Gıda Hattı

AB: Türkiye’nin tarım politikasında “Geriye gidiş”, gıda güvenliğinde “sınırlı ilerleme” var

20 Ekim 2021, 12:22
Paylaş
AB: Türkiye’nin tarım politikasında “Geriye gidiş”, gıda güvenliğinde “sınırlı ilerleme” var

Türkiye’nin tarım ve kırsal kalkınma alanlarında sınırlı derecede hazırlık seviyesine ulaştığının görüldüğü vurgulanan AB Komisyonu 2021 Türkiye Raporu’nda, “Raporlama döneminde AB’nin Ortak Tarım Politikası’nın temel ilkelerinden uzaklaşan uygulamaların benimsenmesi nedeniyle tarım politikasında geriye gidiş; gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı alanlarında ise sınırlı ilerleme olduğu tespit edilmiştir” denildi.

AB Komisyonu 2021 Yılı Genişleme Strateji Belgesi ile 2021 Türkiye Raporu’nu da yayınladı.

“Türkiye, AB için anahtar ortak”

“Türkiye’nin Avrupa Birliği için anahtar ortak” olmaya devam ettiğinin altı çizilen Raporda,  Ekim 2005’te başlatılan AB’ye katılım müzakereleri sürecinde 16 başlığın müzakerelere açıldığı, 1 başlığın geçici olarak kapatıldığı; Haziran 2019 tarihli AB Genel İşler Konseyi kararları ile mevcut şartlar altında Türkiye'nin katılım müzakerelerinin fiili bir şekilde durma noktasına geldiği, başka müzakere başlıklarının açılması veya kapanmasının düşünülmediğinin not edildiği anımsatıldı.

Raporda, şöyle denildi:

“Türk Hükümeti, olumsuz gidişatı tersine çeviremedi”

“Türk Hükümeti AB üyelik sürecine bağlılığını pek çok kez yinelemesine rağmen, reform gündemine ilişkin olumsuz gidişatı tersine çevirmemiştir. Pek çok alandaki gerileme ile birlikte AB’nin demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ve yargının bağımsızlığında geriye gidiş olduğuna yönelik ciddi endişeleri ele alınmamıştır.

AB’nin aşamalı, orantılı ve tersine çevrilebilir bir şekilde Türkiye ile ortak fayda alanlarına yönelik olarak AB-Türkiye ilişkilerinde daha olumlu bir “dinamiği beslemeyi” öngördüğü ve bunun AB Konseyi tarafından belirlenen koşullara tabi olduğu not edilmiştir. Bununla birlikte, AB ve üyelerinin çıkarlarını koruma ve bölgesel istikrar taahhüdü hatırlatılmıştır. Bu bağlamda iklim, göç ve güvenlik konularında AB-Türkiye üst düzey diyalog toplantıları gerçekleştirilmiştir ve yakında sağlık alanında diyalog toplantısı yapılacaktır.

Türkiye’nin pandemi ile mücadelesi

Ekim ayı itibarıyla Türkiye’de 7,6 milyon COVID-19 vakası ve 64.000 pademi sebepli ölüm gerçekleşmiş; nüfusun yaklaşık %71’i tam doz aşılanmıştır. COVID-19 pandemisinin yıkıcı etkisiyle ekonomik yansımalarını hafifletmek ve iç talebi artırmak için Türkiye önemli ölçüde tedbir almıştır. Pandeminin başlangıcından bu yana COVID-19'un önlenmesi ve tedavisi ile ekonomik ve sosyal etkilerin hafifletilmesi için 103 milyon Euro’nun üzerinde AB fonunun yeniden tahsis edilmesi de dahil olmak üzere çeşitli önlemlerle AB, Türkiye'nin yanında olmuştur.”

Rapor özeti

AB Türkiye Raporu’ndan bazı başlıklar da şöyle:

  • Türkiye'nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Demokratik gerileme devam etmiştir. Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal eksiklikleri sürmektedir. TBMM, Hükümeti hesap verebilir tutmak için gerekli araçlardan yoksun kalmaya devam etmiştir. Sağlam ve etkili bir kuvvetler ayrılığı sağlanmadan yetkilerin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde merkezileştirilmesi sürmüştür. Etkin bir denetleme ve denge mekanizmasının yokluğunda, yürütme organının demokratik hesap verebilirliği seçimlerle sınırlı kalmaktadır. Muhalefet partilerinin hedef alınması devam etmiş ve Türkiye'de siyasi çoğulculuğun zayıflamasına sebebiyet vermiştir. Raporlama döneminde Cumhurbaşkanı Merkez Bankası Başkanı’nı iki kez görevden almıştır.

Yerel demokrasi zayıflıyor

  • İktidar koalisyonu hükümetinin muhalefet partilerine üye konumundaki belediye başkanlarına yönelik baskısı, yerel demokrasinin daha da zayıflamasına sebep olmuştur. Muhalefet partilerinin belediye başkanları idari ve adli soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştır. Yüzlerce yerel siyasi ve seçilmiş makam sahibi terörle bağlantılı suçlamalarla tutuklanmıştır.
  • Güneydoğu'daki durum çok endişe verici olmaya devam etmektedir. Terörle mücadele devletin meşru hakkı olmakla birlikte, terörle mücadelenin hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlüklerle uyum içerisinde sürdürülmesi esastır. Terörle mücadele tedbirleri orantılı olmalıdır.

Sivil toplum baskı altında

  • Sivil toplum ile ilgili konularda önemli ölçüde gerileme devam etmiştir. Sivil toplum sürekli bir baskıya maruz kalmış ve özgürce hareket etme alanları ifade ve örgütlenme özgürlükleri sınırlanarak azalmaya devam etmiştir.
  • Türkiye'nin kamu yönetimi reformu alanındaki hazırlıkları orta derecede olmakla birlikte rapor döneminde ilerleme kaydedilmemiştir. Yönetimin siyasallaşması devam etmiştir.

Yargı bağımsızlığı endişeleri

  • Türkiye'nin yargı sisteminin AB’ye uyum hazırlık düzeyi başlangıç aşamasındadır ve 2016 yılından itibaren ciddi gerileme devam etmiştir. Yargının sistematik bir biçimde bağımsızlıktan yoksunluğuna ve hakimler ve savcılar üzerindeki aşırı baskıya ilişkin endişeler devam etmektedir. Yeni İnsan Hakları Eylem Planı, yargı bağımsızlığına ilişkin önemli eksikliklerin hiçbirini ele almamaktadır.

Yolsuzlukla mücadelede ilerleme yok!

  • Yolsuzlukla mücadele alanında AB’ye uyum hazırlıkları başlangıç aşamasındadır ve herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir. Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine uygun şekilde yolsuzlukla mücadelede önleyici kurumlar oluşturulmamıştır. Yasal çerçeve ve kurumsal mimarideki kusurlar, yolsuzluk davalarının soruşturma ve kovuşturma aşamalarında siyasi etkiye izin vermiştir. Kamu kurumlarının hesap verebilirliği ve saydamlığı iyileştirilmelidir. Yolsuzluk birçok alanda yaygındır ve ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş davaları

  • İnsan hakları ve temel haklara ilişkin gerileme devam etmiştir. Olağanüstü hâl sırasında getirilen tedbirlerin çoğu yürürlükte kalmıştır. Mevzuat ve uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM içtihadına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
  • Gazetecilerin, yazarların, avukatların, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının ve eleştirel seslerin faaliyetlerine ilişkin geniş çapta getirilen kısıtlamalar, bu özgürlüklerin kullanılmasını olumsuz etkilemeye ve otosansüre yol açmaya devam etmektedir. Türkiye’nin özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesi, yargının uluslararası ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeleri daha da artırmıştır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, bu yöndeki standartlara bağlılığını sorgulatmıştır.

İfade özgürlüğü eleştirisi

  • İfade özgürlüğü alanındaki ciddi gerileyiş devam etmiştir. Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalefet partilerinden politikacılar, öğrenciler ve sosyal medya kullanıcılarına yönelik cezai davalar ve mahkumiyetler devam etmiştir.
  • Tekrar eden yasaklar, barışçı gösterilere orantısız müdahaleler ve aşırı güç kullanımı, soruşturmalar, idari para cezaları ve göstericilere terörle ilgili faaliyetler suçlamasıyla yargılamalar nedeniyle toplanma ve örgütlenme özgürlüğü alanında önemli ölçüde gerileme olmuştur.

Azınlık hakları ve cinsiyet temelli şiddet

  • Azınlıklara ve en korunmasız gruplara mensup kişilerin haklarının daha iyi korunması gerekmektedir. Cinsiyet temelli şiddet; ayrımcılık; LGBTI bireyler başta olmak üzere azınlıklara yönelik nefret söylemleri ciddi ölçüde endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.
  • Türkiye sığınma ve göç politikası alanında kısmi ilerleme kaydetmiştir ve Doğu Akdeniz rotası boyunca etkin göç yönetiminin sağlanmasında kilit rol oynamıştır.
  • Türkiye dünyadaki en büyük göçmen ve sığınmacı nüfusuna evsahipliğiyle üstün çaba göstermeye devam etmektedir (3,7 milyon Suriyeli ve 320 bin Suriye-dışından göçmen). AB’nin Sığınmacılar için Mali Yardım Aracı kapsamında onaylanan 6 milyar Euro tutarındaki AB mali desteğinin 4.2 milyar Euro kadarı Ağustos 2021’e kadar dağıtılmıştır.

Vize kriterleri yerine getirilmedi

  • Ele alınması öngörülen vize serbestleştirme kriterlerinin hiçbiri yerine getirilmemiştir. Türkiye'nin vize politikasına ilişkin mevzuatını AB müktesebatıyla daha da uyumlu hale getirmesi gerekmektedir.
  • Doğu Akdeniz'de gerilim 2021 yılının başından itibaren azalmıştır.
  • Türkiye Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerini durdurmuştur. Ancak, Ekim ayı başında Türk savaş gemileri “Nautical Geo” gemisinin araştırma faaliyetlerini engellemiş ve G. Kıbrıs açıklarını da kapsayacak şekilde sismik araştırmalar yapmak üzere NAVTEX yayınlamıştır.

Kıbrıs’ta Kapalı Maraş’ın statüsünün değiştirilmesi

  • Türkiye ilgili BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan tek taraflı kararlarla, kapalı Maraş şehrinin statüsünü değiştirmeye yönelik eylemlerde bulunmaya devam etmiştir. AB Türkiye'nin tek taraflı adımlarını ve Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs Türk Toplumu Lideri tarafından 20 Temmuz 2021'de kapalı şehir Maraş’ın yeniden açılmasına ilişkin açıklamalarını şiddetle kınamış ve derhal bu eylemlerin ve Ekim 2020'den bu yana Maraş ile ilgili atılan tüm adımların geri alınması çağrısında bulunmuştur.
  • Türkiye-AB Ortaklık Anlaşması’na Ek Protokol’ü tam olarak ve ayrım yapmaksızın uygulama yükümlülüğünü Türkiye hâlâ yerine getirmemiş olup, G. Kıbrıs ile arasındaki doğrudan taşımacılık bağlantılarındaki kısıtlamalar da dâhil olmak üzere, malların serbest dolaşımı önündeki tüm engelleri kaldırmamıştır.
  • G. Kıbrıs ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin ilerleme bulunmamaktadır.

Ekonominin işleyişine yönelik endişeler sürüyor

  • Ekonomik kriterler kapsamında Türkiye ekonomisinin ilerlemiş konumu devam etmektedir ancak, ekonominin işleyişine ilişkin ciddi endişeler sürmektedir.
  • Resmi makamlar iç talebi artırmak ve COVID-19 pandemisinin ekonomik yansımalarını yumuşatmak için büyük ve geniş kapsamlı bir dizi önlem yürürlüğe koymuş ve bunun sonucunda da ekonomi hızlı bir şekilde toparlanarak, 2020'nin üçüncü çeyreğinde kriz öncesi seviyelere ulaşmıştır. Krize yanıt olarak politikalar uygulamaya konulmakla birlikte, kurumsal ve politika eşgüdümündeki zayıflıklar, yetkililerin eylemlerinin güvenilirlik ve etkinliğini zayıflatmış ve dengesizliklerin artmasına yol açmıştır.
  • Makroekonomik politika karması kredi kanalına çok fazla bağlı durumda kalırken, doğrudan mali destek önlemleri oldukça sınırlı düzeyde gerçekleşmiştir.
  • Geçen yılki güçlü parasal genişleme lirayı zayıflatarak, enflasyonu ve dolarizasyonu artırmış ve portföy çıkışlarını tetiklemiştir.

Merkez Bankası Başkanının görevden alınması

  • Cari açığın 2019'da kapanmış olması durumu uzun sürmemiştir; dış dengesizlikler önemli bir kırılganlık olmaya devam etmektedir.
  • Para politikası 2020 sonbaharında sıkılaştırılmış, ancak Merkez Bankası Başkanının atanmasından sadece dört ay sonra Mart 2021'de görevden alınması finansal piyasa istikrarsızlığına yol açarak, yetkililerin enflasyonu düşürme taahhüdünün sorgulanır hale gelmesine sebep olmuştur.
  • Kurumsal ve yasal düzenleyici ortam daha da zayıflamıştır; öngörülebilirlik, saydamlık ve yasaların uygulanması ile ilgili devam eden sorunlar bulunmaktadır.
  • Devletin fiyat belirleme mekanizmalarına etkisi sürmektedir.
  • Devlet yardımları alanında uygulama yasaları ve saydamlığın sağlanması gerekmektedir.
  • 2020 sonbaharına kadar gevşek para politikası ve düzenleyici tedbirlerle desteklenen banka kredileri, özellikle devlet bankaları tarafında güçlü bir şekilde artış göstermiştir.

İşgücü piyasasındaki olumsuzluklar

  • Pandemi işgücü piyasası ve yoksulluk üzerinde derin bir olumsuz etkiye yol açmıştır. İstihdam seviyeleri birkaç yıl önceki seviyesinin çok altına düşmüş ve istihdama katılım cesareti kırılan işçilerin sayısı önemli ölçüde artmıştır.
  • Kadınların istihdama katılımı çok düşük seviyededir ve istihdamda ya da eğitim – öğretimde olmayan gençlerin oranı artmıştır. İş aramaktan vazgeçen işsiz nüfusun önemli ölçüde arttığı görülmektedir.
  • AB içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleri ile başa çıkma kapasitesine ulaşma konusunda Türkiye iyi bir hazırlık düzeyine sahiptir; raporlama döneminde sınırlı ilerleme kaydedilmiştir.
  • Eğitime erişimin iyileştirilmesinde kaydedilen bazı ilerlemelere rağmen eğitim sistemi ile işgücü piyasası ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluk devam etmektedir.
  • Ar – ge yatırımlarındaki düşük seviyeli artış devam etmekle birlikte, Hükümet’in hedeflediği oranın gerisinde kalınmıştır.
  • Enerji tedarikinin çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarında ilerleme sağlanmıştır.
  • Yerel içerik gerekliliğinin genişletilmesi endişe verici niteliktedir.

Gümrük Birliği

  • Türkiye’nin dış ticaretinde AB’nin payı az miktarda da olsa artış göstermiştir.
  • Üyeliğin getireceği sorumlulukları üstlenme kapasitesi kapsamında Türkiye’nin AB müktesebatıyla uyumunun çok sınırlı olduğu ve gerek duyulan alanlarda sağlandığı görülmektedir.
  • Gümrük Birliği’nin işleyişi açısından kilit önemdeki İç Pazar ile ilgili çerçeve kapsamında malların serbest dolaşımı açısından Türkiye iyi derecede hazırlığa sahiptir ancak, Gümrük Birliği’nin işleyişini etkileyen teknik engeller devam etmektedir.
  • Gayrimenkul ve varlık alımlarına ilişkin bazı engellerin devam etmesi nedeniyle sermayenin serbest dolaşımına ilişkin hazırlık derecesi orta düzeydedir.

Sağlık ve tüketicinin korunması

  • COVID-19’a karşı aşı kampanyası örneğinde de görüldüğü şekilde sağlık ve tüketicinin korunması alanında iyi derecede uyumlaşma sağlanmıştır. Ancak, paydaşlarla istişare, eşgüdüm ve ayrıca idari kapasitenin güçlendirilmesi gerekmektedir.
  • “Rekabetçilik ve Kapsayıcı Büyüme” kümesi altındaki uyumlaşma açısından özellikle ekonomi ile ilgili başlıklarda geriye gidiş olduğu ve bu durumun özellikle AB sanayi politikası ilkelerine uymayan işletme politikaları izlenmesi ve Merkez Bankası üzerindeki siyasi baskının yoğunlaştırılması nedenlerinden kaynaklandığı görülmektedir.
  • Sosyal politika ve istihdam alanında geriye gidiş mevcuttur.
  • Vergi oranlarının sürekli olarak değişmesinin önüne geçilmesi, AB ülkeleriyle bilgi alışverişinin sürdürülmesi ve açık bir vergi stratejisi oluşturulması gerekmektedir.
  • Medya sahipliğinde yoğunlaşma meydana gelmesi ve yeterli rekabetin bulunmaması nedeniyle bilgi toplumu ve medya alanında geriye gidiş sürmektedir.
  • Eğitim ve öğretim alanında özellikle kız çocukları ve dezavantajlı gruplara özel önem verilmesi ve daha kapsayıcı eğitim sağlanması gerekmektedir.

Yeşil Gündem ve Sürdürülebilirlik

  • Yeşil Gündem ve Sürdürülebilir Bağlantılılık ile ilgili düzenlemeler kümesine ilişkin olarak Türkiye’nin ulaştırma ve enerji politikaları alanındaki hazırlıkları orta düzeydedir.
  • Enerji ve ulaştırma alanlarında Türkiye’nin uyumu orta derecededir.
  • Çevre ve iklim değişikliği konusunda belirli bir dereceye kadar hazırlıklı durumda olan Türkiye, kritik çevre ve iklim güçlükleri ve bunların ele alınması ve azaltımı açısından zorluklarla karşı karşıyadır. Paris Anlaşması'nın onaylanması da dahil olmak üzere atık yönetimi, atık suların arıtılması ve mevzuat uyumu konularında kapasitenin artırılmasına ilişkin bazı ilerlemeler kaydedilmiştir ancak, uygulama alanındaki zayıflıklar devam etmektedir.
  • Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamında ulusal katkısını sunması ve bunu ulusal mevzuata yansıtan stratejik uzun vadeli karbondan arındırma ve uyum planları hazırlaması gerekmektedir.

tarim-uretim-gidahatti

Tarım politikasında geriye gidiş var!

  • Kaynaklar, Tarım ve Kapsayıcılık ile ilgili yasal çerçeve kümesine ilişkin olarak Türkiye’nin özellikle tarım ve kırsal kalkınma alanlarında sınırlı derecede hazırlık seviyesine ulaştığı görülmektedir. Ancak, raporlama döneminde AB’nin Ortak Tarım Politikası’nın temel ilkelerinden uzaklaşan uygulamaların benimsenmesi nedeniyle tarım politikasında geriye gidiş; gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı alanlarında ise sınırlı ilerleme olduğu tespit edilmiştir.
  • IPA II fonlarından faydalanılması ve yapısal zayıflıkların ele alınmasına ilişkin bazı ilerlemeler kaydedilmiştir.
  • Özellikle Ortak Gümrük Tarifeleri’nden ve ortak ticaret politikasından sapmalar nedeniyle dış ilişkiler alanındaki hazırlık düzeyi orta seviyededir. AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşmanın hemen ardından yapılan benzer anlaşma sayesinde raporlama döneminde bir miktar ilerleme kaydedildiği kabul edilmektedir.
  • Genel olarak birçok alanda mevzuatın AB müktesebatına uyumu için daha fazla çabaya ihtiyaç vardır. Tüm alanlarda uygulama ve yürütmenin önemli ölçüde iyileştirilmesi gerekmektedir. Düzenleyici makamların bağımsızlığının sağlanması ve idari kapasitenin geliştirilmesi, Türkiye'nin daha fazla ilerleme kaydetmesi için kilit önemdedir.”

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.