Gıda Hattı

AIDS hastalığı nedir? AIDS ne demek? (1 Aralık Dünya AIDS Günü)

1 Aralık 2020, 10:00
Paylaş
AIDS hastalığı nedir? AIDS ne demek? (1 Aralık Dünya AIDS Günü)

Bugün 1 Aralık Dünya AIDS Günü. Çağımızın salgını olarak nitelendirilen AIDS hastalığı, tanımlandığı 1981 yılından beri yayılmaya devam ediyor. Birçok insan hastalıkla ilgili kavramları karıştırabiliyor. AIDS hastalığı nedir? AIDS ne demek?

AIDS ne demek?

AIDS kelimesinin açılımı Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu'dur. İngilizcesi Acquired Immune Deficiency Syndrome olduğundan AIDS olarak kısaltılmıştır.

AIDS hastalığı nedir?

AIDS hastalığı,  HIV isimli insan bağışıklık yetmezlik virüsünün neden olduğu kronik, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durumdur.

HIV virüsü bağışıklık sisteminize zarar vererek, vücudunuzun hastalığa neden olan organizmalarla savaşma kabiliyetini yok eder. Hasta çok basit bir hastalıkla bile ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalır.

HIV nedir?

HIV cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur (STI). Ayrıca hamilelik, doğum veya emzirme sırasında enfekte kan ile veya anne çocukla temas ile de yayılabilir. İlaç olmadan, HIV'in bağışıklık sisteminizi AIDS'e sahip olduğunuz noktaya kadar zayıflatması yıllar alabilir.

HIV / AIDS için tedavi yoktur. Ancak hastalığın ilerlemesini önemli ölçüde yavaşlatacak ilaçlar vardır. Bu ilaçlar birçok gelişmiş ülkede AIDS ölümlerini azaltmıştır.

Aids belirtileri

AIDS belirtileri nedir?

HIV virüsü vücuda girdiği andan itibaren kişinin bağışıklık sistemini zaman içerisinde çökerterek, bakteri, virüs ve mantar gibi çeşitli fırsatçı mikroorganizmalar ile ciddi hastalık belirtileri ve kanserler de ortaya çıkmaktadır.

HIV ile enfekte olan çoğu insan, virüs vücuda girdikten bir veya iki ay içinde grip benzeri bir hastalık gözlenir. Birincil veya akut HIV enfeksiyonu olarak bilinen bu hastalık, birkaç hafta sürebilir.

Birincil akut dönemde olası AIDS belirtileri ve semptomları şunlardır:

  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrıları ve eklem ağrısı
  • İsilik
  • Boğaz ağrısı ve ağrılı ağrılı yaralar
  • Özellikle boyunda şişmiş lenf bezleri

Bu belirtiler onları fark etmeyeceğiniz kadar hafif olabilir. Bununla birlikte, kan akışınızdaki virüs miktarı (viral yük) şu anda oldukça yüksektir. Sonuç olarak, enfeksiyon, birincil enfeksiyon sırasında bir sonraki aşamaya göre daha kolay yayılır.

Virüs çoğalmaya ve vücudunuzdaki mikroplarla savaşmaya yardımcı olan hücreleri azaltmaya devam eder.  Bağışıklık hücrelerinizi ve yok etmeye devam ettikçe aşağıdaki gibi hafif enfeksiyonlar veya kronik belirtiler ve semptomlar geliştirebilirsiniz:

İlerleyen dönem AIDS belirtileri ve semptomları şunlardır:

  • Ateş
  • Yorgunluk
  • Şişmiş lenf düğümleri - sıklıkla HIV enfeksiyonunun ilk belirtilerinden biri
  • İshal
  • Kilo kaybı
  • Oral maya enfeksiyonu (pamukçuk)
  • Zona (herpes zoster)

Daha iyi antiviral tedaviler sayesinde, bugün HIV'li çoğu insan AIDS geliştirmez. Tedavi edilmeyen HIV tipik olarak 10 yıl içinde AIDS'e dönüşür.

AIDS oluştuğunda, bağışıklık sisteminiz ciddi şekilde hasar gördü. Diğer enfeksiyonlar veya muhtemel kanserler geliştirme olasılığınız daha yüksektir.

Son dönem AIDS belirtileri ve semptomları aşağıdaki gibidir:

  • Oldukça ıslak gece terlemeleri
  • Tekrarlayan ateş
  • Kronik ishal
  • Dilinizde veya ağzınızda kalıcı beyaz lekeler veya sıra dışı lezyonlar
  • Kalıcı ve açıklanamayan yorgunluk
  • Kilo kaybı
  • Cilt döküntüleri veya yaralar

Aids ve HIV aynı şey mi?

AIDS ile HIV 'in ne olduğunu bir kez daha anlatalım:

  1. HIV ve AIDS farklı anlamlara sahiptir.
  2. HIV, bağışıklık yetmezliğine sebep olan bir virüstür.
  3. AIDS ise HIV virüsü kapan kişinin hiçbir tedavi almaması durumunda 6-10 yıl sonrasında varacağı son hastalık evresidir.

Bu iki kavramı birbirinden net bir şekilde ayırmak lazım. Günümüzde, erken tanı konduğu için AIDS evresine gelmeden HIV pozitif vakalar belirlenerek tedaviye başlanabiliyor.

aids hastalığı belirtileri

AIDS nasıl bulaşır?

  • Korunmasız (kondom, kılıf kullanılmadan) her türlü (vajinal, oral, anal) cinsel temas,
  • Kan ve kan ürünleri ve damar içi uyuşturucu madde kullananların paylaştığı enjektörler,
  • Anneden bebeğe gebelikte, doğumda ve emzirme yoluyla,

gibi faktörler bulaşımına neden olmaktadır.

Sağlam deri, HIV'in geçişine izin vermemektedir, ancak deri zedelenmiş ise geçebilme olasılığı bulunmaktadır. Göz, burun, ağız içi, vajenin tümü ve penis uç kısmı mukoza denilen ince zarlarla kaplıdır. Bu zarlardan normal durumlarda bile HIV geçebilmektedir.

Nasıl bulaşmaz?

Yanlış bilindiği üzere; AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü, dokunmak, sarılmak, tokalaşmak, gözyaşı, ter, tükürük vb. sekresyonlar, havuz, banyo ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarından bulaşmamaktadır.

Korunmanın önemi ne?

Her hastalıkta olduğu gibi korunma önlemleri almak, tedaviden daha ekonomik olduğu gibi aynı zamanda; toplum tarafından dışlanma, işini ve çevresini kaybetme korkusu ile gizlenme ihtiyacının olduğu bir yaşam tarzına mahkum olmayı da engelleyecektir.

Korunmayı öğreterek cinsel davranış değişikliğini sağlamak, hastalığın yayılmasını önlemede de etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. Aids hastalığı belirtileri gösterenlerin ve HIV pozitif kişilerin dışlanmaması, bu hastalığa karşı mücadelede önemli bir katkı sağlayacaktır.

Korunmasız ilişkide kadındaki risk mi fazla erkekteki mi?

Korunmasız yapılan vajinal temasta, HIV'in erkekten kadına bulaşma olasılığı 20 kat fazladır. Nedeni; vajenin HIV'in geçmesine izin veren mukoza dediğimiz ince zarla kaplı olması ve HIV ile enfekte semen sıvısına daha uzun süre maruz kalmasıdır. Erkekte HIV'ın geçişi sadece penisin uç kısmından olur.

HIV bulaşması açısından anal, vajinal ve oral ilişkide fark var mı?

Evet, vardır. Korunmasız yapılan cinsel temasla HIV bulaşmasında anal alıcı kişiler en fazla risklidir. Oral ilişki ile HIV geçiş olasılığı düşük olmasına rağmen, özellikle diş eti kanaması olanlarda bu yolla olan bulaşma rapor edilmiştir.

Kan ile HIV bulaşır mı?

Kan ve kan ürünleri nakli ile HIV'in bulaşma olasılığı 1.800.000 kişide birdir. Bu şansızlık, tanı amacı ile kullanılan testlerin 3 aydan önce doğru sonuç vermemesi ile bağlantılıdır.

Anneden bebeğe bulaşır mı?

HIV, eğer anne tedavi almıyorsa, gebelik süresince, doğum sırasında ve emzirme ile bebeğe yüzde 20-30 oranında geçebilmektedir. Kullandığımız tedavi yöntemleri ile bu oran yüzde 2-3'lere düşürülebilmektedir.

HIV pozitif anne bebeğini emzirebilir mi?

Emzirme yolu ile HIV pozitif anneden bebeğine bulaşma olduğu gösterildiğinden, anne bebeğini emzirmemelidir.

AIDS Hastaları normal bir yaşam sürebilir mi?

HIV ve AIDS’in Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ölümcül hastalıklar listesinden çıkarıldı ve kronik hastalıklar listesine alındı.

Bundan yaklaşık 15 sene önce, HIV pozitif olan bir kişi 9-10 ilaç kullanmak zorundayken, şu an günümüzde bu sayının sadece 1-2. Yani hastaların durumu eskiye göre çok daha iyi.

İlaçlarını düzenli ve zamanında kullanan hastaların normal yaşam süresine ulaştığı biliniyor. Diyabet ve hipertansiyon hastalığında olduğu gibi günde 1-2 adet ilaç kullanarak normal yaşamlarını sürdürebilirler.

Ayrıca aids hastalığı tedavisinde umut veren bazı gelişmeler de yaşanıyor. Önümüzdeki yıllarda, hastaya 1 doz enjeksiyon yapılarak 2-3 ay boyunca ilaç almadan tedavisinin devamının mümkün olabileceği biliniyor.

AIDS, etkeni olan HIV virüsünü yok edebilecek tedavisinin ve aşısının hala bulunamadığı bir hastalık olmasına rağmen; son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler ile birlikte, ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp, yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren bir kronik hastalık haline geldi.

Ülkemizde de 2016 yılından itibaren uygulanmaya başlanan günde tek tablet rejimi, hastaların tedaviye uyumunu arttıran önemli bir gelişme oldu.

Pek çok insan enfekte olduğunu bilmiyor

Dünyada en sık Afrika ülkelerinde görülen HIV, günümüze kadar yaklaşık 40 milyon kişinin ölümüne yol açmıştır. 2016 yılı itibariyle dünya genelinde 36.7 milyon kişi HIV ile enfekte, 1.8 milyon ise yeni vaka bulunmaktadır. Ülkemizde ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 31 Aralık 2017 tarihine kadar 16 bin 201’i HIV ile enfekte, bin 651’i AIDS belirtileri göstermiş olmak üzere toplam 17 bin 884 vaka bulunmaktadır.

HIV ile enfekte kişilerin ancak yüzde 45’inin enfekte olduklarını bildikleri tahmin edilmektedir. Bu nedenle bu veriler dışında ulaşılamamış yüzde 55'lik bir kısım olduğu düşünülmektedir. Gelişmiş ülkelerde korunma önlemlerine dikkat edilmesi ile görülme sıklığı azalmaktadır ancak ülkemizde bu önlemlere dikkat edilmemesi nedeniyle halen her yıl bildirilen vaka sayısı artmaktadır. Vaka sayısının artışında hastaların başvurma oranlarının da artmış olabileceği dikkate alınmalıdır.

Her ne kadar koruyucu önlemleri almış olsanız da eğer aids hastalığı belirtileri gösterdiğinizi düşünüyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir doktora görünün.

Dünya'da AIDS ne durumda?

Bugün için, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)/UNAIDS (Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı) verilerine göre 2017 yılında çoğunluğu Afrika’da olmak üzere dünyada tahminen 36.9 milyon kişinin bu virüs ile yaşadığı bilinmektedir. 2017 yılında 1 milyon 800 bin yeni vaka tanımlanmış ve 940,000 kişi AIDS ile ilişkili hastalıklardan kaybedilmiştir.

Enfekte insanların %75’i kendi hastalıklarının durumunun farkında iken, 9,4 milyon kişi kendi hastalığının farkında bile değildir. Dünyada her hafta 15-24 yaş aralığındaki 7.000 genç kadın HIV’le enfekte hale gelmektedir.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.