Gıda Hattı

2016 Uluslararası Bakliyat Yılı: Türkiye’de Bakliyat ve Sağlıklı Beslenme

3 Kasım 2016, 12:26
Paylaş
2016 Uluslararası Bakliyat Yılı: Türkiye’de Bakliyat ve Sağlıklı Beslenme

BM, Türkiye’nin girişimleriyle 2016 yılını Uluslararası Bakliyat Yılı ilan etti. Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu’nun organize ettiği Dünya Bakliyat Konferansı Mayıs ayında İzmir’de yapılırken, TGDF üyesi PAKDER de, “Bakliyat İle Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Hayat Projesi” ile bakliyat ürünlerinin sağlıklı beslenmedeki önemini vurguladı.

Dünya üzerinde tarımı çok eski yıllardan beri yapılmakta olan bakliyat ürünleri, insan beslenmesinde bitkisel kaynaklı protein ihtiyacının karşılanması bakımından büyük önem taşıyor.

Baklagiller, dünyada yaklaşık 60 milyon ton üretim ve 40 milyar dolarlık piyasa değerine sahip bir ürün grubu. Hindistan %25 pay ile dünya bakliyat üretiminde ilk sırayı alırken, dünyada baklagil üretiminin yüzde 2,5’ini sağlayan Türkiye ise 10’uncu sırada yer alıyor.

zmo-logo-gidahattiÜlkemizde kişi başına yıllık ortalama 3-4 kg fasulye, 4-5 kg mercimek ve 5-6 kg nohut tüketiliyor.

Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) “Baklagillerde Acı Reçete, Nereden Nereye?” başlıklı raporuna göre, ülkemizde 1988 yılında 20 milyon dekar alanda baklagil ekimi yapılırken, bugün yaklaşık 6 milyon dekara geriledi. 1988’de 2 milyon 136 bin ton olan baklagil üretimi de, %50 düşüşle 1 milyon tona düştü. Üretimdeki düşüşe paralel olarak 1988’de 2 bin ton olan bakliyat ithalatı 2016’da 400 bin tonu geçti. Bakliyat ithalatının büyük kısmını kırmızı mercimek oluştururken, bunu fasulye, yeşil mercimek ve nohut izliyor. ZMO’nun belirlemelerine göre, son iki yılda baklagildeki dış açık yaklaşık 200 milyon dolar civarında.

İhracat için ithalat!

Burada bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithal edilerek ülkemizde işlendikten sonra ihraç edilen bakliyat ürünleri de, ithalatın arttığı algısı yaratıyor. Nohut, mercimek ve fasulyede üretimin yeterli olduğunu belirten sektör temsilcileri de, ihracat yapabilmek için bu ürünlerin ithal edildiğinin altını çiziyorlar.

Bu durumu mercimek örneği ile açıklamak mümkün. 2014 yılında mercimek üretimimiz 325 bin ton iken, aynı miktarda mercimek ithalatı yapıldı. Bu verilere bakılarak “Türkiye tükettiği mercimeğin yarısını ithal ediyor” denilse de, mercimek tüketimimizdeki yeterlilik derecesi ortalama %102. Kişi başı yıllık tüketim 4,5 kg olduğuna göre yıllık tüketimimiz 350 bin ton civarında. Yıllık tüketimimizin karşılanması için 25 bin ton kadar bir ithalat yeterli olacak iken, 300 bin ton daha fazla bir ithalat söz konusu. Bunun da temelinde ithal edilen mercimeğin işlenip, tekrar ihraç edilmesi yatıyor. DİR kapsamında Kanada’dan ithal edilen ham mercimek, işlendikten sonra Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor; insani yardım olarak uluslararası devlet ihaleleri (BM ve Kızılay/Kızılhaç) kapsamında satılıyor. Üstelik, bu bakliyat sektörü için hiç de küçümsenmeyecek önemli bir gelir kapısı.

bakliyat-tarla-gidahatti Baklagil üretimi neden geriledi?

“Ülkemizin kuru tarım alanlarında nadasın daraltılmasında nohut ve mercimeğin, sulu tarım arazilerinde fasulye, bakla, bezelye ve börülcenin ekim nöbeti içerisinde bugünkünden daha fazla yetiştirilmesi mümkün” denilen ZMO raporunda, üreticinin baklagil üretiminden çekilmesinin nedenleri şöyle sıralandı:

Türkiye’de üretim maliyetlerinin yüksekliği genel bir sorun. Bu sadece baklagiller için değil, tüm tarım ürünleri için geçerli. Üretici para kazanamadığı için üretimden kaçıyor. Türkiye’de tarım dışı kalan 4 milyon hektar alan, bunun kanıtı niteliğinde.

Türkiye’de 1980’li yılların ikinci yarısında uygulanan destekleyici politikalar, baklagillerin üretimine önemli bir ivme kazandırdı. Baklagiller, 1994 yılında destekleme kapsamı dışında bırakılınca üretimin azalması yönünde sonuçlar ortaya çıktı. Pazarlama sorunu yaşayan üretici; ekim alanlarını, fiyat garantisi olan ve üretimi daha kolay olan diğer ürünlere kaydırarak baklagillerin üretiminden çıktı.

Baklagillerin üretiminde işçilik maliyeti diğer alternatif ürünlere göre daha yüksek. Üretici tercihini maliyetin kısmen daha düşük olduğu ürünlerden yana kullanıyor. Üretim maliyetinin yüksekliği, verim düşüklüğü nedeniyle Türkiye’deki üreticiler dünya fiyatları ile yarışamıyor.

Kaliteli ve verimli tohum kullanımı yok denecek kadar düşük. Devlet ve tohumculuk firmaları baklagillerin üretimine ilgisiz. Bu yüzden kaliteli ve verimli tohum bulmak zor. Bu da verim düşüklüğüne neden oluyor.

Baklagil üretiminin iklim koşullarına büyük ölçüde bağlı olması sorun oluşturuyor. Son yıllarda çok tekrarlanan kuraklık, en çok baklagillerin üretimini olumsuz yönde etkiliyor.

Türkiye baklagil üretimindeki sorunlara karşın; Kanada, ABD ve Avustralya, 1990’lı yıllardan sonra baklagillerin üretimine büyük önem verdi. Ar-Ge çalışmalarına büyük kaynaklar aktararak, üretim ve ihracatlarını arttırdılar.

Türkiye’de kuru tarım alanlarında daha çok eski toprak işleme teknikleri uygulanırken, sulu koşullarda ise bölgeden bölgeye, hatta çiftçiden çiftçiye değişen uygulamalar yapılıyor. Böylece, toprak işleme, ekim zamanı ve sıklığı, sulama, gübreleme, hastalıklarla savaşım ve hasat–harman gibi yetiştirme tekniği uygulamalarında yetersiz kalıyor. Bu nedenle birim alan verimi düşerken, üretim maliyeti artıyor.

ZMO Baklagil raporunda, üretimin arttırılması için atılması gereken adımlar da, “Öncelikle mazot, gübre, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatlarının altında bulundurulması, Hastalık ve zararlılara dayanıklı, kaliteli yeni çeşitlerin geliştirilmesi, Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi’nin yeniden başlatılması, Hasat döneminde bakliyat ithalatına izin verilmemesi” şeklinde sıralandı.

kuresel-bakliyat-konfederasyonu-baskani-huseyin-arslan-gidahatti Dünya Bakliyat Konferansı

Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu (CICILS), 2016 Uluslararası Bakliyat Yılı’nda, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı bir hayat için dünya genelinde bakliyat üretiminin artması ve bakliyat tüketiminin özendirilmesine yönelik etkinliklere imza attı.

Bu kapsamda çeşitli ülkelerde organize edilen Dünya Bakliyat Konferansı’nın Türkiye ayağı, 19-22 Mayıs 2016 tarihleri arasında İzmir/Çeşme’de gerçekleştirildi. Konferansta, bakliyat sektörünün dünya genelinde bugün bulunduğu nokta ve geleceği ile ilgili bilgiler paylaşıldı, sorunlar tartışıldı.

“Bakliyatın anavatanı Türkiye” mesajı

Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Arslan, dünyada bakliyat sektöründe güçlü olan ülkelerden kamu ve özel sektör temsilcilerinin de katıldığı konferansta, iki önemli mesaj verildiğinin altını çizdi. Arslan, şunları söyledi:

“En önemli mesajımız bakliyatın anavatanının Türkiye olduğu vurgusuydu. En eskisi yaklaşık 10 bin yıl öncesine dayanan Türkiye’de bulunan tohumları sergiledik. Büyük bir ilgi ve şaşkınlıkla karşılandı.

İkinci mesaj ise önümüzdeki yıllarda gıdanın daha da önemli hale geleceği oldu. Önümüzdeki 40 yılda üretilmesi gereken gıda miktarının, geçmiş 10 bin yılda üretilenden fazla olması gerekiyor. Gıda üretimindeki ihtiyaç büyük önem kazandı. Üretilen malların da düzgün bir şekilde piyasalara arz edilmesinin üzerinde durulmalı.”

“Son kullanma tarihi tartışılmalı”

Bu kapsamda gıdaların üzerindeki son kullanma tarihinin 2 yıl ile sınırlandırılmasının da tartışılması gerektiğini belirten Arslan, bakliyat ve konserve gibi ürünlerde son kullanma tarihi uygulamasının yanlış olduğunu, bu ürünlerin gerekli koşullar sağlandığında çok daha uzun süre dayanabildiğini kaydetti. Arslan, son kullanma tarihi geçen ürünlerin bozulmasa da imha edildiğine dikkat çekerek, bunun gıda israfına yol açtığını, son kullanma tarihi yerine tavsiye edilen tarih kavramının kullanılması konusunda çalışmalar yaptıklarını açıkladı.

Uluslararası Bakliyat Yılı kapsamında Yeni Zelanda’dan Kanada’ya kadar dünya genelinde düzenlenen aktivitelerle çok geniş kitlelere ulaşıldığını dile getiren Hüseyin Arslan, Konfederasyon olarak dünya genelinde bir günün Dünya Bakliyat Günü ilan edilmesi için BM’ye başvuru yaptıklarını da bildirdi.

Sektör GDO analizinden dertli...

Türkiye’de GDO’lu gıda üretimi ve satışı yasak. Biyogüvenlik Kurulu tarafından, sadece hayvan yemi olarak kullanılmak üzere bazı GDO’lu mısır ve soya çeşitlerinin ithalatına izin verilmiş bulunuyor. Ancak Biyogüvenlik Yasası kapsamında, bir üründe GDO bulaşısı belirlenmesi halinde de hapis cezası da dahil yüksek cezalar verilebiliyor.

Türkiye’deki uygulamanın özellikle bakliyat sektörünü olumsuz etkilediğini belirten Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Arslan, yaşanan sorunu şöyle özetliyor:

“Dünyada GDO’lu üretilen hiçbir bakliyat yok. Buna rağmen böyle bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Türkiye’de GDO konusunda çok hassas davranılıyor. GDO’nun Türkiye’de gündeme getiriliş amacı, bu konuda spekülasyon yaratarak sektörü yıpratmak. GDO ile vatandaşın zehirlendiği gibi bir yalan ortaya atıldı. Bunun iyi niyetli olmadığı anlaşıldı, ancak çıkartılan GDO yasası da bu söyleme hizmet etti. Bugünkü yasa tamamen yanlış algılarla çıkarılmış bir yasa. Olmayan bir şey için analiz ve tahlil yapılıyor. Bakliyatçılar olarak GDO yasasının Avrupa standartlarına getirilmesini istiyoruz. Bulaşık olma durumu ile GDO’dan üretmek arasındaki fark algılanmalı. GDO’lu ürünlerin tozu, taşıma sırasında aynı ortamdaki bakliyata bulaşabiliyor. Türkiye’deki yasaya göre GDO oranının sıfır olması gerekiyor. Avrupa’da ise binde 9 oranının altındaki ürünlere ithalat izni veriliyor. Türkiye’deki yasada buna uygun olmalı. Bu sıkıntı nedeniyle fiyatlar yükseliyor ve tüketici de mağdur oluyor. Dünyada GDO’lu üretimi olmayan bakliyat için üreticinin de tüketicinin de cebinden fazla para çıkıyor.”

Ayrıca Türkiye’de ‘GDO zehirdir algısı’ yaratıldığını vurgulayan Arslan, federasyon olarak GDO’lu üretime karşı olduklarını, ancak GDO’nun zararlı olduğunun henüz bilimsel olarak kanıtlanmadığının da altını çiziyor.

bakliyat-urun-gidahatti“Bakliyat İle Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Hayat Projesi”

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) üyesi Tarım Ürünleri Hububat Bakliyat İşleme ve Paketleme Sanayicileri Derneği (PAKDER) de, Uluslararası Bakliyat Yılı’nda, “Bakliyat İle Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Hayat Projesi” ile bakliyat ürünlerinin sağlıklı beslenmedeki önemini vurguladı.

Bakliyattan gıda endüstrisinin kullanabileceği yeni ürünlerin elde edilmesi; bakliyatın tüketim alanlarının çeşitlendirilmesi; yenilikçi ürünlerin geliştirilmesi ve sağlık üzerindeki etkileri konusunda toplumun bilinçlendirilmesi amaçlanan proje, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın 2015 Yılı Yenilikçi İstanbul Mali Destek Programı kapsamında, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Gıda Mühendisliği Bölümleri ortaklığında yürütüldü.

bakliyat-ile-saglikli-beslenme-saglikli-hayat-3-gidahatti Bakliyat, Geleceğin Gıdası!

Bakliyat İle Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Hayat Projesi Sempozyumu ve geleneksel hale getirilmesi planlanan Bakliyat Şenliği’nin ilki, 17 Mayıs 2016 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Bilim adamları, beslenme uzmanları ve sektör temsilcilerinin proje çıktılarını tartıştıkları sempozyumdan çıkan ortak görüş; “Bakliyat, geleceğin gıdası!” oldu.

bakliyat-ile-saglikli-beslenme-saglikli-hayat-5-gidahatti Sempozyum açılışında konuşan PAKDER Başkanı Hakkı İsmet Aral, bakliyat sınıfına giren mercimek, nohut, fasulye, bakla, bezelye ve börülcenin dünyada iki milyardan fazla insan için protein kaynağı olduğu söyledi. Proje ile bakliyat tüketiminin arttırılması, kullanım alanlarının genişletilmesi ve dolayısıyla Türkiye bakliyat üretiminde artış ile sektörel sorunların çözümüne katkı sağlanmasının hedeflendiğini vurgulayan Aral, günlük beslenme alışkanlıklarında bakliyat kullanma eğiliminin arttırılması, toplumda bakliyatın sağlık üzerine olumlu etkilerine ilişkin bilinç oluşturulması ve bakliyat için katma değerli ürün çalışmaları ile de farklı kullanım alanlarının yaratılmasının en büyük hedefleri olduğunu söyledi.

Bakliyat İle Sağlıklı Beslenme Sağlık Hayat Projesi’nin Sonuç Bildirgesi’nde ise bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalara yer verildi. Medyada yıl boyunca çok sayıda habere konu olan projede bakliyatye.com web sitesi de hayata geçirilerek, gerçekleştirilen faaliyetlere yer verildi.

bakliyat-senligi-gidahatti Uzman Diyetisyen Dilara Koçak tarafından bakliyatlı yemek tarifleri verilen proje kapsamında, çeşitli tarihlerde workshoplar ve blogger buluşmaları; nohut, fasulye, yeşil mercimek ve kırmızı mercimek unları ile kek; yeşil mercimek ve kırmızı mercimek unları ile ekmek; bakliyat unu içeriği ile cips ve bakliyat unlu pizza denemeleri gerçekleştirildi.

“Bakliyat ile Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Hayat” belgeseli çekilirken, bakliyatın sağlığa olan faydaları ile mutfak sanatçıları tarafından hazırlanan bakliyatlı yemek tariflerini içeren “Bakliyat ile Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Hayat” kitabı hazırlanarak, dağıtımı yapıldı.

Proje, yeni eğitim-öğretim yılında da okullarda tanıtılacak, sanayi temsilcileri ile proje çıktıları paylaşılacak, bakliyat unları ile tadım etkinlikleri gerçekleştirilecek. Ayrıca İstanbul İhracatçı Birlikleri ile 2017 yılında Bakliyat ürünlerinin farklı kullanım alanlarını kapsayan bir yarışma düzenlenmesi için de girişimlerde bulunulacak.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.