Gıda Hattı

22 ilde tarımsal kuraklık risk bilançosu: Hububatta tahmini kayıp ne?

7 Mayıs 2021, 10:10
Paylaş
22 ilde tarımsal kuraklık risk bilançosu: Hububatta tahmini kayıp ne?

Tarımsal Kuraklık Risk Tahmin Raporu’nu açıklayan TZOB Başkan Şemsi Bayraktar, 22 ilde tarımsal kuraklık yaşandığını bildirdi. Bayraktar, “Buğdayda kuraklıktan dolayı rekolte kaybı 2 milyon ton. Geçen yıl 20 milyon 500 bin ton olan rekoltenin yüzde 9,75 oranında azalarak, 18 milyon 500 bin ton olması tahmin edilmektedir” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “TZOB 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporu”nu açıkladı.

“Tarımsal üretim her zaman kuraklık, aşırı yağış, dolu, don ve fırtına gibi doğal afetlere açıktır” diyen Bayraktar, “Tarlasını eken çiftçi, ürününü hasat edene kadar diken üstündedir. Hasat yapılmadan ve ürünler ambara konulmadan doğal afetleri atlattım diyemez. Hatta bazı kurutmalık ürünlerde afet, yerde serili ürüne de zarar vermektedir. İklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda afetler sık sık yaşanmakta bazı yıllar üretim sezonu boyunca da devam etmektedir” dedi.

Kuraklık ve gıda güvencesi

Dünya Tahıl Konseyi ve ABD Tarım Bakanlığı’ndan alınan 2020-2021 yılı verilerine göre buğday üretiminin 790 milyon ton, mısır üretiminin 1 milyar 200 milyon ton, arpa üretiminin 159 milyon ton, çeltik üretiminin 504 milyon ton ve soya üretiminin 363 milyon ton civarında olacağını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada 2020-2021 döneminde tahıl arzında sıkıntı bulunmamaktadır. Pandemi sürecinde, gıda güvenliği endişesi, iklim değişikliği gibi nedenlerle ithalatçı ülkelerin fazla alım yapmaları, ihracatçı ülkelerin ise ihracatlarını kısıtlamaları, durdurmaları veya stoklarını artırmak istemeleri gibi nedenlerle talep yönünde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu durum fiyatlarda yukarı yönlü bir hareketlenmeye sebep olmaktadır.”

“TMO, üreticiyi mağdur etmeyecek bir fiyat açıklamalı”

Tarımsal emtia fiyatının Kasım ayından beri son sekiz yılın zirvesini gördüğünü hatırlatan Bayraktar, “Bayramdan sonra buğday ve arpada müdahale alım fiyatlarının açıklanması beklenmektedir. Maliyetlerdeki ve girdi fiyatlarındaki artış, döviz kurundaki değişim, yurt dışı fiyatlarındaki hareketlilik, enflasyon, refah payı gibi nedenlerle TMO bu yıl çiftçilerimizi mağdur etmeyecek seviyede hububat fiyatını açıklamalıdır.

Buğday, ayçiçeği, soya, mısır gibi ithal etmek zorunda kaldığımız birçok ürün dikkate alındığında uluslararası piyasalarda yaşanan fiyat hareketlerinin ülkemiz piyasalarını doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Buna kurdaki olası hareketlenme de eklenince ithal ettiğimiz ürünlerin maliyetleri iç piyasa fiyatlarını artıracaktır ve gıda enflasyon riski devam edecektir” dedi.

Türkiye’de Meteorolojik ve Tarımsal Kuraklık

Üretim döneminin başladığı 1 Ekim 2020–30 Nisan 2021 döneminde ülkemizde yağışların 337,5 milimetre (mm) olduğuna ve normale oranla yüzde 23,6, geçen yıla oranla ise yüzde 18,6 azaldığına dikkati çeken Bayraktar, “Bu durum kış aylarının kurak geçmesine neden olmuş ve ekimi yapılan hububat, baklagiller ve bazı yem bitkileri ekilişlerinin gelişimini olumsuz etkilemiştir” dedi.

Üretim döneminde yağışların geçen yıla göre İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 20,3, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 46,5, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 31,5, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 27,5 ve Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 7,6 azalırken, Ege Bölgesi’nde yüzde 7,8 ve Marmara Bölgesi’nde yüzde 34,5 arttığını bildiren TZOB Başkanı, şöyle devam etti:

“Sonbahar yağışları tüm bölgelerde uzun yıllar ortalamasından ve geçen yıldan düşük olurken, en fazla azalma yüzde 31 ile İç Anadolu Bölgesi’nde olmuştur. Ege ve Karadeniz bölgelerinde ise son 40 yılın en kurak sonbaharı yaşanmıştır. Marmara Bölgesi haricinde tüm bölgelerde kış mevsimi yağışları uzun yıllar ortalamalarına göre azalmıştır. Yağışların yetersiz olması meteorolojik kuraklığa neden olmuştur. Mayıs ayında ise bazı illerimizde tarımsal kuraklığa kadar ilerlediği görülmüştür.”

“Kuraklığa bağlı ekili alanlarda stres yaşandı”

Ülke genelinde aralık ayına kadar bitkinin ihtiyacı olan yağmur ve kar yağışlarının olmaması nedeniyle kuraklık seyrinin devam ettiğini ve ekili alanlarda stres yaşandığı açıklayan Şemsi Bayraktar, bölgelerin ve illerin tamamında Antalya ve İzmir hariç düşüşlerin kaydedildiğini belirtti. Bayraktar, şunları ifade etti:

“Ocak ayında yağışlar uzun yıllar ve geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşmiştir. Bu ayda yağışlarda uzun yıllara göre yüzde 43 ve geçen yıla göre yüzde 53 artış meydana gelmiştir. Diğer taraftan aralık ve ocak aylarında normallerin üzerindeki hava sıcaklıkları nedeniyle fenolojik gelişmenin zamanından önce olması ve şubat ayı ortaları ile mart ayının son haftalarında meydana gelen don, ülkemizin katma değeri yüksek önemli ihraç ürünlerinden olan tahıl, fındık, kayısı, üzüm, erik, kiraz ve badem gibi ürünlerde zarara neden olmuştur.

Şubat ayında yağış yetersiz oldu. Sadece Marmara Bölgesi’nde yağışlarda yüzde 4 artış görülmüş, diğer bölgelerde yağışlar normalin oldukça altında kalmıştır.

Birçok bölgede büyüme ve gelişme açısından kritik olan Mart ayının yağışlı geçmesi, yeterli rekolte umutlarının devamı açısından olumlu değerlendirilmiştir. Yağışlar tüm bölgelerde normallerin üzerinde gerçekleşirken, sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde normalin yüzde 14 altında olmuştur. Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 63 artış, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 52 artış, diğer bölgelerde ise yüzde 26 ile 34 arasında değişen artışlar kaydedilmiştir.”

Hububatta verim kaybı

Ülke genelinde ise mart ayı yağışlarında normaline göre yüzde 33, geçen yıla göre yüzde 9 artış olduğunu, ancak Muğla, Antalya ve Kırklareli’nin batı kesimleri, Afyon, Malatya, Hatay çevrelerinde yüzde 20’den fazla azalma görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Mart ayı yağışlarının ülke genelinde normallerin üzerinde olmasına rağmen ürün gelişimlerinin Mart ayına kadar beklenen düzeye çıkmaması nedeniyle, hububatta verim kaybı engellenememiştir.

Nisan ayında ise Türkiye geneli yağışlar normaline göre yüzde 48,1, önceki yıla yüzde 38,5 azalma göstermiştir. Marmara Bölgesi hariç tüm bölgelerde yağışlar azalırken, en fazla azalma yüzde 88,2 ile Güneydoğu Anadolu’da, yüzde 75,4 ile Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleşmiştir. Karadeniz Bölgesi’nde ise normaline göre yüzde 17,7 ile en az azalma görülmüştür. Marmara Bölgesi’nde yağışlarda yüzde 17,6 artış olmuştur.”

“Yetersiz kış yağışları tarımsal ve hidrolojik kuraklığa sebep oldu”

Son yıllarda kış yağışlarının yetersiz olması ve bu yıl da sezonun başından itibaren ülke genelinde beklenen yağışların gelmemesi sonucu meteorolojik ve tarımsal kuraklığın yanı sıra hidrolojik kuraklığında yaşandığına dikkat çeken Bayraktar, hidrolojik kuraklıkla ilgili verileri şöyle aktardı:

“Hidrolojik kuraklık sonucu göller ve akarsularda kurumalar görülmüş, barajlarda su seviyeleri azalmış, yeraltı su seviyeleri gerilemiş zaman zaman içme suyu konusunda dahi endişeler oluşmuştur. Bu yıl yeterli sulama yapılamaması durumunda birçok üründe de verim kaybı yaşanabilecektir. Su yetersizliği ürün tercihlerini de etkilemektedir. Ege Bölgesi’nde pamuk yerine kuru şartlarda üretimi üretilebilen ayçiçeğine yönelme olmuştur.

Hidrolojik kuraklık sonucu sulu tarım alanları da riske girmiştir. Çiftçiler hangi ürünü ekeceği konusunda kararsız kalmaktadır. Önümüzdeki aylarda yağışların yetersiz olması ve sulamanın yeterli düzeyde yapılmaması ile mısır, pamuk, şekerpancarı gibi çok su tüketilen ürünlerde de sorun yaşanabilecektir.”

“DSİ çiftçiye destek olmalıdır”

Aydın’da DSİ Bölge Müdürlüğü tarafından alınan karara göre ürünlere bir kereye mahsus su verileceğini hatırlatan Bayraktar, bu karar uygulanırsa pamuk, yem bitkisi ve meyvelik alanlarda çiftçileri ciddi sıkıntıların beklediğini vurgulayan TZOB Başkanı, DSİ’nin sulama konusunda çiftçiye destek olması gerektiğini vurguladı.

En fazla kuraklık İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde

“Güneydoğu Anadolu Bölgesi 2020 yılı verilerine göre, ülkemiz buğday üretiminin yaklaşık yüzde 20,7’sini ve arpa üretiminin yüzde 12,6’sını gerçekleştirmektedir” diyen Bayraktar, bölgeler bazında kuraklık verilerini de paylaştı:

“Güneydoğu Anadolu Bölgesi yağış düşüklüğünün en belirgin hissedildiği bölge olmuştur. Bölge, 1 Ekim 2020-30 Nisan 2021 döneminde toplam 310,6 mm yağış ile uzun yıllar ortalamasından ve geçtiğimiz yıldan düşük yağış almıştır.

Üretim sezonunun başından itibaren meteorolojik kuraklık yaşanırken, Mayıs ayına gelindiğinde özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ‘tarımsal kuraklığa’ dönüşmüştür. Beklenilen yağışın kaydedilmediği bölgede buğday rekoltesinde düşüş beklenmektedir.

Bölge genelinde yağış azalması özellikle Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa ve Mardin'de etkili olmuş, kıraç şartlardaki buğday, arpa ve kırmızı mercimek kuraklıktan oldukça fazla etkilenmiştir. Bölgedeki diğer illerde kuru şartlarda tarım yapılan arazilerde yüzde 20 ile 90 arasında kuraklık zararı beklenmektedir. Bölgede buğdaylarda oluşabilecek rekolte kaybıyla buğdaydan elde edilen mamul madde ihracatında sıkıntı oluşturabilecek ve kuraklık buğday ithalatımızın artmasına neden olabilecektir.”

İç Anadolu’da rekolteyi, Mayıs yağışları belirleyecek

Ülkemiz buğday üretiminin yaklaşık yüzde 32’si, arpa üretiminin yüzde 53’nü gerçekleştiren İç Anadolu Bölgesi’nin 1 Ekim-30 Nisan döneminde 201,5 mm yağış aldığını belirten TZOB Başkanı, “Bölgedeki yağışlar normaline göre yüzde 30,7, bir önceki yıla göre yüzde 20,3 azalmıştır, bölgede barajların doluluk oranı yetersizdir” dedi. Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beklenen yağışların düşmemesi İç Anadolu Bölgesi’nde Konya, Aksaray ve Sivas illerinde ekilen tohumlarda yeknesak bir çıkış olmamış, bitki olması gerektiği düzeyin çok altında gelişim göstermiş ve çıkışlarda yetersizliklere neden olmuştur. İç Anadolu Bölgesi hububat rekoltesinde kesin tespit için Mayıs ayı yağışları belirleyici olacaktır. Nisan ayı sonu itibariyle Konya’da buğday rekoltesinde yüzde 25, Sivas ve Aksaray illerinde yüzde 20 kayıp beklenmektedir.

Mart ve nisan ayının nispeten yağışlı geçmesi, kuraklığın belirli ölçüde telafi edilebilme imkânını ortaya çıkarmıştır. Bütün bölgelerde mayıs ayı yağışlarının etkili olacağı ve rekoltede düşüş olacağı beklenmektedir.”

Ege bölgesinde barajlar alarm veriyor!

“Buğday üretiminin yüzde 8,5’ni arpa üretiminin yüzde 9,9’nu gerçekleştiren Ege Bölgesi’nde bahar yağışları yeterli gibi gözükse de barajlardaki su yetersizliği tarımsal sulama açısından tehlikeli boyuttadır.” diyen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mart ayında 82 mm yağış alan bölge nisan ayında 36,1 mm yağış almıştır. Ege Bölgesi’nde yağış bir önceki yıla göre yüzde 9,4 artmıştır. Bölgede buğday rekoltesi kritik önemini korumakla birlikte, uzun yıllar ortalaması düzeyinde rekolte beklenmektedir.

Buğday üretiminin yüzde 13,8’ni, arpa üretiminin yüzde 3,9’nu gerçekleştiren Marmara Bölgesi, toplamda 509,7 mm ile uzun yıllar ortalamasında yağış almıştır. Geçen yıla göre ise yüzde 34,5 artmıştır. Marmara Bölgesi’nde nisan ayı sonu itibariyle hububatta genel olarak kuraklık yaşanmamaktadır. Bu yıl Marmara Bölgesi’nde ekim alanlarında artış görülmüştür.

Buğday üretiminin yüzde 8,7’ni, arpa üretiminin yüzde 6,7’ni gerçekleştiren Karadeniz Bölgesi bu yıl toplamda 359,7 mm yağış aldı. Bölgede uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 21,4, geçen yıla göre ise yüzde 7,6 yağışta azalma meydana geldi. Yağış yönünden bir sorun gözükmemekte ve hububatta kuraklık riski yaşanmamaktadır.

Buğday üretiminin yüzde 11’ni, arpa üretiminin yüzde 5,3’nü gerçekleştiren Akdeniz Bölgesi de önceki yıla göre yağış miktarı azalan bölgeler arasındadır. Toplamda aldığı 408 mm yağışla, uzun yıllar ve geçen yılın altında yağış gerçekleşmiştir. Kaydedilen yağışlar normale göre yüzde 53,3, bir önceki yıla göre ise yüzde 44 azalmıştır. Nisan ayı sonu itibariyle buğday rekoltesi geçen yılın seviyesinde beklenmektedir. Mayıs ayında kaydedilecek yağışlar bitki gelişimi için olumlu olacaktır.”

“Doğu’da Mayıs yağışları yetersiz olursa, hububatta rekolte düşüşü kaçınılmaz”

Buğday üretiminin yüzde 5,8’ni, arpa üretiminin yüzde 8,6’sını gerçekleştiren Doğu Anadolu Bölgesinin yağış düşüklüğü tespit edilen bölgeler arasında yer aldığına dikkat çeken Şemsi Bayraktar, bölgenin toplamda aldığı 278 mm’lik yağışın uzun yıllardan ve geçtiğimiz üretim yılından daha düşük olduğunu vurguladı. Bayraktar, “Doğu Anadolu Bölgesi’nde kuraklık riskinin artarak devam ettiği görülmektedir. Hububatta kesin rekolte tespiti için mayıs ve haziran ayı yağışları belirleyici olacaktır. Nisan ayı sonu itibariyle buğday rekoltesinde Elâzığ, Erzincan ve Tunceli illerinde yüzde 40, Malatya ve Van illerinde yüzde 30, Erzurum’da ise yüzde 20 verim kaybı beklenmektedir. Kuraklık, yem bitkileri ve meraları etkileyecek, hayvansal üretimin düşmesine de neden olacaktır” dedi.

Kurak geçen nisan ayının ardından mayıs ayının ilk haftasında beklenen yağışın düşmediğini belirten Bayraktar, “Önümüzdeki süreçte kaydedilecek yağışların özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hububat ve mercimek üretimine faydası olmayacaktır” dedi.

22 ilde tarımsal kuraklık yaşanıyor

Ekim ayından bu yana gerçekleşen yağışlar sonucunda Nisan sonu itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi’nin bazı illeri olmak üzere toplam 22 ilde tarımsal kuraklık yaşandığını vurgulayan Bayraktar, kışlık ekilişlerde verim kaybı beklendiğini ifade etti.

Bayraktar, “Ülkemiz buğday üretiminin yaklaşık yüzde 22’si sulu şartlarda, yüzde 78’i tamamen iklim ve yağışlara bağlı olarak kurak şartlarda yapılmaktadır. Nisan ayı sonu itibariyle geçen yıl 20 milyon 500 bin ton olan rekoltenin yüzde 9,75 oranında azalarak 2021 yılında yaklaşık olarak 18 milyon 500 bin ton olması tahmin edilmektedir” dedi.

ciftci-kuraklik-gidahattiKuraklıktan etkilenen üreticiler için çözüm önerileri

Bayraktar, kuraklıktan etkilenen ve üreticilere yönelik alınabilecek çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:

“Elektrikle sulama yapan çiftçilerimizin elektrikleri borçlarından dolayı kesilmemeli, sulama ücretleri ile elektrik fiyatlarında indirime gidilmeli, tarımsal abone grubunda yüzde 18 olan KDV yüzde 1’e indirilmelidir.

Elektrik ve sulama borçları nedeniyle desteklere bloke konulmasına son verilmelidir.

Üreticilerimizin Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası’na olan kredi borçları uzun vadeli faizsiz ertelenmelidir.

Kuraklık yaşayan çiftçilere düşük faizli kredi kullandırılmalıdır.

Üreticilerimizin BAĞ-KUR prim borçları uzun vadeyle faizsiz ertelenmeli ve yüksek olan primleri düşürülmelidir.

TARSİM sigorta primleri düşürülmelidir.

Basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı ve verilen destek artırılmalıdır.

Yeni gölet ve baraj yatırımları başlatılmalı, devam edenler tamamlanmalıdır.

Yer altı sularımızın bilinçsizce ve aşırı bir şekilde tüketilmesi önlenmelidir.

Ar-Ge çalışmalarıyla kurak şartlara uygun çeşitlerin ve su tasarrufuna yönelik tekniklerin geliştirilmesi sağlanmalıdır.

Güneydoğu Anadolu Projesi, Konya Ovası Projesi, Doğu Anadolu Projesi gibi büyük sulama yatırımlarını içeren projeler biran önce tamamlanmalıdır.

Acilen eski ve atıl vaziyette olan sulama sistemleri yenilenmeli, kapalı sistemlere geçilmelidir.”

Türkiye’de Kuraklıktan Zarar Gören İller ve Buğdayda Üretim Kayıpları

Haber Etiketleri

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.