AramaArama
Gıda Hattı
AramaArama

Çevre Kanunu Değişikliği ve Getirdikleri

İlkim Yiğit

TÜM YAZILARI

İlkim Yiğit

24 Ocak 2019, 19:03

Çevre Mühendisleri Odası olarak sık sık ülkemizin atık sorununu, geri dönüşüm bilinci eksikliğimizi, havamızın kirliliğini, yer altı sularımızın, denizlerimizin hızla kirlendiğini, atık su arıtma tesislerimizin sayısının yetersizliğini ve işletilmesindeki problemleri sık sık kamuoyunu ile paylaşıyoruz.

Bu anlamda; Çevre Kanunu’nda yapılacak tüm değişikliklerin ülkemizdeki çevre sorunlarına çözüm olabilecek, uygulanabilir, denetlenebilir ve en önemlisi çevre kirliliğini önleyebilir olmasının Türkiye için oldukça değerli olduğunu tekrar vurgulamak gerekir.

Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı - İlkim YİĞİT

15 Kasım 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Çevre Komisyonu, Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifini oylamak üzere bir araya geldi. Biz Çevre Mühendisleri Odası olarak, en son 2006 yılında yapılan Kanun değişikliği ve sonraki 12 yıllık süreçte, ender aralıklarla toplanan komisyon toplantılarını yakından takip ediyorduk.

Mevzu bahis tasarının, gelişmeleri yakından takip eden üretici temsilcileri ve inisiyatif sahibi sivil toplum kuruluşlarından görüş almadan hızlı bir şekilde komisyona alınması ise oldukça şaşırtıcıydı. Buna rağmen; Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 10 Aralık 2018 tarihinde yürürlüğe girdi.

Plastik poşet kanununda tüketicileri ilgilendiren birçok detay var!

Kanun değişikliği; komisyon toplantısı ve genel kurul sürecinde, medyada alışveriş poşetlerinin ücretli satılması şeklinde yankı bulsa da aslında, ülkemizdeki tüm üreticileri ve dolayısıyla tüketicileri yakından ilgilendirecek çok daha önemli gelişmeler içeriyor.

Marketlerde alışveriş poşetlerin ücretli satılmasına ön açan bu değişikliği, ülkemiz için tarihi bir karar olarak görüyoruz. Bu düzenleme ile atık yönetiminin ilk evresi olan “Önleme” adımı ülke sathına yayılacak. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi çevresel konularda bir ilk başarılmış olacaktır.

Birçok ülkede yasaklanan plastik poşetlerin ücretli satılmasına itiraz eden, hatta satın aldığımız poşet ile market reklamı yapmam diyen vatandaş, satın aldığı gıda ürünü veya kullandığı arabanın markasının reklamını yaptığını hiç düşünmüyor mu acaba?

Vatandaş neden rahatsız?

Buradaki problemin, vatandaşın daha önce para vermeden elde ettiği ürünü, şimdi para vererek alması olduğunu düşünüyoruz. Aslında bu değişikliğin plastiğin çevresel etkilerini azaltmak için yapıldığını biraz daha basit bir dille anlatmak gerekir. Bu arada; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı doğru bir strateji ile, bu tür tepkilerin önünü almak için artık 31 Marttan sonra ücret ödenerek alınan poşetlerde “Sıfır Atık” logosu ve çevresel mesajlar bulunacağı haberini verdi.

Değişiklik yalnızca bu düzenlemeyi değil; evimizde, işyerlerimizde ve hayatın her anında tükettiğimiz hemen hemen tüm sarf malzemelerindeki fiyat artışlarını da beraberinde getiriyor.

Nasıl mı? Artık; üreticiler piyasaya sürülen hemen her ürün için devlete “Geri Kazanım Katılım Payı” adı altında bir ücret ödeyecekler.

Örneklemek gerekirse; üreticilerden, piyasaya sürdükleri ambalajın kilosu bazında ya da buzdolabı, televizyon, cep telefonu ve her türlü pillerin yine kilosu bazında bu katkı payını devlet belirli periyodlarda tahsil edecek. Hatta daha geniş bir perspektiften bakılmasını sağlayacak bir örnek vermek gerekirse; bu değişiklik ile birlikte araç lastikleri, mutfaklarda kullanılan bitkisel yağlar ve satın alınan ilaçlar da çevreye verebileceği zararlardan ötürü bu kapsamda değerlendiriliyor.

Bakıldığında; üreticiye ekstra gider oluşturan değişikliğin raf fiyatlarına dolayısıyla tüketiciye hangi oranda yansıyacağı da önümüzdeki günlerde belli olacaktır.

Bakanlık, bu köklü değişikliği yapmaktaki asıl amacının geri kazanım sektörünü canlandırmak, Belediyeleri ön planda tutarak bu bütçeden teşvikler sağlamak ve aslında ülke çapında bir Geri Dönüşüm Seferberliği başlatmak olduğunu ifade ediyor. Bu bağlamda her yıl elde edilmesi ön görülen 10 Milyar TL civarı bütçenin atık yönetimi için harcanması planlanıyor.

Bakanlık'tan beklenti, adil ve şeffaf bir yapı

Tabi burada önemli olan bütçenin gerçekten bu amaç için kullanılması olacaktır. Bu yüzden Bakanlık’tan beklentimiz; siyasi öncelik gözetmeden, adil ve şeffaf bir yapı kurulmasıdır. Üreticilerin yükümlüklerini yerine getirmesi, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması ve sistemin denetlenmesi için Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülke çapında bir Atık Koordinasyon Merkezine ihtiyaç olduğu aşikardır. Bu merkezde, Bakanlık, Yetkili Kuruluşlar, Belediyeler Birliği, Rekabet Kurumu, Maliye, gibi kurumlardan temsilciler ve atık konusunda uzman akademisyenler olmalıdır.

İşte böyle bir durumda Ülkemiz; sahte beyanlardan, geri dönüşüme gitmiş gibi görünen gerçekle alakası olmayan kayıtlardan, halk sağlığını tehdit eden, topraklarımızda gömülü atıklardan kurtulabilir. En önemlisi, ekonomik değeri olan atıklardan ülke içinde değer yaratılır, istihdam sağlanır ve dış ticaret açığı azaltılır.

Bir de eş zamanlı çevreyi korumayı, atıklarımızı ayırıp geri dönüşüme göndermeyi, sadece kendimiz için değil de ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için gerekli olduğunu anlayabilirsek muazzam bir seferberlik başlatmış oluruz.

Çevreyi korumak, vatanseverliktir.

Bu anlayışla gelişmeleri takip edeceğiz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.