AramaArama
Gıda Hattı

Cenevre’de Fonksiyonel Buluşma

31 Ağustos 2015, 13:42
Paylaş
Cenevre’de Fonksiyonel Buluşma

Prof.Dr. Aziz Ekşi

Fusion Communication tarafından düzenlenen ve her yıl tekrarlanan Vitafoods Avrupa Konferansı 6-7 Mayıs 2014 tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleştirildi. Bu konferansa 2011 yılında da katılmış ve etkilenmiştim. Bu kez de aynısı oldu. Canlı, renkli, kapsamlı, çeşitli, yenilikçi, bilimsel, ticari.  Kısaca her şey var, derde deva dahil. Zaten konu da dert ve deva ile ilgili. Gıda sektörünün aklının odaklandığı ve kalbinin attığı bir konu.  Gıda desen (fonksiyonel) gıda, ilaç desen (nutrasötik) değil…

Fakat gıda, sağlıklı bir bileşeni üzerinden tartışılıyor. Zaman zaman gıda bir bileşenin taşıyıcısı konumuna indirgeniyor. Başka bileşeni, başka etkisi yok gibi. Bir geçiş dönemi yaşanıyor ve fonksiyonel gıdaların aktif bileşen iletişimi ile gelişmeye devam edeceği anlaşılıyor.

Fonksiyonel gıda pazarının, kategoriye göre yılda %5 - 15 arasında büyüdüğü belirtiliyor. En dinamik pazarlar ise ABD, AB, Çin, Hindistan ve Japonya. Avrupa pazarının, “sağlık beyanı kısıtları nedeni ile sıkıntılı olduğu”  belirtiliyor. Bu nedenle “düzenleme/kısıtlama olamayan pazarlara yönelme alternatifi” özellikle vurgulanıyor. O pazarlardaki problemin ise eğitim ve farkındalık olduğu dile getiriliyor.

Konferans, aynı adı taşıyan fuarın bir tamamlayıcısı olarak kurgulanmış. Bu yıl katılan firma sayısı 750 dolayında ve geçen yıla göre %15 artış sağlanmış. Bu firmalardan 100’ünün ilk kez katılıyor olması da önemli.

Çin 111 firma ile birinci sırada ve hemen arkasından 106 firma ile Fransa geliyor. Bunları ABD (60), Hindistan (47) ve İsviçre (31) izliyor. Türkiye’den tek firma var. Bitkisel yağ bazlı doğal destekleri (ZADE/VİTAL) ile Konya’dan Helvacızade firması.

Firmaların çoğunluğu fonksiyonel gıda değil fonksiyonel bileşen (ingrediyen) üreticisi. Bu firmaların işlevi üretici olmanın ötesine geçiyor. Çünkü gıda sektörü için yaratıcı fonksiyonel çözüm önerileri de bu firmalardan kaynaklanıyor.

Konferansta 16 farklı oturumda (açılış ve kapanış paneli dahil) 64 tebliğ sunuldu. Konu başlıkları (TABLO 1) vücut fonksiyonlarına yönelik ve gerçekten günceldi. Fakat konuşmacıların çoğunluğu sıradandı ve çoğu tebliğin içeriği bilimsel açıdan zayıftı.

TABLO 1. Fonksiyonel Gündem

BİLİŞSEL SAĞLIK DOĞADAN İNGREDİYENLER
ÜREME SAĞLIĞI KİLO KONTROLÜ VE OBEZİTE
KEMİK/BAĞDOKU SAĞLIĞI YAŞLILARIN SAĞLIĞI
KARDİYOVASKÜLER SAĞLIK EFSA SAĞLIK BEYANLARI VE YASAL DÜZENLEMELER
GÖZ SAĞLIĞI KLİNİK ARAŞTIRMALAR VE İNSAN DENEYLERİ

 

PROBİYOTİKLER FONKSİYONEL GIDA PAZARI VE TÜKETİCİ TRENDLERİ
KORUYUCU SAĞLIK VE BAĞIŞIKLIK BİREYSEL BESLENME

 

 

 

 

EFSA VE SAĞLIK BEYANLARI

Konferans, EFSA’nın, “turna yemişinin idrar yolu enfeksiyonunu iyileştirdiği” yolundaki sağlık beyanı başvurusunu reddinin eleştirisi ile başladı. Bu EFSA’nın halen bir engel olarak görüldüğünü gösteriyordu. Ancak eleştiri dozu 2011’deki kadar şiddetli değildi. Bu yumuşama başlıca iki nedene bağlanabilir. Birincisi; sağlık beyanı koşulu olarak beslenme profiline ilişkin düzenlemenin güncelliğini kaybetmesidir. Bilindiği gibi gıda sektörü bu düzenlemeye karşıdır. Diğeri ise bileşene dayalı jenerik beyanlardan(1924/2006,madde 13.1) önemli bir bölümünün (350 adet) onaylanmasıdır. Bu da sektörün nefes almasını kolaylaştıran bir gelişme.

Ancak sektörün yenilikçi/inovatif beyanlar konusundaki eleştirisi devam etmektedir. Bundan kastedilen; 1924/2006 sayılı düzenlemenin 13.5 maddesi uyarınca yeni bilimsel araştırmalara dayalı beyanlar ile aynı düzenlemenin 14. maddesi kapsamındaki hastalık riskini azaltan(RDR) ve çocuk gelişmesi ve sağlığı ile ilişkili olan (CDH) beyanlardır.

TABLO 2. EFSA’ya sağlık beyanı başvuruları ve onay düzeyi

KONU TOPLAM ONAY(ADET) ONAY(%)
KARDİYOVASKÜLER 37 15 41
SİNDİRİM 28 3 11
BAĞIŞIKLIK 13 8 61
KİLO/ENERJİ 28 11 39
BİLİŞSEL 44 15 34
KEMİK/BAĞ DOKU 16 7 44
ANTİOKSİDAN 4 0 0

 

TABLO 2’de görüldüğü gibi, bu kapsamdaki beyan başvurularının %70’i reddedilmiştir. Onaylanan beyan (150 başvurudan 52’si)  oranı ise henüz %30’ dur.  Başvuruların daha çok düşünsel ve kardiyovasküler sağlık ile sindirim fonksiyonu ve kilo yönetimine yönelik olduğu görülüyor.

EFSA’nın başvuru reddine yol açan başlıca 3 neden; gıdanın tanımı, beyanın yararlılığı ve bilimsel kanıt (klinik çalışma) konusunda dosyanın yetersiz olmasıdır. Esas problem ise %66 oranı ile bilimsel kanıt yetersizliğidir ve bu yetersizliğin; klinik çalışma zayıflığı (dizayn), hedef popülasyonun yanlışlığı, gıdanın uygunsuzluğu ile belirteç ve data analizi yetersizliği ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

LaSalle firmasından Dr. Flore DEPEINT ayrıca; EFSA’nın değerlendirme sürecinin uzun ve zahmetli olduğunu, ancak bir değerlendirme sürecinin de gerekli bulunduğunu, 1924/2006 sayılı düzenlemenin inovasyona engel olmadığını ve olmaması gerektiğini vurgulamıştır.

Sektörün EFSA’dan bir beklentisi de, gıda ingrediyeni olarak bitkisel ekstraktlarının  (herbal, botanical) yasal durumunun belirsizliğidir.  Aktif bileşen, lezzet verici, teknik fonksiyonlu bileşen veya gıda katkısı olarak kullanılmakla birlikte bunların yasal tanımı bile yoktur. Daha çok “novel food” regülasyonu (58/1997) kapsamında değerlendirilmektedir. Bunlara ilişkin sağlık beyanı için çok yönlü kimyasal araştırma gerekmektedir. 2014 sonunda başlanacak olan “temiz etiket/clean label” uygulaması (katkısız, doğal, %100, free from...) ile yasal statülerinin biraz daha netleşmesi beklenmektedir.

Bu arada ABD’de NDI (new dietary ingredient) için öngörülen bildirim sisteminin daha basit olduğu ve daha çok üretici sorumluluğuna dayandığı da belirtilmektedir.

TÜKETİCİ TRENDLERİ

INNOVA MARKET INSIGHTS firmasının bir uydu konferansının konusu “BAŞLICA 10 TREND /TEN TOP TRENDS” idi. Konuşmacı ise genç bir vatandaşımızdı. Yasemin ÖZDEMİR’in 2014 için sıraladığı başlıca 10 trend (anahtar kelimelerle); “farkında ol (gıda israfı vb), firmaya güven (izlenebilirlik vb ile), basit mutluluk (basit gıda ile), sıradan insana fırsat (büyük idea için), sağlığın bütüncüllüğü (sağlık sanıldığından da çok yönlü), hibridin yükselişi (farklı marka, tat melezleri), süper gıda, protein ufku (protein kombinasyonları), gizli savaş (yağ, şeker, tuza karşı) ve alternatifin alternatifi (yoğurdun da alternatifi)” olarak tanımlıyor.

Jeff HİLTON’a (Brandhive) göre fonksiyonel gıda sektöründeki yenilikçiliğin enerji ve performansa, sağlıklı yaşlanmaya, bağışıklığın güçlendirilmesine, sindirim sistemine, kardiyovasküler sisteme, bağ dokuya, kilo kaybına ve diyabete odaklanması gerekiyor. Ayrıca bireysel beslenmenin de önem kazanması bekleniyor.

Tüketicinin gıdadan beklediği bileşenler; kalsiyum, lif, omega-3, D vitamini, likopen, protein, probiyotik, prebiyotik olarak tanımlanıyor.

“Süper meyve” kavramının da daha gündemde kalacağı ve bu kapsamda camucamu (bağışıklık için), yacon/demirhindi (diyabet, sindirim için), hindistan cevizi(kalp sağlığı için), yabani iğde/çay dikeni (güzellik için), vişne (eklem ağrısı ve guta karşı) ve aronya (antioksidan kaynağı) gibi meyvelerin önem kazanması bekleniyor.

Bu arada, tüketici olarak milenyum kuşağı da irdeleniyor ve bu kuşağın başlıca davranış özellikleri; “seçmek isteyen, kendisi seçen, açık düşünceli, kulak verilmesini bekleyen,  moda karşıtı, moda markaya kuşkulu, niç markaya ilgili” olarak sıralanıyor.

YAŞLI SAĞLIĞI (+7 YIL SAĞLIKLI YAŞAM)

Fonksiyonel gıda tüketimi açısından yaşlı kuşağa(sağlıklı yaşlanmaya) özel bir önem verildiği görülüyor. Bu olgu, ”fonksiyonel gıda” kavramının yaşlı sağlığı nedeni ile Japonya’da ortaya çıktığı dönemi çağrıştırıyor.  Başlangıçta yadırgansa da, konuşmaları dinledikçe konunun gerçekten önemli olduğu anlaşılıyor.

ROQUETT Grup’tan Anne CARTIER’e göre dünya nüfusu 2050’de 9 milyarı, 60+  yaşındaki insan sayısı 2 milyarı bulacak. Birincil endişe yaşlıların sağlığı ya da sağlıklı yaşam yılları olacak. Bu grubun beslenmesi, proteinin önemini artıracak. Yukarıda değinilen trendlerden “protein ufku” da bu önemi vurguluyor zaten. Bunun için önce tüketici farkındalığı gerekiyor. Daha sonra fonksiyonel kalite, duyusal kalite(lezzet, keyif), sürdürülebilirlik ve erişebilirlik önemli olacak.

Diana COWLAND (Euromonitor Internatinal) ise 2013 yılında 65+ yaş grubunun 597 milyon olduğunu ve 2018’de 719 milyona ulaşacağını belirtiyor. Yaşlı nüfusun(65+) oranı kıtadan kıtaya farklı. 2018 yılında bu oranın K. Amerika’da %20’den fazla, Afrika’da % 0-4 arasında olması bekleniyor.

Dünyada genel yaşam beklentisi ile sağlıklı yaşam beklentisi arasındaki farkın ortalama 7 yıl olduğu belirtiliyor. Yani son 7 yılın problemli olduğu anlaşılıyor ve bu 7 yılın da sağlıklı yaşam süresine eklenmesi amaçlanıyor.

Bu grubun yaşadığı başlıca sağlık problemleri kalp, kemik, beyin ve göz ile ilişkili. Dünyada ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarının oranı %30 ve kalp sağlığı 30 dolayında gıda bileşeninden etkileniyor. Yine dünya ölçeğinde 9 kadından 1’inin osteoporoz yaşıyor ve kemik sağlığı14 gıda bileşeni ilişkili bulunuyor. Bunun gibi, 65+ yaş grubundaki 14 kişiden 1’inde dementia (bunama) görülüyor ve beyin/bellek fonksiyonu 18 gıda bileşeninden etkileniyor. Görme fonksiyonunun da lutein, DHA, zeaksantin, çinko, vitamin A ve B2 gibi çok sayıda gıda bileşeni ile ilişkili olduğu belirtiliyor.

YENİLİKÇİ BİRKAÇ ÖRNEK

Özellikle firmaların uydu konferanslarında çok sayıda yeni aktif ingrediyen ve fonksiyonel gıda tanıtıldı. Bazıları gerçekten ilginçti.

  1. GO-LESS: Yağsız kabak çekirdeği ile soya filizi ekstraktının karışımı. Verilen bilgiye göre; idrar yolu kanalının elastik ve mesane cidarının relaks olmasını sağlıyor. Kadınlarla yapılan 12 hafta süreli araştırmanın; placeboya göre idrara çıkma sıklığının %27, ivedi sıkışma sıklığının ise %31 azaldığını gösterdiği belirtiliyor.
  2. KOLİN: Vitamin veya mineral değil ama yaşamsal bir gıda bileşeni. DRI (dietary reference intake) 550 mg/kişi,gün. Eksikliğin yaygın olduğu(%92) belirtiliyor. Eksikliğinden sinir sistemi, hücre regülasyonu, hücre membranı, hücre komünikasyonu ve yağ taşınımı olumsuz etkileniyor.  Bulunduğu başlıca gıdalar; karaciğer, yumurta ve kırmızı et. Ayrıca koline dayalı ve EFSA onaylı 3 sağlık beyanı var.
  3. PİNCOGENOL: Çam kabuğundan elde edilen ekstrakt. Ana bileşeni kateşin ve epikateşin. Verilen bilgiye göre antioksidan etkili, inflamasyonu önlüyor, dolaşımı destekliyor, hemeroidi önlüyor vb…
  4. SESAVİT: Susam ekstraktından bir gıda ingrediyeni. Başlıca bileşeni (%71.1) sesamin. 2030’da prediyabetli sayısının 470 milyona ulaşması bekleniyor. Kandaki lipit profili ve glukoz düzeyi üzerine olumlu etkisi ile diyabetten korunmaya yardımcı oluyor.

BEYANSIZ/ ALTERNATİF İLETİŞİM (!)

Yaratıcılığın sonu gerçekten yok. NUTRIKEO firmasından Gregory DUBOURG’a göre, mademki sağlık beyanları kısıtlı, o zaman iletişim için alternatif bir strateji geliştirilmelidir. Sağlık mesajının tüketiciye taşınması için farklı yollar aranmalıdır. Bu iletişim; gıdanın bir bileşeni, gıdanın çevresi, sağlık taahhüdü veya duygusal/emotional mesaj üzerinden yapılabilir. Yasal kısıtlar yeniliklerin tanıtımı için sıçrama tahtası olabilir.

Konferansın kısa fakat ezber bozan ve en çok ilgi uyandıran konuşması idi.

Konferansta dikkat çekilen bir nokta da; aşırı kullanma ve yanlış anlama nedeni ile “sürdürülebilirlik” kavramının yıprandığı ve giderek daha az önemli algılandığıydı. Örneğin; “ticari değer ile sürdürülebilirlik arasında açık bir ilişki” görmeyen global CEO’ların oranı 2007’de %18 iken, 2010’da %30 ve 2013’te %37’’ye yükseliyor. Bunun,  tüketici güvenini kazanma açısından olumsuz bir gelişme olduğu açık.

SONUÇ

Vitafoods gerçekten başarılı ama pahalı bir organizasyon. Nutrasötik bileşen ve fonksiyonel gıda dünyasındaki canlılığı ve gelişmeyi yansıtıyor. Bu canlılık ile karşılaştırıldığında Türkiye sanki bir step.

Öncelikle, basında ve tüketicide farkındalık yaratılması için bir strateji belirlenmeli. Gıdaların zararlı değil de bu yararlı bileşenleri üzerinden tartışılması sağlanmalı. Konusu “fonksiyonel gıda” olan bir konferans düzenlenmeli.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.