Gıda Hattı

Birlikten kuvvet doğar

7 Ağustos 2006, 21:41
Paylaş
Gıda Kanunu bölünmemeli

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 5179 sayılı Gıda Kanunu yerine gıda, yem, gıda hijyeni ve veterinerlik konularında ayrı kanunlar çıkarmaya hazırlanarak sektörün birliğini zayıflatıyor

2004 yılında Avrupa Birliği'nin mevzuatı özellikle dikkate alınarak 5179 sayılı “Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” yürürlüğe girdi. 5179 sayılı Kanun ile gıda kontrolü uygulamalarında etkinliğin sağlanması ve çok başlılığın engellenmesi amacıyla sular hariç olmak üzere gıda kontrolünde yetki ve sorumluluk, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde topladı. 

Şimdi Bakanlık daha iki yıl geçmeden 5179 sayılı gıda kanunu yerine geçmek üzere hazırlanan Gıda, Yem, Gıda Hijyeni ile Gıda ve Yemin Resmi Kontrolleri, Veteriner Hizmetleri kanun taslaklarını hazırlayarak kamuoyunun görüşüne açmış bulunmakta.

Gıda sektöründe gelecek dönemde önemli sıkıntılara yol açacak kanun taslakları ile ilgili olarak sektörün görüşlerine başvurduk. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz'a bu kanun taslakları ile ilgili görüşlerini sorduk: “5179 Sayılı Kanun Gıda Sanayi için bir devrim niteliği taşımaktadır. Şimdi mevcut 5179 sayılı Gıda Kanunu yerine geçmek üzere hazırlanan Gıda, Yem, Gıda Hijyeni ile Gıda ve Yemin Resmi Kontrolleri, Veteriner Hizmetleri Kanun Taslaklarını incelendiğimizde bizim çok önemli endişelerimiz var. Biz her şeyden önce gıdanın tek kanunla ifade edilmesini istiyoruz. AB'ye üye hiçbir ülkede gıda, dört ayrı kanunla ifade edilmemekte. Uygulayıcı bir oraya, bir buraya bakmasın. Sonra kanunları uygulayanlar farklı farklı insanlar olacak, kanunları farklı farklı yorumlayacaklar ve sıkıntıyı benim üreticim çekecektir.

Kanun taslaklarına baktığımızda birbirleriyle uyumsuz, çelişkili, karmaşık, dolambaçlı, aşırı teferruatlı olduğunu gördük. Hiçbir AB ülkesinde gıda hijyeni, gıda kanundan ayrı düşünülmemiştir. Çünkü gıda kanunları hazırlanırken esas amaç gıda güvenliğinin sağlanmasıdır. Görüldüğü gibi gıda güvenliği için hijyen şarttır. Gıda Kanunu Taslağı'nda, 5179 sayılı kanunda geçen tüketici hakları yerine tüketici menfaatleri ifadesi kullanılmış. Menfaat ifadesi hak ifadesinin yerini tam olarak karşılayamadığı gibi tüketicilerin gıda kontrolüne katılma hakkı da geri alınmaktadır. Hazırlanan taslaklar, 5179 sayılı kanundan daha geri bir durumu arz etmektedir.”

Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası Başkanı Necdet Buzbaş'ın konu ile ilgili görüşleri şöyle: “Öncelikle hazırlanan taslak yasaların çerçeve bir yasa niteliğine büründürülmesi gerekmektedir. Özellikle “Veteriner Hizmetler Kanunu Taslağı” bu yapıdan yoksun ve karmaşıktır. Çerçeve yasalar daha sonra çıkartılacak ilgili yönetmelik ve tebliğler ile uygulamaya yönelik işlerlik kazandırılabileceklerdir. Hijyen ve denetlemelere ait hususlar çok detaylı hükümler içereceğinden yönetmelik ve tebliğler ile yapılandırılmalıdır. Adı geçen üç yasanın birbirleri ile olan etkileşim ve ilişkileri dikkate alınarak kullanılan terimlerde birliktelik sağlanmalıdır. Avrupa Birliği'nde “Gıda Güvenliği ve Tüketiciyi Koruma” öncelikli politikalar arasındadır. Biz yazık ki bir gıda yasamızı bile öz farkındalığımızla çıkaramamış, 1995 yılında Gümrük Birliği Anlaşması ve bugün müzakere sürecinde talep edilenleri gerçekleştirmek amacı ile yola çıkıyoruz. Gıda Kanunu'nun yerine dört ayrı alanda hazırlanması amaçlanan taslakların bu haliyle yasallaşması uygulamada büyük problemler getireceğini de vurgulamak gerekiyor.”

Ziraat Mühendisleri Odası da taslaklarla ilgili şüphelerini ortaya koydu: “Ziraat Mühendisleri olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca AB'ye uyum çerçevesinde tarladan sofraya gıda güvenliğini sağlamak üzere, hizmetin etkinleştirilmesi ve gıda ile ilgili hizmetlerin bir bütün olarak tek elden yürütülememesi dolayısıyla 5179 sayılı Gıda Kanununu'n revize edilmesi için yaptığı gerekli mevzuat değişikliği çalışmalarına takdirle karşılıyoruz. Ancak Gıda sanayi envanter verilerine göre, gıda sanayinin yaklaşık %14'ü hayvansal ürünleri üreten tesislerden ve %86'sı ise bitkisel ve diğer ürünleri üreten tesislerden oluşmaktadır. Bu itibar ile ülkemizde de AB'ye uyum çalışması çerçevesinde ve ülke genelinde gıda işyerleri ve gıda satış yerlerinin etkin bir biçimde kontrol ve denetiminin yapılması için bu durumun dikkate alınması gerekir. Hazırlanan taslaklarda gıdanın multidisipliner yapısı yok sayılarak belli bir meslek grubu öne çıkarılmaya çalışılmıştır. Öte yandan hazırlanan Kanun Taslakları birbiri ile uyumsuz, çelişkili, dolambaçlı, aşırı teferruatalı, dili hukuk diline uygun olamayan ve kanundan çok tebliğe benzeyen metinlerdir. Hiçbir AB üyesi gıda hijyenini gıda kanundan ayrı düşünmediği halde gıda hijyeni gıda kanundan ayrılmıştır. Gıda kanunları hazırlanırken esas amaç gıda güvenliğinin sağlanması, gıdayı taklit ve tağşişten korumaktır.

Gıda güvenliği, gıdaların insan sağlığı için hiçbir tehlike oluşturmayacak şekilde üretilmesi, ambalajlanması, korunması ve tüketiciye ulaştırılması aşamalarında yapılacak kontrollerin, değerlendirmelerin ve uygulamaların nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar her türlü tehlikeden korunmasıdır. Görüldüğü gibi gıda güvenliği için gıda hijyeni şarttır. Gelişmiş ülkeler üretilen gıdaların güvenirliliğinin temini için yıllardan beri bir çok çalışma yapmaktadır. Örneğin tarlada gübre kullanımının planlanması, pestisitlerle mücadele, veteriner ilaçlarının bakiyelerinin eser miktarlara düşürülmesi, üretim tesislerinde gıdaların işlenmesi, muhafazası, ambalajlanması, taşınması, tüketiciye sunumu ve bunların yanı sıra son zamanlarda genetik tarım mühendisliği alanlarında yapılan çalışmalarla üretilen gıdanın güvenilirliği sağlanmaya çalışılmaktadır.

Avrupa Birliği'nde "Gıda Güvenliği ve Tüketiciyi Koruma" öncelikli politikalar arasındadır. Bu politikanın kapsamında gıdaların, tarladan veya elde edildiği kaynaktan son satış noktasında tüketiciye ulaştırılmasına kadar geçen evrelerde etkin bir kalite kontrol ve dolayısıyla tüketicinin sofrasında güvenilir bir gıda ürününün tüketilmesi hedeflenmektedir.

Bunun için prensip, gıdaların kalite kriterlerinden ve kalite kontrolünden sorumlu olan resmi otorite ile gıda üretim ve işleme sektörleri, araştırma-geliştirme kuruluşları, özel kalite kontrol laboratuvarları, sivil toplum örgütleri ve medya arasında yapılan işbirliği ile Gıda Kontrol Sistemi'nin dinamik bir hale gelmesini sağlamaktır. Belli meslek gruplarına avantajlar sağlamak değildir.

Kanun taslakları hazırlanırken Türkiye'nin hiçbir tecrübesi ve geleneği yokmuş gibi davranılmış ve Türk idaresinin ve yargısının aşina olduğu sistemler ve usuller , terimler yok sayılmış ve metinler AB uygulama metinlerinden tercüme edilerek oluşturulmuştur.

Elbette AB'nin istediği teknik hususlara uyulacaktır. Ancak Türkiye'nin kanunları buna cevaz verdiği veya ufak tefek düzeltmelerle noksanlıklar giderilecekken hepten yok sayarak AB'nin isteklerini itirazsız, tümden kabul etmek herhalde vicdanları sızlatır.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.