Gıda Hattı

16 Ekim Dünya Gıda Günü: Tek yol, Gıdamıza Sahip Çıkmak!

16 Ekim 2021, 13:29
Paylaş
16 Ekim Dünya Gıda Günü: Tek yol, Gıdamıza Sahip Çıkmak!

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve gıda güvenliğinde yarattığı sıkıntıların öne çıktığı 16 Ekim Dünya Gıda Günü için 2021 yılı temasında, “Eylemler Geleceğimizdir. Daha iyi üretim, Daha iyi beslenme, Daha iyi bir çevre ve Daha iyi bir yaşam” diyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş tarihi (16 Ekim 1945), 1981 yılından bu yana dünya genelinde çeşitli etkinliklerle Dünya Gıda Günü olarak kutlanıyor.

2021 yılı teması, “Eylemler Geleceğimizdir. Daha iyi üretim, Daha iyi beslenme, Daha iyi bir çevre ve Daha iyi bir yaşam” olarak belirlenen ve bu yıl ikinci kez Covid-19 pandemisinin gölgesinde gerçekleşen Dünya Gıda Günü etkinlikleri, dünya çapında açlık çeken insanlarla ilgili farkındalığı arttırarak açlığa son vermeye yönelik çalışmaları hızlandırmayı, herkes için gıda güvenliğini ve sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeyi amaçlıyor.

İklim değişikliğinin tarımsal üretim ve gıda güvenliğinde yol açacağı sıkıntıların iyiden iyiye hissedildiği günümüzde, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin oluşturulabilmesi için kimseyi geride bırakmayan düzenlemeler yapılması; ekonomik, sosyal ve çevresel unsurlardan taviz vermeden gelecek nesiller ve herkes için gıda güvenliği ve sağlıklı beslenmenin sağlanması gerekiyor.

“Dünya Gıda Günü, gıda güvenliği için bir eylem çağrısıdır”

Dünya Gıda Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bir açlık ve sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan zorluklar, diğer yanda obezite ve gıda israfı çelişkisinin devam ettiğine dikkat çekti.

Guterres, “Dünya Gıda Günü, yalnızca gezegendeki her insan için gıdanın önemini hatırlatmakla kalmaz, aynı zamanda dünya çapında gıda güvenliğini sağlamak için bir eylem çağrısıdır” ifadelerini kullandı.

“Sağlıklı ve ulaşılabilir gıda her insanın hakkı”

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, her insanın sağlıklı, sürdürülebilir ve ulaşılabilir gıda ihtiyacının en temel ihtiyaç olduğunu ve karşılanması gerektiğini bildirdi. Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ancak günümüzde dünyadaki açlıkla mücadelede başarılı olamadığımızı üzülerek görüyoruz. Dünya nüfusunun yaklaşık onda biri yani 811 milyon insanın yetersiz beslendiği ve aç kaldığı BM verilerinde yer alıyor.

Dünyada yaklaşık olarak her üç kişiden biri yeterli gıdaya ulaşamıyor. 2020’de beş yaşından küçük 149 milyon çocuğun yaşıtlarına göre daha kısa olduğu ve gelişim geriliği yaşadığı, 3 milyardan fazla insanın düşük gelir nedeniyle sağlıklı beslenmeden mahrum kaldığı biliniyor.

Üzülerek görüyoruz ki, dünyada yetersiz beslenen insan sayısı azalmıyor. BM’ye üye 193 ülke oy birliğiyle 2030’a kadar açlığın sona erdirilmesini hedefledi. 2030 yılına kadar açlığın yok edilmesi hedefine ulaşmak zor gözüküyor. Çünkü bu hedefe ulaşmak için yeterli ve gerekli çalışmaların yapılmadığı da ortadadır.

Gıda fiyatlarındaki artışlar, gıdaya erişimi zorlaştırıyor

Küresel ısınma, kuraklık, gelişmiş ülkelerin tarımsal ürünlerdeki ithalat-ihracat ve korumacı politikaları, talep miktarının artması, tüketim alışkanlıklarının değişmesi, tarım sektörüne yeterli yatırımın yapılmaması, girdi fiyatlarının artması, tarım ürünlerinin biyoyakıt üretiminde kullanılması ve gündemden bir türlü düşmeyen pandemi gibi birçok etken dünya gıda fiyatlarını etkiliyor.

Dünyada gıda fiyatlarında yaşanan artışlar ve fiyatlardaki dalgalanmalar, özellikle gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde gıdaya erişimi zorlaştırıyor hatta kimi zaman imkânsız hale getiriyor.

Küreselleşme, kentleşme, kentlerdeki tempolu yaşam tarzı sağlıksız beslenmeye neden olmakta, aşırı ve dengesiz gıda tüketimiyle birlikte obezite oranı da artmaktadır. FAO verilerine göre, yaklaşık 2 milyar yetişkin, hareketsiz bir yaşam tarzı ve kötü beslenme nedeniyle aşırı kilolu veya obezdir. Dünyada yaşanan açlığı yok edemediğimiz gerçeğine karşın bir tarafta aşırı kilolu insanlar, bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfı vardır. Dünyadaki gıdaların yüzde 14'ü hasat, taşıma, depolama ve nakliye aşamasında kaybediliyor ve yüzde 17'si de tüketici düzeyinde israf ediliyor. Gıda kaybı ve israfı aynı zamanda su kaynaklarının da kaybıdır.

“Kuraklığa karşı önlem alamazsak insanlarımızın gıdaya ulaşması zor olacaktır”

Türkiye Akdeniz çanağında küresel ısınmadan en kötü etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Önlem alınmazsa Türkiye’nin su kaynakları hızla kuruyacak, gıda güvenliği tehlikeye girecek, insanlarımızın gıdaya ulaşması zorlanacaktır. Kuraklık ülkemizde su kaynaklarının daha önce görülmediği şekilde aşırı kullanılmasına sebep olmuştur. Sadece son 10 yılda su kullanımı üçte bir oranında artmıştır. Su yönetimi politikaları hızla hayata geçmeli mevcut sistemi değiştirmelidir.

“Gıda enflasyonunun faturasını tarım sektörüne kesmek doğru değil”

Gıda enflasyonuna kalıcı çözüm üretmek için tutarlı politikalar üretmek ve uygulamak gereklidir. Bunun için öncelikle ‘tarladan sofraya’ klasik söylemini iyi anlamak zorundayız. Kısacası, gıda ve tarım ürünlerinin daha tohum toprakla buluşmadan önceki sürece ait bileşenlerini tam olarak analiz etmek zorundayız. Devam edecek süreçte hangi bileşenin, gıda ürününün üreticiden tüketiciye giden uzun yolun hangi durağında yola dahil olduğunu da çok iyi bilmek durumundayız. Bu yolun rehberi doğru politikalar olursa sonuçlar da hepimizin hayrına olacaktır. Gıda enflasyonunun faturasını ne sadece tarım sektörüne ne de tek başına başka bir sektöre kesmek doğru değildir.

İçinde bulunduğumuz pandemi dönemi bize sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Tarım sektörü olmadan üç öğün sofralarımızda tükettiğimiz gıdayı üretemeyiz. Bu nedenle, ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne daima pozitif ayrımcılıkla bakması ve imkânların bu şartlarda sunulması gerekmektedir. Tarım sektörünün sorunları çözülmeli, gerekli yatırımlar yapılmalı ve var olan destekler artırılarak devam etmelidir.”

Covid-19, açlıkla karşı karşıya olanların sayısını artırdı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu da, Dünya Gıda Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Eroğlu, şu mesajları verdi:

“2020 ve 2021 yıllarını etkisi altına alan pandemi, oluşturduğu sağlık sorunlarının yanı sıra gıda güvenliği, beslenme ve geçim kaynaklarına erişimde de sıkıntılar oluşturmuştur. Ülkelerin içine kapanması ve uluslararası ticaretteki yönelimler özellikle gıda arzı konusunda kendi kendine yetemeyen ekonomik olarak güçlü ülkelerde dahi ciddi bir problem haline gelmiştir. Bu tecrübe bize gıda güvenliği ve güvencesinin nedenli stratejik bir konu olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır.

Salgından önce 690 milyon kişinin kronik açlıkla karşı karşıya olduğu ifade ediliyorken, Covid-19 salgının bu sayıyı 83-132 milyon daha arttırdığı düşünülmektedir. Konu sadece kronik açlıkla sınırlı olmayıp FAO tarafından açıklanan rakamlara göre dünya genelinden 3 milyardan fazla insan sağlıklı beslenememektedir,ki bu neredeyse toplam nüfusun yüzde 40’ını oluşturmaktadır.”

Gıda fiyatlarındaki artışlar

Bu zorlu süreçte mevcut tarım ve hayvancılık varlıkları sayesinde üstesinden gelinemeyecek sıkıntılar yaşamamış olsa da çiftlikten sofraya kadar olan tüm süreçlerde girdi maliyetlerinin artmasına bağlı olarak gıda fiyatlarında dramatik bir artış yaşandığına dikkat çeken Eroğlu, şöyle devam etti:

“Bu durum özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın sağlıklı ve besleyici gıdaya erişimini tehdit etmektedir.

Sürdürülebilir bir tarım-gıda sisteminin uygulanması sağlıklı ve üretken bir gelecek için hayati önem taşımaktadır. Küresel iklim değişikliği, kuraklık, hızlı nüfus artışı, göçler, israf ve zoonoz hastalıklar gıda üretimi ve tüketiminin önündeki başlıca riskler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyar, TÜİK projeksiyonuna göre Türkiye nüfusunun, 2029 yılında 92,4 milyon, 2039 yılında 99,7 milyon olması beklenmektedir. Dolayısıyla bugünden alacağımız tedbirler gelecekteki durumumuzu belirleyecektir.

Sürdürülebilir bir tarım-gıda sistemi; yeterli, besleyici ve güvenli gıdaların herkes için erişilebilir bir fiyata mevcut olduğu, hiç kimsenin aç kalmayacağı, yetersiz beslenmeye bağlı sorunlar yaşamadığı bir sistem olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla, gelecek nesiller için ekonomik, sosyal ve çevresel temellerden ödün vermeden herkes için sağlıklı ve yeterli gıdayı sağlamayı hedeflemektedir.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; her insanın sağlıklı ve yeterli beslenme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bugünden alınacak tedbirler ile gıda üretiminde sürdürülebilir, erişilebilir ve adil bir sistemin hayata geçirilmesi suretiyle açlığın Dünya ve Türkiye gündemden çıktığı bir geleceğin özlemiyle 16 Ekim Dünya Gıda Gününü kutluyoruz.”

“Gıda yalnız yiyeceğimiz değil, geleceğimizdir”

Tarım ve Gıdada Etik Derneği’nin (TARGET) açıklamasında da Dünyanın iki büyük krizi birlikte yaşadığının altı çizilerek, şunlar kaydedildi:

“Pandemi süreci hâlen gündeme damga vurmakta, kaygılarımız ve kayıplarımız devam etmekte. Kendi eylemlerimizle yarattığımız iklim krizi ise geleceğimizi daha derinden etkilemekte ve geri dönülemez bir noktaya hızla yaklaşılmakta.  Bu ikiz krizin kaçınılmaz olarak en çarpıcı sonuçlarından biri de tarım ve gıda ürünlerindeki verim düşüşü ve fiyat artışı olarak karşımıza çıkmakta. İçinde bulunduğumuz dönemde, gıdalar dünya üzerinde ve toplumlarda daha da adaletsiz dağılmakta. Açlık ve yetersiz beslenme kadar obezite ile gıda kayıpları ve israfı ironik gerçekler olarak gündemde ağırlıklı bir yer almakta.

Bu noktada; FAO tarafından belirlenen tema son derece anlamlı. Yaşadığımız günler, geçmişteki eylemlerimizin bir sonucudur. Bugün, tarım ve gıda sistemleri dahil her konuda bireylerden hükümetlere ve uluslararası örgütlere kadar her kesim üzerine düşeni yapamazsa, çocuklarımıza bırakılması kaçınılmaz olan bu yaşanması çok zor dünyanın oluşmasında payları olacaktır.

“Tarım ve gıda politikalarını temize çekmenin zamanıdır”

Yarınlara ışık olabilmek için tarım ve gıda sisteminin; çevre ile bir bütün olduğunu dikkate alarak, insanın tüm ekolojik sistemin sadece bir parçası olduğunu anlayarak, gıdaların serbest rekabet koşulları ve rant anlayışına bırakılacak metalar olmadığını daha işin başında kabul ederek yeniden kurgulanmasına ihtiyaç var.  Artık tüm dünyada ve ülkemizde tarım ve gıda politikalarını gözden geçirmek ve temize çekmek zamanıdır.

Doğadan ve toplumdan yana, adil, küçük üreticileri ve yereli önceleyen katılımcı politikalar belirleyerek uygulama zamanıdır. Şimdi etik değerlere dayalı bir dönüşümün tam zamanıdır.”

“Tek Yol: Gıdamıza Sahip Çıkmak”

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği açıklamasında ise, tarım ve gıda sisteminin, gıda üretimini tehdit eden iklim değişikliğinde önemli bir paya sahip olduğunun altı çizildi. Buğday Derneği’nin açıklaması şöyle:

“Bir yanda milyonlarca insan karnını doyurabilmek için gıda bankalarına veya acil gıda yardımına güvenirken, milyonlarcası da büyük miktarlarda gıda kaybı ve israfına neden oluyor. Toprak ve su kirliliği ile iklim değişikliğine neden olan, sağlığımızı tehdit eden zehirli kimyasalların yoğun olarak kullanıldığı tarım ve gıda üretim yöntemleri ise acilen değişmesi gereken bir sorun olmaya devam ediyor. FAO verilerine göre, her yıl dünyada kullanılan 3 milyon ton tarım zehiri, toprağı, suyu ve havayı kirleterek sağlığımıza zarar veriyor.

Maliyetler arttıkça çiftçi sayısı azalıyor

Tarım ve gıda sistemlerindeki değişim ihtiyacında öne çıkan kesimlerden biri de, gübre, mazot, tohum gibi maliyetler altında ezilen ve refahı giderek düşen küçük çiftçiler. SGK verilerine göre, sigortalı çiftçi sayısının 2010-2021 yılları arasında %50 azalarak 1.1 milyondan 551 bine düştüğü Türkiye'de küçük çiftçinin refahı konusunda acil adımlar atılması gerekiyor.

Gıda güvenliği, çiftçi refahı, toprağın iyileştirilmesi, su varlığının korunması, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması ve gıda israfının önlenmesi için yapılabilecek çok şey var. Çeşitliliği ve toprağı iyileştirip zenginleştirmeyi esas alan tarımsal sistemler, iklim değişikliğine ve diğer şoklara uyum sağlama yeteneğine sahip oluyor. Bu kapsamda, adil, kapsayıcı ve dayanışmacı sosyal yapıların eşlik ettiği agroekolojik yöntemler, hem gıda güvenliği hem de sağlıklı gıdaya erişim açısından faydalı çözümler sunabilir.

Çevre ve iklim üzerindeki baskı artıyor

Küresel sera gazı salınımının yüzde 10'undan fazlası tüketilmeyen gıdalar ile ilişkili. Ayrıştığında CO₂’den daha zararlı bir sera gazı olan metanın ortaya çıkmasına sebep olan gıda atıkları çöplükleri dolduruyor. Bununla birlikte, mevcut tarım ve gıda sistemleri derin eşitsizlikler ve adaletsizlikler barındırıyor. Halbuki, iyi, güvenli, besleyici gıdanın uygun fiyatlı ve erişilebilir olması gerekiyor.

Agroekolojik yöntemleri içeren tarım ve gıda sistemi, yeterli, besleyici ve güvenli gıdaların herkes için karşılanabilir fiyatlarda olması yolunda çözümler sunuyor.

Hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız

Dünyadaki gıda arzının yüzde 70'ini oluşturan kentsel ortamlarda, tedarik zincirlerini kısaltmak için kentsel tarımı teşvik etmek, beslenme kaynaklı hastalıkları azaltmak için sağlıklı diyetleri önermek, gıda israfını azaltmak ve yönetmek, daha sağlıklı ortamlar için yeşil alanların güçlendirilmesi ve daha iyi bir gıda sistemi planlaması için şehirlerin kırsal alanlarla yeniden bağ kurması gerekiyor.

Bu değişimin gerçekleşmesi için hükümetlerin politikalarını, özel sektörün iş modellerini ve bireylerin zihniyet ve davranışlarını değiştirmesi, çözümün sağlanması adına oldukça önem kazanıyor.

- Yerel üretim ve tüketimi,

- Atalık tohumların, çeşitliliğin teminatı olan küçük çiftçileri,

- Agroekoloji veya organik sertifikalı tarım yöntemlerini,

- Tarladan sofraya gıda israfının önlenmesine yönelik sistemleri,

- Topluluk destekli tarım veya katılımcı sertifikasyon modellerini,

- Kırsalda cinsiyet eşitliğini ve gençler için gelişim fırsatlarını,

- Kooperatifler, gıda toplulukları, üretici pazarları gibi doğrudan pazarlama yöntemlerini,

- Konuyla ilgili sivil toplum kuruluşu, kolektif, inisiyatif vb. toplulukların çabasını destekleyen ve

- Gıdamız ile ilgili bilgi edinme hakkından hiçbir şekilde vazgeçmeyen politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.

“Gıdanın kıymetini anlamaya ihtiyacımız var”

16 Ekim 2021 Dünya Gıda Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan İzmir Tarım Grubu Dönem Sözcüsü Dr. Pınar Nacak da, Covid-19 pandemisi ve iklim krizi gölgesinde, sürdürülebilir gıda arzını ve adil gıda tüketimini sağlamanın giderek zorlaştığını vurguladı.

Nacak, “Bugün, dünyamız enerji ve iklim krizi ile mücadele ediyor. Tarım toprakları, su kaynakları, yerel tohumlar, gıda üretimi tehdit altında. Verim, ürün deseni ve besin kalitesi olumsuz etkileniyor. Açlık ve yetersiz beslenme, adil üretim ve adil tüketim en önemli sorunumuz olmaya devam ediyor. Daha iyi bir yaşam için, daha iyi bir çevre için daha iyi bir “gıda üretim ve dağıtım sistemi”ne ihtiyacımız var. Gıdanın kıymeti anlamaya ihtiyacımız var.

“Gıda, daha çok fiyat ile anılır oldu”

Oysa son yıllarda gıda ile birlikte çok telaffuz ettiğimiz kelime, kıymet değil fiyat. Evet, gıda fiyatları artıyor. Artmaya devam edecek.

Gıda fiyatları artarken, gıdayı üreten çiftçinin geliri artmıyor ne yazık ki. Gıda fiyatlarındaki artışının sorumluları çiftçiler değil. Gıda fiyatları artıyor, çünkü; enerji maliyetleri, lojistik maliyetleri, girdi fiyatları artıyor.

Diğer taraftan, gıda fiyatları artıkça, gelirlerinin önemli bölümünü gıdaya ayıran düşük gelir gruplarının yeterli miktarda ve çeşitte gıda tüketmeleri imkansız hale geliyor. Gıda yoksunluğu ve gıda yoksulluğu yaşayanların sayısı giderek artıyor.

Oysa, Beslenme bir haktır. Beslenme hakkı, herkesin, yeterli, güvenli, sağlıklı gıdaya kolayca ve sürdürülebilir şekilde, ulaşma hakkını ifade etmektedir. Daha iyi bir yaşam için daha iyi beslenme şarttır.

“Gıda, sadece fiyatı ile konuşulacak bir meta değil”

Unutmayalım, gıdanın sadece fiyatı değil, kıymeti de artıyor. Ne yazık ki, gıdanın kıymetini bilmiyoruz.

Gıdanın kıymetini bilsek, gıda üreten çiftçimizin üretimden vazgeçmesine izin vermezdik.

Gıdanın kıymetini bilsek, gıdamızın üçte birini çöpe atmazdık.

Gıdanı kıymetini bilsek, gıda ürettiğimiz 3 milyon hektar alandan vazgeçmezdik.

Gıdanın kıymetini bilsek, yerel ürünlere, yerel üretim alanlarına, küçük çiftçilere, kooperatiflere, ekolojiye, biyo çeşitliliğe sahip çıkardık.

Artık, daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi bir çevre ve daha iyi bir yaşam için gıdamıza egemen olma ve gıdanın kıymetini anlama zamanıdır. Gıda sadece fiyatını konuşacağımız bir meta değildir. Dünya yüzeyinde, her tüketicinin ve her devletin temel politikası gıdana sahip çık ve gıdanı koru olmalıdır.”

Dünya ve Türkiye’nin gıdası için önemli veriler:

  • 3 milyardan fazla insan (dünya nüfusunun neredeyse %40’ı) sağlıklı bir diyeti karşılayamıyor. Kaynak: FAO
  • Dünya nüfusunun %55’i şehirlerde yaşıyor ve bu oran 2050’ye kadar %68’e yükselecek. Kaynak: FAO
  • Dünyanın %14’ü toplama, işleme, depolama ve transit sistemlerindeki yetersizlik nedeniyle gıda kaybı yaşıyor ve gıdanın %17’si tüketici düzeyinde israf ediliyor. Kaynak: FAO
  • Dünya gıda sistemleri şu anda küresel antropojenik sera gazı emisyonlarının %33’ünden daha fazlasından sorumludur. Kaynak: FAO

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gıda israfı daha fazla

  • BM Genel Kurulu’nda sunulan rapora göre, pestisitlerin gıda güvenliğini sağlamakta elzem olduğunu öne süren tarım kimyasalları endüstrisinin iddiaları, yanlış ve tehlikeli biçimde aldatıcı. Prensipte, dünyaya yetecek kadar gıda üretiliyor ama adaletsiz üretim ve dağıtım sistemleri nedeniyle, ihtiyacı olanların gıdaya erişimini kısıtlayan ciddi engeller oluşuyor. İronik olarak, gıda güvenliği sorunu yaşayanların büyük kısmı, özellikle düşük gelirli ülkelerde geçimlik tarımla uğraşan çiftçiler.
  • Gelişmekte olan ve sanayileşmiş ülkelerde daha fazla gıda israf ediliyor. Sahra Altı Afrika, Güney Afrika ve Güneydoğu Asya’da kişi başına düşen atık yılda 6-11 kilo iken, Avrupa ve Kuzey Amerika’da tüketiciler tarafından kişi başına düşen gıda atıklarının yılda 95-115 kilo olduğu tahmin ediliyor. Kaynak: FAO
  • Türkiye’de bir yılda yetişen 49 milyon ton meyve, sebzenin yüzde 25-40’ı heba oluyor. Yılda israf edilen gıda miktarı ise 26 milyon ton. Bunun parasal karşılığı 214 milyar lira, çevresel maliyeti ise bilinmiyor. Kaynak: Türkiye İsrafı Önleme Vakfı

Gıda Hattından güncel e-bülten almak için adresinizi girip kayıt olabilirsiniz.

.