Gıda Hattı

AB'ye Akredite oldular

11 Haziran 2007, 14:43
Paylaş
AB'ye Akredite oldular
    

İşi ilmine göre yaptılar

 

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Nisan ayında AB’ye akredite olan ilk veterinerlik fakültesi unvanını kazandı. Öğrencilere, gıda güvenliği konusunda yetkinlik kazandıran Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü, akreditasyona büyük katkı sağladı.

Günümüzde giderek önem kazanan gıda güvenliğinin hayvansal gıdalarda sağlanmasında iyi yetişmiş veterinerlerin varlığı çok önemli. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, AB’ye akredite olarak bu alanda bir ilke imza attı. Nisan ayındaki akreditasyonda fakültenin Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü önemli bir katkı sağladı. Bölüm; veterinerlerin hayvansal gıdalardan kaynaklanan sağlık risklerinin kontrol ve elimine edilmesi konusunda tam donanımlı olarak yetişmelerinde önemli bir işleve sahip.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü’nün kökeni, 1889 yılına dayanıyor. O yıla kadar sadece askeri veteriner hekimlerin bulunduğu ülkemizde ilk sivil veteriner okulu açılır. Okulda gıda hijyeni konuları, “Teftiş-i Lühum” adı altında “Emrazı Sariyye ve Bakteriyoloji” ya da “Teşrih-i Marazi” derslerini veren hocalar tarafından okutulur. 1921 yılında askeri ve sivil veteriner okulları birleştirilerek, “Baytar Mekteb-i Alisi” adını alır. Gıda hijyeni konusundaki çalışmalar, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün kuruluşundan sonra Bakteriyoloji ve Salgınlar Enstitüsü içinde yürütülürken, 1951 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Profesörler Kurulu’nca alınan kararla Besin Kontrolü ve Hijyen Kürsüsü kurulur. Daha sonra Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı adı altında çalışmalar yürütülür. Son olarak 2005 yılında Besin Hijyeni ve Teknolojisi olarak ayrı bir bölüm şeklinde yapılanmaya gidilir.

Mezbahaya gidiyor, sucuk, sosis üretiyorlar

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, öğrencileri veteriner hekim olarak mezun ediyor. Öğrenciler 5 yıllık eğitim sürecinde zorunlu derslerin hepsini alıyorlar. Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü’ndeki temel dersler ise; Gıda Hijyeni ve Kontrolü, Et Hijyeni, Muayenesi ve Teknolojisi, Süt Hijyeni, Muayenesi ve Teknolojisi, Veteriner Halk Sağlığı dersleri.  

Son sınıf öğrencileri, 6 hafta süreli uygulamalı eğitim alıyor. Mezbahaya gidiyor, süt hijyenine ilişkin uygulamalar yapıyorlar. Ayrıca bölümdeki pilot et ünitesinde sucuk, sosis, salam, pastırma gibi ürünleri bizzat üretiyorlar. Tamamen hijyen kurallarına uyularak üretilen et ürünleri, fakültenin döner sermaye işletmesi tarafından satışa sunuluyor.  

Hakem laboratuvar olarak son kararı veriyor  

Prof. Dr. İrfan Erol’un başkanlığındaki Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü bünyesinde Genel Mikrobiyoloji, Zooloji, Gıda Kimyası ve ufak çaplı laboratuvarlar var. Geçen Eylül’de açılan Moleküler Gıda Mikrobiyoloji Laboratuvarı ise bölümün gözbebeği gibi. Laboratuvarlar iki amaçla kullanılıyor. Öğrencilere gerekli eğitim verilirken, dışardan gelen mikrobiyolojik, kimyasal, toksikolojik araştırma talepler de değerlendiriliyor. Özel sektörden, ordudan talepler gelebiliyor. Bir de dışardaki laboratuvarlarda yapılmış, ancak ret cevabı alınmış konularda hakem laboratuvar görevi üstleniliyor. Bunun bilinen son örneği, Ankara Adliyesi yemekhanesinde uygun olmayan hayvanların etlerinin kullanıldığı iddialarıyla başlatılan soruşturma olmuş. Et örnekleri önce Tarım Bakanlığı’nın Etlik araştırma laboratuvarına ve Hıfzısıhha’ya gönderilir. Farklı kararlar çıkması üzerine son olarak etlerin analizi bölümden talep edilmiş. En ileri tekniklerle yapılan analizler sonucunda şüphe götürmeyecek şekilde etlerin sığır eti olduğu belirlenir. 

Dışarda ne varsa, bizde de var 

Bölüm Başkanı Prof. Erol, araştırma laboratuvarlarında gıda mikrobiyolojisinde önem taşıyan patojen mikroorganizmaların moleküler ve genomik karakterizasyonunu yapabildiklerini söyledi. Erol, “Hayvanda olan herhangi bir bakteri, gıda vasıtasıyla ya da direkt olarak insana geçiyorsa, bu bakteriyle insanda saptadığımız bakteri arasındaki genomik bir akrabalık var mı? Varsa ne düzeyde var? Bunu saptayabiliyoruz. Bu anlamda dışarda ne varsa bölümümüzde de var” dedi.

 Bölümde öncelikle halk sağlığına yönelik çalışmalar yapılıyor, Ama değişik taleplere de yanıt veriyorlar. Ücreti karşılığı başta Türk Gıda Kodeksi, TSE ve askeri teknik şartnameler olmak üzere standartlara uygunluk yönünden gıdaların mikrobiyolojik, kimyasal ve serolojik analizlerini yapıyorlar. Bir büyük marketin kontrolleri, yıllardır bölüm tarafından yapılıyor. Et üniteleri, peynir reyonları veya ürünlerin geldiği yerler kimi zaman habersiz kontrol ediliyor, analizlerde sorun çıkarsa çözüm önerisiyle birlikte bildiriliyor.

Sorun çok, talep yok

Özel sektörden sıkıntı duyulan herhangi bir konuda araştırma yapılması talebi gelmemesinden yakınan Erol, şunları söyledi:

“Açıkçası bununla ilgili Türkiye’de çok iyi bir atmosferin olduğunu söyleyemeyiz. Sorun çok ama çözüme yönelik çok talep gelmiyor. Bizim sorunumuz, daha doğrusu Türkiye’nin genel bir eksikliği, biz üniversiteler bunu bekliyoruz. Türkiye’de gerçekten Ar-ge hizmetlerinin yürüyüş şekli ve Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliğinin arzu edilen seviyede olmadığını söylemek lazım. Bunu söylerken bizim de üniversite olarak eksiklerimiz olduğunu kabul ediyoruz. Ama endüstrinin de bu anlamda daha aktif olması lazım. Sonuçta özel sektör, bu ülkenin özel sektörü, bu ülkede üretim yapıyor, istihdam sağlıyor, vergi veriyor. “

Bölümün akademik personeli; lisans ve lisansüstü eğitim, bireysel araştırma projeleri ve danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra çeşitli bilimsel araştırma birimlerinde hakemlik, bilimsel dergilerde editörlük ve hakemlik, YÖK, TÜBİTAK, DPT, Türk Gıda Kodeksi Komisyonu ve ihtisas alt komisyonlarında görev alıyor. Bölüm uluslararası katılımlı seminerler, toplantılar düzenliyor, eğitim programları uyguluyor, meslektaşlarını bilgilendiriyor ve konuların bilimsel bir platforma tartışılmasına imkan sağlıyor. Medya kuruluşları vasıtasıyla üretici ve tüketiciyi gıda hijyeni ve teknolojisi konularında bilinçlendirme çabalarını sürdüren bölüm, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi, Veteriner Hekimler Derneği, Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği ve Veteriner Hekimler Odası gibi kuruluşları aracılığıyla da mezunlarıyla olan bağını canlı tutuyor.

Ve akreditasyon

AB’deki mesleki performansla ve yapılanma ile ilgili süreci kendine örnek alan bölüm; veteriner hekimlik içerisinde gıda güvenliği ve halk sağlığını korumanın öneminin bilincinde çalışmalarını yürütüyor. Gıda güvenliğini gündeminin ön sıralarına çeken AB’ye entegrasyon süreci dikkate alındığında, Veteriner Fakültesi olarak Nisan ayında büyük bir başarıya imza atıldı. Fakülte, 4 yıllık bir izleme sürecinin sonunda Avrupa Veteriner Hekimleri Eğitim Birliği’nden kurumsal akreditasyonu aldı. Bu, Türkiye’deki veteriner fakülteleri arasında bir ilk. Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Erol, geçirdikleri 4 yıllık uyum sürecini “Başta dekanlığımız olmak üzere bütün fakülte ayrıntılı bir incelemeden geçti. Fakültemizin başarısı ama biz de bölüm olarak gerçekten üzerimize düşeni yaptık. Böylece fakültemizde uygulanan program ve eğitimin yeterliliği tescillenmiş oldu” sözleriyle anlattı. 

AB’ye akreditasyon sürecinde iyi bir sınav veren bölüm, Erasmus programı kapsamında Avrupa Birliği üye ülkeleri veteriner fakülteleri ile öğrenci değişim programına da aktif olarak katılıyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.