Gıda Hattı

AB, TGDF nin İzinde

21 Aralık 2006, 00:00
Paylaş
AB, TGDF nin İzinde

Avrupa Birliði Raporu

AB İlerleme Raporu Federasyonumuzun öteden beri savuna geldiği  gibi bakanlık ve belediyeler arasındaki yetki karmaşasına son verilmesini istiyor

Avrupa Birliği Komisyonu'nun 8 Kasım 2006 tarihinde açıklanan Türkiye ile ilgili Dokuzuncu İlerleme Raporu, 2006 yılı İlerleme Raporu (İR), "tarım", "gıda güvenliği, bitki ve hayvan sağlığı" ve "balıkçılık" dosyalarında tarama süreçlerinin tamamlanmasının ardından yayımlanan ilk İR olması açısından önem taşımakta. 

Rapor'un “Tarım” başlığı altında, 2006-2010 Tarım Strateji Belgesi’ni uygulamak üzere  Tarım Yasası'nın kabul edildiği belirtilmekte; verimlilik ve gıda güvencesine ağırlık veren Yasa gıda güvenliği ve tüketicilere ilişkin konulara yeterince öncelik vermediği belirtilmekte ve Türkiye'nin üretimle bağlantılı destekleme sisteminin, reforme edilen Ortak Tarım Politikası ilkeleri ile uyuşmadığı eleştirilmektedir. Kırsal alanların ve tarım sektörünün rekabet edebilirliği ve modernizasyonu ile entegre yönetim, kontrol sistemi ve tarımsal muhasebe veri ağı sistemi gibi tarımsal işletme sistemlerine yasal zemin oluşturulmaktadır. 

AB'nin sözünü ettiği üretimle bağlantılı destekleme sisteminde, çelişki söz konusudur. 2003 yılında yapılan Ortak Tarım Politikası (OTP) Reformu öncesi dönemde AB Doğrudan Gelir Desteği'ni (DGD) ürüne, bölgeye ve verime göre farklılaştırırken, başka bir deyişle üretimle bağlantılı olarak düzenlerken, Türkiye, 2000 yılında pilot proje ile başladığı, ardından tüm ülkeye yaygınlaştırdığı ve toplam tarım bütçesinin % 78'ini özgülediği DGD'yi hiçbir ölçüte bağlı kalmadan uygulamış, bu sistem Türkiye'de tarımsal üretim yapısının kırılmasında önemli rol oynamıştır. 2003 OTP Reformu ile AB, "Tek Ödeme Planı" adı verilen sistemle DGD'sini üretimle bağlantısız bir yapıya dönüştürürken, iç piyasasında bozulma oluşacağını düşünen üye ülkelere uygulamayı geciktirme hakkı tanımıştır. Türkiye halen üretimle bağlantısız DGD sistemi içinde tarım bütçesinin yarısına yakın tutarları amacı tanımlanmamış bir şekilde harcarken, üretim açığı bulunan yağ bitkilerine, düşük düzeyde prim ödeme yoluna gitmektedir. AB uygulaması üretimle bağlantılı iken tümüyle üretimle bağlantısız bir DGD uygulaması yapan Türkiye, 2003 sonrasında AB DGD'sini üretimle bağlantısız bir niteliğe dönüştürürken, çekingen bir politika içinde üretimle DGD arasında oldukça zayıf bir bağ kurmaya çalışmaktadır.  

Federasyon olarak: DGD ödemelerinin üretim planlamasının bir aracı olarak kullanılması, verimliliği desteklemesi ve üretimle bağlantılı olması gerektiğini savunmaktayız. AB'nin 1992 – 2003 arasında uyguladığı DGD ödemeleri de bu niteliktedir. Türkiye, adaylık sürecinde, tarım sektöründe rekabet kazanabilmek için, DGD ödemelerini amaçsız kullanma uygulamasından vazgeçilmelidir. Ayrıca, AB tavsiyesine uyularak prim ödemeden vazgeçilmesi durumunda, yağ bitkileri, pirinç v.b ürün  açığının artacağı beklenmelidir. 

İR'da, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın (TKB) yeniden yapılandırılmamasından dolayı birimler arasında yetki çatışmalarının devam ettiği ifade edilmektedir. TKB, katılımcı ve şeffaf olmayan süreçlerde, hazırlanan taslaklar devamlı değiştirilmektedir. Federasyon olarak gıda hizmetlerinin güçlü bir yapıya kavuşturulması eskiden beri arzumuzdur.

İR, TKB'da bölümler arasında yetki ve görev çatışmasının bulunduğunu,  Çiftçi Kayıt Sistemi'nin AB ile uyumlu olmadığını, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı'nda bir ilerlemenin kaydedilmediğini, Entegre İdari Kontrol Sistemi'nin uygulanmasına yeni başlandığı ifade etmektedir. Tarımdaki kayıt dışılık gıdayı da yakından ilgilendirmekte ve kayıtdışılığı teşvik eden  nedenlerden birini oluşturmaktadır. Bu durum hem haksız rekabeti sağlamakta ve hemde gıda güvenliğini tehdit etmektedir. 

Tüm İR'da olduğu gibi, 2006 Raporu'nda da, TKB'nın sığır eti ve canlı hayvan ithalatında teknik engel uygulaması eleştirilmektedir. Türkiye tarım ve gıda ihracının önünde önünde engel olarak duran bu anlaşmazlığın bir şekilde çözülmesi Türk gıda sektörü için elzemdir. 

İR'da, un ihracatına yönelik Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) uygulamaları, yasak ihracat desteği olarak nitelenmekte ve eleştirilmektedir. Rapor'a göre, TMO'nun iç piyasadaki buğday fiyatına göre daha ucuz bedellerle un ihracatı yapacak kişilere buğday vermesine yönelik uygulamalar, Türkiye'nin Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) verdiği taahhütlere aykırıdır. Bu konuda gümrüklerde saptanan yolsuzluklar da dikkate alınarak, DTÖ hakemlik uygulamalarına götürülebilecek bu düzenlemelerden   vazgeçilerek un sanayini de rahatlatacak bir çözümün bulunması gerekir. 

İR'nun kırsal kalkınmaya ilişkin Ulusal Strateji belirlenmiş olmakla birlikte, Eylem Planı ve Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Mali Yardım (IPARD) çalışmalarının tamamlanması istenmektedir.Rapor, Türkiye’nin, IPARD kapsamında AB'den yılda 150 milyon Euro dolayında bir kırsal kalkınma kaynağı kullanabilmek için, 1963 yılından bu yana geliştirdiği kendi gereksinimlerine uyarlı kırsal kalkınma politikalarını terk etmeye ve tümü ile AB'nin belirlediği bir yönetim yapısı içinde, AB politikalarını tercih etmeye, onlar içinden seçim yapmaya zorlamakta.   

Kalite politikalarında bir gelişme olmadığını ancak organik üretim alanında bazı ilerlemelerin olduğunu ifade edilmektedir.

Gıda, yem ve veterinerlik paketine ilişkin AB kurallarına uyum için herhangi bir yasal düzenlemenin yapılmadığı ifade edilmektedir. Federasyon olarak bizim görüşümüz, insan ve hayvan sağlığına yönelik Türk mevzuatında esas noksanlık yasal mevzuatın olmayışı değil uygulamanın yetersiz olmasıdır. Bakanlığın yeniden yapılandırılarak uygulamanın güçlendirilmesi gerekir. Özellikle merkezi birimlerle yerel birimler arasında bilgi aktarımının yetersizliği Türk gıda sektörünü etkilemekte haksız rekabete yol açmaktadır. 

Hayvan sağlığı politikasındaki yetersizlik Kuş Gribi salgınında eksiklikleri ortaya koyduğunu, olumlu olarak, Türkiye'nin bu alanda AB ve diğer uluslararası kuruluşlara bilgi akışını şeffaf bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade etmektedir. İR'da, yaygın hayvan hastalıklarının eredike edilemediğine vurgu yapılırken, sığırlarda kayıt sisteminin geliştiği, koyun ve keçi kayıt sisteminde ise bir ilerlemenin gözlenmediği ifade edilmektedir. Rapor'a göre, Türkiye'nin hayvan sağlığı  kontrol hizmetleri de AB ile uyumlu değildir.

İR, bir üçüncü ülke olarak Türkiye'nin, Ulusal Kalıntı İzleme Programı'nda önemli bir ilerleme sağladığını belirtmektedir. Süt, süt ürünleri ve kanatlı sektörü kalıntı planı AB tarafından onaylanmıştır. Buna karşılık hayvan refahı alanında bir gelişme sağlanmamıştır. Tarımsal gıda tesislerinin AB hijyen şartlarını karşılayabilmesi için hijyen ve gıda kontrollerin deki eksikliklerin giderilmesi istenilmektedir. Gıda güvenliği Federasyonumuzun da vazgeçilmezlerindendir. Onun için hijyen kılavuzlarının biran önce tamamlanarak yayınlanması ve uygulamaya konulması gerekmektedir.

İR, Federasyonumuzun öteden beri savuna geldiği  gibi 5179 sayılı Gıda Yasası'nda bir revizyon yapılarak, bakanlık ve belediyeler arasındaki yetki karmaşasına son verilmesi ve hijyen – gıda kontrol hizmetlerinde bütünlük sağlanması gereğine işaret etmektedir. Rapor, etiketleme, reklam, dondurulmuş gıda ışınlanmış gıda, maden suları, özel beslenme amaçlı gıda, gıda katkıları ve bunların saflık kriterleri gibi alanlarda AB ile uyumun önemli oranda sağlandığını belirtmekte, buna karşılık Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar konusunda AB müktesebatının dikkate alınmamasını eleştirmektedir. Tarım Bakanlığı’nın GDO’lu ürünleri yok sayarak herhangi bir düzenleme yapmaması kabul edilecek bir durum değildir. Bu başını kuma gömmekten başka bir şey değildir. 

Rapor, bitki sağlığı alanında sınırlı ilerleme kaydedildiği tohum kalitesi, bitki sağlığı, bitki koruma ve zirai karantina alanında Türk mevzuatı AB ile uyumlaştırılmadığı ifade edilmektedir. Karantina kontrollerinin aynılaştırıldığı, zirai mücadele enstitülerinin teşhis kapasitelerinin AB standartlarıyla uyumlaştırıldığı ifade edilmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatının güçlendirilmesi gerektiği, önceki İR'da olduğu gibi 2006 İR'da da vurgulanmaktadır.

Genel olarak, 2006 İlerleme Raporu'nun, kendisinden önceki sekiz İlerleme Raporu'na kıyasla farklı bir içeriğinin bulunmadığı belirtilmektedir. AB, ortak piyasa düzenleri gibi Türkiye'nin ivedi gereksinimi olan alanlarda "aceleci" bir tavır sergilemezken, açık rekabet üstünlüğü olan "hayvancılık" alanında her türlü "uyum" çalışmasını yakından izlemekte ve desteklemektedir. 

Türkiye Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu bir kez daha, AB müzakerelerinin ulusal yararlara uyarlı bir şekilde yürütülmemesi, yatırım eksikliğinin giderilmemesi, rekabet düzeyinin yükseltilmemesi halinde, ülkemiz tarım ve gıda  sektörü açısından yıkıcı sonuçlar getireceğini kamuoyuyla paylaşmayı görev bilir.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.