Gıda Hattı

Başbakan Erdoğan: "Bir tarafta açlıkla yüzyüze milyonlarca çocuk, diğer yanda obez insanlar

28 Ekim 2006, 13:11
Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanların dünya genelinde çarpık bir tablo ile karşı karşıya olduğunu belirterek, kaynakların adaletsiz paylaşıldığına dikkat çekti. Erdoğan, "Bir tarafta açlık ya da yetersiz beslenme tehdidiyle yüzyüze kalan milyonlarca çocuk var. Diğer tarafta da dengesiz beslenme ve sağlıksız yaşam biçimleri yüzünden obezite dediğimiz salgın halini alan bir hastalık var." dedi.

Başbakan Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Toplantısı'na katılarak bir konuşma yaptı. 21 sağlık bakanı, 19 bakan yardımcısı olmak üzere 600'e yakın davetlinin katıldığı toplantı Conrad otel'de başladı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın girişimleriyle Türkiye'de gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, obezite soruna Türkiye'nin bakış açısını anlattı.
Bugün konuşmak zorunda olunan sorunu değerlendiren Erdoğan, "Obezite bana göre sınırsız tüketim kültürünün tabii bir sonucudur. O sebeple ben diyorum ki obeziteyi modern hayat biçiminden ayrı almamız mümkün değildir." dedi. Sorununun kaynağının doğru tespit edilmesi durumunda doğru çözümler üretilebileceğine işaret eden Erdoğan, "Öyleyse obezitenin tarihin hangi evresinde ortaya çıktığını, neden modern zamanlarda bir tehdit olarak görülmeye başlandığını kendi kendimize sorarak işe başlamalıyız. Niçin acaba tarım toplamlarında bu yoktu da sanayi, bilişim teknolojisinin ileri olduğu toplumlarda bu meydana gelmeye başladı." şeklinde konuştu.
ıÜüBaşbakan Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü'nün, Avrupa bölgesindeki yetişkinlerin yarısının, her 5 çocuktan da birinin aşırı kilolu olduğununu ortaya koyduğunu söyledi. Aşırı kilolu diye nitelenen bu hastaların üçte biri de obez olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bu sayılar maalesef ciddi biçimde artmaktadır. Müreffeh toplumların hastalığı olarak göze çarpan obezite, ne yazık ki giderek bu toplumlardaki yaşam kalitesini düşürmektedir. Obezite yüzünden yılda 1 milyon kişi hayatını kaybediyor. Bu sebeple asrın hastalığı olarak tanımlandığını bizlere tıp otoriteleri söylüyor.'' dedi. Obezitenin büyük ölçüde yaşanılan bu çağa mahsus bir hastalık olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Bu hastalığı erken sayılacak bir evrede önleyebilecek miyiz, yoksa gelecek çağlara da taşıyacak mıyız? Bana göre, bugün önümüzdeki temel mesele budur. Onun için önümüzdeki yıllarda obezitenin yol açacağı sorunların, sağlık gündeminin başında yer almasını kaçınılmaz olarak görüyorum. Ölümcül bir tehdit haline gelen obezitenin üstesinden gelebilmek için dünyadaki tüm ülkelerin iş birliği içinde olması gerekir'' ifadelerini kullandı.
Kendi fiziksel durumunu, formunu korumaya çalışan biri olarak konuya yaklaşan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: "Benim tespitim şudur: Obezite modern toplumların sorunudur. Sanayi devrimi ile hayat tarzlarımızda meydana gelen köklü değişimin ürünüdür. Buna şehirleşme ve yeni şehir hayat tarzının getirdiği etkiler de tesir etmiştir. Obezite bugün dünya genelinde hayat kalitemizi etkileyen en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Obezitenin yaygınlaşma hızı sebibiyle bazı uzmanlar asrın vebası olarak görüldüğünü söylüyorlar. 'Bu asrın vebasıdır' diyorlar. Obezite modern hayatın karşı karşıya kaldığı en yaygın sağlık sorunlarından biri olmuştur. Herkesin anlayabileceği bir dille genellemek gerekirse, tabi burada ticari hayatın içerisinde olan birileri bize kızabilirler, ama bir tespiti yapmak durumundayız. Yani modern hayat tarzı fast food kültürü ile birleştiğinde ortaya işte böyle bir sorun çıkmaktadır. Çünkü obezite sorununun sosyal zemini modern hayat ise, bu sorunu tetikleyen en önemli faktör de yine modren yaşam biçimlerinden kaynaklanan yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. İşte bu sebeple obezite en çok modern refah toplamlarında ortaya çıkmakta ve hayat kalitesini tehdit eder konumuna ulaşmaktadır. Modern hayatın temel göstergesi konformizmdir, yani rahata düşkünlüktür. Fast food gibi yeni beslenme alışkanlıklarıdır. Yemek külütürümüzdeki zararlı etkileri ortadan kaldırmak için insanlarımızın özellikle farkında olmalarını sağlamaktır. Bu aynı zamanda toplumsal bilincin göstergesi olacaktır. Doğal hayattan kopmayalım. Hani hep diyoruz ya 'Organizk tarım, organik tarım' Niye diyoruz? İşte bundan dolayı diyoruz. Bunu başarmak durumundayız. Modernleşmek uğruna doğamızı tahrip ettiğimiz gibi kendi doğamızı, geneklerimizi, mutfağımızın kimyasını bozmayalım. Temel insani değerlerimizin başında gelen adaleti, merhameti. paylaşmayı da mutlak surette yaşatalım. 21'inci asra girerken 'paylaşım kültürünün artacağı bir çağa giriyoruz' demiştik. Ama uygulamada böyle bir şey yok. Bunu başarmak zorundayız. Bunu yaşatalım ki hep birlikte daha kaliteli ve sağlıklı yaşayalım."

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.