiğimiz bir kesime hizmet ediyor ise bunun da önüne geçilemiyor ise ben bu indirimin ne manaya geldiğini bilmiyorum. Onun için de bunun dışında bir yorum yapma imkanına da sahip değilim. Sadece arada belli bir kesim bayağı bir rant devşiriyor, kılını bile kıpırdatmadan.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.