Gıda Hattı

BM’den göçmen ve mülteciler için üç kriz uyarısı!

5 Haziran 2020, 17:49
Paylaş
BM’den göçmen ve mülteciler için üç kriz uyarısı!

COVID-19’un en ağır darbeyi en korunmasız gruplara vurduğunu belirten BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Bu durum özellikle hareket halindeki mülteciler ve göçmenler için geçerli. Göçmenler ve mülteciler şimdi üç krizi aynı anda yaşıyor.” dedi. Guterres, dünya genelinde iç göçe zorlananların üçte birinin, COVID-19 nedeniyle en riskli 10 ülkede yaşadığına da dikkat çekti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı açıklamada, COVID-19 salgını sürecinde mülteciler ve göçmenleri korumanın önemini vurguladı.

“Sınırlarını mültecilere açan ülkeler, diğerlerine ders veriyor”

“Dünya mültecilerini koruma sorumluluğunun eşit olarak paylaşılmasını ve insan hareketliliğinin güvenli, kapsayıcı olmasını ve uluslararası insan haklarına ve mülteci hukukuna saygı göstermesini sağlamak hepimizin çıkarınadır” diyen Guterres, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere sınırlarını ve kalplerini, sosyal, ekonomik ve şimdide sağlık sorunlarına rağmen mültecilere ve göçmenlere açan ülkelere minnettar olduğunu söyledi.

Guterres, “Bu ülkeler kapıların kapalı olduğu bir dönemde diğerlerine etkileyici bir ders veriyor. Bu ülkelere daha fazla destek verilmesi ve onlarla tam dayanışma içinde olunması çok önemli” dedi.

“COVID-19, en ağır darbeyi korunmasız gruplara vuruyor”

COVID-19’un dünyanın dört bir yanında hayatları ve geçim kaynaklarını yıkmaya devam ettiğini, en korunmasız gruplara en ağır darbeyi vurduğunu belirten Guterres, “Bu durum özellikle hareket halindeki milyonlarca insan için geçerli. Mülteciler ve evlerinden edilerek göçe zorlananlar, şiddet veya afetler nedeniyle evlerinden kaçmak zorunda kalanlar veya güvenceleri olmayan göçmenler gibi” ifadelerini kullandı.

“Göçmenler ve mülteciler üç krizi aynı anda yaşıyor”

Göçmenler ve mültecilerin üç ayrı krizi aynı anda yaşadığını, bunların ilkinin sağlık krizi olduğunu vurgulayan BM Genel Sekreteri, sosyal mesafenin korunmasının imkânsız bir lüks olduğu, çoğunlukla kalabalık koşullarda ve temel ihtiyaçlardan sağlık hizmetleri, hijyen koşullar ve gıdanın zor bulunduğu yerlerde mültecilerin ve göçmenlerin virüse maruz kalabildiğini söyledi.

Guterres, “Bunun en az gelişmiş ülkelerde yaşayan ve hareket halinde olan büyük sayıdaki insan üzerinde çok daha yıkıcı etkileri olacaktır. Dünya genelinde iç göçe zorlananların üçte biri COVID-19 nedeniyle en riskli 10 ülkede yaşıyor” dedi.

İşçi dövizlerinde 109 milyar dolar düşüş bekleniyor

İkinci krizin sosyo-ekonomik alanda yaşandığını ifade eden Guterres, hareket halindeki insanların karşı karşıya kaldığı sosyo-ekonomik krizin özellikle de kayıt dışı ekonomide sosyal korumaya erişimleri olmadan çalışanları etkilediğini vurguladı.

Ayrıca, COVID-19 nedeniyle yaşanan gelir kaybı nedeniyle işçi dövizlerinde 109 milyar ABD Doları gibi dev bir düşüş yaşanmasının muhtemel olduğunu sözlerine ekleyen Guterres, bu rakamın, küresel kalkınma yardımlarının neredeyse üçte birine karşılık geldiğini ve dünya genelinde 800 milyon kişinin umut bağladıkları bu paraya erişemeyebileceğini dile getirdi.

Sınır geçişlerindeki kısıtlamalar

Üçüncü krizin hareket halindeki insanları koruma krizi olduğunu bildiren Antonio Guterres, “150’den fazla ülke virüsün yayılmasını durdurmak için sınır geçişlerine kısıtlama uyguluyor. En az 99 ülke baskıdan kaçıp sığınma talebinde bulunanlar için bir istisna uygulamıyor” dedi.

COVID-19 krizinin yabancı düşmanlığını, ırkçılığı ve damgalamayı arttırdığını ifade eden Genel Sekreter, kadınların ve kız çocuklarının zaten riskli olan durumunun ise toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, istismar ve sömürüye maruz kalma riskiyle karşı karşıya oldukları için her zamankinden daha ciddi bir seviyede olduğunu söyledi.

Guterres, “Mülteciler ve göçmenler karşı karşıya oldukları tüm bu zorluklara rağmen temel işlerin en ön cephesinde kahramanca katkı sağlıyorlar. Örneğin, Dünya genelinde her sekiz hemşireden biri doğdukları ülkeden farklı bir ülkede mesleğini icra ediyor” dedi.

İnsan hareketliliğini yeniden tasarlamak için dört ana yaklaşım!

COVID-19 krizinin insan hareketliliğini yeniden tasarlamak için bir fırsat olduğunu belirten Guterres, bunun için yol gösterici olacak dört ana yaklaşımı da açıkladı.

“Birincisi, dışlamanın bedeli var, kapsamanın ise getirisi” diyen Guterres, kapsayıcı halk sağlığı ve sosyo-ekonomik yanıtın virüsün baskılanmasına, ekonomilerin canlanmasına ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının ilerlemesine yardımcı olacağını ifade etti.

Genel Sekreter, ikinci salgın sırasında insan onurunu korumak ve insan haklarına ve mültecilerin korunmasına yönelik uluslararası ilkelere tam olarak saygılı davranan bir avuç ülkeden seyahat kısıtlamasının nasıl uygulanacağını öğrenmek olduğunu söyledi.

Üçüncü olarak ise herkes güvende olmadan kimsenin güvende olmayacağının anlaşılması gerektiğini vurgulayan Guterres, “Tanı, tedavi ve aşıya herkes ulaşabilmeli” dedi.

Dördüncü ve sonuncu olarak ise hareket halindeki insanların da çözümün parçası olduğunun görülmesi gerektiğini söyledi.

Guterres, “Gereksiz engelleri kaldıralım, göçmenler için yolları düzenleyecek modeller üzerinde çalışalım ve işçi dövizlerinden kesilen işlem ücretlerini azaltalım” çağrısı yaptı.

“Hiçbir ülke salgınla tek başına mücadele edemez”

Dünya mültecilerini koruma sorumluluğunun eşit olarak paylaşılmasını ve insan hareketliliğinin güvenli, kapsayıcı olmasını ve uluslararası insan haklarına ve mülteci hukukuna saygı göstermesini sağlamanın çıkarına olduğunu vurgulayan Guterres, “Hiçbir ülke salgınla tek başına mücadele edemez ya da göçü tek başına yönetemez. Ancak birlikte virüsün yayılmasını kısıtlayabilir, en korunmasız kesim üzerindeki etkilerini hafifletebilir ve herkesin yararına olacak şekilde toparlanabiliriz” dedi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.