Gıda Hattı

AB'de 5. sırada

19 Aralık 2007, 11:08
Paylaş
AB'de 5. sırada

 İspanya gıda sektörü

İspanya Gıda ve İçecek Federasyonu FIAB, 8.000 üyesiyle bu yıl 30. yılını kutluyor.

İspanyol mutfağının ünlü pilavı “Paella” yemeden gelmeyin, önerisinde bulunuyor İspanya’yı gezenler… Tavuk eti, balık ve deniz ürünleri ile pişirilen Valensiya yöresinin bu çok meşhur ve son derece lezzetli pilavı için, bir çok kaynakta bu topraklarda yaşamış olan Roma ve Arap kültürünün izlerini taşıdığı söyleniyor. Yine ülkenin güneyinde bulunan Endülüs (Andalucia) yöresine ait olan ve adını “Islatılmış ekmek” anlamındaki Arapça bir sözcükten alan gazpacho yemeği…Bir tür soğuk çorba olan gazpacho, İspanya’ya has çok kültürlülüğün de göstergesi adeta.

Avrupa ve Afrika’yı birleştiren tarih

Sadece mutfağından bir iki örnekle açıklamaya çalıştığımız kültür çeşitliliğinde, Avrupa ve Afrika’nın buluştuğu ve Atlas Okyanusu ile Akdeniz’in birleştiği yer olmasının çok etkisi var. İspanyol tarihine göz attığımızda, Avrupa’nın ilk yerleşim yeri olarak bilinen Cadiz’in Fenikeliler tarafından kurulduğu, bu toprakların daha sonra Eski Yunan, Roma ve Arap medeniyetinin etkisi altında kaldığı görülüyor. Mağribiler olarak bilinen Araplar, Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek İspanya'yı işgal ederler ve yaklaşık yediyüz yıl burada hakimiyet kurarlar. Böylece Arap kültürü İspanya'yı çok büyük boyutlarda etkiler. Flamenkosundan mutfağına varıncaya kadar, günümüz İspanyol yaşamına ait bir çok unsurda o dönemlerin izi olduğu görülür. Bugün İspanyol müziği ve Flamenkoda önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi Arapça isimleri vardır.

Günümüz İspanya’sı AB’nin en güçlü üyelerinden biri

Çok zengin bir tarihi ve kültürel geçmişi olan İspanya, günümüzde hiç kuşkusuz AB’nin hatta dünyanın sayılı ekonomilerinden biri oldu. 1986 yılında AB’ye tam üye olmasının ardından ekonomisinde ciddi açılımlar yaşayan İspanya, bugün AB’nin 5. güçlü ülkesi konumuna geldi. GSYİH itibariyle yaklaşık 1 trilyon dolar civarında bir büyüklüğe sahip olan ülkenin, tarım ve gıda sektörü ise bu güçlü ekonominin turizm ile birlikte en verimli sektörleri arasında yer alıyor. Yaklaşık 7 milyon hektara yayılmış geniş tarım arazileri ve özellikle şarap ve zeytinyağı üretimiyle dünyada ilk sıralarda yer alan İspanya, dış ticaretinin büyük bir kısmını Euro Bölgesi ülkelerine ve AB’ye yapıyor.

İspanya-Türkiye ilişkileri

Türkiye - İspanya ilişkilerine baktığımızda ise, son 15 yıldır özellikle ticari ve ekonomik alanlarda bir gelişme görülüyor. 1992 yılında imzalanan ‘Ekonomik ve Endüstriyel İşbirliği Anlaşması’ ile başlayan ve 1993’te ‘Karşılıklı Yatırımların Korunması Anlaşmasıyla’ devam eden ilişkilerdeki gelişme, İspanya’nın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı zamanında daha da ivme kazandı. 1 Ocak 2004 tarihinde yürürlüğe giren ‘Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’ resmi kurumlar arasındaki ilişkilerin yükselmesinin yanı sıra İspanyol yatırımcılarının da Türkiye’ye ilgisinin artmasına neden oldu. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD ile İspanyol İşverenler Konfederasyonu (CEOE)’nun işbirliği anlaşmaları ve diğer gelişmeler ise ikili ilişkilerde kalıcı bir ortam hazırlamaya yönelik adımlar oldu.

Bu girişimlerin ve işbirliği çalışmalarının, sonuçları itibariyle olumlu yansımaları da oldu tabii. Geçtiğimiz aylarda Avrupa Birliği'nin katkısıyla "İntune" adlı araştırma merkezi tarafından İspanya’da bir anket gerçekleştirildi. Halka, parlamenterlere ve işadamlarına, AB, AB’nin genişlemesi ve aday ülkeler üzerine görüşlerinin sorulduğu anketin Türkiye ile ilgili bölümünde, gerek İspanyol halkının gerekse parlamenterlerin büyük bir oranda, gelecekte Türkiye'nin AB üyeliğini savunduğu ortaya çıktı. Ankette, İspanyolların %77,4'ü AB'nin yeni ülkelerle genişlemesinden yana olduğu, %56’sı da Türkiye'nin AB üyeliğine olumlu baktığı ortaya çıktı. Halkın sadece %25’i Türkiye’nin AB üyeliği için “tehlikeli” derken, işadamlarında bu oran %35’leri buldu. İspanyol işadamları arasında hayır oranının fazla çıkmasında, Türkiye’nin AB’nin 5. ithalatçı ülkesi olmasının ve tarım ürünleri yönünden İspanya ile benzer ürünler üretmesinin, özellikle AB’ye ihracatında İspanya’nın elini zayıflatacağı endişesi olduğunu akla getiriyor. Direkt bu konuyla bağlantılı olmasa da İspanya Ticaret Ataşeliği, hem İspanyol yatırımcıların hangi alanlarda ülkemize yatırım yapabilecekleri, hem de gıda ve tarım sektörümüzün kapasitesi hakkında dönem dönem araştırmalar yaptırıyor.

 İspanya Gıda Sektörü ve FIAB

2006 verilerine göre 77 milyar Euro’luk üretim hacmiyle dünyanın ve AB’nin sayılı sektörlerinden biri olan İspanya gıda ve içecek sektörü, Avrupa’da satışlar açısından beşinci durumda. İspanya’nın toplam sanayi üretiminin %17’sini, katma değer bakımından %12’sini ve işçilikte %15’ini oluşturan en geniş ve temel sektörlerinden biri aynı zamanda.

2006 yılı itibariyle gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık 34.000 firmada 490.000 kişi çalışıyor. Sektörün %99 ‘u ülkemizde olduğu gibi çok sayıda KOBİ’ den oluşuyor. 6.000’in üzerinde firma ise 10 kişiden fazla işçi çalıştırıyor.

2006 yılında ihracat %8.79 artışla 14 milyar Euro’ya yükselirken, ithalat bir önceki yıla göre % 6.04 artışla 17 milyar Euro oldu.

İspanya özellikle zeytin ve zeytinyağı piyasasında dünyadaki lider konumunu yıllardır korumakta. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi 2003 yılı raporlarına göre, sofralık zeytin üretiminde %25 pay (300.000 ton) ve 125.000 tonluk ihracatla da lider durumundadır.

İspanya’nın bu önemli sektörü birlik, dernek ve federasyonlar şeklinde çok iyi örgütlenmiş durumda. Gıdahattı olarak bu örgütlenmelerin içerisinde önemli bir yeri olan İspanya Gıda ve İçecek Federasyonu FIAB Başkanı Jesús Serafín Pérez ile görüşerek, İspanya gıda ve içecek sektörü hakkında bilgi ve ülkemizle ilgili görüşlerini aldık.

8.000 firmanın temsilcisi

Gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren 52 dernek ve bunlara bağlı 8.000 firmayı temsil eden FIAB, bu yıl 30. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Temel işlevi itibariyle FIAB’ ın, sektörü yakından ilgilendiren, yakın gelecekte faaliyetlerine etki etmesi muhtemel olaylar ve gelişmeler hakkında üye firmalarını bilgilendirmek, ulusal ve öncelik AB olmak kaydıyla, uluslararası platformların karar verme mekanizmalarında sektörü temsil etmek amacını taşıdığını belirten Perez; “FIAB ülkemizdeki gıda üreticilerini bir araya getiren bir işverenler federasyonudur, İspanyol İşverenler Konfederasyonu’na (CEOE) katılan ilk sektörel birliklerden de biridir. FIAB kurulmadan önce İspanyol gıda ve içecek firmalarının ortak temsilcisi yoktu ve temsilcilik alt sektörel kuruluşlarla sınırlıydı. Şu anda İspanyol Gıda ve İçecek sektörünü oluşturan alt sektörler, federasyonun çatısı altında toplanmış durumdalar.” diyerek tanıtıyor federasyonu.

Yılda bir kez bir araya gelen ve sektörel dernekleri bir araya getiren genel kurul, FIAB’ ın temel yürütme organıdır. Yönetim komitesi her derneğin temsilcilerinden oluşuyor ve yılda iki kez toplanıyor. Bu komite, federasyon başkanı, başkan vekilleri, sıra ile sekiz temsilci ve genel müdür tarafından oluşturulan ve ayda bir kez toplanan bir komisyon seçiyor.

Her ay, genel sekreterler ve dernek yöneticilerinden oluşan yönetim kurulu toplantısı yapılıyor. Bu kurul halihazırdaki FIAB faaliyetleri hakkında bilgilendiriliyor ve öneriler sunuluyor. FIAB, genel müdür tarafından koordine edilen departmanlardan oluşuyor. Uluslararası ilişkiler, ihracat tanıtımı, gıda yasası, teknik işler, eğitim, yenilik ve teknoloji, iletişim adı altında faaliyet gösteren bu 7 departman federasyonun tüm çalışmalarını da üstleniyor.

 Süreç iyi yönetildi

1 Ocak 1986 tarihinde Portekiz’le birlikte AB’ye tam üyeliğe kabul edilen İspanya, tüm kurumları ve işleyişleri itibariyle AB normlarına uyum sağlamaya çalışırken, iş dünyası da önlerine gelen ve kendilerine yeni ufuklar açacaklarına inandıkları bu yeni duruma adapte olabilmek için çok çalışırlar. AB’ye giriş sürecinde yaşadıkları bir takım sıkıntıların doğal olarak meydana çıktığını, federasyon olarak bu süreçte sektörü her yönüyle bilgilendirdiklerini belirten Perez, o yılları; ‘yeni bir sisteme giriyorduk ve diğer ekonomiler İspanya ekonomisinden güçlüydü. Kuralları değiştirerek yeni bir model adapte etmek her zaman zor olmuştur, tabii bunun sonucu olarak ilk yıllarda kaçınılmaz bir şekilde ticaret dengemiz olumsuz etkilendi, fakat bu süreci iyi yönettik, sonuçta ortadaki mantıklı bir durumdu’ diye özetliyor.

FIAB kuruluşundan itibaren; ekonomi, mali politika, AR&GE, işgücü, gıda yasası, dış ticaretin tanıtımı, eğitim, çevre ve iletişim konularındaki faaliyetlerde yoğunlaşır, bu amaçla 1983 yılında AB nezdinde kendi görüşlerini savunmak için Brüksel delegasyonu kurulur. 1986 yılında da Avrupa Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’na (CIAA) tam üye olur. Başkan Perez CIAA çalışmaları ile ilgili olarak; “Farklı alanlarda işbirliği yapıyoruz. Diğer federasyonlarla karşılıklı işbirliği bizim için öncelik arz ediyor, çünkü deneyimlerini ve uygulamalarını paylaşmaya ihtiyacımız var. Bu ilişkilerde esas amacımız ortak konularda işbirliği yapmak, deneyimleri paylaşmak ve bir bilgi ağı oluşturmak” açıklamasını yapıyor.

Ticaret konusunun sektörel kurumlardan ziyade gıda firmalarının işi olduğunu belirten Perez, Türkiye ile ticaretlerine ilişkin belirgin bir zorlukla karşılaşmadıklarını, karşılaştıkları sorunların ise sadece Türkiye ile yaşanan şeyler değil, uluslararası ticaretin ortak sorunu olduğunu vurguluyor. Engeller azaldıkça iki ülke arasında farklı sektörlerde ticaretin artacağına inandığını da ilave ediyor.

Türk gıda ihracatçılarının en çok önem vermesi gereken konunun, büyüyen uluslararası ticarete iyi şekilde hazırlanabilmek olduğunu, kalite, hizmet, gıda güvenliğinin öncelikli olarak halledilmesi gerektiğini belirten başkan, AB’nin gıda üretimi, gıda güvenliği ve ihracatı ile ilgili katı kuralları olduğunu da hatırlatıyor.

Dünya gıda ticaretinin gelecekteki gelişimi hakkındaki bir sorumuza da, Doha Raundu konusunu hatırlatarak; “Önümüzdeki yıllarda ticaretin büyümesi bekleniyor ama yine de çok uluslu bir çerçeve yok. Doha Roundu konusu hala askıda. Dahası, hammadde fiyatları ve gıda tüketiminin artması geleceğe dair tahmin yapmayı zorlaştırıyor. Yine de yeni pazarlara açılabilmek için uluslararası ticaretteki kuralları, mülkiyet haklarının korunmasını (menşei nominal değerleri), çevre, gıda güvenliği ve ticaretle ilgili sosyal değerleri net belirlemeliyiz” diye cevaplıyor.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.