Ambalaj

Gıdaların ambalajlanması gıda kayıplarının önüne geçilmesi açısından en önemli adımlardan biri olmuştur. 80’li yıllarda Rusya’da yapılan bir araştırmaya göre dönemin paketleme, dağıtım ve depolama sistemlerindeki yetersizlikler nedeniyle taze sebzelerin %45’i, taze meyvelerin %55’i, tahılların %50’si, yılda 1 milyon ton et ve 1,5 milyon ton balık bozulmaktaydı.

Gıda Ambalajının Amacı

Eski çağlardan günümüze gelişerek gelen gıda paketlemesinin temel amaçları aşağıdaki gibidir:

–          Gıdanın ezilmeye, titreşime, dökülmeye, sıcaklığa ve bunun gibi fiziksel faktörlere karşı korunması

–          Gıda ile hava, nem, toz, kir gibi etmenler arasında bir bariyer oluşturulması

–          Küçük parçalı, granül ya da toz formunda gıdaların kolaylıkla ayrılabilecek boyutta kümelere bölünmesi

–          Gıdaların içerik, kullanım şekli, üretim tarihi gibi bilgilerin verilebilmesi

–          Tüketici gruplarına göre tasarımlarla gıdaların pazarlanmasına yardımcı olunması

–          Gıdaların üretimden tüketiciye ulaşana kadar herhangi bir müdahaleye uğramadığı güvencesinin sağlanması

–          Gıdaların tüketilmesi aşamasında tüketiciye kolaylık sağlanması

–          Porsiyon boyutunun standartlaştırılması

Kullanılan tüm ambalaj malzemeleri ve ambalajlama teknikleri yukarıdaki amaçlardan bir ya da birkaçını gerçekleştirmeye yöneliktir. Kültür mantarlarının ve tavukların yerleştirildiği köpük tabaklar, çerez ve kuruyemişleri içeren paketler, konserve gıdalar ve gazlı içecekleri taşıyan metal kaplar, yumurtaların güvenli şekilde evimize ulaşmasını sağlayan kartonlar günümüzde sıkça kullanılan ambalajlara verilebilecek örneklerdir. Bunların dışında ev tüketicilerinin birer kutu aldığı ürünü kolay taşınması amacıyla çoklu gruplar halinde içeren karton koliler, bunların yüklendikleri tahta paletler ve kolilerin devrilmemesi için üzerlerine sarılan naylon filmler de ambalaj olarak sayılmaktadırlar.

Gıdaların ambalajlaması ürüne göre elle yapılabildiği gibi, daha sıklıkla otomatik paketleme makinalarınca yapılmaktadır. Yine ürünün özelliklerine göre paketleme steril koşullarda da yapılabilmektedir. Üretimle iç içe geçen bu tarz özel ambalajlama hatları örneğin süt sanayinde kullanılmaktadır.

Sürdürülebilirlik

Birleşmiş Milletler tanımına göre sürdürülebilirlik “gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılama yetilerini tehlikeye atmadan, günümüz ihtiyaçlarının temin edilebilmesi” durumudur. Çevresel kaygıların arttığı ve çoğu sektörde sürdürülebilirlik arayışının ön plana çıktığı son dönemde ambalaj malzemelerinin de dönüştürülmüş kaynaklardan elde edilmesi, gereğinden fazla malzeme kullanılmaması şeklinde bir yönelim görülmektedir. Bazı ülkelerde hükümetler tarafından yönlendirilen bu uygulama, bazı ülkelerde ise üreticilerin kendi tercihlerine bırakılmıştır. Tüketici bazında da çevresel duyarlılığın yükselmesi üreticilerin bu yöndeki uygulamalara odaklanmalarını hızlandırmıştır. Bunun yanında, yeniden kazanılmış malzemelerin kullanılması ve genel olarak ambalaj malzeme miktarlarının azaltılması üreticiler masraflarını da düşürmüştür. Ancak, gıdaların her şekilde minimum ambalaj gereksinimleri olduğu unutulmamalı, kullanılan malzemenin azaltılması ya da daha geri dönüşüm kaynaklı malzemelerin kullanılması amacıyla bu gereksinimlerin göz ardı edilmemelidir. Gıda ambalaj maliyetleri ile uygun olmayan ambalaj nedeniyle yaşanan gıda kayıpları arasındaki en uygun dengenin ciddi çalışmalar sonucunda kurulması gereklidir.

Yeni Ambalajlama Trendleri

Aktif ambalaj ve akıllı ambalaj gibi isimler de verilen yeni sistemler yavaş yavaş raflarda yerlerini alıyor. Eskiden toza, kire, dökülmeye, çarpmaya karşı pasif bir koruyucu görevi gören ambalajlar artık gıdaların korunmasında aktif rol alıyor, akıllı ambalajlar ürünün durumunu, depolama ve taşıma sırasındaki koşulları izliyor. Raf ömrünü uzatan, tazeliği izleyen, ürünün durumu hakkında bilgi veren aktif ve akıllı ambalajlar gıdaların güvenilirliğini artırıyor.

Günümüzde neme duyarlı ürünlerin paketlerinde nem tutucu poşetler görebiliyoruz. Ortamdaki fazla nemin alınması hem gıdanın yapısını koruyor, hem mikropların üremesini engelliyor. Benzer şekilde ortamdaki oksijeni tutarak oksitlenmeyi ve mikrobik üremeyi engelleyen ambalaj materyalleri de mevcut.

Uzun süredir uygulanan bir diğer metot modifiye atmosfer metodu. Bu paketleme metodunda ambalajın içerisindeki hava kimyasal tepkimeye girmeyen gazlarla değiştirilerek ürünlerin korunması sağlanıyor. Yakın zamanda uygulanmaya başlayan yeni modifiye atmosfer tekniklerinde ise aktif kimyasal tepkimeler sayesinde ambalajın içerisindeki ortamın raf ömrü boyunca değişmemesi sağlanabiliyor.

Yeni uygulanan yöntemlerden biri de ambalajlarda sıcaklığa göre renk değiştiren boyalar kullanılması. Belli bir sıcaklık aşıldığında kalıcı olarak renk değiştiren bu boyalar gıdanın taşıma, depolama sırasında ya da rafta kaldı süre boyunca bozulmasına sebep olabilecek koşullarla karşılaşıp karşılaşmadığını gösteriyor.

Gıdaların fabrika çıkışından tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği evrelerin izlenmesi için radyo frekansı tanımlama çipleri kullanılabiliyor. Bu çipler sayesinde ürünlerin taşınması sırasında maruz kaldıkları sıcaklıklar ve diğer başka akıllı ambalaj bilgiler de edinilebiliyor.

Giderek yaygınlaşan mikrodalga fırın kullanımı da yeni ambalajlama tekniklerini beraberinde getiriyor: Hazır gıdaların ambalajları içerisine eklenen metal filmlerle ürünün yüzeyinin kızarması sağlanırken, hazır öğün paketlerinde bölgesel koruyucu kaplamalar sayesinde ana yemek ısınırken, tatlı soğuk kalabiliyor.

Nanoteknoloji

Ambalajlarda en son yenilik nanoteknoloji uygulamalarıdır. Nanoteknoloji nanometre boyutu ile ifade edilebilecek uygulamaları tanımlayan bir terimdir. Bir nanometre (nm) bir milimetrenin milyonda biri kadardır. Hücrelerimizdeki genetik materyali oluşturan DNA sarmallarının çapı 2 nm’dir. Tipik bir karbonlu bileşikte birbirine bağlı iki karbon atomu arasındaki uzaklık 0,12-0,15 nm’dir. Nanometre boyutunda kaplamalar ambalajın esnekliğini bozmadan istenen faydayı sağlamaktadır.

Modifiye atmosfer ambalajlarda kaplama malzemesi zaman içerisinde oksijen gibi istenmeyen gazların paket içerisine girmesine izin verebilir. Nanoteknoloji sayesinde kaplamanın içine yerleştirilen birkaç nm kalınlığında bir metal film hem paketin esnekliğini korur, hem gazların geçişini engeller. Nano boyutta gümüş partikülleri içeren ambalaj ve kaplamalar mikropların üremesine aktif olarak karşı koyar.

Araştırmalar nanometre boyutunda uygulamalarla tüketiciyi korumak konusunda yoğunlaşmaktadır. Gözle görülemeyecek kadar küçük elektronik devreler paket içerisindeki havayı kontrol ederek ürün bozulduğu zaman çıkan gazları sezebilir ve tüketiciyi uyaracak bir işaret verebilir. Nanoteknoloji sayesinde kendi kendini soğutacak ambalajlar üretilebilir. Ambalajda açılan ufak yırtık ve delikleri tamir eden teknoloji çok uzak değildir. Renk değiştiren boyalar gibi, paketin içindeki gaz karışımı değiştiğinde ya da paket şişmeye başladığında renk değiştirerek tüketiciyi uyaran uygulamalar da geliştirilmiştir.