Gıda Hattı

Çayın Faydaları ve Zararları Nelerdir?

16 Eylül 2018, 13:47
Paylaş
Çayın Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Belki de birçoğumuzun vazgeçilmezi olmuştur gün boyu içtiğimiz çaylar. Hatta bazen “keyif çayı” ismini bile koyarız çaya kahvaltı sonralarında nedenini tam bilmeden. Aslında soğuk kış mevsimlerinde içtiğimiz çayın rahatlama, ısınmanın yanında vücudumuza sağladığı olumlu getirilerinin olup olmadığını da bilmemizde fayda var.

Çayın faydaları nelerdir?

Çayın vücutta birçok önemli işlevi vardır. Özellikle içeriğindeki flavonoidler güçlü antioksidan etki göstererek bazı oksidatif olan enzimleri yok ederek iltihap önleyici aktivite göstermektedirler. Antioksidan etki sebebi ile enfeksiyona yakalanma riski yüksek olan bireylerde bağışıklık sistemini arttırarak hastalıklara karşı koruyucu etki sağlamaktadır.

Çayın flavanollerinin antioksidan yeteneği hidroksil gruplarının sayısına, bağlandığı yere ve bazı grupların varlığına bağlı olmaktadır. 1998 yılında yapılan bir çalışma; çayda bulunan kateşinlerin antioksidan gücünün vitaminlerden daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Özellikle çaydaki bu fenolik bileşikler deri ve akciğer tümörü oluşumunda hücre çoğalmasını önlemekle kalmayıp aynı zamanda bu tümörün büyümesini engellemektedir. Yapılan bir çalışma diyetle alınan antioksidanların %35-45’inin çay flavonoidlerinden kaynaklandığını belirtirken çayın demlenme sırasında sıcaklığının artması ile deme geçen antioksidan sayısının arttığını destekleyen sonuçlar bulunmuştur.

Çayın faydaları nelerdir?

Çay bazı hastalıkların oluşumunu da azaltıyor mu?

Çayın faydaları saymakla bitmez. Yeşil çay siyah çaya göre daha fazla antioksidan etkiye sahiptir. Yüksek antioksidan aktiviteye sahip olan çay LDL (halk arasındaki adıyla kötü kolesterol) kolesterolün oksidasyonunu geciktirerek kanda miktarının azalmasını sağlamaktadır. Bu durum göz önüne alındığında çayın kalp hastalıklarının oluşma riskini de azalttığı gözden kaçırılmamalıdır.

Çayın bir diğer faydası da; düzenli çay tüketimi akciğer, özofagus, pankreas, meme, karaciğer ve kolon kanseri oluşumuna neden olan kimyasal karsinojenlere karşı koruma sağlarken, kanserin de başlangıç, ilerleyiş ve dönüşüm evrelerini önlediği bazı çalışmalarda gösterilmiştir.

Çay tipleri nelerdir?

Günümüzde ticari amaçla üretimi yapılan birbirinden farklı üç tip çay vardır. Bunlar: siyah, yeşil ve oolong çaydır. Dünya çapında üretilen çayın; %76’sını siyah çay, %22’sini yeşil çay ve %2’sini oolong çay oluşturmaktadır. Siyah çay üretimi; soldurma, kıvırma, enzimatik oksidasyon ve kurutma aşamalarından oluşurken, yeşil çay üretimi yüksek sıcaklık ve buharla şok soldurma, kıvırma ve kurutma, oolong çay üretimi ise hafif kıvırma, enzimatik oksidasyon ve kurutma aşamalarından oluşmaktadır.

Çay yaprağının bileşimini; iklim, çayın genetik yapısı ve kültürel etkenler etkilemektedir. Bu bileşimde en fazla polifenoller bulunmaktadır. Çay yaprağındaki polifenollerin yaklaşık 3/4 ‘ünü flavonoidler, bunların da %60-70’ini epigallokateşin-3-gallat oluşturur. Siyah çayın işlenme miktarı arttıkça flavonoid içeriği azalmaktadır. Siyah çayda %3-10, oolong çayda %8-20, yeşil çayda ise %30-42 oranında flavonoid bulunmaktadır.

Çayla ne kadar kafein alırız?

kafein-gidahatti

Çayın aranan bir içecek olmasının bir önemli nedeni de içerdiği alkaloit maddeleridir. Alkaloit madde olarak b

ilinen kafein, teobromin ve teofilin pürin türevleridir. Pürin ise nükleoproteinlerin en önemli yapı taşıdır.

Çay yapraklarından izole edilen arı kafein (C8H10N4O2), tadı acı kristal halde bir maddedir. Çizelgeden görüleceği gibi yaprak yaşı ile ilgili olarak çay yaprağının kafein içeriği azalmaktadır.

 

Dünya çaylarındaki kafein içerikleri;

Hindistan çaylarında %2,8-4,0

Çin çaylarında %2,9-4,0

Türk çaylarında %3,1-3,8 olarak değiştiği belirlenmiştir.

Siyah çayın işleme aşamalarından biri olan soldurma anında kafein miktarı artar. O nedenle kuru madde ilkesine göre siyah çayın kafein miktarı kuru madde miktarı yeşil çay yaprağının kafein miktarından daha yüksektir. Çay bitkisinde kafein nükleik asitlerin parçalanmaları sonucu oluşmakta ve bu parçalanma soldurma aşamasında da sürüdüğü için siyah çayın kafein kapsamı artmaktadır.

Çayın faydaları deyince şüpheisz insanlarda yorgunluk giderici, canlılık verici etkisi gelir. Bu da içerdiği kafein ile yakından ilgilidir. Bugünkü bilgilerimize göre; bir bardak çayın kafein içeriği özdeş miktardaki kahvenin içeriğinden yaklaşık %50 daha azdır. Kuruçay %1-5 oranında kafein içerir.

Normal şekilde yapılan demleme ile çayda bulunan kafeinin yaklaşık %80'i deme geçer. Buna göre 5-6 bardak çay içen kimse ortalama 300 mg kafein alıyor demektir. Bu miktar İngiliz Eczacılık Kodeksi'nce kabul edilen (650 mg saf kafein) günlük dozun yarısından azdır. Ancak kafeinin özel fizikokimyasal durumu nedeniyle çay içildiği zaman vücudun kafeine karşı direnci daha fazla olmakta, tolerans sınırı yükselmektedir. Kafein ve kafeinden oluşan metabolik maddeler de vücutta birikmeyip ifrazat yoluyla metil ürik asit şeklinde atılırlar.

Kafein beyindeki kılcal damarların önemli derecede genişlemesine neden olur, bu kan hareketinin hızlanmasına, insanların canlılık kazanmasına ve yorgunluklarının azalmasını sağlar. Mide salgılarını çoğaltır. Kafeinin olumsuz etkilerinin çayda olumlu etkilere dönüşmesi konusu gerçekten ilginçtir. Çay içerisinde bulunan ve thearubigin adı verilen bileşikler kafein ile tepkimeye girerek mide üzerindeki olumsuz etkilerini önlemektedir.

çay ne kadar içilmeli?

Çay ne kadar içilmeli?

Yeterli ve sağlıklı beslenildiğinde siyah çayın faydaları olduğunu belirten İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gülcan Arusoğlu, “Antioksidan öğeleri açısından baktığımızda gerek beyaz çay, yeşil çay veya siyah çay arasında bir fark yok” dedi.

“Çayın içerisinde bulunan L-theanin maddesinin yine çay içerisinde bulunan kafeinle birleşerek bu etkiyi gerçekleştirdiği düşünülüyor” diyen Yrd. Doç. Dr. Gülcan Arusoğlu, “Günde 3-4 bardak içilen çay zihinsel performansı artırıyor. Yani zinde olma, odaklanma, algıda seçicilik, canlılık gibi etkiler söz konusu. Çay bilinçsiz tüketildiğinde ise sayılan bu faydalar elde edilemiyor. Kalp damar hastalıklarında ve bir takım felçlerde günde 2-3 bardak çay içmenin bu riskleri azaltabileceğine dair pek çok çalışma var.”

Siyah çayın doğru tüketimi ve doğru demlenmesi konusunda uyarılarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Arusoğlu, "Çay mümkün olduğu kadar yemek aralarında tüketilmelidir. Yemekle birlikte tüketilmesini ise önermiyoruz. Günlük beslenmemiz sağlıklı ve dengeliyse çay; sudan sonra, sıvı ihtiyacımızın tamamlanmasında iyi bir alternatiftir.

Özellikle gebe ve emziren kadınların çay içimini sınırlandırmaları gerekir. Gebelerde günlük 200 mg kafein aşılmamalıdır. Duyarlı ve hipertansiyonu olan bireylerde ise çayı mümkün olduğu kadar açık ve limonlu olarak tüketmelerini öneriyoruz. Kahvaltı edilirken önerilen içim yöntemi yine çayın açık ve limonlu olmasıdır. Çocuklarda ise çay tüketimini önermiyoruz”

Çayın zararları nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (IARC), çay gibi içecekleri çok sıcak tüketmenin, yemek borusu kanseri ile ilişkili olabileceğini açıkladı. 23 bilim insanından oluşan uluslararası bir Çalışma Grubu, kahve ve çay gibi sıcak içeceklerin kansere neden olma potansiyelini değerlendirmek için IARC tarafından bir araya getirildi.

IARC’ye göre, 65 °C’den daha yüksek sıcaklıklarda tüketilen içecekler, yemek borusu kanserine neden olabiliyor.

IARC bulgularının bir özeti, The Lancet Oncology isimli bilimsel dergide yayınlandı. IARC, detaylı değerlendirmelerin yanında konuyla ilgili bir basın bülteni de yayınladı.

Çalışma Grubu, kahve içmenin kanserojen bir etkisi olduğuna dair bir bulguya rastlamadı. Öte yandan uzmanlar, yüksek sıcaklıklarda içecek tüketiminin yemek borusu kanserine neden olabileceğini belirledi. Çok sıcak olmayan çay tüketimi için aynı durum geçerli değil.

IARC, “yüksek sıcaklık” ifadesi ile, 65 °C üzerindeki sıcaklıkları kastediyor.

çayın zararları nelerdir?

Sıcak çay, Türkiye'de seviliyor

Kuruluşun bulgularına göre Türkiye, Çin, İran ve Güney Amerika gibi yerlerde, çay 70 °C civarındaki sıcaklıklarda tüketiliyor.

Bununla birlikte kahve, çay ve bitki çayı gibi içecekleri normal sıcaklıklarda tüketmenin kanserle ilişkili olmadığının altı çizildi. IARC Direktörü Dr. Christopher Wild, “elde edilen sonuçlara göre, yüksek sıcaklıkta içecek tüketimi yemek borusu kanseri nedenlerinden biri. Kanser riski içeceklerin kendisi değil, tüketildiği sıcaklık ile ilgili” dedi.

Dr. Wild, “özellikle gelir seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde, yemek borusu kanserinin başlıca nedeni sigara kullanımı ve alkol tüketimi. Buna karşın yemek borusu kanser vakalarının çoğunluğu Asya, Güney Amerika ve Doğu Afrika’da görülüyor. Bu bölgelerde içeceklerin çok sıcak tüketimi yaygın, söz konusu kanser türünün sık görülme nedeni ise kesin olarak bilinmiyor” dedi.

Kanser nedenli ölümlerin başlıca sebepleri arasında olan yemek borusu kanseri, tüm dünyada en çok görülen 8. kanser türü. 2012 yılında 400.000 kişi yemek borusu kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Bu sayı, kanser nedenli tüm ölümlerin %5’ine denk geliyor.

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.