Gıda Hattı

BTA İcra Kurulu Üyesi İbrahim Demir: “Hedefimiz 3 yılda 1000 mağaza”

19 Temmuz 2016, 18:41
Paylaş

TAV Havalimanları Holding iştiraki olan BTA, yiyecek ve içecek hizmetleri, otel işletmeciliği, unlu mamul üretimi ve gıda tedariki alanlarında yoğunlaştı, onlarca marka çıkardı. BTA Operasyondan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi İbrahim Demir, “Yeni mağazalar ve yeni markalar için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Günde 100 bin kişiden milyonlara ulaşan noktaya geleceğiz” diyor.

Fikri Türkel

Ben havaalanlarının iyi değerlendirilmediği kanaatindeyim. Eskiden dış hatlarda Duty Free mağazaları bulunuyordu ve bunlar da küresel markaların ürünlerini satmakla yetiniyorlardı. Bir taraftan havacılığın gelişmesi diğer taraftan yerli girişimcilerin etkisiyle, artık bu alanda büyük kıpırdanmalar ve örnek yatırımlar gözleniyor. Bunun en iyi örneklerinden biri BTA'dır.

Bugün 8 ülke, 16 havalimanı, İDO hatları ile 300 mağaza, 4 bin çalışan, günde 100 bin kişiye hizmet veren bir gıda grubuna dönüştü.

BTA Operasyondan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi İbrahim Demir ile havaalanı ekosistemi ve önümüzdeki yıllarda en geniş gıda ağını oluşturacak olan markaların hikayesini konuştuk.

Havalimanında doğan markalar...

TAV havaalanları işletmeciliği yapıyor ve BTA diye bir şirket kuruyor. BTA ve markaların doğuş hikayesi var mı?

Her marka bir fikir, hayalde başlıyor. “Sorgulama ile başlıyor” da diyebiliriz. Stratejik öneme sahip bir yerde yani havalimanında hizmet veriyoruz. Yolcuları biz karşılıyor, biz uğurluyoruz. “Yabancı turistler, ilk ve son bizi gördükleri için ilk de bizi hatırlarlar” diye düşünüyoruz. Bu topraklarda farklılığımız olan şeylerin, kültürün kıymetinin pek farkında değiliz. Anadolu'yu gezmeye başlayınca görüyorsunuz, ne kadar çok lezzetimiz var ve biz bunun farkında değiliz. Hatay'daki sürk peyniri aklıma gelen örneklerinden. Öğlen çoban salatasının içine sürk peyniri konuyor, akşam yine bir şekilde kullanılıyor. Ben yiyecek ve içecekle uğraşıyorum ama bundan haberim yoktu. Aydın'ın inciri de böyledir. Aydın incir üretiminde dünya birincisidir ama incir tüketiminde belki sonuncuyuz. Silifke'de kapari toplayan bir aileyle tanıştım. Kapari bizim ülkemizde pek tanınmaz ama yurtdışında yemek listesinin en kıymetli yerinde durur. Üretici de elindekilerin pek farkında değil.

BTA için hareket noktası neydi?

Biz 50 bin metrekare alanda hizmet veriyoruz. Tek bir noktadan, tek bir konseptle insanlara ulaşamazsınız. Trendler Türkiye'de çok hızlı gelişti. Tek düze hizmet veremezsiniz. Hizmetimizi önce kendimiz eleştiriyoruz. “Daha iyisi var mı?” diye sorguluyor, “Varsa, yapalım o halde” diyerek giriyoruz yeni alanlara... Markalarımızın hepsinin kendi duruşu vardır ve sağlamdır. Biz yeterli olgunluğa ulaştığımıza inanıyoruz. Yine de yeni marka arayışlarımız var. Müşterilerimizin neye ihtiyacı olduğunu tahmin etmeye çalışıyoruz.

bta-tadinda-anadolu-gidahatti

Tadında Anadolu yaşayan bir kültür elçisi!

Önce havalimanlarında başladı, sonra limanlara, ardından AVM'lere geçti. Önce bu havaalanı ekosistemi hakkında bilgi verir misiniz?

Yılda 120 milyon insanın giriş çıkış yaptığı bir alanda hizmet veriyoruz. 300 mağazamız var bu alanlarda. Biz çeşitlilik açısından Türkiye'nin en zengin gıda mağaza zinciri sayılırız. Kafeterya, modern bakkallarımız, restoran, barlarımız da var. Üst segmentten alta her kesime hitap eden bir hizmet alanımız var. Biz günde yaklaşık 100 bin kişiye hitap ediyoruz. Bu 24 saat kesintisiz hizmet demek. Saat farkından dolayı gecemiz gündüzümüz bir oldu.

Bizim müşterilerimiz dünyalı! Yani Nobel Ödüllü birine de potansiyel suçlusuna da, Katolik Kilisesi Kardinaline de Budist keşişlerine de hizmet veriyoruz. Cenazesini bekleyen birinin yanında kızını bekleyen bir anneye de aynı anda hizmet veriyoruz. Ayrıca biz kendimizi turizm elçisi olarak da görüyoruz. Kendi kültürümüzle barışık ve öğünmemiz lazım. Bunları da teşhir etmemiz lazım. Tadında Anadolu yaşayan bir kültür elçisidir.

İDO'yu aldığınızda mı açılımlar başladı yoksa bir strateji miydi?

Bizim vizyonumuz havalimanında yoğunlaşacaktı ama eninde sonunda dışarıda da bu markalarımız olacaktı. Buranın iklimine uyum sağlasın, ama dış alanlarda da yaşama şansı bulsun. Cakes&Bakes kendini havalimanlarına ait hissetmesin. “Bizim dükkanlarımız stressavar olsun” istedik. Hem dışarıya uyum sağlasın, hem insanlara huzur versin. Dolayısıyla en başından dışarıda da olacağımızı biliyorduk. Havaalanlarındaki süreçte gözümüz üstündeyken kendi ayakları üstüne gelmesini bekledik. Markalarımız bu olgunluğa geldi.

Büyüme stratejisi ve planınız nedir?

Biz, 3 yıl sonra 1000 mağazaya ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Umman Havalimanı ihalesini de kazandık. Körfez ülkelerinin en prestijli ülkesi niteliğinde ve bizim için orasının Show Room olacağına inanıyoruz. Kendimize güvenimiz arttırır. TAV'dan bağımsız kazandık bu havaalanı işletmesini.

UNIQ'da yeni restoran açtınız, Foods In The Woods...

Her birinin ayrı konsepti var. Bütün markalarımız bir araya geldiğinde sinerji oluştursun istedik. Foods In The Woods, 2 bin metrekare bir alan. Restoranlar mahallesi oluşturduk. Eskiden ahilik mantığı vardı. Bir araya gelen esnaflar güçlü bir ortam oluştururlardı. Onun gibi birbirine sinerji doğursun istedik.

Havaalanlarında iken franchaise talepleri oldu mu?

Çok talep alıyorduk, şimdiye kadar franchaise vermedik, ama çok talep geliyor. Türkiye'nin her tarafından, hatta yurtdışından da geliyor bu talepler. Artık bu talepleri değerlendirebileceğimize karar verdik. En önemli nokta, markalarımız ve konseptlerini içselleştirmeleri gerekiyor. Ayrıca “Bizim markamız orada yaşar mı?” diye araştırma yapıyoruz. Bir diğeri de “Operasyonel olarak oraları yönetebilir miyiz?” diye bakıyoruz. Bulunduğumuz ülkelerin şehir merkezlerinde de açabileceğimizi düşünüyoruz. Tadında Anadolu bu konuda yeterince açılmayabilir. Çünkü tedariki zor ve özellik arz ediyor. Seferi'ye de kurumsal talepler söz konusu olabilir. 51 tane Seferi var.

Gıda 360 bir tedarik şirketi…

Gıda 360, BTA bünyesinde doğmuş bir şirket. Bizim lojistiğimizi ve satın almamızı yapıyordu. Gittiğimiz yerlerde tedarikçi bulmak zor. Zorlukları fark ettik ve bir departmanımız olarak başladı. Bizden az ölçekli şirketler için bu zorluk çok daha şiddetli.

Büyük ölçeklere varan tüketimlerimiz var. Mesela, yılda 40 ton kahve tüketiyoruz. Büyük ölçekli çalışıyoruz. Sadece 10 kamyon Atatürk Havalimanına geliyor. Havalimanında depomuz yok. Atatürk havalimanında 40 bin kişiye hizmet veriyoruz. Depolarımızı Hadımköy'e taşıdık. Buraları çok kıymetli… Tek tek bütün ürünlerin kontrolü gerekiyor. “Biz buradan çıkaralım, kabuğumuzu kırıp dışarıya da hizmet verme şansı buluruz” diye düşündük. İhtiyacı olanlara da hizmet vermek istedik. Otellere, cafelere, restoranlara hizmet veriyoruz. Su da kıyma da alabilirsiniz, bardak da kivi de bulabilirsiniz. Şimdilik yüzde 60 kendimize hizmet veriyoruz, bu oran değişebilir. Dışarıya hizmetimiz artıyor. Gıda 360 olarak, bize bir kere de pek çok alanda sipariş verebiliyorsunuz. Manavı, et ürünlerini istediğiniz gibi, mesela ananasları doğranmış olarak da sipariş verebiliyorsunuz. Restoran 10 kilo köfte yaparsa, biz günde 1 ton köfte yapabiliyoruz. Ofis işlerini de azaltıyor sipariş verenler. Bu da bize özgü bir durum. Fabrikamız havalimanındaydı, şimdi Kıraç'a taşıdık. Daha çok et ürünleri ve sandviçler yapıyordu. Sonra dış taleplerden gelen kruvasan üretiyorduk.

Biz 7 ülkede daha varız. Bizim ihtiyacımız oluyor, “Kimden ne alsak?” diye araştırma yapıyoruz. Bu zorluğu yaşayan pek çok firma olduğunu düşünüyoruz. Fabrikayı kurduk, 23 bin metrekare bir tesis oluşturduk. Mesela, günde 3 ton lokum üretiyoruz. Dünyanın en büyük lokum üreticisi durumuna geldik. Her mağazada satılabilecek bir marka üzerinde çalışıyoruz.

Duty Free'de Loqum markasıyla satıyoruz. Turkish Delight ve Turkish Coffee en önemli iki küresel farkındalığımız. Bizim havalimanlarımızda, mağazalarımızda artık lokum var. Yurtdışında da olacağız. Turkish Cofee için ne yaptığımızı anlatmayacağım ama yakında göreceksiniz. Avrupa'daki cafe shoplar aldı başını gidiyor. Türk kahvesine yönelik mağaza yok. Biz bunun için kafa patlatıyoruz. Daha üst konsept bir cafe üzerinde çalışıyoruz. Bu mağazalarımızın postmodern bir yapı olmasını istiyoruz.

Tadında Anadolu'nun arka planına yönelik biraz bilgi verir misiniz?

7 bölge, 60 yöre, 120 tedarikçi ve 600 ürün çeşidi olan bir mağazadan bahsediyorum. Sertifika, standart, hijyen, ambalaj, kalite özelliklerini ve zorluklarını halledince Tadında Anadolu oluyor. Herkes bu konsepti sahiplendi. Endüstriyel üretim yapanlar bu mağazamızda yok. Aile veya KOBİ niteliğinde üreticiler tedarik ediyor. Sınırlı sayıda üretilmiş en nadide, bizim "kahraman ürünler" dediğimiz ürünler bunlar. Hem bizi hem tedarikçiyi geliştiriyor. Tedarikçiye “Biz raf parası almıyoruz, lütfen buraya gelin” diyoruz. Şeker Hanım diye reçelimiz var. Dilek Şeker Hanım, sadece küçük bir üretimi vardı. Bizimle birlikte gurme yerlere de veriyordu. Aile işletmesinden 30 kişiye ulaşan bir yapıya ulaştı. Trilye kasabasında başarılı bir tedarikçi oldu. Bizimle birlikte onlar da gelişmeye devam ediyor. İşini iyi yaptığını inandığımız, turizm elçisi özelliği var ise biz buraya davet ediyoruz.

Bütün dünyadaki havalimanları arasında En iyi 30 restoran arasına girdik. Lounge kartı olup da bizi tercih edenler çok.

Gazoz alışkanlığını yeniden biz başlattık. 10 çeşit gazozumuz var. Mabel sakızının arap kızını, şemsiyeli çikolatasını bizde bulabilirsiniz, AOÇ dondurmasını da... Emek olsun, alın teri olsun biz sahipleniriz.

bta-cakes-bakes-gidahatti

Cakes&Bakes'te hızlı koşuyorsunuz...

Tarif ederken şunu dedik, “Burası bir pastane, bir fırın, bir kitapçı, bir çaycı olmasın ama bunlardan bir şeyler taşısın.” Unlu mamul dünyası oluşturmak istedik. Buğdayın ekildiği yer bu topraklar ama besin değeri en düşük yer de burası. Bu düşünceyle hareket ettik.

Yurt içi ve yurt dışında yeni mağazalar ve yeni markalar için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Günde 100 bin kişiden milyonlara ulaşan noktaya geleceğiz.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.