AramaArama
Gıda Hattı

Ben görmedim…

3 Eylül 2021, 14:46
Paylaş

Yakın tarihin en sıcak ve kurak bir dönemini daha yaşıyoruz. Çöl iklimine doğru gidiyoruz. Doğal afetlerin biri bitmeden diğeri başlıyor. Kuraklık, seller, yangınlar birçok ülkede gündelik yaşamın bir parçası haline geldi. Uluslararası raporlar kuraklıktan doğrudan etkilenen insan sayısını 1,5 milyar olarak veriyor.  

Uzmanların çoğunun hemfikir olduğu konu ise; sorunun ülkemiz açısından çok daha büyük tehdit olduğu. Dünya Kaynakları Enstitüsünün (Word Resources Institute) hazırladığı risk haritasına göre ülkemiz 138 ülke içinde 45'inci sırada yer alıyor.

Hepimizin gündeminde yangın ve sel var ama Türkiye’de kuraklık, tabii afetler içerisinde doğrudan veya dolaylı olarak en fazla alanı etkileyen ve ekonomik anlamda çok ciddi kayıplara yol açabilen bir afet.

Risk yönetimi, kriz yönetimi

Ülkemizde kuraklık risk yönetimi yok

Kuraklık yönetimi anlayışındaki temel yaklaşımlar "kriz yönetimi" ve "risk yönetimi" olarak ikiye ayrılabilir. Ülkemizde kuraklık durumu karşısında karar vericilerin verdiği tepkiler genellikle kriz yönetimi sınıfındadır.

Ancak, kuraklığın olumsuz etkilerini ve ülkemizde oluşturduğu zararları azaltma konusunda kuraklık esnasında devreye sokulan kriz yönetimi stratejileri yetersiz kalmakta ve uzun vadeli gereksinimleri karşılayamamaktadır.

Daha etkin bir kuraklık yönetimi sağlanabilmesi için kuraklık öncesini, esnasını ve sonrasını bir bütün olarak ele alan risk tabanlı yönetim stratejilerinin uygulanması gerekmektedir.

Ülkemizde güçlü teşkilat yapısına sahip köklü kuruluşları var. Ayrıca farklı disiplinlerde uzman insan kaynağına da sahibiz. Hiçbir kurum kuraklık yönetiminde bilgi eksikliği ve sahip olduğu yetkinin sınırlı olduğu bahanesine sığınamaz.

Kuraklık

Erken uyarı sistemleri geliştirilmeli

Kuraklık yönetiminin genel ilkeleri konusunda açık kaynaklarda benzer pek çok madde vardır. Ancak önemli olan bu konuda ülkemizdeki eksikliklere dikkat çekmektir.

Kuraklığı diğer doğal afetlerden ayıran en önemli özellik, başlangıç ve bitiş zamanının kesin bir şekilde tespit edilmesinin çok zor olması. Bu sebeple ülkemizde kuraklık afetinin zararlarını azaltmak ve gerekli tedbirleri alabilmek için ilk olarak erken uyarı sistemleri geliştirilmesi gerekiyor.

Tarım başta olmak üzere pek çok sektörü, genel olarak ekonomik altyapıyı ve insanlığı tehdit edercesine etkiyen bu kadar önemli bir konuda hâlâ uğraştığımız işleri sıralarsak sanırım durumumuz net olarak ortaya çıkacaktır.

Teknolojinin baş döndürdüğü bu çağda bırakın verileri işleyip doğru politikaların oluşturulması için kullanmayı, bu verilere ulaşmada güçlük yaşıyoruz.  Havza düzeyinde veri bilgi sistemi eksikliği yüksek düzeyde.

kurumlar arası koordinasyon

Kurumlar arası koordinasyon sıkıntıları

Geçmiş kuraklıkların etkilerine ait verilerin yeterli olmaması ufkumuzu daraltıyor.

Kurumlar arası koordinasyon konusunda yaşanan sıkıntıların ve yasal mevzuatlardaki boşlukların izahı mümkün değil.  

Havza yönetimi ile ilgili politika ve stratejilerin yeterli olduğunu ve havza bazlı sektörel yatırım politikaları arasında tam anlamıyla eş güdümün sağlandığını söyleyebilen hükûmet yetkilileri dışında kaç akademisyen, uzman gördünüz?

Paydaşların katılımının ve yerel sahiplenmenin sağlanmasındaki yetersizliklerin sorun olarak tespit edilmesinden, bu katılımın engellenmesi sürecine geçmedik mi?

Havza çalışmalarının eş güdümlü yürütülmesine temel oluşturacak üst düzey planlar tamamladı, havza projeleri ve faaliyetlerini önceliklendirme ölçüt ve yöntemlerindeki yetersizlikler giderildi diyebilen var mı?

Bütçeyi alt üst edecek güce sahip

Tarımsal ürünlerin alım, piyasa, ithalat fiyatları ile artan girdi maliyetlerini, üretici ve tüketici enflasyonunu tabii ki takip edeceğiz.

Ancak kuraklık sorununun büyüklüğü bütçeyi ve bütün ekonomik tahminleri çok kısa vadede alt üst edecek güce sahip.

İlgili ve sorumlu kuruluşların çoğunda özel olarak kuraklık üzerine çalışan birimlerinin sayısını ve niteliğini artırmadan çözüm mümkün değil. Olağanüstü hâl ilan edilip, çok yönlü ve uygulanabilir ekonomik ve tarımsal dönüşüm hayata geçirilmeli.

Galip Umut Özdil

Yazarın Diğer Yazıları

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.