Gıda Hattı

Buğdayda rekolte revizyonu

10 Temmuz 2015, 11:30
Paylaş
Buğdayda rekolte revizyonu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bazı yörelerde yağışın geç gelmesinin ya da aşırı yağışın, hububatta üretim, verimlilik ve kaliteyi etkilediğini belirterek, “Buğdayda 23 milyon civarında rekolte bekliyorduk ama tahminlerimizi 22 milyon ton olarak revize ettik” dedi.

Ankara’nın Polatlı ilçesinde düzenlenen Hasat Bayramı’nda konuşan Bayraktar, ülke nüfusunun her yıl yaklaşık 1 milyon kişi arttığına dikkati çekerek, buğday ihtiyacının 20 milyon tonu bulduğunu kaydetti. Türkiye’de geçen yıl 8 milyon hektara yakın alanda buğday ekildiğini ve 19 milyon ton üretim yapıldığını açıklayan Bayraktar, “Ülkemizin yüzölçümünün 10’da birinden fazlasına buğday ekiliyor. Ekim alanı bakımından ülkemizde toplam ekili, dikili tarım alanlarının yaklaşık yüzde 40’ını buğday oluşturuyor” bilgisini verdi.

Bazı yörelerde yağışın geç gelmesinin ya da aşırı yağışın, hububatta üretim, verimlilik ve kaliteyi etkilediğine işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Buğdayda 23 milyon civarında rekolte bekliyorduk ama tahminlerimizi 22 milyon ton olarak revize ettik.

Buğdayda dekar başına verim 2013’te 284 kilogramdı, 2014’te kuraklığın da etkisiyle 240 kilograma indi. Bu rakamlar yetersizdir. Gelişmiş ülkelerde dekar başına 600-700 kilogram buğday verimine ulaşılmıştır. Dünya ortalaması 327 kilogramı buluyor. Arpa üretiminin ise bu yıl, geçen yıla göre 1,7 milyon ton artışla 8 milyon tonu bulacağını öngörüyoruz.

Bitkisel üretimde, üretim ve kullanımdaki kayıplar da büyük boyutlara ulaştı. 2013-2014 döneminde, 1,2 milyon tonu üretimde ve 600 bin tonu kullanımda olmak üzere 1,8 milyon tonun üzerinde buğdayı kaybettik. Bu rakam, 8-10 milyonluk bir ülkenin ihtiyacını karşılayabilecek kadar büyük. Kaybettiğimiz buğdayla, Yunanistan’ın ya da Bulgaristan’ın tüketimi karşılanır. Bu büyük bir israf ve günahtır.”

Bayraktar, hasatta meydana gelen kayıpların en aza indirilmesi için tarım arazilerinde tohum ekim aşamasında arazinin iyi tesviye edilmesi, hasat sırasında meydana gelen dane ve sap kayıpları ile hasarların en aza indirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’de buğday üretiminde kalite sorunu olduğunu belirten Bayraktar, “Kalite sorununu çözemediğimiz için yurtdışından 4,2 milyon ton buğday alıyoruz. Toplam 4,7 milyon ton da buğday karşılığı buğday ürünü ihraç ediyoruz. Un ihracatında dünyada bazen birinci, bazen ikinci oluyoruz. Çok önemli düzeyde makarna, bisküvi, pastacılık ürünleri ihracatımız var. Bu ürünlerde kullanılacak kaliteli buğdayı da üretebilsek, buğday ithal etmek durumunda kalmayız.” dedi.

TMO’nun sürekli ve hızlı buğday alımı yapmasının önemine işaret eden Bayraktar, “Hasadın yoğun olarak yapıldığı bugünlerde TMO, alım merkezlerini artırarak, cumartesi günleri yaptığı gibi pazar ve gerektiğinde bayram günleri de çalışarak, hasat döneminde ürününü acilen satmak zorunda olan çiftçilerimizi toplayıcıların eline bırakmamalıdır. Ofis, ödemeleri aksatmadan zamanında yapmalı, çiftçimizi kapısında bekletmemelidir.” ifadelerini kullandı.

“Sütte fiyat istikrarı önemli”

Polatlı Ziraat Odası’nı da ziyaret eden Bayraktar, gazetecilerin süt fiyatına ilişkin sorusu üzerine, Türkiye’de besi hayvancılığı konusunda bir mesafe alındığını, üretimin arttığını söyledi. Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üretim artıyor, niye? İthalat olmadığı için artıyor. Piyasada fiyat istikrarı sağlandığı sürece bu ülkede üretim artar. Yalnız et fiyatlarının biraz fazla olduğu söyleniyor, doğrudur.  Ama bu biraz da bizim maliyetlerimize bağlı bir şey. Yani üretim maliyetlerini biraz daha desteklememiz ve aşağı çekmemiz lazım. O zaman et fiyatlarının da biraz daha aşağı indiğini göreceğiz. Bu işin bir ayağı.

Süt tarafına baktığımızda, sütte fiyat istikrarı çok önemlidir.  Biz bunu bu ülkede yıllarca yakalayamadığımız için 4 yılda bir, 5 yılda bir süt hayvanlarını kesime götürürdük. Biz bunu istemiyoruz, arzu etmiyoruz. Çünkü süt hayvancılığı 2008- 2009 yıllarını hatırlarsınız, bu yıllar da yine süt fiyatları istikrar yakalayamadığı için, üretici para kazanamadığı için süt hayvanları kesime gitti. Bunun sonucun da sadece süt üretimi değil et üretimi de darbe yedi. Çünkü materyal gelmediği için et hayvancılığını geliştirme imkânımız olmadı, ithalatçı olduk.

“Kazan-kazan olmalı”

Süt fiyatları bir yıldır yerinde sayıyor. Sanayicinin verdiği para 1 lira 15 kuruş. Peki, bizim bir yıldır maliyetlerimiz artmadı mı? Ama market raflarına baktığımızda tereyağı gibi, peynir gibi, yoğurt gibi ürünlerin fiyatlarının arttığını görüyoruz. Bu kabul edilir bir durum değil. Tabii herkesin kazanması lazım. Biz kimsenin para kazanmasına karşı değiliz. Ama sanayici ve tüccar para kazanırken, çiftçi de kazanmalı. Ya da kazan kazan politikası olmalı. Üretim ayağı en önemlisi. Bunun menşe ve kaynağı bu. O zaman işleyecek süt bulamazlar. Onun için her zaman söylüyoruz, kimse kendi ayağına kurşun sıkmasın. Bu ülkede üretimi sürdürülebilir kılalım. Süt üretimini de artıralım. Son yıllarda artmaya başladı. Biz 20 kuruş civarında süte zam istiyoruz. Sanayicimizin bir an evvel bu inadından vazgeçerek bu 20 kuruşu üreticimize vermesini bekliyoruz. Ve bunu alıncaya kadar da mücadelemiz devam edecektir. Bunun da herkes tarafından bilinmesi lazım.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.