AramaArama
Gıda Hattı

1987'de imzalanan Montreal Protokolü hayatımızı nasıl kurtardı?

9 Eylül 2021, 11:46
Paylaş
1987'de imzalanan Montreal Protokolü hayatımızı nasıl kurtardı?

Ozon tabakasına zarar veren maddelerin küresel olarak yasaklanmasını öngören ve 1987'de imzalanan Montreal Protokolü, dolaylı olarak iklim değişikliği karşısında önemli bir adım atılmasını sağladı.

İklim felaketinin etkilerinin yaygın şekilde görüldüğü bu günlerde nadir de olsa iyi haberler çıkabiliyor. Yapılan son araştırmalara göre, tehlikeli morötesi (ultraviyole, UV) ışınları süzen ozon tabakasının korunmasına yönelik olarak imzalanan Montreal Protokolü, dolaylı olarak hayatımızı kurtardı.

Protokolün uygulanması sayesinde dünya yüzeyindeki bitkiler zararlı UV ışınlarından korunmuş oldu. Bu da bitkilerin karbon depolama kapasitelerinin düşmesini engelledi. Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre Protokol, 2100 yılına kadar ortalama hava sıcaklığında 2,5 derecelik bir artışı engellemiş oldu.

Ozon tabakasına zarar veren kloro-florokarbon gazları aynı zamanda dünyanın ısınmasına neden olan güçlü sera gazlarından. Bu gazların yasaklanması, araştırmada sözü geçen 2,5 derecenin 1,7'sinin önlenmesi anlamına geldi. Bunun yanında, ozon tabakasının alacağı hasar sonucunda zarar görecek bitkilerin kurtarılması da 0,8 derecelik bir sıcaklık artışının engellenmesi anlamına geldi.

cfc, montreal protokolü, ozon tabakası

Ozon tabakası yok olsaydı kanser riski de yükselecekti

Montreal Protokolü, ozon tabakasının incelmesinin güneşten çıkarak dünya yüzeyine ulaşacak UV ışını miktarını yükselteceği, bunun da insanlarda kanser riskini büyük oranda artıracağı yönündeki kanıtlara dayanılarak imzalandı.

Yapılan çalışmada halihazırda öngörülen dünya ve Montreal Protokolü sayesinde kaçınılmış olan dünya modellemelerine yer verildi. Modellemeye göre kaçınılmış olan dünyada 2040 yılında ozon tabakası yok oluyor, buna bağlı olarak UV ışınlarındaki yükselme dünya çapında bitki dokularına zarar vererek bunların fotosentez yapma kapasitesini düşürüyor. Bunun sonucunda da bitkilerin havadaki karbondioksiti toplayarak oksijen ve enerjiye çevirme oranlarında düşüş yaşanıyor.

Çalışmaya göre Montreal Protokolü imzalanmamış olsa, bu yüzyılın sonunda bitkilerin havadan toplayacağı karbondioksit miktarı %85 oranında azalıyor. Bu da dünyada bildiğimiz anlamda yaşamın ciddi şekilde tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Ozon tabakasına zarar veren kloro-florokarbon gazları, Protokolün imzalanmasından önce buzdolaplarında soğutucu, spreylerde itici gaz olarak kullanılıyordu.

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.