AramaArama
Gıda Hattı
AramaArama

Başarılı insanların diğerlerinden ne farkı var?

Hümeyra Kabaca

TÜM YAZILARI

Hümeyra Kabaca

18 Nisan 2019, 07:54

Başarılı insanların, diğerlerinden ne farkı var? Hedeflerine nasıl ulaşıyorlar? Kyle Young’un hayran olduğu başarılı insanlarla yaptığı röportajlar sonrasında yazdığı “The 5 Beliefs of Highly Succesful People” kitabında "Başarılı insanların 5 inancını" irdeliyor.  Hadi gelin bir göz atalım..

Başarılı insanların diğerlerinden ne farkı var? | Hümeyra Kabaca

Young, yılda 7 milyon dolar ciro yapan bir girişimciyle yaptığı röportajda ilk 30 girişiminin başarısız olduğunu ve 10 milyondan fazla satışı olan bir yazarla sohbetinde ise ilk 5 kitabının yayıncılar tarafından reddedildiğini öğrenmiş.

Kyle Young kitabında şöyle diyor: “Her dinlediğim başarı öyküsünün arkasında sıkıcı ve yavaş bir başlangıç gördüm. Hayranı olduğum her başarılı insan; başarısızlık, reddedilme ve aksiliklerle dolu bir yoldan geçmiş. Bu insanları diğerlerinden ayıran yetenek, şans ya da zekaları değildi. İnançlarından vazgeçmemeleriydi.”

Başarı, çoğu zaman insanın bildiklerinden geçmez, daha çok yaptıklarından geçer. Yaptıkları da nasıl düşündüklerinden geçer. Düşündükleri de neye inandıklarından geçer.

Bilgi, başarı için yeterli değildir. Hatta ne kadar çok şey bilirsek ve bildiğimiz halde faydalanamazsak, o kadar fazla karşılanmayan potansiyel oluşur. Bu durumda "inanç ve uygulama, bilgiden büyüktür" diyebiliriz.

İşte başarılı insanların 5 inancı!

İnanç # 1: YAVAŞ BAŞLA, BÜYÜK BİTİR

“... gerçeklere yakından bakarsanız, başarıların çoğu uzun zaman almıştır.” - Steve Jobs

Bazı insanlar hedeflerine diğer insanlardan daha hızlı ulaşırlar. Çabuk ve kolay başarmak, engellerle karşılaşıldığında pes etme tehlikesi ve şüphesi doğurur. Neredeyse tüm başarı hikayelerinin arkasında tekrarlı bir süreç vardır. İnsanlar bir kez dener ve başarısız olur sonrasında ya vazgeçer ya denemeye devam eder. Sadece denemeye devam etmeyi seçen insanlar arasından başarı öyküleri çıkar.

“Kimileri başarılı olmak için doğar” düşüncesi tamamen yanlıştır.

Herkes başarısızlık için doğar. Önemli olan başarısızlıklardan başarı çıkarabilmektir. Momentumun doğasında yavaş başlamak var. Belki aylarca işinizi en iyi şekilde yaptığınızı bilmekten başka elinizde hiçbir veri olmayacak ama sonunda başarıya ulaşan siz olacaksınız. Başarıya giden yolda inanç ve sabır el ele yürür. Bu ikili olmadığı sürece başarı paraya benzer; kendi kendine biter.

Başarıyı bir kartopu olarak düşünün. Bitiş çizgisine ulaşmak için önce ufak bir kartopu oluşturmanız gerekiyor. Yuvarlanmaya başladıkça belki dağılıyor ama tekrar toparladıkça büyüyen bir kartopu, hatta en sonunda sizin bile asla durduramayacağınız kadar büyüyecek olan bir kartopuna dönüşebilir.

İnanç # 2: İLK DENEMENİZ, EN İYİ DENEMENİZ OLMAYACAK

“Sıradan ve sıra dışı arasındaki fark pratiktir.” -Vladimir Horowitz

Başarısızlık hikayelerinin hepsi gençtir. Çünkü bir ya da iki kere denendikten sonra ölürler. Gerçek başarı hikayeleri, başarısızlıklardan beslenir ve hatta başarısızlık kadar onu coşturacak hiçbir şey olmayabilir. Başarısızlığın nasıl idare edildiğini bilmek gerekir.

Bir örnek düşünün; yazar olmak istiyorsunuz ve her gün saatinizi erken saatlere kurup, sessizlik içinde, içinizden geleni yazıyorsunuz. Bir ay sonra heyecan içinde editöre yazınızı veriyorsunuz. Ve geri bildirim: maalesef olmamış. Ne yaparsınız? Yazmaktan vazgeçer misiniz? Ya da hikayenizi hemen değiştirmeyi mi düşünürsünüz? Hevesiniz kırılır mı? Bütün olumsuz cevaplara söylenecek tek şey: “Sadece yeteri kadar iyi değildiniz, bir dahaki daha iyi olacaktır.” Coşkunuzu, olumsuz geribildirimin karşısında sürdürmek için bunu bilmeniz gerekir.  İlk denemeniz hiçbir zaman en iyi denemeniz olmayacak, tabi tek deneme olarak kalmazsa!

Performans potansiyel dengesi arasında şu cümleler yatar:

  • “Bu iş beni aşar”
  • “İyi bir yazar olmayabilirim ama…”
  • “Bu kadar zeki olduğumu sanmıyorum”
  • “Bunu asla yapamam”

Bu katı düşünceler temelde, psikolog Carol Dweck'in “Sabit Fikir” dediği durumdan kaynaklanıyor yani eğer bugün bir şeyde iyi değilseniz, onu asla yapamayacağınız inancında olmak. Performans için yeterli potansiyele sahip olamama hissi. Ancak birçok bilim adamı pratik ile potansiyelin gelişebileceğini savunur. Yürüme, koşma, okuma, araba kullanma gibi. Uygulama gücü inancına kendini adayan yazar ve araştırmacı K. Anders Ericsson’ın dediği gibi: “İnsani çabaların hemen hemen her alanında, insanlar büyük bir kapasiteye sahipler. Doğru şekilde antrenman yaptıkları sürece performanslarını iyileşir. Eğer birkaç yüz saat boyunca pratik yaparsan, kesinlikle büyük bir gelişme göreceksiniz ... ”

Burada dikkat edilmesi gereken iki şey var; birincisi, herkesin iyi olduğu ve daha iyi olduğu şeyler vardır. İnsanın kendini bu konuda iyi okuması gerekir. İkincisi ise en iyisi olmak zorunda değilsiniz. Başarı için skala yeterince geniştir.

İnanç # 3: OLASILIKLARI YENMENE GEREK YOK, SADECE ONLARLA OYMANAYI ÖĞREN

 “Kaç kez başarısız olduğun önemli değil. Sadece bir kere başarılı olman, herkesin nasıl başarılı olduğunu konuşması için yeterli. - Mark Küba

“Bu ancak insanın başına milyonda bir gelir.” Ne kadar sık duyduğumuz bir cümle değil mi? Burada kendimize söylemek istediğimiz şey; fazla umutlanma, sana denk gelme olasılığı milyonda bir. Evet olasılık hep vardır. Bir durumun başarılı sonuçlanabilmesi kadar başarısız sonuçlanma ihtimali hep olacak.

Olasılıklarda iki durumu göz önüne almak gerekir;

  1. Olasılıktan kaçılmaz: Bir futbol takımı beş maçın birini kazanıp diğer dördünü kaybederse, insanlar bir sonraki maç için kazanma şansını %20 verir. Oranlar zayıf olsa da kazanma şansı var.
  2. İlerleme kaydedildikçe oranlar artar: İstatistikler anlık değerlendirilir. Durum değiştiğinde, olasılıklar da değişir. Zayıf oranlar geçmişte kalır. Ligde geride kalan bir takım sadece bir kere bile lider takımı yenerse, diğer takımları yenme olasılığı hep yüksek tutulur. Bu bir zihniyet kaymasıdır. Bu iki durum değerlendirildiğinde, olasılıkları yenmek zorunda değilsiniz, sadece onlarla oynamanız gerekecek.

Bu olasılıkları arttırmak için sürekli denemeye devam etmek gerekir. Başarı hikayelerinin çoğu denemeye devam etmek zorunda kalan insanlardan çıkmıştır. Belki de 10 kere başarısız olduğu halde, devam etmek zorunda kalan insan bir sonraki deneme de voleyi vuruyor. Şimdi bu insana şanslı diyebilir miyiz? Bence hayır. Peki nedir onu başarılı kılan? Sabır ve inanç ile başarı olasılığını arttırmak.

İnanç # 4: YOLUN TADINI ÇIKARAMAZSANIZ, ASLA HEDEFE ULAŞAMAZSINIZ

“Yalnızca sevdiğiniz bir şeyde gerçekten başarılı olabilirsiniz. Amacın sadece para kazanmak olmasın. Bunun yerine, yapmayı sevdiğiniz şeyleri takip edin ve daha sonra, insanların gözlerini senden alamayacakları kadar iyi yapın.”Maya Angelou

Hiçbir iş %100 eğlenceli olmasa da işinde eğlenceyi yakalamalısınız. Coşkunuzu ve azminizi sürdürebilmek için sadece sonuç değil anlam bulmanız gerekir. Örneğin Ted Dekker’ın ilk 5 kitabı yayınlanmadı bile ancak Dekker yazmaktan vazgeçmedi ve sonunda 10 milyondan fazla satış yapan bir yazar olabildi.

Neden Ted vazgeçmedi? Bu soruya şöyle cevap veriyor: “Yazmak bana iyi geliyor ve netlik kazandırıyor.” Ted, sevdiği, eğlendiği işi yaptığı için denemekten vazgeçmedi. Kısacası işinizi yeri doldurulamayacak kadar önemsemeniz gerekiyor.

Peki bunu kendi hayatımızda nasıl uygulayabiliriz?

Hizmet ettiğin insanlara odaklan. Kimse bilgiyle yönlendirilmez. Hizmet etmek istediğiniz insanlara odaklanmak, motive kalmanın güçlü bir yoludur. Çalışmalarınızın yeri onlar için doldurulamazsa, sizin için de işiniz yeri doldurulamaz bir hal alır. Zor şeyler yapmanın değerini benimseyin. Zor işleri tamamlamak; güven, ustalık, azim ve alçakgönüllülüğü geliştirir. Bu da yolu güzelleştirir. Zor olsa da devam edin ve asla panik yapmayın. Her gün, büyümek için bir fırsattır ve büyüme zamanınızı boşa harcamayın. Yaptığınız işi iyi yaparsanız, bir süre sonra o işi sevmeye başlarsınız. Eğer işler düşündüğümüz gibi devam etmez ise tutkunuza geri dönün, başarı sizi orada yakalayacaktır.

İnanç # 5: BAŞARI YERE ÇAKILMAZ PARAŞÜTLE İNER

“Risk aldığınızda, başarılı ve başarısız olduğunuz zamanların olacağını ve her ikisinin de eşit derecede önemli olduğunu öğrenirsiniz. ”- Ellen DeGeneres

“Planlamayı başaramazsan, başarısız olmayı planlıyorsun demektir” diye bir atasözü var. Buna bir ek yapalım; başarısız olmayı düşünmüyorsanız, hedeflerinize ulaşmak için kesinlikle hazırlıksızsınız demektir. Başarı temiz ve basit bir işlem değildir. Dağınık ve yavaş bir işlemdir. Ve en fazla başarısızlığa uğrayan insanlar gerçekten de bitiş çizgisine ulaşanlar olabilirler.

Başarı, güven, hırs, azim ve kararlılık ile beraber alçakgönüllülük gerektirir. Muhtemelen % 80 başarısız olacağınız bir yolculuğa çıkacaksınız. Şu anki beceri seviyeniz yetersiz kalacak ve ilk aşamalarda yavaş ilerleyeceksiniz. Denediğiniz şeylerin çoğu muhtemelen çalışmayacak ve bu kadar çok kez düşerek hayatta kalmanın tek yolu, yere çakılmadan paraşütle inmek olacaktır.

Her gün başarı yolculuğunu anlayamamış, inançları benimsememiş birçok hayalperest beklenmedik sonuçlar ile yere çakılıyor. Yaralı, utanmış ve şok olmuş bir şekilde enkazdan çıkamıyorlar. Ve muhtemelen bir daha denemek için asla geri dönmeyecekler. Hatalarını kurdukları hayalde, aldıkları riskte arıyorlar. Oysaki başarı ile sonuçlanan riskler kadar başarısız sonuçlanan riskler de önemlidir. Sizi başarıya bir adım daha yaklaştırır.

Başarıya giden yol binlerce başarısızlıktan geçer, ancak çoğu insan buna katlanamaz.

Tüm inançları benimseyip başarıya ulaştığınızda, insanlar size hayran gözlerle bakıyor olacak ve ne kadar şanslı olduğunuzu düşünecekler!

Herkes Başarılılar Kulübüne Üye Olmak Zorunda Mı?

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.