Gıda Hattı

Çarpık tabloya kısmi makyaj

12 Nisan 2007, 20:58
Paylaş
Çarpık tabloya kısmi makyaj

TGDF’nin gündeme taşıdığı Gıdada KDV indirimi” konusunda Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla başlatılan çalışmalarda sona gelindi. IMF’in karşı çıktığı, Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı dar kapsamlı düzenleme için son sözü hükümet söyleyecek.

Türk gıda sektörünün gelişmesinin ve tüketicilerin sağlıklı ve güvenli beslenmesinin önündeki en büyük engellerden birisi de yüksek vergiler. Gıdada yüzde 18’lere ulaşan KDV oranları, kayıt içindeki işletmelerde, hijyenik ortamlarda üretilen ambalajlı, dolayısıyla kaliteli ve sağlıklı gıda ürünlerinin fiyatının daha da aşağıya çekilmesini engelliyor. Bu nedenle bir yandan tüketicinin kaliteli gıdaya ulaşması güçleşirken, diğer yandan ucuz ama düşük kaliteli gıda üreten ve bu üretimleriyle halkın sağlığını da tehlikeye düşüren kayıt dışı, merdiven altı üretim sona erdirilemiyor.

Vergisini veren, istihdam yaratan kayıtlı işletmeleri haksız rekabetle karşı karşıya bırakan kayıt dışından dolayı devletin vergi kaybı da çok büyük oluyor.

Bir yandan tüketici, bir yandan sanayici, bir yandan da devlet için tüm bu olumsuzluklara kaynaklık eden KDV uygulamasında gıda aleyhine büyük bir çarpıklık yaşanıyor. 2005 yılında kimi gıdalarda yapılan KDV indirimleri bu çarpık tablonun düzeltilmesine yetmedi. Bugün elmas ve pırlantada sıfır, deri montta, yılan derisi ayakkabıda yüzde 8 KDV uygulanıyor. Ancak toplumun hemen her kesiminin bir şekilde tüketmek durumunda olduğu gıdalarda yüzde 1’den başlayıp, yüzde 18’e kadar çıkan oranlarda KDV uygulaması var.

KDV uygulamasında gıda aleyhine böylesine bir çarpıklık yaşanırken, gıda maddelerinde üç farklı oranda KDV uygulanması da kafaları karıştırıyor. Halkın sağlığı için ambalajlı ürünlerin tüketiminin özendirilmesi gerekirken, kutu ve poşetlerdeki ürünlerde yüzde 18 KDV uygulanıyor. Bebek maması, bisküvi, meyve suları, çikolata, dondurma, puding, hazır çorba, sütlü tatlılar, sucuk, salam, sosis, gazoz, katkılı ekmekler, şekerlemeler bu gruba giriyor.

Yüzde 8 KDV uygulanan grupta ise, süt, ayran, yoğurt, peynir, yumurta, ekmek mayası, çay, toz ve kesme şeker, bal, reçel, pekmez, tahin, helva, su, maden suyu, pirinç, makarna, buğday unu dışında başka unlarla yapılan her türlü ekmek, kadayıf, un, ham ve rafine yağlar, tereyağı, taze meyve ve sebzeler, konserve, turşu, parça et, kıyma, balık ve tavuk eti bulunuyor.

Yetiştirilen, avlanılan veya toplanan her türlü birincil ürün (taze meyve ve sebze ile pamuk tohumu, süt, balık ve kümes hayvanları ve bunların etleri hariç), zeytin yağı, kırmızı et, buğday unu ve ekmeği, yüzde 1 KDV’ye tabi gıdalar.

2005 yılında kimi gıdalarda yapılan KDV indirimleri çarpık tablonun düzeltilmesine yetmedi. Elmas ve pırlantaya sıfır, deri monta ve yılan derisi ayakkabıya yüzde 8 KDV uygulanırken; bu oran bir çok gıda ürününe yüzde 18

Çelişki üzerine çelişki

Üstelik bu gruplandırma, kimi çelişkileri de beraberinde getiriyor. Örneğin sebzeleri kuruttuğunuzda yüzde 8 olan KDV, dondurduğunuzda yüzde 18’e çıkıyor. Şeker ve suyun KDV’si yüzde 8 iken, şekeri suya atıp, şekerli su yaptığınızda KDV yüzde 18 oluyor. Çeltikte yüzde 1 olan KDV, kabuğunu ayıklayıp, pirinç haline getirdiğinizde yüzde 8, ayıkladığınız kabuk için yüzde 18 olarak uygulanıyor. Kristal ve kesme şeker yüzde 8 KDV oranına tabi iken, likit şeker yüzde 18 KDV’li. Kuru çayın paketlenmiş satışı yüzde 8, açık ve dökme satışı yüzde 18 KDV’ye tabi. Sofra tuzunda KDV oranı aynen havyarda olduğu gibi yüzde 18. Bütün bunlara karşılık, pırlanta, elmas, yakut, inci gibi lüks sayılabilecek ürünlerde KDV sıfır.

TGDF gündeme taşıdı

Gıda sektörünün taşımakta zorlandığı vergi yükünün azaltılması yönündeki talepler, sektördeki en üst sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) tarafından gündeme taşındı. KDV uygulamasındaki çarpık tablonun düzeltilmesine yönelik bu talepler, TGDF 2. Olağan Genel Kurulu’nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da dikkatine sunuldu. “Konunun üzerine bizzat gideceğim. Maliye Bakanı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı’mızla gerekli konuşmaları yapacağım” sözleriyle müjdeyi veren Erdoğan’ın talimatıyla Maliye Bakanlığı tarafından Gıdada KDV indirimi çalışması başlatıldı.

Açıklamalar ferahlattı ama...

Çalışmalar sürerken konuyla ilgili bakanlardan birbiri ardına yapılan açıklamalar, gıdada KDV indirimi beklentisi içindeki sektörde umutları arttırdı. Temel gıda ürünlerinde KDV oranlarının düşürülmesinin tüm sektörün ortak beklentisi olduğunu hatırlatan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla Maliye Bakanlığı tarafından geniş bir çalışma yapıldığını açıkladı. Eker, “Et, süt, peynir ve bebek maması gibi temel gıda maddelerine yönelik KDV indirimi çalışması sanırım birkaç hafta içinde biter. Maliye hangi kalemlerde indirim yapılacağı üzerinde çalışıyor” dedi.

Vatandaşın temel gıda maddelerini daha ucuza temin etmelerinin hakları olduğunu belirten Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, AB’de bazı KDV oranlarının daha düşük olduğuna dikkat çekerek, “AB'de şu kadarsa ben mecbur muyum vatandaşımıza daha fazla vergi yüklemeye, fevkalade yanlış. Mesela, çocuk maması. Mamadan istifade edemeyen fakir fukara nişasta katıp, yalancı mamayla çocuğunu besliyor, Avrupalı çocuğunu güzel beslerken ben yalancı mamayla besletmek zorunda mıyım? Aynı şeyi bizim de sağlamamız lazım. Bunlar üzerinde de çalışıyoruz. Ciddi bir çalışma yapıyoruz” şeklinde konuştu. Bu sözleriyle sektörün yüreğini ferahlatan Bakan Unakıtan, “Bir yandan da mali disiplini düşünmek zorundayız. Netice olarak hükümete, ‘şu olursa, maliyeti şu olur’ diyeceğiz. Bir çalışma yaptığımızda illa o olacak diye bir şey yok. Kararı hükümet verecek” sözleriyle ise KDV indirimindeki sıkıntının işaretlerini verdi.

Sinyaller moralleri bozdu

Gıdada KDV indirimi çalışmasının türlü gerekçelerle bir türlü sonlandırılamaması, üstelik kapsamın dar tutulacağı yönündeki sinyaller üzerine sektörden birbiri ardına açıklamalar geldi. Çalışmaların başından itibaren konuyu yakından takip ettiklerini vurgulayan TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, “Ambalajlı gıda tüketiminin arttırılması her şeyden önce halkımızın güvenli gıdaya ulaşmasının en temel unsurudur. Bu nedenle uygulanacak politikalarda ambalajlı her türlü gıda mamulü üzerindeki vergi yükünün minimuma indirilmesi en temel beklentidir. Bu indirim kısa vadede tüketicinin cebine ve sağlığına olumlu yansıyacaktır. İlk etapta belli bir vergi kaybı yaşanacak gibi görünse de orta ve uzun vadede kayıt dışında olan firmaları büyük oranda kayıt altına alacağı için devlet bütçesine ve mali tabloya da artı değer katacaktır” dedi. Çalışmanın kapsamının belirli bir çerçevede tutulacağına ilişkin açıklamaların sektörde hayal kırıklığına yol açtığını belirten Kopuz, “Tüm ürünlerin kapsama alınmasıyla gıda sektöründe kayıt dışının ve merdiven altı üretimin engellenmesi yolunda büyük bir adım atılmış olacaktır” görüşünü dile getirdi.

Türk halkı pahalıya besleniyor

Sağlıklı beslenmenin, anayasal bir hak olduğuna dikkat çeken Kopuz, KDV indiriminin sadece sanayinin kayda alınması olarak değil, sosyal bir sorumluluk projesi olarak görülmesi gerektiğini kaydetti. TGDF olarak hükümete KDV'nin yüzde 8 ve yüzde 1 olarak belirlenmesi önerisi götürdüklerini hatırlatan Kopuz, IMF ile ilişkilerin gerilmesinden endişelenen hükümetin indirim paketine tüm gıda ürünlerini almayabileceğine dikkat çekti.

“Hükümet konuyla ilgili çalışmalarını tamamladı. Durumu IMF ile istişare edecekler. Biz 'Dar kapsamlı bir indirim paketi olmasın' dedik ama sonuçta kararı siyasi irade verecek” diyen Kopuz, “Türk halkı Avrupalılardan çok daha düşük gelire sahip olduğu halde daha yüksek oranda KDV’ye maruz kalıyor. Türkiye’nin 5 bin dolarlık kişi başı gelirinden gıdaya ödediği vergi miktarı, 36.400 dolarlık geliri olan Lüksemburg’dan tam 4 kat fazla. Lüksemburg, gıda maddelerinden en fazla yüzde 3 KDV alırken, Türkiye’de üst limit olarak hala yüzde 18 KDV uygulanıyor” dedi.

Sektördeki kayıt dışılığın yüksekliğine dikkat çeken ve bunun da yüksek KDV’den kaynaklandığını vurgulayan SETBİR Başkanı Erdal Bahçıvan da, aynı hammaddeden doğan, birbirine yakın ürünler arasında dahi çok çarpıcı farklılıklar olduğuna işaret etti. Bahçıvan, “Bir taraf yüzde 1, bir taraf yüzde 18. Bu, geçmişte makul olabilirdi ancak günümüz Türkiye'sinde bunu kabul etmenin imkânı yok. Artık çikolata, tuz, sucuk, salam lüks değil. Sadece 3-4 ürünü yüzde 8'e düşürmek değil, bütün gıda ürünlerinin KDV'sinin maksimum yüzde 8 olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Maliye Bakanı Unakıtan’a indirim taleplerini ilettiklerini belirten Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği (DESAD) Başkanı Niyazi Önen de, elmas ve yakut gibi ürünlere sıfır KDV uygulanırken, işlenmiş ve dondurulmuş deniz ürünlerine yüzde 18 KDV uygulanmasının anlaşılır bir durum olmadığını kaydetti. “Taze balıktan alınan KDV’nin de yüzde 8’den 1’e indirilmesi gerekir” diyen Önen, yapılacak vergi indiriminin sektördeki kayıt dışılığı önleyip, ciddi bir vergi artışı sağlayacağını söyledi.

Türkiye Lokantacılar, Kebapçılar, Köfteciler, Pastacılar ve Tatlıcılar Federasyonu Genel Başkanı Kemal Kadakal da, bazı ürünlere yüzde 1, bazılarına da yüzde 8 ve 18 olarak uygulanan KDV ile ilgili olarak yaşanan karmaşanın esnafı rahatsız ettiğini açıkladı. Kadakal, “Sağlıkta, yeterli ve dengeli beslenmenin gerçekleşebilmesi için tüketicinin satın alma gücü ile fiyatlar arasındaki uygunluğun sağlanması şarttır. Bunun için sektörümüzde uygulanan yüzde 18 KDV oranının yüzde 8 gibi makul bir düzeye çekilmesi gerekmektedir. Bu oranın indirilmesi KDV gelirini azaltmaz; aksine sektörü kayıt içine alıp, pazarın büyümesiyle toplanan vergilerde de artış sağlar” dedi.

Tüketiciler de sessiz kalmadı

Sektörün talepleri her fırsatta Başbakan Erdoğan ve Bakan Unakıtan’a iletilirken, yüksek oranlı KDV’den zarar gören tüketiciler de taleplerini dile getirdi. Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar’ın, 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü’nde açıkladığı, tüketicilerin her gün yoğun olarak yaşadığı acil sorunları içeren “Tüketicilerin Acil Durum Raporu”nda da konuya yer verildi. Sorunun “Dünyanın en yüksek dolaylı vergisini Türkiye'deki tüketiciler ödemektedir. Dolaylı vergiler nedeniyle tüketiciler kamusal hizmetleri pahalı almak zorunda bırakılmıştır” sözleriyle tanımlandığı raporda, çözüm için ”Gıda, su, elektrik, telefon, ulaşım, doğal gaz, kömür gibi yakıtlar ile akaryakıt gibi temel kamusal mal ve hizmetlerden alınan KDV yüzde 1'e düşürülmeli, ÖTV kaldırılmalı” önerisinde bulunuldu.

IMF gölgesi düştü

Maliye Bakanlığı’ndaki çalışmalar, daha önce IMF’e verilen “KDV’nin yapısını zayıflatacak vergi oranı indirimi veya muafiyetler getirilmemesi” sözünün gölgesi altında yürütüldü. Mart ayında IMF’le 6’ncı Gözden Geçirme görüşmelerinin başlamasıyla birlikte, bu kıskaç daha da yoğun hissedildi. Görüşmelerde ele alınan en önemli konulardan birisi de gıda başta olmak üzere bazı sektörlerde KDV indirimine gidilmesi oldu. Sınırlı bir listede gıdada KDV indirimi yapılacağı fon yetkililerine anlatıldı. IMF ise, Mart ayı sonuna doğru tamamlanan görüşmelerde “Vergi indirimi yapmayın” diyerek, konuya olumsuz yaklaşımında diretti. Görüşmelerin ardından Hazine’den yapılan açıklamada, hükümetin sektörlere teşvik için vergi indirimleri yapmasına karşı vurgu da yapıldı ve “Vergi idaresi ile vergi politikası reformlarında bugüne kadar sağlanan ilerlemeleri daha da güçlendirecek ve geliştirecek adımların takvime bağlanması konularında tam bir görüş birliği sağlanmıştır” denildi. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan da, 6. gözden geçirmenin kapatılmadığını, hemen hemen tek bir alan denebilecek konu haricinde, genel hatlarıyla IMF heyetiyle mutabık kalındığını, niyet mektubunun ana hatlarının ise oluşmuş olduğu açıklamasını yaptı.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, TGDF Başkanı Kopuz, KDV indiriminin kapsamına ilişkin 16 Mart’ta bir açıklama daha yaptı. Başbakan Erdoğan’la TGDF kongresinde yaptıkları KDV indirimine ilişkin görüşmenin meyvelerini almaya başlayacaklarını belirten Kopuz, “Bir aya kadar kapsamı dar olsa da KDV indirimi duyurulmuş olacak. İndirim öncelikle çocuk ürünleri üzerinde yapılacak. Çocuk mamaları, sıvı şekerler, meyve suları, konserveler, paket çorbalar ve birtakım süt ürünlerinde KDV oranları yüzde 18'den yüzde 8'e inmiş olacak” dedi.

Teknik hazırlıklar tamam

IMF’in diretmesine karşın, Maliye Bakanlığı’nda gıdada KDV indirimi konusundaki teknik çalışma tamamlandı. Vergi indirimi öngörülen yaklaşık 30 maddelik bir liste üzerinde çalışan Gelir İdaresi Başkanlığı, doğal ürünlerin KDV’sinin aynı olması yönünde görüş oluşturdu. Buna göre, KDV indirimi çocuklara yönelik ürünler gözetilerek, 30 kalemle sınırlı kalacak. Sektörün beklentilerine cevap vermeyeceği belirtilen düzenlemeler kapsamında, bebek maması, iyotlu tuz, sıvı şekerler, dökme çay ve domates suyu gibi doğal ürünlerde KDV’nin yüzde 18’den 8’e düşürülmesi planlanıyor.

Maliye Bakanı Unakıtan’ın taslağa son şeklini vermesinin ardından gıdada KDV indirimi konusundaki nihai kararın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanması bekleniyor. Yani artık söz siyasilerde…

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.