Gıda Hattı

22 Mart Dünya Su Günü: Bu yılın teması “Suyun Değeri”

22 Mart 2021, 12:48
Paylaş
22 Mart Dünya Su Günü: Bu yılın teması “Suyun Değeri”

BM, 22 Mart Dünya Su Günü için bu yılın temasını “Suyun Değeri” olarak belirledi. Yılda kişi başına düşen 1.519 m³’lük su miktarı ile ‘su sıkıntısı çeken’ bir ülke olan Türkiye, artan nüfusu ve büyüyen kentleriyle, ‘su fakiri’ olma yolunda ilerliyor.

Birleşmiş Milletler (BM), 2030 yılında küresel su arzının %40 üzerinde olacağını öngörüyor. Dünya genelinde 630 milyondan fazla kişinin temiz suya erişimi bulunmuyor. Ambalaj atıkları, bilinçsiz kullanım gibi türlü sebeplerden bugün 2,4 milyar kişi sağlıklarını riske atacak derecede kirli su kullanmak zorunda kalıyor.

Dünya Su Günü teması: Suyun Değeri

Her yıl 22 Mart Dünya Su Günü’nde, farklı bir tema çerçevesinde bu sorunlar konusunda farkındalık yaratacak, tedbirler almak için harekete geçirecek çalışmalar yürüten BM, 2021 yılı temasını “Valuing Water – Suyun Değeri” olarak belirledi.

Türkiye’de su kaynaklarının güncel durumu

WWF-Türkiye’nin verilerine göre, Türkiye sanılanın aksine su zengini bir ülke değil, yılda kişi başına düşen 1.519 m³’lük su miktarı ile ‘su sıkıntısı çeken’ bir ülke. Türkiye nüfusunun 2030 yılında 100 milyona ulaşacağı ve kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³’e gerileyeceği öngörülüyor. Diğer bir deyişle, artan nüfusu ve büyüyen kentleriyle Türkiye, ‘su fakiri’ olma yolunda ilerliyor.

Üstelik başka ülkelerde görülen su miktarı ile nüfusun oransal dağılımı arasındaki eşitsizlik sorunu Türkiye’de de mevcut. Ülkemizdeki toplam nüfusun yüzde 28’i Marmara Bölgesi’nde yaşarken, buradaki havzalar toplam su akışının sadece yüzde 4’lük kısmını topluyor. Meriç, Ergene, Gediz, Büyük Menderes, Burdur Gölü, Akarçay, Konya ve Asi Nehri havzalarında yüzey ve yeraltı suyu kullanımı, su kaynaklarının kendini yenileyebilme kapasitesini aşmış durumda. Bu durum havzalar üzerindeki baskıyı arttırarak, doğal ekosistemler için büyük bir tehdit oluşturuyor.

“Su fakiri ülke konumuna sürükleniyoruz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 22 Mart Dünya Su Günü açıklamasında, “Suyun Değeri” temasının, iklim değişikliğiyle yağışların azalması, aşırı yağışların mevsim normalleri üzerinde gerçekleşmesi, sıcaklık artışı, barajların yeterli doluluğa ulaşamaması gibi olumsuz etkilerin suyun değerini anlamamıza vesile olduğunu bildirdi.

20 yıl önce kişi başına kullanılabilir su miktarı 1653 metreküp iken, bugün 1346 metreküpe gerilediğini, ülkemizin su azlığı çeken ülke konumundan, kişi başına 1000 metreküp suya sahip su fakiri ülke konumuna sürüklediğinin altını çizen Bayraktar, “Suyun bir damlası dahi çok önemlidir. Bu nedenle suyun korunması ve tasarruflu kullanılması, 7’den 70’e herkesin bilinçli hareket etmesi gerekmektedir. Bunun yolu da toplumun eğitilmesinden geçmektedir” dedi.

“Kuraklık suyun önemini bir kez daha hatırlattı”

Dünyada ve ülkemizde son yıllarda artan oranlarda ortaya çıkan kuraklığın suyun önemini bir kez daha hatırlattığını belirten Bayraktar, şunları ifade etti:

“İklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından birisi de kuraklıktır. Genel olarak yerküreye yağan toplam yağışlarda, çok fazla değişiklik olmasa da yağış rejiminin değişmesi büyük sorunlar yaratıyor. Artık öyle bir durum oluştu ki yeni üretim sezonunda beklenen yağış bir türlü gerçekleşmiyor. Bu durum ürün veriminde önemli kayıpları meydana getirmektedir.

Tarımsal üretimin öneminin daha çok arttığı bugünlerde tarımsal kuraklıkla mücadele etmede sulamanın önemi büyüktür. Yer üstü ve yeraltı sularının azalması tarımsal üretimde endişeli bir bekleyişi de beraberinde getiriyor. Bu durumu ortadan kaldırmak için boşa akıp giden suları toplamak, yeni su hasatları yapmak için barajlar ve göletler yapılmalıdır. Sulama yatırımları bitirilmeli ve yağmurlama, damla sulama gibi basınçlı sulama sistemleri kullanılarak etkinlik sağlanmalıdır. Su her kesimde tasarruflu kullanılmalı, özellikle toplam suyun yüzde 77’sini kullanan tarımda su heba edilmemelidir. Döngüsel su yönetimi ile atık su değişik alanlarda kullanılmalıdır.”

tarimsal-sulama-gap-gidahattiTarımda sulama

Verimliliğin artırılması açısından tarımda sulamanın yaygınlaştırılması ve bu amaçla su kaynaklarının geliştirilmesi ve rasyonel kullanımının büyük önem arz ettiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu ülkenin kuruda yetişen buğday, arpa gibi ürünlere ihtiyacı olduğu kadar, suluda yetişen mısıra, pamuğa, şeker pancarına, sebzeye, meyveye de ihtiyacı vardır. Tarımsal üretim potansiyeli oldukça yüksek olan Türkiye’nin, bu fırsatı en iyi şeklide değerlendirmesi gerekir. Bu üreticilerimizin de vatandaşların da en doğal hakkıdır. Su olmadan üretim olmaz. Yeterli su olacak ki bu ülke üretebilsin, artan nüfusu doyurabilsin.

Bu nedenle sulamada yatırımların bitirilmesi ve etkinliğin sağlanması gerekiyor. Teknik ve ekonomik olarak sulayabileceğimiz 8,5 milyon hektar tarım alanımızın, 6,69 milyon hektarında sulama altyapısı tamamlanmış, 1,81 milyon hektarı sulamaya açılmamış durumdadır.

Ülkemizde sulama randımanı yetersizdir. Mevcut sulama sistemlerinin yüzde 71’i açık sistemdir ve kullanılan kanal ve kanaletler eski ve atıl vaziyettedir. Bu durum maliyetleri artırmasının yanı sıra su israfına da neden olmaktadır. Acilen kapalı sistem sulamaya geçilmelidir.

“Sulama suyu ücretleri çiftçinin maliyetlerini artırıyor”

Tarımsal üretimde verimi artıran en önemli girdi sulama suyudur. Sulama suyu ücretleri çiftçilerimizin üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırmaktadır. Yüzey sulama suyu ve yeraltı suyu ücretleri üreticinin ödemekte güçlük çektiği boyutlara ulaştı. Sulama ücretlerinde indirime gidilmeli, makul seviyelere çekilmelidir.

Diğer yandan sulamada kullanılan elektrik giderleri çiftçimiz için önemli bir yük haline geldi. Elektrikteki yüzde 18’lik KDV ile fon ve paylar kaldırılmalı, birim fiyatı düşürülmelidir.”

“Suyun değeri, onu kaybetmeden anlaşılmalı”

TZOB Başkanı Bayraktar, suyun değerinin onu kaybetmeden önce anlaşılması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“Su kaynaklarının tasarruflu kullanılmasının yanı sıra kirletilmemesi için de gerekli tedbirleri istisnasız almalı ve uygulamalıyız. Yeterli suya erişim ve temiz su kullanımı herkesin hakkıdır. Artan nüfus baskısı, iklim değişikliği ve plansız kentleşme gibi faktörler suyun etkin kullanımını gerektirmektedir. Suyun sağlıklı bir biçimde gelecek nesillere aktarımı ona değer vermekten geçmektedir.

Dünyada 2,2 milyar insanın güvenli suya erişme imkanı olmadığı göz önüne alındığında, hükümetler, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve her bir bireyin suya gereken değeri vererek, suyun yönetiminde birlikte çalışmalıdır.”

“Suya değer verelim” çağrısı!

BM’nin suyun korunmasının ve yönetiminin yanı sıra iklim değişikliğine sebep olan tüm nedenlerin de bertaraf edilmesi için dünya genelinde yürüttüğü çalışmalara destek veren Nestlé Waters’ın Türkiye Genel Müdürü Michel Beneventi ise, sürdürülebilir su kaynakları için “suya değer verelim” çağrısı yaptı.

2018 yılında hayat geçirilen “Caring For Water – Suya Değer Vermek” inisiyatifi hakkında bilgi veren Beneventi, suyun ve temiz bir dünyanın gelecek nesiller için en önemli miras olduğunun altını çizdi.

“Su kaynaklarının sürdürülebilirliği için ortak hareket etmeli”

Suyu en sağlıklı, doğal ve güvenilir şekilde tüketicilere ulaştırmanın büyük bir sorumluluk olduğuna, bu sorumluluğun en önemli kısmının ise su kaynaklarının yönetimi olduğuna dikkat çeken Beneventi, şunları söyledi:

“Türkiye su kaynakları açısından, dünya geneline kıyasla çok şanslı bir ülke. Ancak mevcut zenginliği korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak çok önemli. İşimizi yürütürken en büyük hedefimiz, sürdürülebilir bir iş modelini uygulamak ve uzun yıllar bunu koruyabilmek. 2025 yılına kadar bütün dolum tesislerimizin Su Koruyuculuğu Sertifikası (Alliance for Water Stewardship-AWS) ile sertifikalandırılarak, tüm dünyada su kaynaklarının korunmasında lider bir rol üstlenmek ve iyi bir su yönetiminin mümkün olabileceğini göstermek için çalışıyoruz. Su ve çevreyle ilgili konuların çözüme ulaşmasında, çok paydaşlı yaklaşımla sonuca gitmeyi kendimize hedef olarak seçtik. Son 10 yılda paydaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz farklı projelerle yaklaşık 500 milyon litre suyun doğada kalmasına katkıda bulunduk.”

Gelecek nesillere sağlıklı su kaynakları bırakmanın kolektif bir çaba gerektirdiğinin de altını çizen Beneventi, “Bu konuda toplumsal bilinci artırmaya yönelik çalışmalar da yürütüyoruz. Bu amaçla global olarak 2018’de Dünya Su Günü’nün bu yılki teması ile de çok örtüşen Caring for Water inisiyatifini başlattık. Bu inisiyatif, toplumsal yaşam kalitesini artırmak ve sağlıklı nesillere katkıda bulunmak misyonuyla aksiyonlar alıyor” dedi.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.