Gıda Hattı

Başbakanın Sözü Bekleniyor

21 Aralık 2006, 13:48
Paylaş
Başbakanın Sözü Bekleniyor

Gýdada KDV �ndirimi

 

 

 

 

Gıdada KDV indirimi için hazırlıklar sürüyor. Başbakanın sözü bekleniyor.Sektörde KDV indirimi hazırlıkları ve heyecanı sürerken, sektörün sesi Gıda Hattı olarak Türkiye’de ve dünyada KDV uygulamalarını masaya yatırdık.

   

1980’lerde Özal ile liberal ekonomiyle tanışan Türkiye, yine aynı dönemde yeni bir vergi türüyle de müşerref oldu: Katma Değer Vergisi. Katma Değer Vergisi ya da kısa adıyla KDV,  “Fişini de Al Mustafa Ali”, “Bir Alışveriş, Bir Fiş” sloganları ve reklamlarıyla hafızamıza ve hayatımıza kazınırken,  günümüzde üretici-tüketici-devlet zincirinin en çok tartışılan halkalarından birine dönüştü.

     Hayatımıza girişinin 26 yıl ardından bugün Türkiye, dünyanın bir çok ülkesinde son kullanıcıların satın aldıkları servis ve ürünler için ödedikleri bedel olan KDV’nin uygulanma alanlarını ve ölçütlerini tartışıyor. Bu tartışma TGDF 2. Olağan Genel Kurulu’nda sektörün gıda ve içecek maddelerine uygulanan KDV oranlarının indirilmesi isteğini tekrar dile getirmesi ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın da bu talebi olumlu karşıladığını canlı yayınlanan bu toplantıda kabul etmesiyle gündeme oturdu.

     “İnsanın en temel ihtiyacı olan beslenme ihtiyacının lüks sayılamayacağı” temel görüşünden yola çıkan gıda ve içecek sektörü çok genel olarak KDV’si yüzde 18 olan ürünlerin yüzde 8’e, yüzde 8 olan ürünlerin de yüzde 1’e indirilmesini talep ediyor.  Özellikle çocukların büyümesi için gerekli olan gıdalarda uygulanan KDV oranının yüzde 18’lerde dolaşması üretici ve tüketici açısından büyük tepki çekerken, sorun üreticiden çıkan malın ayrı, işleyen sektörün ayrı ve satarak tüketiciye ulaştıran

perakendecilerin ayrı oranlarda vergilendirilmesiyle de giderek büyük bir karmaşıklıklar zincirine dönüşüyor.

Meyvenin yüzde 1 olan hal çıkış KDV oranının, perakende satışta yüzde 8’e yükselmesi ve meyvesuyuna dönüştüğünde de yüzde 18 ile beslenme çantalarına ulaşması, zengin fakir tüm sofraların geleneksel ve başlıca besin maddesi ekmeğin gıda açısından değerli hale getirilip minerallerle beslendiğinde yüzde 18 KDV ile satışa sunulması, çayın pakete girip dünya standartlarında tüketiciye ulaştırıldığında oranının yine 18’e ulaşması gibi örnekler, yaşanan bu karmaşayı özetlemek için verilebilenlerden sadece bazıları…

      Türkiye’de süt ve süt ürünlerinde KDV oranı dondurma ve sütlü tatlılar için yüzde 18 diğer ürünler için yüzde 8 olarak uygulanıyor.  Sanayi, dondurma ve sütlü tatlılar için de bu oranın yüzde 8’e indirilmesini talep ediyor.

Toptan teslimlerde yüzde 1 olan kırmızı et KDV oranının ise; perakende satışlarda yüzde 8 ve kırmızı et ürünlerinde (salam, pastırma, sucuk gibi) yüzde 18 oranlarıyla KDV’lendirildiğine dikkat çeken gıda sanayi temsilcileri; toptan ve perakende teslimlerde uygulanan farklı oranların kaldırılarak, yüzde 8 ile tekleştirilmesini istiyor.

İndiriminin Sosyal Boyutu

     Dünya global bazda bir “Obezite Sorunu” ile hatta “Salgın”ı ile baş etmeye çalışırken, sorunun temelinde tek bir kavram öne çıkıyor “Dengesiz Beslenme”… Türkiye ise bu salgının henüz ilk aşamasında… Ancak, en temel gıdaların yüksek KDV oranları ile toplumun büyük kesimi tarafından satın alınamaması nedeniyle yaşanan “Yetersiz Beslenme”,  “Dengesiz Beslenme”nin ana öğelerinin başında geliyor. Bu beslenme bozukluğu da Türkiye’de yakın gelecekte “Obezite Salgını” yaşanma riskinin yükselmesi olasılığını doğuruyor.   

Beslenmenin doğru ve dengeli olması için gerekli şartların oluşturulması ve uygulanması ise uzun dönemde Türkiye’de beslenmeye bağlı hastalıkların ve bu hastalıklara yönelik yapılan harcamaların azalması anlamına geliyor. Zincirin bu yöndeki olumlu halkalarını da çoğaltmak mümkün…

     İndirimin mali boyutu

Mali açıdan baktığımızda da gıda KDV indiriminin artıları eksilerinden fazla. Bugün Türkiye’de resmi rakamlara göre 20 bin kayıtlı gıda üreticisinin yılık üretimi 60 milyar USD civarında bulunuyor. Yine resmi tahminlere göre de sektörde 20 bin kayıtsız üretici mevcut… KDV indiriminin gerçekleşmesi ile bu kayıtsız üreticilerin en az yarısının kayda  geçmesi  ve yaklaşık 30 milyar USD’lik bir üretimin de toplam üretime eklenmesi bekleniyor… Ki yakın dönemde madensuyu üreticilerine yönelik gerçekleştirilen KDV düzenlemesinin ardından bu sektörün yüzde 90 oranında kayıt altına alınmış olması bu hedefin gerçekleştirilebilir olduğunun en büyük göstergelerinin başında geliyor… Bu geçişin KDV ve diğer vergilerden devlet kasasına büyük oranda yansıması da bekleniyor…

     Dünyada KDV Ya da VAT

Türkiye’de KDV ile özellikle de Gıda Sektörüne yönelik KDV’de gelinen son nokta özetlediğimiz şekilde.. Peki dünyada durum nasıl?

     Avrupa Birliği ülkelerinde sektörlere uygulanan KDV oranları yüzde 0 ile 21 arasında farklılık gösteriyor. Yine bu ülkelerde gıdaya yönelik uygulanan KDV oranları yine aynı oranlar arasında olurken, bu ülkelerin gıdaya uyguladıkları ortalama oran ise 11.46.

     Gıdaya uygulanan KDV oranı Belçika, Danimarka gibi mali yönden güçlü ülkelerde ikiye katlanabilirken, İrlanda, İtalya, Luxemburg, İspanya gibi ülkelerde sıfıra yakın seviyelere kadar düşebiliyor. Süt ve süt ürünleri için genelde tek bir vergi uygulanırken bu oran yüzde 5 ile yüzde 25 arasında değişiyor. Danimarka'da yüzde 25 olan bu oran, Bulgaristan'da yüzde 20, Estonya'da yüzde18, Finlandiya'da yüzde17, Avusturya'da yüzde 10, Almanya'da yüzde 7 ve Çek Cumhuriyeti’nde ise yüzde 5'e kadar düşebiliyor. Et ve et ürünleri için AB üyesi ülkelerde yüzde 2,4 ile yüzde 25 arasında olmak üzere KDV oranları uygulanıyor. Danimarka’da yüzde 25 olan bu oran da, Macaristan ve Bulgaristan’da yüzde 20, Romanya ve Slovakya’da yüzde 19, İspanya’da yüzde 7, Hollanda’da yüzde 6 ve İsviçre’de ise yüzde 2, 4’e kadar düşüyor.

                                                     

     Sektör temsilcilerinin görüşleri

     KDV uygulamaları ile ilgili Türkiye gıda sektörünün önemli firmaları da hassas davranıyorlar. Görüşlerine başvurduğumuz Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Karaca “Gıdada KDV indirimi kayıtdışı ile mücadelede çok büyük bir adım olacaktır. Zira bu öncelikle gıda güvenliği açısından son derece önemlidir. Adı üstünde “Kayıtdışı”. Kayda girmemiş bir gıda üretim işyerinin hijyen ve gıda güvenliği açısından da denetim sistemi içine girmesi sözkonusu olamamaz. Bu da halk sağlığını tehdit eden en önemli konu. Kaldı ki KDV indirimini birçok şirket fiyatlarına yansıtacaktır. Biz Unilever olarak ekonomide olağandışı bir istikrarsızlık olmaması durumunda bir yıl süreyle fiyatlarımıza zam yapmamayı düşünmekteyiz.” dedi.

     Ülker İştişare Konseyi Sözcüsü Metin Yurdagül “Farklı KDV uygulamaları gıda sektörünün sorunlu alanlarının başında gelmektedir.Bazı ürünlerin ham maddesi ile kendisinin arasında KDV farklılıklarının olmasının yanı sıra sanayicinin işçilik hariç tüm girdilerinin (enerji,yatırım malzemeleri,ambalaj v.b) KDV’sinin %18 olması KDV dengelerinde sanayici  aleyhine işlemektedir.Girdiler ve nihai ürün arasında oluşan KDV farklarının,  gıda sanayiinde kar marjlarının çok düşük olması nedeniyle  maliyeden geri alınması başlı başına bir sorundur. Bu nedenle esasen yalnız gıda maddeleri değil, tüm girdilerin KDV’lerinin aynı olması idealdir. Diğer taraftan KDV oranı ne kadar düşük saptanırsa, dürüst sanayicinin başının derdi olan kayıt dışının o kadar azalacağı da aşikardır. TGDF’nin bu konudaki girişimlerini takdirle karşılıyoruz. Önemli bir noktayı da unutmamak gerekir ki, KDV’de %10’luk bir azalmanın tek enflasyonun hedeflendiği ülkemizde fiyatların bir yıl değişmemesi anlamına gelmektedir.” derken  Algida Genel Müdürü Ahmet COŞAR ise “Başbakan’ımızın gıda sektörüne ilişkin verdiği KDV indirimi sözü son derece memnuniyet vericidir. En önemli beklentimiz bunun tüm gıda ürünlerine yansıtılmasıdır. Herşeyden önce halkın her türlü gıda maddesini mümkün olan en ucuz fiyata ve en yüksek kalitede satın alabilmesi, en temel hedef olmalıdır. Ki Başbakan’ımızın sözleri de bu hedefle paraleldir. Öte yandan gıda sektörünün kayıt altına alınması için bu dev bir adım olacaktır. Zira gıda sektöründeki kayıtdışı halkın güvenli gıda tüketmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.” dedi.

     Nestle Kurumsal İlişkiler Direktörü Serhat Oran, hükümetin gıda sektöründe KDV düzenlemesi yapma yolundaki girişimlerini olumlu bulduklarını söyledi. Oran, “Tekstil ürünlerinde KDV’nin yüzde 18’den 8’e indirilmesi çok tartışıldı. İlk başta bunun ne ekonomiye, ne de halka faydası olmadığı söylendi. Ancak, şimdi birçok farklı yönden bunun olumlu sonuçlarının yavaş yavaş görülmeye başlandığını belirten kişiler var. KDV indirimi doğrudan fiyatlara yansımamış olsa da, kayıt altında çalışmayı tercih eden şirket sayısında artışlar olduğu gözlemleniyor. Başka bir deyimle, artık ‘vergi kaçırmaya değmez’ demeye başlıyor birçok firma. Tabii, burada gelir vergisinin de aşağıya çekilmiş olmasının da etkisi var. Bence gıda sektöründe de buna benzer bir durum yaşanacaktır. Bugün işlerinin tamamını veya büyük kısmını kayıtdışı yürüten firmalar, ‘artık buna değmez’ düşüncesini benimseyecektir. Vergi tabanının daha da geniş kitlelere yayılması somut bir avantajdır. Tüm ürünlerin fiyatları birden bire azalmasa da, bu olumlu gelişmelerin mutlaka tüketiciye belli oranlarda ucuzluk şeklinde de yansıyacağına inanıyorum.” ifadesini kullandı.

     Konunun hem üretici hem de tüketici boyutundan bakıldığında; insanlarımızın sağlıklı bir şekilde beslenebilmeleri, sağlıklı nesiller yetiştirebilmemiz için, et tüketiminin (ve üretiminin)teşvik edilmesi gerekmektedir. Endüstriyel yem ve bazı yem hammaddeleri, ilaç, enerji vb. girdiler için%18 KDV uygulanırken satılan canlı hayvan %1 KDV ile satıldığından hayvancılık işletmesi(gerçek usul çalışanlarda) KDV alacağı oluşmaktadır. Kırmızı et için toptan satışlarda %1, perakende satışlarda %8 olarak uygulanan KDV’nin etin temel gıda maddesi olduğu ve insan sağlığı açısından önemi dikkate alınarak perakende satışlarda da%1 olarak uygulanması ve kırmızı et ,beyaz et, balık ayırımının kaldırılması gerekmektedir. Etten üretilmiş bütün ürünler için şu anda %18 olan KDV oranının da % 8 olarak uygulanması en önemli gelişmelerden biri olacaktır.” dedi. MERKO Yönetim Kurulu Başkanı Duncan Blake “Düşen KDV oranı tabii ki tüketiciye yansıyacak ve  onun lehine olacaktır;  daha önemlisi kayıt içi ile kayıt dışı şirketlerin arasındaki maliyet farkını azaltacak ve haksız rekabeti azaltacaktır.” dedi.

     DANONE Tikveşli Gıda ve İçecek Sanayi Genel Müdürü Serpil Timuray “Ülkemizde kayıt dışılık oranlarının en yüksek olduğu sektörlerden biri sütlü ürünler sektörüdür. Bu durum, başta toplum sağlığımız olmak üzere, reel ekonomimiz, tarım ve hayvancılığımız, istihdam konularını olumsuz etkilemektedir. KDV, kayıtdışı faaliyetler için bir haksız rekabet unsuru olarak suistimal edilmektedir. Dolayısıyla, KDV indirimi, kayıt-içi ürünler ile kayıt-dışı ürünler arasındaki fiyat makasının daraltılması yoluyla, gıdadaki kayıtdışının azaltılmasında önemli  bir fırsattır. Danone Türkiye olarak,  yapılacak olası bir KDV indirimini, hijyenik ortamlarda üretilmiş sağlıklı sütlü ürünlerinin tüketiminin artırılmasında bir fırsat olarak değerlendirmekteyiz ve doğrudan tüketicimize fiyat indirimi olarak yansıtacağımızı bildiririz. Nitekim, 2004 yılında meyveli yoğurt ve meyveli taze peynir kategorilerinde yapılan KDV indirimini de doğrudan tüketicilerimize yansıttık.” diyerek indirimin yararlarına dikkat çekti.

     KDV indirimine gıda sektöründeki derneklerden de destek geldi. TÜGİS Başkanı Necdet Buzbaş “Gıda, bireylerin temel tüketim maddelerinden en önemlisidir. Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin gerçekleşebilmesi için gıdanın ulaşılabilir olması ön şarttır. Gıdaya ulaşılabilirliğin temelinde ise satınalma gücü ile gıdanın fiyatı arasındaki uygunluk rol oynamaktadır.Tüketiciye mal oluş açısından KDV bir külfettir.Bu bağlamda makul bir indirim yüzdesi ile bu yük dengelendiğinde, fiyat istikrarı ve bunun sürdürülebilirliği açısından destekleyici olacaktır. KDV indiriminin tüketiciye hemen yansımayacağını zannetmiyorum.Orta vadede oluşturulan fiyat istikrarı ile arz talep dengeleri korunabilir.” diyerek görüşlerini bildirdi.

     Pirinç Değirmencileri Derneği Başkanı Turgay Yetiş “Kesinlikle  Pirinç Sektöründe bir KDV indirimine gerek var.  Biz temel gıda maddesi olmaması sebebi ile  pirinçte KDV’nin %1 e inmesini istiyoruz. Bu oran en zor şartlarda AB ile eşleştirilmeli.. Yani İtalya pirinç üreticisi bir ülke ve oradaki pirinç KDV oranı %4… Bizde de en fazla bu olmalı. Bu indirim tüketiciye büyük marketlerde kesinlikle yansıyacaktır ve piyasa kayıt altına alınacaktır. Zira pazarlarda mal kayıtdışı satılıyor ve marketlerle arada ciddi bir haksız rekabet mevcuttur.” dedi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.