Gıda Hattı

Amerika Türk Gıdacıları Bekliyor

22 Ağustos 2007, 11:00
Paylaş
Amerika Türk Gıdacıları Bekliyor

Ülkemizin son yıllardaki öncelikli hedef pazarları arasında ilk sıraya yükselen ABD, yaklaşık 12 trilyon USD GSYIH ile dünyanın en büyük ekonomisi. AB ve Japonya ile birlikte dünyanın en fazla tarımsal ürün, balık ve orman ürünleri ithal eden ülkelerinin başında gelen ABD, 2006 yılı itibarıyla yaklaşık 78 milyar USD gıda ürünleri ithalatı yaptı. Araştırmalar bu oranın her yıl % 10 oranında arttığını gösteriyor. Bu ithalatın içerisinde, Türk gıda ürünlerinin payı ise 500 milyon USD civarında. Bu da ABD’nin gıda ithalatı içerisinde binde 4 seviyesinde kalıyor.

 Son dönem ABD’deki Gıda Fuarlarına yoğun ilgi gösteren Türk firmaları, ilk etapta ABD’ye yapılan gıda ihracatını 1 milyar USD’ye çıkarmayı hedefliyorlar.  ABD’nin 2007 yılı için Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca belirlenen “Hedef Ülkeler” arasında yer alması nedeniyle, firmalara fuarlar için 10 puan ilave destek sağlanıyor.

Gıdahattı olarak bizde, ABD Ankara Büyükelçiliği Tarım Müsteşarı Ralph Gifford ile ikili ilişkilerimizi tarım ve gıda boyutuyla ele aldık. Ülkemiz, yemeklerimiz ve beğenileri üzerine   keyifli bir sohbet yaptık. Beyti düşkünü olan, İmambayıldı yemeğini “Bir gün imam evlenmiş,…” diye başlayarak hikayesini anlatacak kadar seven Gifford, “Eğitimli işgücünüz en büyük avantajınız” diyor.

ABD ile Türkiye arasındaki gıda ve tarım ticareti hacmi ne kadar?

2006 verilerine göre, Amerika’nın Türkiye’ye tarım, balıkçılık, ormancılık ve gıda alanındaki ihracat rakamı bir milyar USD’den biraz fazla. Buna karşılık Amerika’nın aynı sektörlerde ithalatı yarım milyar dolar civarında gerçekleşti.

ABD’nin Türkiye’ye ihracatının yarısını pamuk oluşturmaktadır. İkinci önemli kalem ise hayvan besleme için gerekli olan soya. Genelde Türkiye’ye yem ve sanayi ürünleri, çerezlik gıdalar, bitkisel yağ ve kedi köpek maması gönderiyoruz. Ama kırmızı ve beyaz et gönderemiyoruz.
Hayvan yemleri, hayvansal yağ, tütün, soya, deri sanayiniz için ara mamuller, bazı orman ürünleri, tohumlar, badem, embriyo ve benzeri ürünler gönderiyoruz. Daha önceki yıllarda mısır satışlarımız da vardı ama son yıllarda hiç yükleme yapmadık. Bu biraz da hububat ithalatı politikası ile de ilgili, ama yine bu seneki kuraklık nedeniyle Türk mısır ve hububat tedarikçileri ortak hareket ettiler ve belki de ithalat ihtiyacı doğdu. Global tedarikçiler de ortak hareket ettiler, ama tüm dünyada fiyatlar çok yüksek.

TMO, Mart ayında birkaç ihale yaptı sanırım. Hububat ithalatı olacağını da gösterir bu. Amerika’da bu yıl biodizel ve etanol üretimi sebebiyle, ihracatımız çok az.

Toplam ithalatımız 430 milyar dolar olup bunun en başında tütün, daha sonra işlenmiş gıda ve sebze, bunun en büyük kategorisini de meyve suyu konsantreleri oluşturuyor. 10 yıl önce Amerika’da var olmayan konserve sebzeler ve nar suyu şu anda her yerde bulunuyor. Türkiye nar suyu konsantresinin en büyük tedarikçilerinden biri.

 Türkiye’nin Amerika’ya ihracatı düzenli olarak artmaktadır. Bu yıl 2006’nın ilk dört ayı ile kıyasladığımızda %27’lik bir artış var. Meyve, sebze ve meyve suları ihracatında ise %159 oranında bir artış görüyoruz. Bunların yanı sıra Türkiye’den fındık ithalatı da yapıyoruz.

Bizim ihracatımızda ise Türkiye’nin son dönemde düşüşe geçtiğini görüyoruz. Bunun başlıca sebebi son dönemde Amerika’nın  1.3 milyar nüfusu ile gelişmekte olan bir Pazar olarak gördüğü Çin’e ihracatının önemli ölçüde artış göstermesi. Çin’e ihracat yakında AB’nin tamamına yaptığımız ihracatı geçecek.

Vişne suyunu ABD’de de tüketiyor musunuz?

Bulması zor, Türk işyerlerine gittiğiniz zaman bulabilirsiniz ancak. Ben Türk işadamlarını bu işi Kuzey Amerika’da geliştirmeleri konusunda cesaretlendiriyorum, çünkü meyve suyu sektörü gelişim gösteriyor.

Kişisel görüşüm Türkiye’nin vişne suyunu ihraç etmek için daha çok çalışması. Çünkü benim damak zevkime göre nar suyundan çok daha lezzetli ve Amerika’da üretmediğimiz bir ürün, Amerikan pazarında çok popüler bir ürün olacağına eminim.

 İki ülke arasında gıda mevzuatında engeller nelerdir? Ürün bazında kotalar var mı?

 Genel konuşmak gerekirse, Türkiye’de vergiler çok yüksek. Bu Türk tüketicilerinin yararına bir şey değil, biz serbest piyasaya inanıyoruz. Ne almak istediklerine devlet değil, tüketici karar vermeli. Vergilerin düşmesini istediğimiz birkaç alan var. Pirinç ticaretinde sorun yaşadık, yıllarca müzakere yolu ile çözmeye çalıştık. Sonunda Dünya Ticaret Örgütü’ne bir rapor sunduk, bir karara varıldı ama henüz kamuoyuna duyurulmadı, sanırım yakın zamanda duyurulur. Türk hükümeti bizim şikayet  ettiğimiz şeylerin birçoğunu durdurdu. Örneğin, pirinç ithalatı yapmak isterken, yerli pirinç alma gerekliliği gibi. Dünya Ticaret Örgütü tabii ki bir süreç, bu bizim kızgın olduğumuzu veya dost olmadığımızı göstermez. Bunu çözemeyeceğimizi gördüğümüz için DTÖ’nün uluslararası kanunlara dayanarak bir karar vermesi için başvurduk.

Türkiye’nin ithalatına izin vermediği, kırmızı ve beyaz et gibi ürünler var. Türkiye  büyük bir turizm ülkesi. Bazı ülkelerde turistik otellerin ve restaurantların genel tüketimde izin verilmese bile yüksek kalitede biftek ithal etmelerine izin veriliyor. Bu konu bizim de Türk yetkilileri ile tartışmak istediğimiz bir konu. Otellere kaliteli biftek girmesi herkesin yararına bir şey olabilir.
Burada bir şeyi de vurgulamak istiyorum, ticaret listelerinde kümes hayvanı eti de görünüyor. Ancak bu Mersin üzerinden direkt Irak’a ulaştırılıyor. Bu ticareti genel ticaretten ayırmak zor, o nedenle vurgulamak istiyorum.

Amerika’nın mal girişinde Türkiye’ye uyguladığı kotalar var mı?

Bizim sağlıkla ilgili uygulamalarımız var. Taze sebze ve meyvede haşarat, bulaşıcı hastalık gibi sorunlar var. Ama birkaç ay önce bir ABD’li ithalatçı, Türk portakalı ithal etmek istedi. Bunun uygunluğu için Amerikan Tarım Bakanlığı Mersin’e, Türk denetçilerinin, Amerika’ya bu portakalların rahatlıkla girmesi için soğutma uygulamasının gerektiği gibi yapılıp yapılmaması konusunda eğitim vermek için bir ekip gönderdi. Bu eğitim bir kereye mahsus olmak üzere yapıldı. Önümüzdeki sezon ne kadar ticaret yapılacağına bakacağız, çünkü Amerika’da portakal mahsulünde bazı hastalıklar sebebiyle düşüş yaşanıyor.  Sebze, meyve, taze ürünler, hayvansal ürünler gibi konularda bir çok testler var. Şu anda Türk Hükümeti ile çalışma halindeyiz, Bakan Eker ‘in açıklamasına göre Türkiye canlı sığır ithal etmek istiyor. Kısaca, ticareti artırmak için bir sürü fırsat var. Türk tüketicisinin gelir seviyesi artıyor, dolayısıyla temel malzemelerin tüketimi artacak. Gelir düzeyinin daha da fazla artmasını istiyoruz. Aynı zamanda Türk firmaları kaliteyi yükseltti, ürünlerinde tutarlılık sağladı, paketleme ve pazarlamada iyi işler yapıyorlar. Bu anlamda Kuzey Amerika’da bir sürü fırsat var. Çünkü Türk firmaları yüksek kalitede ham madde üretiyor. Bazı gıda işleme firmalarınız işlerini çok iyi yapıyorlar ve ürünlerine Avrupa’da Pazar buluyorlar. Aynısını rahatlıkla Amerika’da da yapabilirler.

Amerika gıda işleme teknolojisi ihracatı yapıyor mu Türkiye’ye?

 Makine benim sorumluluğumda değil Ancak gıda teknolojisi konusunda bazen ölçek, boyut tutmayabilir. Örneğin süt işleme teknolojisinde inanılmaz büyük, 2000 inekli çiftlikler var. Bazı durumlarda daha küçük ekipmanlar üretebiliyoruz. Ama sanırım Hollanda ve İsrailliler bu konuda iyi tedarikçiler ve küçük ölçekli teknoloji sağlayabiliyorlar.

Nerelerde görev yaptınız?

Türkiye’den önce Çin’deydim, daha önce Brüksel ve Güney Çin. 1988 yılında ilk tayinim Güney Kore’ye olmuştu. G. Kore’de dört yıl kaldım.

Diğer ülkelerle karşılaştırdığınızda Türkiye’nin gıda ve tarımdaki duruşunu nasıl buluyorsunuz?
Zor bir soru. Türkiye yüksek kalitede gıda, sebze, meyve üretiyor. Ben ihracatı geliştirme konusunda birçok fırsat olduğunu söylüyorum. En iyi yol ise çiftçilerin gelirlerini artırmak. Dünya’da çiftçileri, tüketicilerin istekleri doğrultusunda geliştirmeye yönelik adımlar atılıyor. Çiftçilerin tüketicilerin isteklerine kapalı olduğu ve sadece hükümetin programlarına göre çalıştığı o kadar çok ülke var ki. Çin’le kıyaslandığında, Türk tarlaları büyük, ABD ile kıyaslandığında ise küçük. Çin’de ortalama bir tarla 1.1 hektar. O tarladan ailenizi geçindirdiğinizi düşünün. Aynı zamanda Türkiye’de işçi ücretleri Çin’den pahalı, ama ABD ve Avrupa’dan ucuz. Türkiye, eğitimli iş gücü ve teknolojiyi getirebilme kapasitesiyle dünyada en iyiler arasına girme potansiyeline sahip bir ülke.

Biliyorsunuz Türkiye’de Gıda ve Içecek Dernekleri Federasyonu var, sizin ülkenizdeki derneklerle karşılıklı olarak nasıl bir işbirliği yapılabilir ticareti artırmak için? Önerileriniz var mı ?

Ticaret hacmini artırmak tamamen bireylerin ve firmaların sorumluluğunda.  Derneklerin ve hükümetlerin de fırsatların farkındalığını artırmakta çok büyük rolleri var. Amerikan Tarım Bakanlığı’nın dünya çapında ofisleri var. Türkiye’de iki tane ofisi var, biri Ankara’da, biri İstanbul’da. Bizim işimiz, Türklerin Amerikan ürünleri hakkında bilgilerini artırmak ve Amerikan firmalarına buradaki fırsatları göstermek. Bence Amerikalılar gerçekten Türkiye’yi nasıl sınıflandıracaklarını bilmiyorlar, kafalarındaki hiçbir haritaya oturmuyor. Buradaki fırsatlar konusunda farkındalığı artırmaya çalışıyoruz.

En favori Türk yemeğiniz nedir?

Ben deniz ürünlerinizi beğeniyorum. Taze deniz ürünleriniz çok lezzetli, taze sebze ve meyveniz çok kaliteli. Genelde Beyti kebap ısmarlıyorum, başka bir favorimde isminden dolayı İmambayıldı. İmambayıldının hikayesini biliyorum.


Akdeniz mutfağı ile ilgili güzel yemek kitapları yazan Mısırlı Claudia Roden’in bir kitabında okumuştum. Bir gün İmam evlenmiş, karısı ilk akşam yemeklerinde onun için bu çok güzel patlıcanlı yemeği yapmış ve çok güzel biçimde sunmuş. İmam çok beğenmiş ve yarın akşam da bunu yiyebilir miyiz demiş?

Karısı “Evet ama evdeki tüm zeytinyağı maalesef bitti, daha çok zeytinyağı alırsan tabii ki yaparım” diyince imam bayılmış.

Yemek pişiriyor musunuz?

Eşim ve ben sıklıkla yemek pişiririz. Çin, Meksika, İtalyan, Türk ve tabii ki Amerikan yemeklerinin çoğunu lezzetli bir şekilde yapabiliyoruz.

En favori ülke mutfağınız hangisi?

Bu çok zor bir soru, hele 6 yıl Çin’de kaldıktan sonra. Her yemeği seviyorum ama bu soruyu bana ne zaman, saat kaçta ve hangi gün sorduğunuzla da yakından ilgili.

Süpermarkete gider misiniz?

Ankara’da pek gitmiyorum. Büyükelçilikte Amerikan askeriyesinin işlettiği alışveriş yerinden yapıyoruz. Çünkü fiyatlar devlet tarafından sübvanseli, et çok daha ucuz. Deniz ürünlerini, taze sebze ve meyveyi ise dışarıdan alıyoruz.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.