Gıda Hattı

BYSD Başkanı A. Edip Uğur

21 Aralık 2007, 15:37
Paylaş
BYSD Başkanı A. Edip Uğur

 “İthalat sektöre Kan kaybettiriyor”

“Artık bu yapı değişmeli, dünyada stratejik ürün haline gelen yağlı tohum üretimine ağırlık verilmeli ve tarımımız yeniden yapılandırılmalıdır”

Dünyada son yıllarda yağlı tohum ve hamyağ piyasalarında yaşanan gelişmelerden oldukça etkilenen bitkisel yağ sektörü, Türkiye’de üretim rakamlarının yetersizliği nedeniyle, büyümesini ithalatla devam ettiriyor. 1,5 milyar dolara dayanan ithalat, sektörün büyümesinin de ne kadar dışa bağımlı olduğunu ve kaybedilen döviz miktarını gösteriyor zaten. Yıllardır dünya borsalarında 600-900 dolar arasında seyreden hamyağ fiyatları son birkaç aylık dönemde 1.400-1.500 dolara yükseldi. Bu aşırı tırmanışın ise nerede duracağı kestirilemiyor. Bu durumun ithalata ödenen yüksek döviz haricinde farklı bir etkisi de var. Bitkisel yağ ihraç eden firmalarımızın rekabet güçlerini de düşürmektedir.

2006’yı geneli itibariyle başarılı bir yıl olarak değerlendiren Bitkisel Yağ sektörü, dünya genelinde yaşanan kuraklığın ve biyodizel üretimindeki artışın piyasa fiyatlarına olumsuz yansıması nedeniyle, 2007’nin ikinci yarısında sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Yaşanılan sıkıntıyı ve çözüm önerilerini her fırsat ve ortamda dile getiren, sektörün çatı kuruluşu Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD); 57 üyesi ve 2 milyar dolara yaklaşan hacmi ile (TGDF) Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’nun da en etkin derneklerinden biri aynı zamanda. 1975 yılında kurulan BYSD, yağlı tohum kırıcıları, kırıcı rafinatörler, rafinatörler, rafinatör/margarinciler ve margarin üreticilerinden oluşuyor. BYSD, bitkisel yağ sektöründe sadece lobi faaliyeti yapan bir kuruluş olma yerine, diğer ilgili sektörlerle organik işbirliğine giderek, yasal düzenlemelerle yerli üretimde etkin rol oynamak istiyor.

Kendisi ile dernek çalışmaları ve sektörün durumu üzerine bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Balıkesir Milletvekili ve Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı A. Edip Uğur; başkanlığa bu yıl ortasında yapılan genel kurulda seçildi. Koltuğunda birden fazla karpuz taşıyan Edip Bey, aynı zamanda Arı Rafine Yağ Sanayi’nin de yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor. Firması 2006 yılı 500 büyük firma sıralamasında 392. sıraya yerleşen Uğur, bu yılbaşında dünya devi Henkel’in Türkiye’deki yağ grubunu Çallı Gıda Sanayi ile birlikte alarak kapasitesini daha da artırdı.

Son dönem sektörün sorunlarının aşılması için çok yoğun bir tempo içinde olan BYSD Başkanı A. Edip Uğur ile röportajımızı okuduğunuzda, sadece sorunları değil çözüm önerilerini de bulacaksınız.

Bitkisel yağ dendiğinde sizin için tam olarak neyi ifade ediyor?

Bitkisel Yağ denildiğinde insan organizması için mutlak gerekli, insanların sağlığı ve beslenmesinde temel gıda maddesi ve sofralarımızda diğer gıda maddelerine aroma ve tat veren aynı zamanda kolesterolsüz enerji kaynağı olan ana gıda maddesidir. Böyle önemli bir gıda maddesinin üretimiyle uğraşmak ve kaliteli bir şekilde insanımızın beslenmesine sunmak biz sanayicileri mutlu etmektedir.

 Yağ Sanayinin 2007’deki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bitkisel Yağ Sanayimiz başta ayçiçeği tohumu olmak üzere diğer yağlı tohum üretimleri, sanayinin kapasite kullanımı, yurt içi tüketim ve ihracatı ile 2006 yılını başarılı bir şekilde tamamlamış, aynı heyecan ve ivme ile 2007 yılına umutla girmiştir. İlk aylarda beklenen seviyede seyreden sektörümüz beşinci aydan itibaren dünya piyasalarında meydana gelen fiyat artışlarından etkilenmiş ve bu artışlar Eylül ve Ekim aylarında en yüksek noktalara ulaşmıştır. Yılbaşında CIF 340 USD civarında olan ayçiçek tohumu ve CIF 650 USD dolayında olan hamyağ dış piyasa fiyatları içinde bulunduğumuz ay içerisinde ayçiçeği tohumu 675 USD hamyağ fiyatı ise 1300 USD’yi geçmiştir. Fiyat artışlarında küresel ısınma ve kuraklık etkenlerinin dışında dünyadaki biyodizel üretiminin hızlı artışı bitkisel yağa olan talebi artırmış ve arz- talep dengesizliğinden piyasalar yüzde yüzlere varan seviyelerde yükselmiştir. Aynı durum yurt içi yerli tohum fiyatlarını da etkilemiş 2007 yılı başında 0,580 YTL/kg olan ayçiçeği tohum fiyatı geçtiğimiz ay içerisinde sanayiciye 0,850 YTL/kg üzerinde maliyetle intikal etmiştir. Tabiî ki bu fiyat artışları hem sanayicimizi hem de tüketicimizi olumsuz etkilemiştir. 2007 yılı ilk sekiz ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %60 oranında azalmış sektörün kapasite kullanımı iç tüketime ve ihracata bağlı olarak düşmüştür. Sektörümüzü etkileyen diğer önemli bir husus ise 2007 yılında dünyada ve buna paralel olarak ülkemizde meydana gelen kuraklık nedeni ile yağlı tohum üretimindeki verim düşüklüğüdür. 2006 yılında 950 bin ton olarak gerçekleşen ayçiçeği tohum üretimi 2007 yılında %20-25 düşüşle 680-750 bin ton dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Aynı durum pamuk tohumu ve soya fasulyesi gibi diğer yağlı tohumlar içinde geçerlidir. Üretimde karşılaşılan sorunlar nelerdir? Bu seneki kuraklık sizi nasıl etkiledi? Bitkisel yağ sanayinin en önemli sorunu ülkemizde ki yağlı tohum üretimi yetersizliği ve sektörün girdi ihtiyacının %70’e yakın kısmının ithalat yolu ile karşılanmasıdır. Ülkemizde uzun yıllardır tahıl, şeker pancarı, tütün vb. ürünler devamlı olarak ön planda tutulmuş yağlı tohumlar ise ikinci planda kalmıştır. Yağlı tohumlara tahıllardan farklı uygulanan alım politikaları ve maalesef ülkemizde yıllarca uygulanan popülist tarım politikaları yağlı tohumları dışa bağımlı hale getirmiştir. Artık bu yapının değişmesi, hem insan gıdası hem de biyoyakıtlar açısından dünyada stratejik ürün haline gelen yağlı tohum üretimine ağırlık verilmeli, tarımımız yeniden yapılandırılmalıdır. Yağlı tohum üretiminin artırılması için;

-Ülkemizdeki örgütlenme modeli değiştirilmeli üretici yerine ülkemizin sanayici ve çiftçimizin topyekün yararına olan üretimin örgütlenmesi sağlanmalıdır. Dünyanın gelişmiş ülkeleri tarımsal örgütlerde bunu esas almışlar, böylece de ekonominin ana unsuru olan birbirlerine dayanışma yerine serbest rekabet ortamı yolunu seçmişlerdir.

-2000 yılında çıkarılan tarım satış kooperatifleri birliklerinin yeniden yapılandırılması kanunu birliklerin azami dört yıl içerisinde yeniden yapılandırılmasını öngörmüş ise de henüz bu yapılanma tamamlanmamıştır. En kısa zamanda bu yapılanmanın tamamlanması gerekir.

-Yağlı tohumlara destek yükseltilerek devam etmelidir. Yağlı tohumlar sökülen fındık alanlarında tütün ve pancar ekim alanlarında münabede buğday yerine üretime alınmalı, yağlı tohum üretimine elverişli bölge ve havzalarda destekleme primi ile ayçiçeği, soya, kanola ve aspir gibi bitkilerin üretimi teşvik edilmelidir. Destekleme primleri mutlaka ekimden önce açıklanmalı ve zamanında ödenmelidir.

-Yüksek orandaki desteklemelerde bizim anlayışımız yerli üretim bedeli ne olursa olsun dövizle ithal edilenden daha ucuz olmasına dayanmaktadır.

-Sulu alanlarda buğdaya göre milli ekonomiye katkısı üç kat daha fazla olan yağlı tohum bitkilerinin ekilmesi teşvik edilmeli, böylece ekonomide yem ve diğer katkılarıyla tarımın çarpan etkisi yükseltilmelidir.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği olarak hedefimiz sadece lobi faaliyeti yapan bir kuruluş olma yerine diğer ilgili sektörlerle organik işbirliğine giderek yasal düzenlemelerle yerli üretimde etkin rol oynamaktır. Serbest piyasa ekonomisi rekabet şartlarının yağ sektöründe de sağlanması, yağ sektörünü geliştirecektir. Yatırım ve büyümenin en önemli şartı istikrar ve güven ortamıdır.

Ülkemizde meydana gelen kuraklık ve iklim değişikliği sektörü etkilemekte ve dışa bağımlılık daha da artmaktadır. Gelecek yıllarda tarımın yeniden yapılanması ile suyun iyi kullanılması, kuraklığa karşı dayanıklı tohum çeşitlerinin geliştirilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılması gibi tedbirlerle kuraklığın getireceği olumsuz etkiler asgari düzeye indirilmesi mümkün görülmektedir. Bunun için tarım teşkilatına ve üreticilerimize önemli görevler düşmektedir.

 Türkiye yağlı tohum ihtiyacının ancak 1/3’ünü üretmektedir. Nerede yanlış yapıyoruz ki ihtiyacımızı üretemiyoruz?

Daha önce de belirttiğim gibi ülkemizde yağlı tohumlar yıllardır ihmal edilmiş ve geri planda kalmıştır. Artık ihtiyaç fazlası tahıl üretiminden vazgeçip büyük miktarlarda döviz ödeyip ihtiyacımızı karşıladığımız yağlı tohum üretimine yönelinmesi gerekmektedir.

Trakya Birlik’in politikaları sizi nasıl etkiliyor?

Birlikler yağlı tohum üretimi yapan üreticilerle ilgili faaliyetlerin yanında sanayicilik faaliyeti de yaptığından üreticinin gelirinin artırılması amacı ile Devletten sağlanan destek aynı bünye içerisinde olduğundan sanayi faaliyetlerine de aktarılabilmektedir. Tabiî ki bu durum sanayicilik açısından haksız rekabet ortamı yaratmakta ve yağ sanayinin hızlı gelişmesini ve yabancı sermaye girişini engellemektedir Bu durumda yapılması gereken birliklerin asli görevlerine dönmeleri veya her iki faaliyeti birbirinden ayırarak birinci bölümü yağlı tohum üretimini artırmada gerekli çağdaş uygulamaları, lisanslı depoculuk dahil yaparken diğer bölümü tamamen ayrı serbest rekabet ortamı içinde rasyonel bir şekilde sanayicilik yapmalıdırlar.

Lisanslı Depoculuk Mevzuatı sektörünüzde nasıl karşılandı?

Lisanslı depoculuk sistemi tarım ürünlerine dayalı ticareti kolaylaştıran Pazar alanını genişleten, ürün piyasalarının gelişmesine ve bu piyasalarda fiyat istikrarına katkı sağlayan ve sanayicinin üretim için ihtiyaç duyduğu hammaddeyi tedarik etmesini kolaylaştıran, ekonomide kayıt dışılığın önlenmesinde önemli bir enstrüman olan çağdaş kurumsal alt yapıdır. Aslında lisanslı depoculuk yağlı tohumlar için mutlaka uygulanması gereken çağdaş bir sistem olmasına rağmen ülkemizde henüz daha istenilen düzeyde değildir. Sektörde de lisanslı depoculuk yapan sanayicimiz bulunmamakta, Birlikler bu konuya yatırım yapmaya başlamış ancak henüz tamamlanmamıştır.

Gümrük vergileri ile ilgili sektörün bakış açısı nedir?

Gümrük vergileri ile ilgili sektörümüzün görüşü ise, yağlı tohum ve hamyağda gümrük vergilerinin sık sık değişmesi sanayiciyi tedirgin etmekte ve uzun vadeli yatırım yapmayı engellemektedir. Gümrük vergisi politikalarının belirli zamanlarda belirlenip uzun vadeli olması, sık sık değiştirilmemesi, yatırım ve üretim planlanması yönünden zorunlu görülmektedir.

25 Eylül 2007 tarihinde yayınlanan yeni gümrük vergi oranları yıl ortasında değiştirilmesine rağmen zamanlama açısından üreticiyi olumsuz etkilememiştir. Üretici ürününü değer fiyattan örneğin ayçiçeği tohumunu 0,800 YTL/kg üzerinde bir fiyatla satmış ve üretici elinde tohum kalmamıştır. Diğer bir ifade ile gümrük vergisi değişiklikleri üreticimizi zarara uğratmamıştır. Zaten sektör olarak dileğimiz çiftçimizin yağlı tohum üretiminden para kazanması ve daha fazla ekerek sektörümüzü dışa bağımlılıktan kurtarmasıdır. Sanayici olarak yıl içerisinde yapılan değişikliklere karşı olmamıza rağmen son değişiklikler AB dışındaki diğer ülkelerin gümrük vergilerini de aynı seviyeye indirdiğinden sektörü hammadde temini yönünden rahatlatacak aynı zamanda komşu ülkelerden ithalatta nakliye açısından maliyetin daha da artmasını önleyecektir.

 İhracatta karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları nelerdir?

Sektörümüzün hammaddesi ithalatla karşılandığından ihracatta en önemli sorun hammadde temini ve fiyatlardır. DİİB kapsamında yapılan ihracatlarda izin belgesi sürelerinde, döviz kullanım oranlarında veya ithalatında kontrol belgesi verilmemesi gibi durumlarda önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Sanayicimiz ülkemize katma değer kazandırmak için zor rekabet şartlarında ihracat yaparken böyle durumlarda ihracat yapan bitkisel yağ sanayicisi uluslar arası camiada zor durumda kalabilmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nca son yayımlanan Ambalaj atıkları yönetmeliği sizi nasıl etkiledi?

Çevre ve Orman Bakanlığı’nca 24/6/2007 tarihinde yürürlüğe konulan Ambalaj Atıkları Kontrol Yönetmeliği uyarınca ambalaj atıklarıyla ilgili tüm yükümlülükleri (geri kazanım hedeflerine ulaşma ve bunla ilgili maliyetler karşılama dahil) piyasaya sürenlere yani biz gıda üreticilerine yüklemiştir. Bu durum AB direktiflerine uygun olarak değiştirilmeli ve buna göre yükümlülükler her kademede paylaşılmalıdır.

Sağlık Bakanlığı’nca yürürlüğe konulacak obezite ile mücadele eylem planı hakkında düşünceleriniz nedir?

WHO Avrupa Bakanlar Konferansı Kasım 2006 tarihinde yapılan toplantıda alınan kararla, Obezite ile Mücadele Hakkında Avrupa Şartı gereği 1.01.2008’de uygulanması düşünülen ‘Obezite ile Mücadele Eylem Planı’nda ana prensip olarak insanımızın sağlığı ön planda tutulmaktadır. Bunlar yapılırken ilgili gıda sektörlerini zor durumda bırakacak kararlardan kaçınılmalıdır.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.